Oğlum Talha
1. BÖLÜM
Herkese selam adım Fatma 46 yasında dul bir kadınım. İki oğlumla beraber yaşıyorum. Küçük oğlum Murat’ı askerden gelmiş ve hemen evlenip yuvadan uçmuştu. Büyük oğlum Talha 26 yaşında başarısız bir evlilikten sonra boşanmış ve yeniden benimle beraber yaşamaya başlamıştı. Erken yaşta bir evlilik yaptığım için büyük oğlum doğduğunda henüz 20 yaşındaydım. Kocam kanserden 5 yıl önce öldükten sonra, oğullarım her şeyim olmuştu. Adıyaman’ın bir ilçesine bağlı 30 haneli bir dağ köyünde yaşıyorum. Kocam öldükten tüm işler bana kalmıştı. Ufak Baş hayvancılık yapıyorduk. Buralar kışın kar yağınca yolların çoğu zaman kapalı olduğu herkesin birbirini bildiği küçük bir yerdi. Kocamın ölümünden sonra, yaşı benden büyük birkaç kişi beni istetmiş ama hem oğullarım hem de ben istemediğim için yeniden evlenmemiştim. Açıkçası Talha’nın yeniden eve dönmüş olması, benim işime yaramış, üzerimdeki iş yükünü almıştı. 46 yaşında olmama rağmen hala güzel sayılabilecek bir kadınım. Beyaz bir tenliyim. Uzun siyah saçlarıma daha aklar düşmemişti. Kısa boylu minyon bir kadın olmama rağmen, göğüslerim çok büyüktü. Kalçalarım geriye doğru çıkık ve insanların dikkatini çekecek kadar büyüklükteydi. Giymiş olduğum kapalı elbiseler altından bile belli oluyordu. Köyün muhtarı birkaç kez bana imalı gözlerle bakmıştı. Dul bir kadın olmanın zorluklarını bu tutucu yerde yaşıyordum. Bir kadın olarak benimde ihtiyaçlarım vardı ama kendimi tutuyordum.
Ocak ayındaydık. Kış bastırmış yollar kapanmıştı. İlçeye gidip gelmek artık zor oluyordu. Bu aylar için her zaman kışa hazırlıklı olurduk. Havalar erken kararıyordu. Yemeğimizi yemiştik. Çayımızı içiyorduk. Bugün oldukça yorulmuştum. Belimde hafiften bir ağrı vardı. Sırtımı hafifçe ovdum elimle.
“Ana hayırdır? Ne oldu?” Dedi oğlum.
“Bugün ağır kaldırdım oğlum. Belim ağrıyor” dedim.
“Anne merhem sürelim. Ağrını alır” dedi.
“İyi olur oğlum. Ben getireyim,” dedim ayağa kalkmaya çalıştım ama kalkamadım.
“Anne sen otur ben getireyim.” Dedi. Üzerimde uzun bir etek vardı. Altımdaysa dizlerime kadar uzun beyaz çiçek desenli donum vardı. Üzerimdeyse vücuduma tam oturan, sımsıkı saran gri tişörtüm vardı. Başımdaysa kenarları pembe iğne oyalı, genelde ev içinde başımı örttüğüm beyaz şifon eşarbım vardı. Oğlum elinde merhemle salona girdi.
“Anne sen divana uzan hem biraz sırtını ovayım hem de merhemi süreyim. Sabaha bir şey kalmaz,” dedi.
“Tamam, oğlum,” diyerek yüzüstü divana uzandım.
“Anne yastığı kafanın altına koy,” dedi. Yastığı kafamın altına koyunca, mecbur olarak yüzümü yan çevirdim. Oğlum sırtı bana dönük olarak divana oturdu. Üzerinde eşofman ve kazağı vardı. Göz göze geldik. Oğlum elleriyle tişörtümü ve altına giydiğim beyaz atletimi yukarı sıyırdı. Bende ona yardımcı olarak kulunçlarıma kadar çektim tişörtü. Talha tüpteki merhemi sıkarak, eline bolca sürdü. Sonra bana,
“Anne neresi acıyor, tam olarak bana göster” dedi. Elimle,
“İşte burası” diyerek belimin üzerine koydum. Talha elini elimin üzerine koyunca, ellerinin titrediğini fark ettim. Oğlum gösterdiğim yeri yavaş yavaş nazikçe ovmaya başladı. Merhemi belime iyice yedire yedire sürüyordu. Oğlumu iri parmakları sırtıma doğru çıkmaya başlamıştı. Merhem oldukça iyi gelmişti. Salon yanan sobadan dolayı çok sıcaktı ve bende mayışmaya başlamıştım. Gözlerimi kapatmış güzel masajın zevkini çıkarıyordum açıkçası. Oğlumun elleri kulunçlarımı ovarken,
“Anne şu tişörtü çıkarda rahatça ovayım” dedi. Gözlerimi açtım ve pozisyonumu hiç değiştirmeden güçlükle de olsa tişörtümü çıkarttım. Bu arada altına giydiğim atlette çıkmıştı. Vücudumun üst kısmında sadece beyaz sutyenim olduğu halde yatmaya devam ettim. Oğlum beni ufakken birkaç kez yarı çıplak olarak görmüştü. Oğlum olduğu içinde çekinmiyordum ama benim hakkımda farklı şeyler düşüneceğini o güne kadar hiç anlamamıştım. Neyse, oğlum tüm sırtımı güzelce ovdu. Sonra beyaz şifon eşarbımı yukarı doğru çekip, elini enseme koydu ve ovmaya başladı. Bu arada mecburen bana doğru yanaşmış ve birazda öne doğru eğilmişti. Yüzüm neredeyse kalçasını hizasındaydı. Hem sıcak hem de masaj ve merhemin etkisiyle mayışmıştım. Kendimi çok iyi hissediyordum. Oğlumun elleri çok iyi gelmişti.
“Anne nasıl iyi geldi mi?” Diye sordu.
“Ellerine sağlık oğlum, valla çok iyi geldi. Nerdeyse uyuyacağım”
“Ana yarın akşam yine yaparım. Bir şeyin kalmaz” dedi oğlum. Talha ensemi ovmaya devam ederken gözlerimi açınca, oğlumun önünün kabarmış olduğunu gördüm. Eşofmanın çadır gibi olmuştu. Gözlerimi açtığımın farkında olmayan oğlum boştaki sağ eliyle kalkık olan sikini eşofmanın üzerinden düzeltti. Sikin baş kısmı yukarı doğru eşofmanın altından belli olacak bir şekilde belli oluyordu. Şaşkınlık içindeydim. Karma karışık duygular içindeydim. Oğlum bende tahrik mi olmuştu? Ne yapacağımı bilemiyordum. Sonra kendi kendime “yok, Fatma olmaz şey sen yanlış anlıyorsun” diye aklımdan geçirdim. Kendime gelince hareket edince oğlum toparlandı. Ben yerdeki tişörtümü almak için hareket edince, Talha ayağa kalkarak hızlı adımlarla salondan dışarı çıktı. Çıkarken de,
“Anne ben ellerimi yıkayayım da geleyim” dedi. Odadan çıkarken gördüğüm manzara Talha’nın önü kabarık olan eşofmanıydı. Evet, kesindi oğlum benden tahrik olmuştu. Hemen üzerimi giyindim ve odama gittim.
Saat 22.00ye geliyordu. Talha,
“Hadi anne hazırla yatakları da yatalım. Sabah erken kalkıcam” dedi.
“Tamam, oğlum” diyerek çarşaf ve yastıkları getirmek için salondan çıktım. Soba salonda kurulu olduğu için ikimizde salonda yatıyorduk. Ben az önce uzandığım divanda Talha ise karşıdaki çekyatta yatıyordu. Bu akşam yaşananlardan sonra bu odada yatmak istemiyordum. Talha’nın yatağını hazırlamak için getirdiğim çarşafı sererken,
“Anne sen burada yatmıyor musun?” Diye sordu oğlum.
“Yok, oğlum ben odamda yatacağım” deyince.
“Olur, mu öyle şey annem, zaten hastasın, üşüteceksin. Daha da kötü olacaksın” diye karşılık verdi.
“Yok, oğlum vallahi iyiyim ben. Merhem çok iyi geldi. Ellerine sağlık anasının kuzusu” dedim.
“Anne niye laf dinlemiyorsun sen?” Dedi biraz sesini yükseltmişti.
“Oğlum niye kızıyorsun? İyiyim dedim ya” cevapladım. “o zaman sen burada yat sıcak sıcak, ben orada yatarım” dedi. Söz dinletemeyeceğimi anlayınca ısrar etmedim daha fazla.
“Tamam, oğlum kızma”
“Anne kızmıyorum. Senin iyiliğini düşünüyorum. Hasta olacaksın şu kış günü”
“Tamam, anasını kuzusu” dedim. Yatak odamda üzerimi değiştirdim. Üzerimde pembe bir gecelik altımda yine uzun sonum vardı. Başımı yine beyaz şifon eşarbımla kapatmıştım. Salona girip Işıkları kapatıp kırmız gece lambasını açtım ve yatağıma girdim. Talha sırtı dönük,
“İyi geceler anne” dedi.
“Sana da iyi geceler oğlum” diyerek karşılık verdim. Aklımda akşam olanlar uyumaya çalışıyordum. Oğlum bir yıl evli kalmıştı. Gelin oldukça güzel bir kızdı. Anlaşamamışlar ve Çocukları olmadan boşanmışlardı. Oğluma defalarca sormuştum neden boşandınız diye ama öylece geçiştirmişti her defasında. Gelinimle konuştuğumda bana bir şey söylemedi. Sadece bana oğlumun cinsel sorunlarını olduğunu ima etti ama akşam oğlumun akşam gördüğüm şeyden sonra cinsel olarak bir sorunu yok gibi görünüyordu. Açıkçası neden gerçekten boşandıklarını asla anlamadım. Aklım karışık olarak uykuya dalmıştım. Rüyamda oğlum yere çömelmiş kısık bir sesle bana
“Anne uyanık mısın?” diye sesleniyor, bir yandan da beni dürtüyordu. Gözlerimi açıp uyku sersemliğiyle cevap bile vermeye fırsatım olmamıştı ki, Talha birden çömeldiği yerden kalkıp ayağa kalktı ve odadan dışarı çıktı. Yataktan kalkmadan olduğum yerde terse döndüm. Bu arada yatak odamın kapısının açıldığını duydum. Ardından salonun açık olan kapısından içeri vuran yatak odasının yanan gece lambasının ışığıyla kendime geldim. Oğlum benim yatak odama gitmişti. Gecenin bir yarısı oğlumun yatak odamda ne işi vardı? Bugün her şey çok garipti. Ses çıkarmadan bir süre yatakta yattım. Talha içeri girmeyince, neler yaptığını merak etmeye başlamıştım. Sessizce yatakta doğruldum ve üzerimi düzelttikten sonra, parmak uçlarımda yürüyerek yatak odama gittim. Odanın kapısı aralık kalmıştı. Fark edilmeden aralık olan kapıdan içeri bakınca, alt tarafı çıplak olan oğlumu gördüm. Ayaktaydı ve kapıya dönük olarak elbiselerimi dolabının kapağını açmış, bir şeyler arıyormuş gibi duruyordu. Neler döndüğünü anlamaya çalışırken, yatağın üzerindeki loş ışıkta tam olarak göremediğim bir şeyler gözüme çarptı. Dikkatlice baktığımda sutyenim, külotum ve eşarbımın olduğunu anladım. Nefesimi tutmuş olacakları merakla izlemeye başladım. Oğlum dolaptan bir şey daha alıp dönünce, daha da şaşırdım. Elinde sadece özel günlerde giydiğim ipek Vakko eşarbımı tutuyordu. Oğlum eşarbı yüzüne götürdü ve derin bir nefes çekti. Bu arada boştaki diğer elini önüne götürünce, loş ışıkta tam olarak belli olmayan olan sikini sıvazlamaya başladı. Sonra oğlum yatağa uzandı. Yatak kapıya paralel olduğu için, oğlumu yandan görüyordum. Yatakta uzanan oğlumun sikini ilk defa bu kadar net olarak gördüm. Uzun ve kalındı. Elini sikinin üzerinde yukarı aşağı hareket ettiriyordu. O kocaman eliyle siki tuttuğu halde ancak yarısını kapatıyordu, diğer yarısı hala görünüyordu. Hele bir başı vardı ki, tıpkı bir mantar gibi kocaman duruyordu. Bu yaşıma kadar sadede kocamınkini görmüştüm. Gördüğüm ikinci yarakta oğlumunkiydi ve babasının sikiyle kıyaslanmayacak kadar büyüktü. Oğlum uzanarak sutyenimi aldı ve burnuna götürdü, yine kokluyor, derin derin kokumu içine çekiyordu. Aynı anda da parmaklarının arasında hapsettiği sikini sıvazlamaya devam ediyordu. Siki elinin içinde bir görünüp bir kayboluyor. Abartmayayım ama nerdeyse yirmi santim vardı oğlumun yarağı. Kendime İnanamıyordum, gözlerimi kırpıştırıp tekrar bakıyordum oğluma. Oğlum sutyenimin iç kısımlarını öpüyor, yalıyordu. Ağzından inlemeyle karışık sessizce, ‘Fatma, Fatma’m, ooh, harikasın annem Harika bir kadınsın sen’ kelimeleri dökülünce, beynimden kaynar sular dökülmeye başladı. Oğlum benim yatağımda yarı çıplak oturmuş, benim mahrem eşyalarımı öpüp, kokluyor ve otuzbir çekerken beni hayal ediyordu. Ne yapacağım şimdi ben? Diye düşünürken, oğlum bu seferde yatağın üzerinde külotumu alıp yüzüne götürdü. Avcuna aldığı külotumun ön kısmını yüzüne götürerek külotumun her tarafını öpmeye başladı. Tıpkı bir kadını öpüyor gibiydi. Amımın geldiği kısma dudaklarını değdirdiğinde bende kendimi tuhaf hissetmeye başladım. Kendimi olanlara bırakmış, şaşkın halde izliyordum. Oğlumun eli sikinin üzerinde yavaş yavaş inip kalkıyordu… Sıvazlıyor hiç acele etmeden… Okşuyor boydan boya. Kendimi alamıyordum oğlumu izlemekten. Oğlum sonra her tarafını öpüp kokladığı külotumu sikinin üzerine koydu ve sonra külotumu sikine sardı. Ufak külotum oğlumun devasa büyüklükteki sikini kapatamıyordu bile. Oğlum bu seferde ipek Vakko eşarbımı tıpkı külotuma yaptığı gibi burnuna götürdü. “Annem ne güzel kokun var, doyamıyorum kokuna.” Diye söyleniyordu. Eli külotumla sarılı sikinde yukarı aşağı hareket ediyordu. Karma karışık duygular içindeydim. Yatak odama girmek “ne yapıyorsun sen” diye sormak istiyordum ama yapamadım. Oğlum “ooh annem amın sıcacık, dolduruyorum amını annem” diye konuşurken hareketsiz kaldı. Sanırım boşalıyordum. Burnuna götürdüğü Vakko eşarbımı sikinin sarıp, elini hızlı bir şekilde yukarı aşağı hareket ettirmeye başladı. Yüzünü havaya kaldırınca, ağzından derin bir “ooh” çıktı. Çok zevk aldığı belli oluyordu. Tıpkı bir heykel gibi
hareketsiz bir şekilde kaldı. Sonra Talha yataktan kalktı ve benim çamaşırlarımı yeniden dolaba koymaya başladı. Bense yeniden sessizce salona yatağıma girdim. Yüzüm duvara dönük yattım. Çok zaman geçmeden salona giren Talha’yı yatağımın başında dikilir halde gördüm. Hemen gözlerimi kapattım. Ne yapacaktı biliyordum. Elini başımın üzerinde hissettim. “Annem” diye seslendi. Dudaklarımı ısırdım ses vermemek için. Resmen eşarbımı okşuyordu. Sonra oğlum eğildi ve kulağıma “annem seni seviyorum” diyerek, az önce külotumu sutyenimi öpen dudaklarıyla yanağımı öptü. Sonra Talha yatağına yattı. Aklım karışmıştı. Öz oğlum beni mi istiyordu? İçim ürpermeye başlamıştı. Biraz korku biraz heyecan duygularıyla karmakarışık olmuştum. “ne yapacaksın Fatma” diye sordum kendi kendime. Ne yapacaktım? Ne tepki verecektim? Gerçekten bilmiyordum. Elimi giydiğim uzun donumun üzerinden amıma götürdüm. Amım ıslanmıştı. Sıcaktan mı yoksa az önce gördüklerimin etkisiyle mi ıslanmıştım? Uzun zaman olmuştu bir erkek tarafından okşanmayalı, öpülmeyeli. Bir erkeğin sıcaklığına, teninin kokusuna, hasret kalmıştım. Elimi uzun donumun içine soktum ve parmaklarımı ıslanmış olan amımım içine soktum. Amım fırın gibi yanıyordu. Amımı parmaklamaya başladım. Zevkten inlemeye başlamıştım. Oğlumun inlememi duymaması için dudaklarımı ısırmaya başladım. Gördüklerimin etkisi ve yılların verdiği seks hasretiyle boşalmam uzun sürmedi. Öylece yatakta kaldım. Ve aldığım zevkin etkisiyle derin bir uykuya daldım. Sabah uyandığımda oğlum uyanmış, uyuduğu yatak boştu. Kendimi oldukça iyi hissediyordum. Uzun zamandan sonra kendi kendime de olsa boşalmış olmanın verdiği hoş bir duygu vardı. Gece yaşananlar aklıma gelince, tebessüm ettim. Sonra yataktan kalktım ve doğruca odama gittim. Elbise dolabını açınca oğlumun döllerini boşalttığı eşarbım ilk olarak gözüme çarptı. Katlanmış olan eşarbım iki uçundan açtım. Eşarp sanki tutkalla yapışmış gibi zorlukla açıldı. Talha’nın döllerinin olduğu Orta kısmı hala nemli ve ıslaktı. Gece Belli belirsiz gördüğüm iri taşaklarındaki döllerinin keskin kokusunu alıyordum. Parmaklarımı eşarbın üzerinde gezdirmeye başlayınca oğlumun dölleri parmaklarıma bulaştı. Çok uzun olmuştu bu bit erkeğin döllerini görmeyeli, en son kocamın döllerini görmüş ve ondan sonrada ilk gördüğüm oğlumun dölleri olmuştu. O da şimdi eşarbımın üzerinde duruyordu. Aklıma oğlumun gece Kullandığı külotum geldi ama çok aramama rağmen bulamadım. Hızlıca üzerimi değiştirdim. Etrafı toparladıktan sonra güzelce kahvaltı hazırladım. Dışarıda soğuk bir hava vardı. Her yer kardan bembeyazdı. Kapıdan dışarı çıkarak oğluma seslendim. Ahırdan çıkan oğlum,
“Efendim anne.” Diye seslendi.
“hadi gel kahvaltı hazır.” Oğlum soğuktan titreyerek evden içeri girdi. Hazırlamış olduğum masaya oturdum. Benim aksime çok sakindi. Geceden beri yaşadığım olayların şaşkınlığını üzerimden atmaya çalışıyordum. Ne düşüneceğimi? Ne yapacağımı bilmiyordum. Talha acıkmış yemeğini iştahla yiyordu.
“Ana belin nasıl oldu?” sorusuyla irkildim.
“Daha iyi oğlum.”
“İhmal etmeyelim de gene sürelim o merhemden.”
“İyi gibi duruyor oğlum. Ağrım yok.”
“Yok, gene süreyim o merhemden. Bugün işim yok hepsini bitirdim. Bir kahveye inip geleyim sonra süreriz” dedi. Tamam, anlamında başımı salladım.
O gün oğlum kahvaltıdan sonra kahveye gitti. Zaten bu ufacık yerde yapacak şeyler sınırlıydı. Hele karakışta yapacak tek şey buydu. Akşam olup hava kararınca Talha eve geldi. Yine her zaman olduğu gibi yemek faslı derken, çaylarımızı dizi izlerken içiyorduk. Yemekten sonra üzerime garip bir uyuşukluk çökmüştü. Kendimdeydim ama gibi yarı uykulu bir haldeydim. Yediğim bir şey mi dokundu mu diye düşünürken, bir yandan da gözlerim kısık uzandığı çekyatta televizyonu izleyen oğlumu izliyordum. Talha,
“Anne hayırdır? Akşamdan beridir beni izliyorsun Bir şey mi var” diye sordu. İrkilerek,
“Yok, oğlum ne olsun. Bir ağırlık çöktü üzerime?”
“İyisin değil mi anne? Hadi uzan da sırtına merhem süreyim” dedi. Göz göze geldik. Birden ayağa kalktı ve yanıma gelip divana oturdu. Gözüme çarpan oğlumun, eşofmanın altından kalkmaya başlayan yarağı oldu. Kesin olan bir şey vardı, oğlum benden tahrik oluyordu. Nasıl olurdu böyle bir şey aklım almıyordu, bir oğul annesinden tahrik olurdu. Bu büyük bir günahtı. Ne tepki vermem gerekiyordu? Bilmiyordum. Belki de karşıma çekip konuşmalıydım oğlumla. Aklımda bu düşüncelerle, Talha beni omuzlarımdan tutup divana yüzüstü yatırdı. Ardından giydiğim kazağı yukarı kadar sıyırdı. Soğuk merhemi vücuduma sıkmaya başladı. Sonrada iri elleriyle merhemi sırtıma yayarak sürmeye başladı. İki eli sırtımda geziyor ve merhemi vücuduma güzelce yediriyordu. Doğruyu söylemek gerekirse oğlum çok güzel masaj yapıyordu ve bende bundan hoşlanmaya başlamıştım. Ben yine çaktırmadan oğlumu izliyordum. Daha doğrusu gözlerim oğlumun önündeydi. Talha’nın siki yine kalkmıştı.
“Anne hadi çıkar şu kazağını” kafamı güçlükle kaldırıp oğluma baktım.
“Ne bakıyorsun? Rahat süremiyorum merhemi.” Dedi. İtiraz etmedim ve atlet ve kazağı çıkardım. Oğlum beklemediğim bir şey yaparak divanın üzerine çıktı ve üzerime oturdu. Bacaklarım bacaklarının arasında, tam baldırlarımın üzerinde oturmuştu. Oğlumun kasığı benim kalçalarımla birleşmiş olduğu için kalkık olan sikini kalçalarımda hissediyordum. Şaşkın bir halde,
“Oğlum ne yapıyorsun?” diye sordum. Ellerini yeniden sırtıma koyan oğlum,
“Öyle rahat olmuyordu anne. Böyle rahatça sürebiliyorum” dedi. Oğlum ellerini sırtımın üst kısımlarını ovmak için hareket ettikçe biraz daha öne eğiliyor ve kalkık siki iyice kalçalarıma baskı yapıyordu. Oğlumun siki kazık gibi sert ve kocamandı. Yıllar sonra ilk defa bir yarak vücuduma değiyordu ve bu yarak oğlumundu. Oğlum bana kerkiniyordu ve ben tepki veremiyordum. Oğlum nihayetinde bir erkekti. Onunda ihtiyaçları vardı. Bu köy yerinde gördüğü yegâne kadın bendim. Oğlumun yaptığı yanlıştı, günahtı ama benim sessiz kalmam, tepki göstermemem, onu daha da cesaretlendiriyor muydu? Ben bu soruyu kendime sorarken, Talha birden ellerini belime doğru indirdi ve ardından yavaşça giydiğim eteğin kenarlarından içeri doğru kaydırdı. Bir karar vermem gerekiyordu, ya bu işe bir an önce son vermeli, divandan kalkmalıydım ya da ses çıkarmadan, bu olayın nereye gideceğini görmeliydim. Kalçalarımda hissettiğim kocaman sert bir yarak oğluma ait olsa da bende bir kadındım ve şimdi içinde bulunduğum ortam, kalçalarımda hissettiğim yarak, bir erkek tarafından beğenilmek benimde hoşuma mı gidiyordu yoksa? Oğlum parmaklarını yarısına kadar eteğimden içeri sokmuş, öylece bekliyordu. Sanırım vereceğim tepkiyi görmek istiyordu.
“Anne şu eteğini çıkaralım da şu bacaklarına da masaj yapayım.” Dedi. Cevap vermedim çünkü ne diyeceğimi bilmiyordum. Sessiz kaldığımı gören oğlum yavaşça eteğimi sıyırıp bacaklarımdan aşağı çekip çıkardı. Şimdi oğlumun karşısında başımda beyaz eşarbım, siyah sutyenim ve altımdaki uzun çiçekli uzun donumla yarı çıplak şekilde uzanmış yatıyordum. Üzerine oturduğu baldırlarımdan kalkan oğlum, ayak bileklerimden başlayarak masaj yapmaya başladı. Elleri yukarı doğru çıkıyordu. Donumun üzerinden önce baldırlarımı sıkıyor, okşuyordu. Oğlum ellerini kalçalarımın üzerine getirdi ve hafifçe okşamaya başladı. Çok güzeldi. Harika masaj yapıyordu. vücudumun okşanmasından zevk almaya başlamıştım, çünkü amımın sulanmaya başladığını hissediyordum. Oğlum bunu anlarsa diye korkmaya başlamıştım ki Talha kalçalarımı sert bir şekilde hamur gibi yoğurmaya başladı. Çok güzeldi. Bir erkek kalçalarımı okşuyor, uzun zamandır tatmadığım duyguları tattırıyordu. Aldığım zevkin etkisiyle dudaklarımdan “ahhh” diye inleme çıktı.
“Anne iyi misin? Acıdı mı yoksa?” diye sordu. Konuşmak istedim ama kelimeler ağzımdan çıkmıyordu. Kendimden geçmek üzereydim. Kalçalarımın üzerinde bir ağırlık hissettim. Gözlerimi açıp, güçlükle kafamı geriye çevirince oğlumun kalçalarımın üzerine oturduğunu gördüm. Yavaş yavaş gözlerim kararmaya başladı.
Gözlerimi açtığımda oda karanlıktı. Gözlerimin karanlığa alışmasından sonra, yatakta doğruldum. Oğlum sanırım odada yoktu. Yattığı divan boş görünüyordu. Üzerimde sutyenim ve giydiğim uzun donum vardı. Elimle yattığım yeri yokladım ve akşam giymiş olduğum tişörtü alıp hemencecik giyiverdim. Elimi giymiş olduğum uzun donu kontrol edince, ön kısmının ıslak olduğunu fark ettim. Parmaklarımı ıslak kısma sürdüm. Sonra ıslanmış olan parmaklarımı burnuma götürdüm. Çamaşır suyuna benzer keskin bir kokuyu içime çektim. Ne olduğu oldukça açıktı. Oğlum Talha döllerini akıtmıştı. Ürperdim. Bir korku içimi kapladı. Elimi bu sefer tıraşlı olan amıma götürdüm. Aklımda sadece bir soru vardı. Oğlum beni sikmiş miydi?
OĞLUM TALHA- 2. BÖLÜM
Parmaklarımı amıma götürdüm ve üzerinde gezdirmeye başladım. Bir kanıt aramaya çalışıyordum. Kalktım ve doğruca banyoya gittim. Lambayı açtım ve giydiğim uzun donumu çıkardım. Alt kısmıma baktım elimi bacak aramda gezdirdim. Bacak aramda a kurumuş döl lekeleri vardı. Hiçbir şey hatırlamıyordum. Oğlum ne yapmıştı bana? Ne yapacağımı bilmiyordum. Elektrikli şofbeni açtım ve vücudumun alt kısmını yıkadım. Sonra eteğimi giyip banyodan çıktım önce yatak odama baktım. Oğlum orada da yoktu. Yeniden yattığımız salona gittim. Işığı açtım. Oğlumun yatağı boştu. Merak içinde ışığı kapatıp yeniden yatağa yattım. On dakika geçmemişti ki, Talha odaya girdi. - ana ne yaptın? Uyandın mı? Sesiyle irkildim ve - he oğlum. Uyandım. - nasılsın? Ağrın yok değil mi? - yok oğlum. İçim geçmiş uyuya kalmışım. - evet uyuya kaldın. Bende seni uyandırmadım. - neredeydin sen? - hayvanlara baktım birde sigara içtim, dedi. Aklımdaki soruyu sormak istiyordum ama nasıl soracağım bilmiyordum. Oğlum sobaya odun attı ve sonrada pantolonu çıkardı ve eşofmanı giydi. Karanlıkta olsa hareketlerini görebiliyordum. Geldi ve yatağın kenarına oturdu. Sonra elini beyaz eşarbımın üzerine koydu. - anam güzel anam. İyisin değil mi? - iyiyim oğlum. Neden sordun ki? - sen öyle birden uyuyakalınca biraz korktum bir şey oldu diye. - iyiyim oğlum. Oğlum ışığı kapatarak yeniden yatağına yattı. Beynimi kemiren soruyla uykuya dalmışım. Sabah uyandığımda oğlumun yatağı boştu. Yine benden önce uyanmıştı. Sobaya odun atmış, oda çok sıcaktı. Yataktan kalkıp yatak odama gittim. Üzerimdekileri çıkarttım. Çırılçıplaktım. Çekmecelerde iç çamaşırı ararken… elime beyaz pamuklu külotumu aldım. Yine her zamanki şey olmuştu. Elimdeki külotum yine ıslaktı. Talha artık rutin haline getirdiği üzere otuzbir çekip külotlarıma ve sutyenlerime boşalıyordu. Döllerle ıslak külotu yatağın üzerine fırlattım ve kırmızı parlak kumaştan külotumu giydim. Aynanın karşısında kendime bakarken kavun irisi memelerimin yarısını örtebilen sutyenimin çözdüm. Sonrada çekmeceden aldığım külotun eşi olan sutyenimi giydim. Vücudum yaşıma rağmen hala iyi sayılırdı. Aynadaki yansımama baktım ve uzun eteğimi ve gömleğimim giydim. Başımı da evde giydiğim beyaz şifon eşarpla örttüm ve doğruca kahvaltı hazırlamak için mutfağa gittim. Mutfağın camından dışarı baktım. Her yer bembeyazdı. Şiddetli olmasa bile kar lapa lapa yağıyordu. Çayı demleyip Talha’nın yanına gitmek için evden dışarı çıktım. Evin altındaki ahıra baktım ama oğlum ortalıkta görünmüyordu. Oldukça garip bir durumdu. Yeniden eve çıktım. Evden içeri girip mutfağa giderken yatak odamın kapısının açık olduğunu fark ettim. Nasıl olur diye düşündüm. Oysa ben çıkarken kapıyı kapatmıştım. Seslendim. Ses yok. Yatak odasına ilerledim. İçeri girdiğimde dona kaldım. Yatak odası darmadağın olmuştu. Gardırobun kapıları açılmış, giysiler, çekmeceler yerlere atılmış, yatağın üzerinde külotlarım, sutyenlerim ve eşarplarım savrulmuş vaziyette… Sanki bomba patlamış gibiydi.… Başımı ellerimi arasına almış “bu sefer fazla ileri gittin” diye konuşurken arkamda bir nefes hissettim. Bir kol boynuma dolandı. Siyah deri eldivenli bir el ağzıma kalın bir koli bandı yapıştırıverdi arkasından… Boynuma sarılan kola iki elimle yapışıp baskısını azaltmaya çalışırken başımı çevirip yüzünü görmeye çabaladım… evet oğlumdu. “Oğlum ne yapıyorsun?” diye sordum. Panik olmuş korku içinde debelenip elinden kurtulmaya çabalıyordum ama nafileydi çünkü Talha güçlü kuvvetliydi. “Oğlum bırak beni. Ne yapmaya çalışıyordun sen?” diye sorumu yineledim Ama Talha ses vermiyordu. Sadece nefes alışverişini duyuyordum. Kıpırdayamadan kaldım öylece pilim bitmişti. Düşmemek için kendimi zor tuttum. Sonra oğlum boynumu bırakıp ellerimi tuttu, arkamdan sımsıkı bağladı. Sonra da duvara dayadı beni… oğlumla göz göze geldik. Korkudan ölmek üzereydim. Dizlerim titriyordu. Ellerindeki siyah deri eldivenleri çıkardı. Sol eliyle boğazımı tuttu. Hafifçe sıktı. Sırtımda duvar, boynumda soğuk eli… ilk defa konuştu. “Annem, üzgünüm. Bunu yapmak zorundayım.” Dedi. Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Oğlum bunu yapmak
zorundayım derken beni sikmekten bahsediyordu. Tüm vücuduyla bastırıp kıpırdanmama engel olurken eli gevşedi, boynumdan okşarcasına aşağılara kaydı. Nefes almakta biraz rahatladım. Aşağı indirdiği elleriyle gömleğimin düğmelerini teker teker yukarıdan aşağıya kadar çözdü. Gömleğimin açıkta bıraktığı sutyenimin üstünden memelerimi okşamaya başladı. Bir yandan da kabarmış önüyle vücuduma bastıra bastıra sürtünüyor, kalkmış erkekliğini bana hissettirmeye çalışıyordu. Ellerinin memelerimdeki temasıyla ürperdim. Tüylerim diken diken oldu. Korku, dehşet, heyecan, çaresizlik, umutsuzluk… sonra parmakları sutyenimi aşağıya indirip çıplak bıraktığı iri memelerimi okşadı, avuçlayıp sıktı. Sonra aşağıya indi, çıplak tenimde, karnımda, belimde dolaştı. Daha… Daha aşağıya… bacaklarımı okşadı, eteğimin altına girdi. Baldırlarımı, popomu avuçladı acıtarak… acıdan inledim. Bağırmak istiyordum ama boğuk sesler çıkarmaktan öte geçemiyordum. Hafif sakallı yüzü boynuma kapandı. Dudaklarını boynumda hissettim. Başımı sağa sola çevirip kurtulmaya çalıştım dudaklarının sıcaklığından… Oğlum öpmeye devam etti. Kulak mememi yaladı. Nefes alışverişini duyuyordum kulağımda, hızlanıyordu gitgide, soluyordu. Bana baskı yapıp duran bedenini geriye çekti sonra… Önümde eğildi biraz, eteğimi yukarıya kaldırıp baktı. Kırmızı Külotuma. Boğuk, anlaşılmaz sesini tekrar duydum, “Vayy defalarca döllerimi boşalttığım, en sevdiğim külotunu giymişsin…” diye homurdandı…Doğrulup tekrar yanaştı, bir fermuar sesi duydum. Sonra bacaklarımın arasında bir sıcaklık… Kalkmış sikin bana dayamıştı oğlum.… “Aç…” diye hırladı. Korkuyla bacaklarımı daha da kapadım. Başımı olmaz anlamında sağa sola salladım. “Anne. Sana sert davranmak zorunda bırakma beni. Bak yıllar oldu sen erkeksiz. Ben kadınsız. İnan bana sende zevk alacaksın. Sana masaj yaparken sende istedin. Yanıyordu amın anne. Fark etmedim mi sanıyorsun? Ses etmiyordun. Senin de Hoşuna gitti. İnkâr etme ana. Dün akşam çok istedim içine girmeyi. Amın kabak gibi önümdeydi. Islanmıştın çünkü yaptıklarımdan, sende hoşlanmıştın. O güzel yumuşak kalçalarını okşadım öptüm yaladım döllerimi akıttım ama bir şey yapmadım.” dedi. Karma karışık duydular içindeydim. Oğlum doğru söylüyordu. Bende kadındım, ihtiyaçlarım vardı ve her şeyden önemlisi oğlumun yaptıklarından bende hoşlanmıştım. “Aç…” diye yineledi. Yalvaran gözlerle baktım oğluma. “Ana benim olacaksın. İstesen de istemsen de. Bırak kendini ve zevk almaya bak.” Dedi. Oğlum elini aşağıya götürdü ve külotumun üzerinden okşamaya başladı amımı. Yılların verdiği azgınlık ve oğlumun okşaması karşısında daha fazla dayanamadım ve bacaklarımı araladım. Sikini apış arama soktu. “Daha…” dedi. Biraz daha açtım bacaklarımı, olduğum yerde… oğlumun Sert erkeklik organı külotumun üzerinde sürtünüp duruyordu şimdi… “Mmmm…” diye zevkle homurdandı. Kesin olan bir şey vardı oğlum beni sikecekti… Kocamdan başka bir erkek beni sikmek üzereydi ve bu kişi benim oğlumdu. Oğlum bir hamleyle külotumu dizlerime kadar indirdi. Birazdan Amıma girecek olan oğlumun kocaman sikinin mantar gibi büyük siki amımın dudaklarının arasına değiyordu. Ateşten bir demir parçası gibi tenimi yaka yaka sürtünüyordu amıma… Dehşetle fark ettim. İçimdeki korkunun yerini zevk almaya başlamıştı şimdi… Elimde değil ki, mekanik bir şey… oğlumun eli kalçalarımı tutmuş sıkarken, siki am dudaklarımı okşuyor, amım zevkten kabartmış, sürtünüp duruyordu. Bende artık İnlememek için kendimi zor tutuyordum. Yıllardır hasret kaldığım Yarak, oğlumun yarağı da olsa hasretime son verecekti. Dudaklarımı sıktım zevk feryadı koparmamak için… Zaten ağzım bantlı ya… Amacım oğluma belli etmemek. Ama ben belli etmeyeyim derken, oğlum kalçamı sıkıştıran eliyle bacağımı tutup kaldırmaz mı? Aralanan bacak aramdaki sikinin başını amıma dayamaz mı bir de? Eğilip bakamıyordum ama, eminim, zevk suyum oğlumun sikini ıslatmıştır. Sikilmeye hasret amcığım kapısını açmış, hazır ve nazır, ıslak ve kaygan, oğlumun sikini buyur etmeye hazır ve amade… Gözümle göremiyordum, lakin hissettiğim kadarıyla hayli uzun ve kalın bir şeydi amıma dayanan yarak…
Sonra… oğlum bir anda sikini kökledi hazır ıslak amıma… “Hınnnhh…” diye bir inilti kopardım. Yıllar sonra kocamın sikinden başka sik içime girmişti. Sert alet yararak, acımasızca girdi içime… Başı dibime dayandı. Tadını çıkarmak istercesine o şekilde kaldı biraz… Gidip gelmeye başladı içimde… Tek ayağımın üstünde duramaz hale gelmiştim ki bunu Anlayan oğlum, iki bacağımı birden tutup beline doladı. Duvara vurdura vurdura sikmeye başladı beni… Ellerim arkamda acımaya başlamıştı. Fakat zevk duygusu gittikçe yükseliyor, her şeyin üstüne çıkıyordu. Bir anda başladığı gibi bıraktı beni sikmeyi… Kucağından indirmeden, sikini içimden çıkarmadan döndü, yerlere saçılmış eşyaların, giysilerin arasından geçerek yatağın yanına geldi iki adımda… Off… Çok iyi dedim içimden, elimde olmadan sevindim… Hiç olmazsa yatakta siksin beni… Ellerim arkada bağlı, ayakta sikilmek yorucu olmaya başlamıştı. Kötünün iyisi… Sikini çıkardı içimden bu kez, yatağa saçtığı karmaşık giysilerin, çamaşırların üstüne fırlatırcasına bıraktı. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Üstümde önü açık bir gömlekle, külotsuz da olsa eteğimle giyinik sayılırdım. Ellerini memelerimin üzerine getirdi. Soğukluğunu memelerimde hissettim önce… Sonra sutyenimi çıkardı. Ardında da Gömleğimi. Ve son olarakta eteğimi. Oğlumun karşısında Öylece, çırılçıplak, sikilmiş, çaresiz, savunmasız kalmıştım. Çıplak vücuduma bakarak “anne çok güzelsin. Yıllardır hep bu anı bekledim. Sana olan hasretimi külotlarınla, sutyenlerinle, eşarplarınla giderdim. Senin külotlarını sutyenlerini öptüm, kokladım. Döllerimi tıpkı senin amına akıtıyor gibi benim için kutsal olan o çamaşırlarına akıttım.” Dedikten sonra yüzükoyun çevirdi beni yatağın üstünde… Karnımın altına başucundaki kocaman yastığı sokuşturdu. Önünde domalmış vaziyetteydim şimdi… elleriyle kalçalarımı parçalar gibi ikiye ayırdı. inledim. Sonra dilini arka deliğimde hissettim. Yalıyordu. Arkamı yalıyordu sapık oğlum…arkamdan an girmeyi düşünüyordu oğlum… Evet… daha önce kimseye vermediğim götümü sikecekti. Canım yanacaktı. Hem de çok canım yanacaktı. Arka deliğimi dakikalarca yaladı. Öyle ki dilinin sıcaklığını hissetmek hoşuma gitmeye, zevk almaya başlamıştım. Ve bir de vazelin kokusu… parmağı deliğimde dolaşıyordu kaygan kaygan… Ve o bol vazelinli kaygan parmağı göt deliğimi zorlamaya başladı. Vazelinin de yardımıyla bir anda arkama girdi o kaygan parmak… Canım yanıyordu. Parmağını sokup çıkardı. Sürekli… Sonra biraz alışır gibi olunca parmağını çıkardı. Sikinin başını kalçalarıma vurdu. Vazelinli siki şap şap ses çıkarıyordu kalçamda… Başını deliğime dayadı, zorlamaya başladı. İçime bastırıyordu kaygan başını… Kendimi kasmaya, girişe engel olmaya çalışınca hayatımda yediğim en sert şaplağı yedim popoma… büyük kürek gibi el kamçı gibi şakladı. Bir daha… Diğer kalçama… Sağlı sollu yağmur gibi vurdu birkaç kez… Acıyla inliyordum. “Lanet olsun!” dedim içimden… Tek isteğim acı çekmemekti. Oğlum istediğini yapacaktı bana, ister öyle, ister böyle… Hıçkıra hıçkıra ağlarken pelte gibi kendimi ve tüm kaslarımı serbest bıraktım. O anda başı girdi. Acıdan yaş geliyordu gözlerimden… Gövdesi de girdi, başı ilerliyordu içimde… Sonuna kadar girince hiç kımıldamadan bir süre durdu. Artık acı hissetmiyordum. Gidip gelmeye başladı. Dakikalarca… Boşalırsa beni bırakır diyordum içimden… Ama boşalmıyordu bir türlü… Sonunda başladığı gibi bitti, içimden çıktı. Ama boşalmamıştı. Arkamda dimdik, taş gibi batıp duruyordu siki, temasını hissediyordum. Parmaklarını amımda hissettim sonra… parmaklarının tenini amımda hissedebiliyordum, okşuyordu. O sırada amımın sırılsıklam olduğunu fark ettim. İnanamıyordum. Zevk almıştım, hem de çok… Kendimden utandım ama Yalan yok. Bekledim. İçime girmesini… O ıslak kuyuya sokmasını, zevk vermesini… Bekledim. Sonra oğlum baş parmağını götümün içine soktu. Ardından sert ve sıcak siki amımı zorladı. Bu kez o giriyordu yara yara… Az sonra içimde, iki deliğimde doluydu. Oğlumun siki gidip geldikçe zevk almaya başladım. Bunun için çok kızıyordum kendime ama yapacak bir şeyim yoktu. Oğlum beni müthiş bir şekilde sikiyordu. Sonra üstüme
eğilip parmağını klitorisime götürmesi bitirdi beni… parmağı götümde siki amımda, parmakları klitorisimde… Vahşice sikiliyordum. Koptum. Nefes almakta zorlanıyordum. Gözlerim karardı. Bir süre sonra öyle bir orgazm yaşadım ki belki çok uzun zaman önce böyle bir şey yaşamıştım.… Sanki ilk kez orgazm oluyordum. Öylesine müthiş, öylesine şiddetli, öylesine muhteşem… Saniyelerce titredim. Ayak parmaklarımı aldığım zevkten kasıyor, orgazmın verdiği zevkten kasılarak, titreyerek kıvranıyordum ve tam orgazm olduğum an oğlum içime ılık ılık boşalmaya başladı. Unuttuğum şeyi yıllar sonra oğlum Talha bana cömertçe sunuyordu. Anneciğini orgazma ulaştırmıştı. Henüz kocam sağken ılık ılık içime boşalması, amımı dölleriyle doldurması beni deliye çevirirdi fakat bu kez içime boşalan oğlumdu. Bir yandan zevkle kıvranırken bir yandan da tiksiniyor, ya hamile kalırsam korkusu beynimin bir köşesini kemiriyordu. Oğlum pervasızca Öylece boşalmıştı içime… Sıcak sıcak spermlerini akıtmıştı, içimi yakıyordu salgıları… Sonunda oğlum boşalmasına rağmen hala kalınlığını kaybetmemiş sikini içimden, kasılıp gevşemeye devam eden amımdan zorlukla kurtarıp çıkardı. Yatağa yan devrilip kaldım. Hala kasılıp duruyordum yattığım yerde… Bileğimi bağlayan ipleri kesti. Serilip kalmıştım. Ellerim serbest kaldığı halde çarmıha gerilmiş gibi yatakta kalakalmıştım. Kolumu kıpırdatacak halim yoktu. Yorgun, bitkin, halsizdim. Oğlumdan çıt çıkmıyordu. Öylece yattım kaldım birkaç dakika… oğlum geldi, yatağa, yanıma uzandı, çıplak bedenimi kollarıyla sardı. Şefkatle… Okşarcasına… ellerini memelerimde hissetmek ürpermeme sebep oldu. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Gözlerimden sadece yaşlar geliyor, ağlıyordum. Pişmanlıktan mı yoksa aldığım zevkten mi bilmiyordum. Başımı oğlumun göğsüne yasladım yorgun bir tavırla… Bir süre konuşmadık. Sonunda “anne, beni dünyanın en mutlu insanı yaptın.” Dedi. Hıçkırarak “oğlum cehennemde yanacağız” dedim. Hala başımda olan eşarbımın üzerinden saçlarımı okşayarak… “Yanalım anne. Değerdi buna.” Dedi. Olan olmuştu. Artık geri dönüş yoktu. Oğlum yıllar sonra bana yeniden bir kadın olduğumu hatırlatmıştı. Oğlum eğilip dudaklarımı öpmeye çalıştı. Beni öpmesini engellemedim. Oğlum şefkatle dudaklarımdan öptü bende artık kendimi olayın akışına bıraktım ve oğluma karşılık verdim. Kendime gelene kadar oğlumun kollarında yattım. O günü hiç unutmadım. O gün her şeyin değiştiği, cinsel hayatımın yeniden başladığı gündü.
Oğlum Talha - Bölüm 3 - Pişmanlık
Gözlerimi açıp uyandığımda hala yatakta çıplak bir halde uyuyordum. Sonra birden yaşadıklarımı hatırladım. Birkaç saat önce oğlumun tecavüzüne maruz kalmıştım fakat bundan zevk aldığımı anımsayınca yüzüm asıldı. Üzerime birşeyler giyip doğruca banyoya gittim. Bir an önce yıkanmak istiyordum. Hemen sıcak suyun altına girdim. Kendimden utanıyordum. Tecavüz istediğim bir şey değildi ama bundan benimde zevk almış olmam, işte bu beni utandıran buydu. Tüm vücudumu yıkadım. Birkaç kez abdest almış olmama rağmen hala kendimi kirli hissediyordum. Oğlumun amımı doldurduğu dölleri bacaklarımdan süzülürken ne yapacağımı düşünüyordum.
Suyun altından çıkıp ıslak vücudumu kuruladıktan sonra, temiz kıyafetlerimi giyip, yatak odama döndüm. Dağılmış olan giyeceklerimi toparladım. Salondan gelen seslerden oğlumun evde olduğu belliydi. Biraz önce zevk içinde sikildiğim yatağa oturdum. Oğlumun yüzünü görmek istemiyor , ondan kaçıyordum. Birden kapı açılmasıyla irkildim. Sırtım kapıya dönük olduğu için, oğlumu göremiyordum. Acaba yeniden tecavüz etmek için mi dönmüştü? diye düşünürken,
“Ana hadi gel kahvaltı hazırladım.” dedi. Sesini duymamla ürpermem geçmişti. Ses vermeyince oğlum yeniden,
“Ana hadi kahvaltı hazır.” Yine konuşmadım.
“Hadi ama aç değil misin?” diye ısrar edince, Kızgın ve sert bir tonda,
“Sen ye.” dedim.
“Ana, hadi işte uzatma. Hemde konuşuruz.”
“Konuşacak bir şey yok”
“Uzatma daha fazla. Hadi gel.” derken kolumdan tutmaya çalıştı. Kendimi geri çektim.
“Neden yaptın bana bunu?” “Ana üzgünüm, böyle olsun istemezdim ama oldu…Birden…Seni üzmek istemezdim.”
“Oğlum, biz ana oğuluz. Böyle şeyler…Olmaz…Birbirimize yasağız biz.” Ayağa kalktım ve arkama dönünce yüzyüze geldik. Konuşmuyordu. Utançtan olsa gerek yüzünü öne eğmişti. Belk**e pişmandı. Belli ki utanıyordu. Tıpkı benim gibi…Evet beni sikerken, o hala gözümün önünden gitmeyen o büyük sert siki amıma girerken, o iri kıllı bedeninin altında zevkten zevke uçarken zevk almıştım ama şimdi gerçek dünyadaydık.
“Şimdi çık odadan, gözüm görmesin seni.” diye bağırarak devam ettim. Yine cevap vermedi. Sonrada ardına bile bakmdan odayı terk etti. Ardından da duyduğum tek ses kapının sertçe kapanma sesi oldu.
Evet oğlum o gün evi terk etti. Bir gün, iki gün derken aradan bir ay geçti. Telefonları kapalıydı. Kızgında olsam da, merak içindeydim. Ablamın kocasına sorduttum. Bir gece teyzesinde kalmış, sonrada köyden ayrılmıştı. Başka bildiğimiz birşey yoktu. ablam ısrarla sorular soruyor, neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Sadece tartıştığımızı, biraz da kavga ettiğimizi söyledim. Elbette oğlumun bana tecavüz etti diye söyleyemezdim.
Koca evde yanlız kalmıştım. Açıkçası oğluma olan kızgınlığım geçmeye başlamıştı ve onu özlüyordum. Gözlerimi her kapattığımda o gün aklıma geliyordu. Oğlumun ellerinin vücudumda gezmesini, dudaklarının sıcaklığını, o sert ve iri sikinin amıma girmesi, dölleriyle içimi doldurması…Yanlışta olda aldığım zevk, hiç aklımdan çıkmıyordu.
Akşam olmuş, yemek için ablam beni çağırmıştı. Ayrıca enişte oğlumdan haber getirmişti.
“Fatma kadın bügun bizim oğlanı gördüm.” deyince eniştem kendime geldim.
“Ne dedin Rüstem abi? Duymadım.”
“Hayırdır? Ne dalgınlık böyle? Talha'yı gördüm diyorum”
“Nerdeymiş? diye merakla sordum.
"Bugün şehre indiydim. Haber salmıştım, yerini öğrensinler diye. Adresini buldum.”
“Nasılmış?”
“Valla pek eyi değil. Bekar evinde kalıyormuş. İşte günlük işlerde çalışıyormuş. Hali per perişan. Ya Fatma kadın, ne oğlan anlatıyor ne de sen, Ne oldu bilmiyorum ama ana oğul arasında küslük olmaz. Ne sen ondan, ne de oğlan senden vazgeçemez. Ne yapmış olursa olsun, sen büyüklük yapacaksın çağıracaksın, elini öpecek, sende affedeceksin. Şu dünyada birbirinizden başka kiminiz var ki? Bak ben telefon numarasını aldım.” derken bana uzattığı kağıdı aldım.
“Arayacaksın oğlanı, eve çağıracaksın. Tamam mı?” Rüstem enişte haklıydı. Yaptığı yanlışta olsa, oğlumdu o benim.
“Tamam enişte. Haklısın.”
“Onlada konuştum, üzgün, hemde pişman olmuş evden ayrıldığına. Bak Fatma kadın bura ufak yer. Dulsun, başında bir adam lazım. Evlenemeyeceğine göre, oğlun
başında duracak.”
Eve gelmiş, yatmadan önce elimdeki kâğıtta yazan telefon numarasına baktım. Biraz tereddütlü olsam da numarayı aradım. Henüz üçünce kez çalmıştı ki oğlumun sesini duydum.
“Anne nasılsın?” Aylar sonra oğlumun sesini duymak beni heyecanlandırmıştı. Bir an duraksadım,
“Eşek sıpası seni neredesin sen?” Aramızdaki buzları eriten o telefon konuşması çok uzun sürmedi. Yatağa yatıp da kafamı yastığa koyunca, içimde garip bir huzur, mutluluk duygusu kapladığını hissettim. Yaşadığımız şeyden hiç bahsetmedik ama bu konuyu eve döndüğünde konuşmamız gerektiğini biliyordum. Ertesi gün oğlum eve döndü. Eniştem per perişan derken abartmamıştı. Zayıflamış, sakalları uzamıştı. Üstü başı kirliydi. Güzelce bir banyo yaptı ve temiz elbiseleri giyince, karşımda yeniden eski oğlum gibi karşıma dikilmişti. Oğlumun eve dönmesinden dolayı ablam ve eniştem bize gelmişlerdi. Uzun zaman sonra karnına ilk defa ev yemeği giren oğlum tabakları silmiş süpürmüştü. Oğlum sürekli olarak gözlerini benden kaçırıyordu. Eniştem yemekten sonra büyük olarak hepimize nasihatler verdi. Özellikle de oğluma.
Günler geçiyordu. Mutluydum oğlum yeniden evdeydi. Yaşadıklarımı unutmam mümkün olmasa da hayatımız yavaş yavaş normale dönüyordu. Oğlumda geldiği günden beri gayet normal davranıyordu ama yine de gözüm üzerindeydi. Hatta ara sıra çamaşırlarımı kontrol ediyordum, oğlum bir şeyler yapıyor mu diye. Her şey normal gibi görünüyordu.
Ablamlardan dönmüştüm. Hava kararmak üzereydi. Anahtarla kapıyı açıp içeri girdim. Evde kimse yok sanıyordum fakat banyonun ışığının yandığını fark ettim. Sanırım oğlum banyo yapıyordu. İçimde garip bir merak duygusuyla, banyo kapısına gittim. Kulak kabartıp içeri dinlemeye başlayınca su sesi gelmediğini anladım. İçerden “Ahhh, Ohh” sesi geliyor. Eğilip kapı deliğinden baktığımda oğlumun31 çektiğini gördüm. Kocaman erkekliğini ileri geri eli ile sıvazlıyordu, morarmış kocaman başı ile siki yine heybetliydi. Oğlumun elindeki bir şey dikkatimi çekti. Aman Allah’ım, oğlum bir yandan sikini sıvazlarken diğer eline almış olduğu külotumu kokluyordu. Sanırım dayanamamış ve eski alışkanlığı nüksetmişti. Zaten unutamadığım oğlumun tecavüzü zihnimde yeniden canlanmaya başlamıştı. O anda içimde karışık hisler uyanmaya başladı, istemsiz bir şekilde oğlumu izlemeye devam ettim. Heyecan ve zevk almaya başladığımı hissediyordum. Kendimi tutamdım ve elimi giydiğim eteğin altından soktum ve külotumun üzerinden amıma götürdüm. Islanmıştım. Amımı okşamaya başladım. Kendime karşı koyamıyordum. Otomatiğe bağlanmış gibiydim. Bir anda oğlum kendini kasarak boşalmaya başladı. Bende elim amımda öylece kalakalmıştım. Hemen kendimi toparladım ve banyo kapısından uzaklaştım. Aklım karışık halde mutfakta oyalanıyordum. Yine aynı şeyler olmaya başlamıştı. Acaba oğlum bana yeniden tecavüz edecek miydi? Eğer bu olursa ne yapacağımı da bilmiyordum ama oğlumun kocaman, sert, kalın siki gözümün önünden gitmiyordu. Bunları düşünürken de be ne yapmıştım. Oğlum benim külotum ile kendini tatmin ederken bende onu izleyerek kendimi tatmin etmeye çalışmıştım. Oğlum banyodan çıkıp, üzerini değiştirdikten sonra mutfağa yanıma geldi. Ona bakamıyordum. Yine kendi yaptığımdan utanmıştım. Yemeğimizi yedikten sonra biraz televizyon izleyip odalarımıza çekildik. Yatağa uzandığımda aklım hala bugün olanlarla meşguldü. Oğlumun banyodaki yaptıkları aklıma gelince elim ister istemez yine amıma gitti. Cinsel dürtülerim sanki tavan yapmıştı. Oğlumun beni siktiği anı düşünerek, amıma giren sikini hayal ederek amımı okşayarak, parmaklarımı amıma sokuyordu. Azgınlığım tavan yapmış, kısa sürede hıçkırıklarla boşalmıştım. Kendime gelip, düşününce anladım ki oğlumun hala beni istediği kesindi. Ya ben? Ben ne istiyordum? Yıllardır sekse hasrettim. Kabul etsem açlığımı oğlumun doyuracağı kesindi. Yıllardır çektiğim seks özlemi sona erecekti ama yinede oğlumla birlikte olmak gibi saçma bir fikir içimi kemiriyordu. İçimde çelişkiler ve boşalmanın vermiş olduğu rahatlamayla uykuya dalmam uzun sürmedi.
Günler günleri kovaladı. Oğlum sürekli olarak beni kesiyordu. Bakışları vücudumda
dolaşıyordu. Fark ettirmeden önüne baktığımda kalkmış olan sikini görebiliyordum. Azgın bir teke gibiydi. Hergün en az iki kere banyoya gidiyor ve kalkık olan sikini 31 çekerek indiriyordu. Ses çıkarmadığımdan aldığı cesaretle yine külotlarımı, sutyenlerimi dölleriyle dolduruyordu. Bende onu her zamanki gibi çaktırmadan anahtar deliğinden izliyor, geceleride oğlumu düşünerek kendimi tatmin ediyordum. Gittikçe hislerimin esiri olmaya başladım. Sanırım oğlumla birlikte olma fikri beni esir almıştı. Yıllarca cinsel isteklerimi bastırmam buna sebep oluyordu. Artık günahı falan düşünecek durumda değildim. İpler kopmaya başlamıştı bende de. Oğlumu deli gibi arzuluyordum. Beni yeniden sikip, içimdeki yangını söndürmesini istiyordum. Nasıl olacaktı bilmiyordum, oğluma hadi beni sik seni istiyorum diyecek cesareti de kendimde bulamıyordum. Bazen kendimi oğlumun, dudaklarına, pazılarına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, oğluma bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu oğlum, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Sonunda seks hasretimiz bitti. Hem de muhteşem bir şekilde… Hem de bir depremle geldi seks ziyafetim… Bir akşam yine oğlumla, oturuyorduk. Televizyon, sohbet, çay falan, tipik monoton, can sıkıcı aile akşamı… Dipten gelen acayip bir gürültüyle beraber kısacık, on saniyelik şiddetli bir sarsıntı… ikimizde ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran oğluma sarılı verdim o korkuyla… O da beni koruma amacıyla refleks olarak kollarının arasında sımsıkı sardı beni… Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ondan ayrılamadım. Ayakta, her an dışarıya kaçmaya hazır, korkuyla birbirimize, sallanan asılı tek lambaya, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Oğlumun kollarındaydım. Öyle rahatladım ki… Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt… Tamam anne, bitti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu. Sakinleşmiştim artık… Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Sonra mutfaktan bir şeyler getirdim. Oğlum üçlü koltukta otururken bende divanda oturuyordum. Tedirgin, diken üstündeydim Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Oğlum artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. “Oğlum ben korkuyorum. Biraz daha otursak hem haberlere bakalım” dedim. Oğlum sürekli kanal kanalları değiştirip depremle ilgili bir haber var mı diye televizyona bakıyordu. Kalktım çayını doldurmak için yanına gittim. Çayları tazeledikten sonra Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. Konuşurken dudaklarına bakıyordum. Kucağına yatıversem… Öpse, emse, dilinin ucuyla yalasa… Offf… Şeytan… Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha oldu. Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için… Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan oğluma sarılı verdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı
sarılmıştım. İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği… Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla oğlumun erkekliği taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Bana, “Çok korktun yine anne. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti. Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen oğluma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu. Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım o da içinde bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. en, annesi, Tecavüz ettiği. Sanırım beni çok istemesine rağmen korkuyordu. Ama bilse anneciğininde onu istediğini. O muhteşem yarağı benim için sertleşmişti… Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, oğlumun bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Ana? Uyudun mu?” diye. Cevap vermedim. Artık kontrolü ele alamaya karar verdim. Ne olacaksa olsun bu akşam diye içimden geçirdim. Uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Bol eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından oğlumu izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Ana? Uyan hadi!” dedi. Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden…Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, külotuma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum… Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını külotuma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah annem… Anammm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana be kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir daha siksem! Ahhh!” diyordu. Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu oğlumun, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Kasılmalarım bitip boşaldığımda eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Oğlum işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı. O çıkınca
sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde. Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Onun “Anam!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Gözleri, Etli dudakları, Kokusu, Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Oğlumun her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık oğul falan dinleyecek, günah falanı umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini! Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış vermesi duyuluyordu. Uyuyordu. Oğlum benim, canım herşeyim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir beyaz külotu vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi… Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola ana? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme oğlum., bir şey olmadı. Sadece…” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim. “Ne oldu, söylesene ana? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni… Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım oğlum!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum ana… Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sana bir daha öyle kötü bir anı yaşatmayacağım! Sen anamsın…” dediğinde, “Oğlum…Yalnızım ben! Babandan sonra kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ta ki o güne kadar. Oğlum kızsam da sana beni çok mutlu ettin. O gün hiç aklımdan hiç çıkmıyor. Kadın olduğumu hatırladım. İstediğim şeyler olduğunu hatırladım. Yanıyorum oğlum! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu. Elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Sonra dudaklarına yapıştım. Önce karşılık vermiyordu şaşkınlıktan. Eminim benden beklemiyordu böyle bir şey. Dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da başımdaki eşarbı kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu oğlum! Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, külotunun üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm… anam, ne yapıyorsun böyle?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi külotundan içeri soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman yarağı şimdi avucumda, ateş gibiydi. Dudaklarını bırakıp eğildim. Külotunu sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı…oğlum kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, zevkten kısılmış gözleriyle yaptıklarıma bakıyordu. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını…Kocama yapmadığım şeyi oğluma yapıyordum. Sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle
uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Külotuma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım. “Ahhh… oğlumm!” diye inledim, külotumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum… “Biraz daha emersen ağzına boşalıcam anam. Hemen boşalmak istemiyorum ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel yatağıma gidelim oğlum! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. Cevap vermeden kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Külotunu ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla yıllarca seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan oğlumla yeniden beraberdim. Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının oğluyla seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden oğluma baktım. Kollarımı açıp bekledim. Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle. O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Başımdaki eşarbım neredeyse sıyrılmış saçlarım ortaya çıkmıştı. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim. Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sutyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki ana! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele oğlumdan bunları duymak. Göğsümü okşayan elinin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Baban çok yıpratamadı. Sonrada gören ilk sensin zaten. Nasıl karınınkiler kadar güzel mi? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim. “Hem de nasıl anam! Eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep hayal ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını…” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Birbirini, bir diğerini… Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu. Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci kez boşalmıştım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki… yıllardır sevişmedim, sonra biliyorsun, o günden beri hep seni istedim. Yeniden beraber olmak istedim seninle. Ama tuttum kendimi. Sende bir daha yanaşmadın bana.” diye açıklama yaptım. “Sen uzak durunca bende
frenledim kendimi. İstemiyorsun diye, seni kızdırıp kaybetme korkusundan dolayı uzak durdum ama hep seni istedim. Dayanamadım ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım ana! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, Tutamadım kendimi!” dedi. “Biliyorum oğlum! Artık tutmak yok kendimizi. Hadi , oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla sik beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Anammm” diye inledi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi. Eteğimi yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde sadece dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külotumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak… oğlumun hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı… Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh oğlum! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor! Harika! Baban hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Artık yatağında ben varım ana. Hem oğlunum hem de kocan…” dedi. Yattığım yerden doğrulup oğlumun, benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Oğlum, kocam, her şeyimsin benim artık. Hadi, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim. “Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, artık hasretin bitecek.” dedi. Yıllardır sik görmeyen amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Bir tanem!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu. “Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi… Girdi… Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Aşkım… Dur … doyasıya hissetmek istiyorum tamamını içimde” dedim. Oğlum da, “Ohhh! Daracıksın anam! Ateş gibi yanıyor amcığın! Yarağımı yakıyorsun ateşinle!” diyordu. Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan am duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini… oğlum yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar kasıklarıma sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum… Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum.
Orgazmımın bitmesine yakın oğlum da kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum annem!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “İçime boşalma oğlum! Hala **** görüyorum! Geçen sefer bir şey olmadı ama riske girmeyelim.” dedim. “Ahhh. Çok istiyorum ana. İçini doldurmayı istiyorum. Döllerimi attırmak istiyorum ana. Anam benim! sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki. “Olmaz oğlum, ne olur, bende istiyorum ama yapma.” Dedim. Dinlemiyor gibiydi. Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. “Ohhh” dedim. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim. Oğlum boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiç kimseye sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim. “Tamam aşkım, sadece sen varsın! Seni sikicem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek kadınım sensin! Yalnız hap alalım kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum” dedi. Sevgiyle sarıldım yeni erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! anan kurban olsun sana!” dedim. Sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım oğlumun göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. hiçbir şey umurumda değildi. Oğlum artık babasının yerini almıştı. Evin erkeğiydi artık yatağımın erkeği olmuştu.
Oğlum Talha - 4. Bölüm
Yaşadığımız bir şey vardı adını koyamadığım. Aşk değildi. Yasaktı günahtı ama çok mutluydum. Oğlumla karı koca gibi olmuş, birbirimizin ihtiyaçlarımızı gideriyorduk. Yatak odamız bizim yatak odamız olmuştu. Sonraki on beş gün boyunca oğlum beni her gece sabahlara sikti. Kadın bedenine olan hasretini anasının bedeniyle doyurdu. Yıllardır hasreti olduğum öpülmek, koklanmak, sikilmek… özlemini çektiğim şeyleri bana vermekte oldukça maharetliydi oğlum. Bana kadın olduğumu yeniden hatırlatmıştı oğlum. Yaşadığım mutluluk o kadar fazlaydı ki, korku, endişe hiçbir şey hissetmiyordum. Çevrem ne dermiş, günahmış umurumda değildi. Artık oğlumun sevgili gibiydim. Kendime özen göstermeye çalışıyordum. Giydiklerime dikkat ediyor oğlumun beni beğenmesi için elimden geleni yapıyordum. Oğlumun en sevdiği şey iç çamaşırlarımdı. Daha önce giymediğim kadar güzel ve seksi külotlar, sutyenler, babydollar, külotlu çoraplar ve kombinezonlar almıştı oğlum. Ve tabi ki Yeni eşarplar. Her akşam tam oğlumun istediği gibi giyiniyordum. Aldığı o seksi tülden kırmızı babydolün altına kırmızı saten sutyen ve külotumla, siyah çoraplarımı giyip, başıma da beyaz şifon ya da ipek eşarpla örtüp karşısına çıktığım da oğlum boğa gibi oluyordu. Annesini en sevdiği şekilde karşısında gören oğlum daha orada kapının eşiğinde kalkık olan sikini hemen amıma geçiriyordu. Oğlum gençti, kuvvetliydi. Cinsel yönden bu kadar güçlü, istekli olması, beni yatakta tatmin etmesi oldukça hoşuma gidiyordu. Keşke oğlum değil de kocam olsaydı. Gururla ondan bahsedebilseydim ondan. Her aklımda olan ama hiçbir zaman cevabını tam olarak bilmediğim soruyu, o akşam salonda yarı çıplak halde, kollarında uzanırken oğlumun, sormaya karar verdim. “Oğlum, bana hiç söylemedin. Neden boşandınız siz Rümeysa’yla?” “Hayırdır ana, nerden geldi aklına Rümeysa?” “Valla oğlum, hiç anlamadım neden boşandınız. Bir kez sorduydum geline. Bir şeyler geveledi durdu, bende sende sorun var düşündüm. Amma maşallahın var oğlum.” “Ana sağ olsun iyi kızdı Rümeysa. Hep yarağa doyurdum. Hiç aç kalkmadı altımdan.” “Ne oldu ki oğlum?” “Seni yüzünden…” “Benim yüzümden mi?” ben ne yaptım ki?” “Ana sana daha yeni âşık olmadım ki…” aşk mı? hayatım boyunca bilmediğim asla tatmadığım bir duyguydu. Kocama bir mal gibi başlık parasına karşılık verilmiştim. Aramızda aşk, sevgi yoktu. Şimdiyse oğlum bana âşık olduğunu söylüyordu. Başımı kaldırıp gözlerimi gözlerine diktim. Oğlum, “Seni çok seviyorum.” Dedi ve dudaklarıma yumuldu. Delice öpüşüyorduk. Elleri giymiş olduğum babydolün üzerinden bedeni mi okşuyordu. Dudaklarımı çektim ve “Bende seni seviyorum. Beni hiç bırakma oğlum” dedim. “Ben ölünceye kadar seni bırakmayacağım” diye karşılık verdi oğlum. “Anlat bakalım. Neden benim yüzümden ayrıldınız?” “Dediğim gibi. Sana her zaman aşıktım. Küçüklüğümden beri. Yatak odanızı az dinlemedim. Babamın altındayken inlemelerin hala kulaklarımda. Zevkten inlemelerin. Hep babamın yerinde olmak istedim ama imkansızdı. Sana sahip olamazdım ama çamaşırların… külotların, sutyenlerin, eşarpların… onlara sahip olabilirdim. Öylede oldu zaten. Ne zaman seni istesem ne zaman seni sikmek istesem çamaşırlarını öptüm, kokladım, yaladım. Babam döllerini senin amına boşaltırken bende çamaşırlarını döllerimle doldurdum. Sana kızgındım çünkü babamın altında inliyordun oysa ki benim olmalıydın. Bende sana olan kızgınlığımı çamaşırlarından çıkardım. Senin suçun yoktu elbette… Rümeysa’yı sevmiyordum, evlenince sana olan aşkım, hislerim biter diye düşündüm ama bitmedi… karımı sikerken seni aklımda hep sen vardın. Onu sikerken seni siktiğimi düşünüyordum. Belki hatırlarsın, misafirliğe gelmiştik iki gün burada kalmıştık. Sen bize yatak odanızı vermiştin yatmamız için.” “He. Hatırladım. Kavga etmiştiniz. Zaten çok sürmediydi ayrılmanız.” “Evet. Zaten sonra bir daha rümeysa’yla beraber olmadık. Sonra da ayrıldık zaten. Seni sikemiyordum ama benim çok iyi bildiğim, defalarca otuzbir çektiğim yatak odan da karımla beraberdik. Yine aklımdaydın. Her şeyi göze alarak karıma senin çamaşırlarını giymesini istedim. Tabi önce şok olan karım…sonrasını biliyorsun.”
“Ne dedi Rümeysa?” “Tepkisi bağırmak çağırmak oldu. Sonra evde oturduk ve konuştuk. Sana olan duygularımın Sapıklık olduğunu düşünüyordu. Ve benimle yaşamak istemediğini söyledi.” “Seni seviyordu. Bana dediydi.” “Evet. Beni sevdiğini ama böyle yaşayamayacağını söyleyince aramızda sırrımızı saklayacağını söyleyerek iki dost gibi ayrıldık.” Oğlumun anlattıklarını dikkatle dinliyordum. Bana olan tutkusu, aşkı yüzünden evliliğini bitirmişti. Ama sonunda istediğini almış annesinin erkeği olmuştu. Günlerimiz seks dolu olarak geçiyordu. Tabi bizdeki değişiklikler bazılarının dikkatini çekiyordu. O kişi tabi ki ablamdı. Ablam öğleden sonra bana çay içmeye gelmişti. Ablam Rabia benden üç yaş büyüktü. Eniştem Rüstem’le yıllar süren bir evlilikleri vardı. Kurnaz, akıllı cebbar bir kadındı. Ailesindeki otoriter kişi oydu. Her zaman ketum olmuştu. Ben bile ablamın her şeyini bilmezdim. Evinin içine pek kimseyle paylaşmazdı. Her ne kadar eniştem evin erkeği olsa da son sözü ablam söylerdi. O da benim gibi yaşından genç gösteriyordu. Sanırım anamızdan almıştık bunu. Ablamda benim gibi beyaz tenli güzel bir kadındı. Minyon, hafif balık etliydik. Yaşımıza göre, çocuklarımız olmasına rağmen hala güzelliğimizi koruyorduk. Çaylarımızı yudumlarken açık sözlü ablam “Gız Fadıma. Hayırdır? Sende böyle değişiklikler var.” Diye sordu. Ablam beni Fadıma diye çağırırdı hep. “Ne oldu abla? ne değişikliği?” “Ne bileyim gız. Sende bi haller var. Pek bi kendine bakmaya başladın sen bu aralar.” “Yok abla. Ne olacak ki? Hep aynı işte.” “Gız biri mi var? Ondan böyle yeni şeyler giyiniyon sen?” “Abla o nasıl söz öyle? Olur mu hiç. Ne dediğini kulağın duyuyo mu?” “Gayet eyi duyuyo.” Ablam bir şeylerden şüpheleniyordu. Sanırım hayatımda biri olduğunu sanıyordu. Şüphesinde haklıydı, biri vardı ama asla tahmin edemeyeceği kişi yeğeniydi. Kendimi savunmaya geçtim. “Abla ne diyon sen. Kaç yaşında kadınım, boyum kadar oğlum var. Nerdeyse torun torba sahibi olacam. Sen ne diyon?” “Valla ben bilmem Fadıma. Biliyon beni. Sende bi haller var. Çıkar kokusu yakında.” Ablamın böyle konuşması canımı sıkmıştı. Belli etmemeye çalışarak konuyu değiştirdim. Konu dönü dolaştı Talha’ya geldi. “Oğlan nasıl? Var mı bir sorun?” “Yok abla. Sabah akşam çalışıp duruyor işte.” “Fadıma, hiç anlatmadın niye gitti bu oğlan? Neden geri döndü? Derdi neymiş?” ablam beni sorduğu sorularla beni bunaltmaya başlamıştı. “Offf, abla ahret sorgusuna mı çekiyosun?” kızdığımı anlayan ablama, “Niye kızıyon? Ne oldu diye sordum? Yok, yok sende bi haller var.” “Ne halleri ya abla. İşte kavga ettiydik. O da bana kızıp evden gittiydi. Sonrasını biliyosunuz işte.” “Neyse… Bu oğlan daha ne kadar böyle gezecek? Evlenmeyi düşünmüyor mu?” “Valla ne bileyim abla. Bende sordum ama bi şey dediği yok ki? Hatta Eslem’i dedim. Görücüler geliyor dedim.” Eslem yeğenimdi. Oğlumdan iki yaş küçüktü. Ablamın iki kızının küçük olanıydı. Özellikle kocam öldükten sonra ablam oğlumla evlenmesi için bayağı baskı yapıyordu. Birkaç kez söylememe rağmen Talha pek oralı olmamıştı. Sebebini şimdi anlamıştım. “Şu sıpayla bir daha konuş, daha olmadı bi de ben konuşayım.” Nereden çıkmıştı bu evlilik meselesi, tam da oğlumla yeni bir hayata başlamışken. Biraz gönülsüz de olsa ablama “Tamam abla konuşurum.” Dedim. İsteksizliğimi gören ablam, “Hayırdır gız, yüzün düştü oğlanı evlendirelim deyince.” “Yok abla ne düşecek. Evlensin barklansın, çoluk çocuk sahibi olsun, Bende istemem mi? Ama hiç konuşmuyor ki. Ne düşünüyo hep kafasının içinde.” Ablam fazla oturmadı. Akşam yemeğini hazırlarken aklım oğlumda ve evlilik meselesindeydi. Mecburen konuşacaktım yoksa ablamla aramız açılabilirdi. Daha da önemlisi oğlum ne düşünüyordu. Bu zamana kadar evlilik konusunda hep sessiz kalmıştı ama gerçekte ne düşündüğünü bilmek istiyordum. Sanırım içimi oğlumu kaybetme korkusu sarmıştı. Ya evlenir giderse, beni kendinden, o haşmetli sikinden mahrum ederse? Diye düşünmekten alamadım. Eslem güzel bir kızdı. Tıpkı annesi gibi. Beyaz tenli, genç, ceylan gibiydi. Evlilik yaşı gelmişti ve doğal olarak isteyeni çoktu. Büyük kızı Ebrar evlenip gittikten sonra
şimdi eşlemi oğlumla evlendirmek istiyorlardı. Eniştem aileden gelen varlıklı bir adamdı. Erkek çocukları yoktu. Oğlumu hem damat olarak istemelerinin sebebi mal mülk yabancıya gitmesin, hem de enişteme yardımcı olsun maksadıyla bu evliliği istiyorlardı. Aklım karışık, düşüncelerle dolu akşamı etmiştim. Hava kararmışken oğlum eve geldi. Kocasını bekleyen kadın gibi kapıda karşıladım oğlum. Kapıyı kapatan oğlum dudaklarıma yumuldu. Birbirini özleyen iki sevgili çılgınlarca öpüşüyorduk. İstekli bir şekilde yanaklarını, çenesini, boynunu öpüyordum oğlumun. Böyle istekli olduğumu gören oğlumda iri ellerini kalçalarıma koyarak yoğurmaya başladı. “Hayırdır ana, ne oldu sana böyle? Çok mu azdın?” “Çok özledim seni. Bırakma beni oğlum.” dedim. Birden beni kucağına almasıyla ayaklarım yerden kesildi. Ellerimi boynuna doladım. Doğruca aşk odamıza götürdü beni. Yatağın üzerine sırtüstü nazikçe beni bırakan oğlum, üzerindekileri çıkarmaya başladı. Beyaz donunu çıkardığında benim gibi çoktan hazır olan, oğlumum kocaman sikine hayranlıkla bakıyordum. O an anladım ki, oğlumu kaybetmek ya da başka bir kadınla paylaşmak istemiyordum. Onun o muhteşem siki benim olmalı, sadece benim amımı sikmeli, dölleri yalnızca benim amımı doldurmalıydı… oğlum yatağa çıkıp yanıma uzandı. Giymiş olduğum uzun eteği belime kadar sıyırıp elini sulanmış olan amıma götürdü. Birden külotumu dizlerimden sıyırıp çıkardı. Sonra da elini amıma götürdü. “Ihhhh,” diyebildim sadece. Oğlum biraz duraksadıktan sonra amımı avuçlamaya başladı. Nefesim kesiliyordu o okşadıkça. Bacaklarımı hafifçe araladı. “Annem, hayatımın aşkı seni çok seviyorum” dedi. Bende “Oğlum, erkeğim… Kocam benim. Aslanım” dedim. Bir anda dudaklarımız birleşti. Elleri vücudumun her yerinde geziyorken de iki ateşli sevgili gibi öpüşüyorduk. Oğlumu itip sikine yumuldum. İştahla yalamaya başladım. Oğlum gözlerini kapatmış, elleriyle şifon eşarbımdan tutmuş işin zevkini çıkartıyordu. Bende daha iştahlı ve isterik şekilde emiyordum oğlumun sikini. Bu kadar istekli olduğumu gören oğlum, “Ana dur dayanamayacağım, boşalacağım” dediğinde. Sikini alabildiğim kadar ağzıma aldım. Oğlumun o kocaman siki bir anda bir volkan gibi ağzımı dölleriyle doldurmaya başladı. Ilık ılık boşalıyordu. Her salvoda ağzımın için doluyordu. İlk defa yaptığım bir şeyi yaptım ve yutkundum ve oğlumun döllerini yuttum. Sonra yanağım oğlumun tenine değer halde başımı kıllı göğsüne koydum. Heyecandan inip kalkan göğsü benim de başım göğsüyle beraber inip kalkıyordu. Ellerimiz birbirimizin vücutlarını okşuyor, ağzımızdan tek kelime dahi çıkmıyordu. Yanağımı okşayan oğlum kendine gelmişti. Sessizce ağlıyordum. Yanağımı okşayan eli gözyaşlarıma değen oğlum sessizliği bozdu. “Ana ne oldu? neden ağlıyorsun?” cevap vermediğimi gören oğlum sorusunu tekrarladı. “Ana ne oldu?” “Yok bir şey oğlum. Sadece korkuyorum.” Dedim. “Ana ben yanındayım niye korkuyorsun?” “Bu mutluluğun bozulmasından, tam seni bulmuşken seni kaybetmek” deyince. “Ben hep yanındayım. Seni hiç bırakmayacağım güzel anam.” “Şimdi bunu demek kolay ya ben daha da yaşlanınca? Ya da gönlün başka birine benden genç güzel birine kayarsa?” “Ana sen diyorsun? Ne var dilinin altında senin?” “Teyzen geldi bugün…” “Eee…” “Eeesi, işte bir şeylerden şüphe ediyor. Tuhaf tuhaf sorular sordu durdu. Neden süsleniyo muşum da? Biri mi varmış ta? Falan…falan…” “Yok ana başka bir şey var. Bunlar canını sıkmaz senin.” “Bide gene bu Eslem meselesini sordu. Naptınız dedi. Çok geliyolar dayanamıcam artık.” “Anam güzel anam üzüldüğün şeye bak. Yok benim oğlan buldu güzeli. Onunla çok mutlu. Deseydin ya…” “Deli çocuk. Sus be…” “Ben doğurdum kimseye vermiyom, kullanma hakkı da bende deseydin ya.” Apaçık dalga geçiyordu, ben burada korku içindeyken. Bana sıkıca sarıldı “Anam seni bırakmam ben. Ne olursa olsun, hep yanında olacağım.” Deyip dudaklarıma yumuldu yeniden. Eli kalçamda geziyor, sıkıp okşuyordu. Elimi oğlumun sikine attığımda dikilmiş vaziyette olduğunu gördüm. Sikini dibinden kavradım. Avcumu dolduran azmanı yukarı aşağı sıvazlarken, Oğlum kulak memelerinden başlayarak boynumu öpüp emmeye
başladı. Boştaki eliyle de gömleğimin düğmelerini teker teker çözüyordu. Tenime değen kor gibi sıcak dudakları ürpermeme neden oluyordu. Üzerimdeki gömleği çıkartınca, büyük memelerini örten beyaz sutyenimin üzerinden hamur gibi yoğurmaya başladı. “ohhhhh” diye inledim. Bir an önce oğlumun sikini içimde hissetmek istiyordum.kollarında kurtuldum ve sırtüstü yatağa uzandım. Bacaklarımı kırmış ayak tabanlarım yatağa değer şekilde beklemeye başladım. Eteğimi iyice belime kadar çekince, pırıl pırıl tertemiz amımı oğlumun içime girmesi için hazır şekilde bekliyordu. Onu belinde kavradım ve kendime doğru çektiğimde yapması gerektiğini anlamıştı. Yavaşça bacaklarım arasındaki yerini aldı, mantara benzeyen sikin kafasını am dudaklarım arasına sürterek ıslattı ve hafifçe itelemeye başladı. “Ohhh. Erkeğim…” diye inledim. Amım oğlumun sikini santim santim içine alıyordu. Bende “Ahhhh…oğlum, sik ananı… sik kadınını…” sözü çıktı. Oğlum gülümsedi ve “Anam benim… aşkım, sen benim her şeyimsin…sen asla bırakmayacağım” dedi. İçime yavaş yavaş girdi. Oğlumun sikini güzelce sarmıştı amım. Damarlarına kadar her santimini hissediyordum. Kasıklarımız birleştiğinde, O kocaman yarağın tamamıyla içimde olduğunu anladım. Bir kere almıştım hepsini içime. Bir süre öylece durdu bekledi. Sonra ileri geri girip çıkmaya başladı içime. Amım sulandıkça hızını arttırıyordu. Ohhhh, ne harika bir duyguydu sikilmek, oğlum içime ritmik hareketlerle girip çıkarken sutyenimin içinden çıkarıp serbest bıraktığı göğüslerimi hoyratça yoğuruyor, uçlarımı emiyor, bazense dudaklarımız birleşiyor öpüşüyorduk. Zevk aldığımın belirtisi olarak amım artık iyice sulanmış, sularım kasıklarımı ıslatmış ve oğlum sikini amıma sonuna kadar soktukça birbirine değen kasıklarımızdan çıkan “şlap…şlap…” sesleri odayı doldurur olmuştu. Oğlum birden bacaklarımı omzuna koyunca amcığım kabak gibi ortaya çıkmış, oğlum gittikçe daha da hızlı şekilde amıma girip çıkmaya başlamıştı. Amıma aldığım her yarak darbesi aldığım zevki katlıyor, dudaklarımı kanatacak kadar ısırıyordum. Güçlü bir aygırın altında iki büklüm olmuş , heybetli bedeninin altında eziliyor, bulutlar üzerinde uçuyordum. Oğlumun yarağı durmaksızın amımda gidip gelirken Dayanacak halim kalmamıştı ki birden kasılmaya başladım, boşalıyordum. Oğlumun çıplak bedenine sıkıca sarıldım. Dudaklarım oğlumun boynunda, öpüyor kokluyordum. Oğlumu damgalamak benim olduğunu bilsinler istiyordum. Birden boynunu emmeye başladım. Kafasını boynuma gömen oğlumda benim yaptığımı yaparak boynumu emmeye başladı. Aldığım zevk gittikçe katlanırken, hala oğlumun sert sikiyle pompalamaya devam ediyordu. Titremelerim devam ediyordu ki, oğlum fısıltıyla, “Geliyorum” dedi. Bende “gel erkeğim boşal annenin amına, döllerin yaksın içimi, susuzluğumu gider” dedim. Oğlum seri bir şekilde hızlandı ve en son sert bir hareketle amıma sikini gömdü. Şiddetli bir şekilde kasılmaya başladı. Harika bir şey bu. Döller tazyikli bir şekilde içime boşalırken, siki de içimde takılmış saat gibi atıyordu. Damarlarını. Oğlum üzerime yığılıp kaldı. Bende onu sarmaladım. “Annem, aşkım benim” dedi. Bende “Oğlum, erkeğim” diyerek karşılık verdim. Belki yaşadıklarımız birçok insan için yanlıştı ama hiç pişmanlık duymadım oğlumla seviştiğim için. Oğluma “harikaydın.” Dedim. “Kadınımmm” dedi. Bende “Kocacığım erkeğim” diyerek dudaklarına yumuldum. Bir yandan öpüşüyor bir yandan birbirimize
oğlum Talha 5. Bölüm
Üzerimden akan ılık su çıplak bedenimden süzülürken, yaşamış olduğum zevkten dolayı hala bedenim titrememesi hala devam ediyordu. Parmaklarımı oğlumun dudaklarının morartmış olduğun tenimde gezdiriyordum, tıpkı oğlumun vücudunu morarttığım gibi oğlumda benim her yerimi morartmıştı. Özellikle boyun kısmını. Tüm vücudumu şampuanladım. Elimi amıma götürdüm. İçime boşalttığı dölleri bacak aramdan süzülüyordu. Tıpkı geçen gün olduğu gibi muhteşemdi. Oğlum yine bana muhteşem anlar yaşatmış, şimdiden iki kere boşaltmıştı ben zevkten zevke uçurmuştu. Yaşadığım zevkin içinde mutlulukla yıkandım. Gündüz ablamla yaptığım konuşmadan sonraki korku ve endişe kalmamıştı. Ertesi gün oğlum evden çıkmış hayvanlara bakmaya gitmişti. Bense evde temizlikle uğraşıyordum. Telefonumun çalmasıyla kendime geldim. Telefona bakınca arayanın ablam olduğunu gördüm. Hay Allah gene ne var diye söylendim. Yine dünkü yaptığımız konuşmayı bir daha yapmak istemiyordum. Telefonu elime alıp cevaplayınca ablamın sesini duydum. “Efendim abla” dedim. “Gız fadıma evde misin?” diye sordu ablam. “He abla evdeyim… nerede olayım ki başka?” “Hele bir çay koy bakalım. Bizim gızla sana uğrayacağız” ne alaka nerden çıktı şimdi bu… neden geliyorlar ki? diye düşünürken “Tamam abla görüşürüz.” Derken ablam telefonu yüzüme kapatmıştı bile. Dün yapmış olduğumuz konuşamadan sonra ablamın kızıyla beraber ziyarete gelecek olması garip değildi. Şimdi ana kız bana baskı yapacaklardı sanırım. Ortalığı alelacele toplayıp, üzerimi bir şeyler geçirdim. Mutfakta bulaşıklarla oyalanırken kapı çaldı. Hemen başımı beyaz şifon eşarbımla örttüm. Normalde eveyken başımı kapatmıyordum ama boynumdaki morluklarını ablam tarafında görülmesi sorun olurdu. Zaten benden şüphe ediyordu hayatımda bir adam var diye. Kapıyı açmadan eşarbımı son kez kontrol edip kapıyı açtım. Tahmin ettiğim gibi ablam ve Eslem karşımda duruyorlardı. “Abla hoş geldin, sende kızım” diyerek içeri buyur etim. “Çok yorulduk Gız Fadıma” dedi ablam. “Hayırdır abla?” “Hayır hayır” diye yanıtladı ablam. “Yolun pek düşmezdi bize… ondan sordum” ablam esleme “İçeri geç sen, çayları getir…” diye mutfağa doğru yönlendirirken beni de kolumdan çekiştirerek salona götürdü. Acelesi varmış gibi “Ne yaptın Fadıma_ konuştun mu oğlanla sen?” diye sordu. “Neyi abla?” deyince “Neyi olacak işte… Şu evlilik meselesini” “Ha… konuştum… pek gönlü yok gibi, bir şey demedi.” “Eşşek sıpası. Ne kadar inat bu oğlan? Kime çekti ki?” “Bilmem ki abla. Babası da öyle inat değildi ama…” bu arada yeğenim Eslem elinde tepsiyle içeri girdi. Çayın yanında getirdikleri kek ve kuru pastayla servis etti. Eslem karşımızdaki çekyata otururken tekrar dikkatlice baktım. Eslem 23 taşında gencecik bir kızdı. Güzelliğini annesi ve benim gibi bizden almıştı. Sanırım anne ve babasını onu oğlumla evlendirme planından haberi vardı. Galiba o da en az annesi kadar istiyordu bu evliliği. Evlenirse oğlumun karısı olacak ve o kocaman muhteşem yarağın altına yatacak belki de oğluma çocuklar verecekti. Aklıma bunlar gelince onu kıskanmaya başlamıştım. Bana ait olan oğlumu benden alacaktı. Yeğenimle rekabet edemezdim ya. Kendisini süzdüğümü gören Eslem meraklı gözlerle, “Ne oldu teyzem? Öyle baktın… bir şey mi var?” diye sordu. Daha cevap vermeye fırsat vermeden araya giren ablam, “Gelinine bakıyor işte…” dedi. Kikirdeyen Eslem yüzünü öne eğerken, “Abla!!!” dedim. “Yalan mı gız? gelinin olacak işte.” “O işi sonra konuşsak abla…” “Sonrası mı galdı? Enişten akşama yemeğe çağırdı sizi. Zati arayacak oğlumu…” diye kinayeli olarak devam etti ablam. Her ikisi de bu işe oldu bitti gözüyle bakıyorlardı anlaşılan. Sürekli olarak yeğenime bakıyordum. Ablamın böyle konuşması esleme olan kıskançlığımı arttırıyordu. Biricik yakışıklı oğlumu benden almak istiyorlardı. Aslına bakarsak yakışıyorlardı birbirlerine. Eslem kendi evi gibi rahat davranıyordu. Şimdi mutfakta bulaşıkları yıkarken, ablamla ben sohbetimize devam ediyorduk. Bir ara ablam elini başörtüme götürdü ve kenarlarındaki iğne oyalarını incelemeye başladı. “Gız bu yeni mi?
modeli de güzelmiş.” Diyerek daha dur demeye kalmadan, eşarbımı başımdan çekti. “Abla ne yapıyorsun!!!” diye bağırdım. “Ne oldu gız ayağına basılmış gibi bağırıyorsun?” derken korktuğum başıma gelmişti. Eşarpla saklamaya çalıştığım, oğlumun dudaklarının morarttığı boynum, şimdi şaşkınlıktan gözleri açılmış ablamın önündeydi. Bir elini ağzına götürmüş, diğer elinde şifon eşarbım boynuma bakıyordu. Yakalanmıştım. Telaşla elindeki eşarbımı alıp alelacele yeniden başımı örttüm. Ne cevap verecektim? Korkudan dili mi yutmuştum. Kendini toparlayan ablam, “Gız Fadıma…” dedi ama devamını getiremeden Eslem içeri girdi. “Anne sesiniz ta mutfaktan duyuluyor. Neyi paylaşamıyorsunuz?” diye sordu. Yalvaran gözlerle ablama baktım. “Gızım sen bana bi su getir hele.” Diyerek Eslem’i odadan yolladı. Yalnız kaldığımızda, “Allah kahretmesin seni… be ne nal? Hani kimse yoktu? Bide bana yalan söylüyon utanmadan.” “Abla vallahi bildiğin gibi değil.” “Nasıl bildiğim gibi değil. Kancık seni, her tarafını emdirip mosmor ettirmişsin…kim bu adam. Çabuk söyle bana!!!” diye çıkıştı. “Abla vallahi kimse yok” diyordum ama nasıl açıklayacağımı da bilmiyordum. “Hiç mi utanman yok senin? Bak kocaman, boyun kadar oğlun olmuş… sen hala sik peşindesin. Kancık orospu anlat bana… kör bıçakla Keserim seni…” oğlum… evet Boyum kadardı, büyümüştü, kocaman muhteşem bir siki vardı oğlumun ve beni bu hale getirenin oğlum olduğunu bilse ne düşünürdü ablam? “Off, abla yeter oldu bir kere tamam mı, gelme üstüme…” “Gız orospu adın çıkarsa nasıl insan içine çıkarız?” “Zaten hep kendinizi düşünüyorsunuz? Hiç beni düşündünüz mü? daha da olmayacak aha sana yemin veriyorum.” Dedim. “Lan Kancık…kendini düşünmüyorsan oğlanı düşün. Allah muhafaza bir duyulsa o oğlan ne olur? Nasıl insanların yüzüne bakar? Anası orospu olmuş diye ardından tef çalarlar. Akılsız salak kadın bunları hiç düşündün mü?” “He abla düşündüm. Çok düşündüm ama dayanamadım. Ne yapayım, nefsime yenildim. Tabi senin için hava hoş, kocan var, ne zaman yansan söndürür ateşini” dedim. Ama ablamın cevabı oldukça ilginçti, “Tabi canım davulun sesi uzaktan hoş gelir.” Deyince şaşırma sırası bana gelmişti. Birden göz göze geldik. “Hayırdır abla gız?” “Konuşturma beni işte.” İkimizde yumuşamaya başlamıştık. Konuyu değiştirmek için fırsat çıkmıştı. “Abla… eniştem…yoksa…” kızgınlığı geçmeye başlayan ablam, “Ne var eniştem… eniştem…yok işte… senin kocan öldü dul galdın, bense kocası yaşayan dulum.” Ablam bana sırrını vermişti. Eniştemle yatak odasında artık karı koca olmadıklarını söylüyordu. “Nasıl oldu gız abla? ne zamandan beri yapmıyonuz?” “Adam genç yaşta başlamış çalışmaya. Hastalık olmuş, şekerdi prostattı derken 2 yıldan beri tık yok. Gız orospu… sen beni nedecen. Kime morartın her yerini onu söyle.” “Abla boş ver. Olan oldu bi kere bir daha olmayacak. Allah’ın adını verdim.” “İyi miydi gız?” diye sordu gülerek ablam. Yüzüne baktım oğlum gözümün ününe geldi. İyi ne kelime muhteşemdi. “Hem de nasıl…” “Şanslı kancık seni. Gebe falan kalayım deme ha…” “Yok abla önlemimi aldım.” Abla kardeş detayları vermeden konuşurken, yeğenim Eslem içeri girdi. Bizim gülerek konuştuğumuzu görüp, “Vallahi ben sizi anlamıyorum. Daha biraz önce birbirinizi yiyordunuz.” Ablam, “Sen işine bak. O benim bacım, söverim de severim de… hadi toparlan da eve geçelim. Daha yemek hazırlıcaz akşama.” Bana dönerek de, “Ha sizde geç kalman tamam mı?” diyerek evlerine gittiler. Ucuz atlatmıştım. Ablam çok şükür ki olayın üzerine fazla gitmemişti. Akşamın olmuş hava karamaya başlarken eve giren oğlum daha kapıda beni kollarına alıp öpmeye başlamıştı. Güçlü kollarıyla sımsıkı sarmıştı beni. Karı koca gibiydik. Kocasını bekleyen eş gibi bekliyordum oğlumu. Ablamlara girmek için hazırdık. Gündüz teyzesinin geldiğini ve boynumdaki morlukları gördüğünü söyledim. Bu gece özellikle boğazlı bir kazak giymesini istedim. Çünkü bende oğlumun her yerini morartmıştım. Maazallah ablam görse her şey ortaya çıkardı. Dikkatli davranmalıydık. Oğluma ablamın neden geldiğini söyleyince, haberi olduğunu eniştemin
bugün kendisini arayıp bir şeyler çıtlattığını söyledi. Oğluma evlilikle ilgili ne düşündüğünü sorunca bana kaçamak cevap vermesinden onunda bu işe olur verdiğini anladım. Açıkçası yüzüm düşmüştü. Bozulmuştum. Kocası elinden alınan eş gibiydim. Yüzümün düştüğünü gören oğlum, Kapıdan çıkmadan ellerimden tuttu ve “Ana, bana bak…” dedi ve devam etti “Sana söz verdim… Sen benim kadınım oldun artık. Ne olursa olsun, seni asla bırakmayacağım. Kim gelirse gelsin bu eve, seni kabul edecek etmeyen de yoluna gidecek.” “Oğlum o nasıl söz öyle. Aramızdakileri bilirlerse bizi yaşatmazlar buradalarda.” “Ana ben diyeceğimi dedim. Gerisine karışma sen. Hadi daha fazla bekletmeyelim.” diyerek ablamlara doğru yola koyulduk. Oğlumun böyle konuşması beni ürkütse de sahip çıkması hoşuma gidiyordu. Eniştelerde yemekler yenmiş, çaylar içiliyordu. Eniştem konuya geldi ve kızına işaret edince Eslem odadan çıktı. Şimdi odada eniştem ablama ben oğlum kalmıştık. Çayından bir yudum alan eniştem, “Talha yeğenim, ne diye toplandık biliyorsun. Senle açık konuşacağım. Eslem’le seni evlendirmeyi düşünüyoruz. Bak benim oğlum yok. Bunca iş var, mal mülk var. Şurda ne kadarlık ömrüm kaldı ki, benden sonra işleri yürütecek güvenilir birine ihtiyaç var. Sen bildiğimiz insansın, ailedensin, dışardan başka el girmesin bu aileye. Bak kızımda istiyo…” “Enişte bilmem ki ne desem… biz akrabayız, kardeş gibi büyüdük. Şimdi ben nasıl aynı yatağa girecem?” “Oğlum dinen caizdir. Sorun yok. Nikah düşer ikinize de…” “Doğru dersin de…bilmiyorum. Benim başımdan zaten bir evlilik geçti. Yürümedi. Bu evlilik işleri falan bana göre değil…” oğlum inatla karşı geliyordu enişteme. Ablam “Gavurun çocuğu, o nasıl söz öyle…ben gızımı sana vercem. Bu nikah olacak.” “Teyzem bu işler rızayla olur bilmez misin?” “Valla gızın gönlü var. Birbirinize de yakışıyorsunuz da. Oğlum bunca mal mülk yabancıya mı gitsin istiyorsun?” hem konuşmalardan hem de sıcaktan bunalan oğlum “offf…” çekerek giydiği kazağı çıkardı. İçinde tişört vardı. Ne yapıyordu bu oğlan. Ablam boğazındaki morlukları görecekti. Herşeyi anlayacaktı. Ben bunları düşünürken, ablam oğlumun boynundaki morlukları görmüştü. Yüzünün değiştiğini görebiliyordum. Sonra bakışlarını bana çevirdi. Göz göze geldik. Sinirden gözlerinde şimşekler çakıyordu. Yanaklarım al al olmuş, ablama yalvaran gözlerle bakıyordum. Birden ayağa kalkan ablam “Sen benle gelsen fadıma” diye sertçe seslendi. Eyvahlar olsun. Sırrımız açığa çıkmıştı. Ablamı ikiletmeden yerimden kalkıp takip ettim. Yatak odasına girince ardımdan kapıyı kapattı ve bana sertçe bir tokat attı. Beklemiyordum. Ağzını açıp konuşacaktı ki… “Abla gurbanın olam…nolur…enişteme bir şey deme…” bağıracak gibi ağzını açtı ve kısık bir sesle “Gız orospu…oğlunla mı yatıyon sen? Utanmaz ahlaksız kahpe… hadi dayanamadın dedin biriyle yattım dedin ses etmedim…amma bu kadarı fazla. Seni keserim kör bıçakla.” “Abla gurbanın olam. Vallahi bildiğin değil.” “Ne bildiğim değil lan orospu… aha senin de oğlanında her yeri morarmış. Allah belanızı versin ikinizinde…anlat bana herşeyi…yalan dersen keserim seni…” ağlamaya başladım. Gözyaşlarım süzülürken yanaklarıma başladım anlatmaya. “Abla…***** yaptı. Karşı koymaya çalıştım ama… Zati ondan gitti evden. Kovdum.” “Bize niye demedin?” “Abla nasıl diyeyim oğlum bana tecavüz etti diye. Hem korktum bana inanmazsınız diye düşündüm…” “Allahın belası velet kime çekti ki böyle… deseydin ya bana, geri getirmezdik eve.” “Pişman olmuştur diye he dedim bende… konuştuk bir daha olmayacak böyle bir şey diye. Söz verdiydi…” “Eee…” dedi ablam merakla, “Dayanamadık… gene oldu…” “Gene mi tecavüz etti?” “Aslında tecavüz sayılmaz…nefsime yenik düştüm…” “Allah belanı versin kahpe seni.” “Abla ne dersen de… hani sen eniştemde tık yok hasretim dedin ya…işte bende hasrettim abla. Benim de canım istedi…bende kadındım…” “Orospu gidip başkasının altına yataydın ya… kendi oğlunla olur mu bu iş?” “Bende istemezdim ama oldu abla… başkasıyla yatsam milletin diline düşsem daha mı iyiydi?” ablam bu sefer şefkatli ses tonuyla “Bacım
günah…” “Abla biliyorum günah…başkasıyla olsa da günah olmayacak mıydı?” deyince sessiz kaldı, cevap vermedi ablam. Yumuşadığını düşündüğüm ablama anlatmaya devam ettim. “Abla bir bilsen o kadar mutlu etti ki beni, kocamla böyle olmamıştı hiç…” Gözleri fal taşı gibi açık ablam merakla, “Nası yani?” “Abla…”dedim. Bileğimi tutarak “aha bu kadar şeyi var abla. Kocaman… bir görsen…” başının iki yana sallayarak ablam “Töbe töbe… O nasıl şey öyle…” “Vallaha öyle abla.” “Orospu seni, hele sen ondan ayak diriyon bu evlilik işine.” “Yok abla. Oğlan he derse, ben ne derim.” Birden ablama sarıldım. “Abla…valla istemeyerek oldu…” Yatakta iki bacı sarılmıştık. Ağlamaya devam ederken. Sırtımı sıvazlamaya başladı ablam. “Tamam bacım tamam… amma sakın seni affettim sanmayasın. Bu işte oğlun daha suçlu amma sen de suçlusun… olmuş bir kere amma bir daha olmasın, hele gızımla evlenecek ki yakında, bir daha duymayayım. Tamam mı…” dedi. “Söz abla bir daha olmaz.” “Söz verdin bir daha duyarsam, vallaha seni kendi elimle keserim.” “Söz…”dedim usulca. “Ha birde bu Talha’ya bir şey söyleme… şimdi vazgeçer evlilikten falan. Ben uygun zamanda onunla konuşurum. Oğlana da bir şeyler uydur bir daha yapamayacağını söyle. Tamam mı?” Mırıldanarak “Tamam abla.” dedim. Ne yapacaktım, yıllarca hasret kalıp oğlumda bulduğum yarak artık amıma girmeyecek miydi? bundan sonra oğlumla bir daha sikişemeyecek miydim? O kocaman yarağı içine artık Eslem mi alacaktı? Karmakarışık duygular içindeydim. Olanlardan sonra fazla oturamadık. Hemen eve döndük. Oğluma ablamın dediği gibi hiçbir şey anlatmadım. Gece benimle beraber olmak istedi, ablama söz verdiğim için bir bahaneyle reddettim. Sabah oğlum gittikten sonra ablam aradı bana uğrayacağını söyledi. Talha’nın evde olup olmadığını sordu. Yok deyince, olmadığı daha iyi dedi. Neden böyle konuştuğuna anlam verememiştim. Ancak eve gelip de konuşmaya başlayınca anladım. Salonda oturmuş çaylarımızı yudumlarken ablam gayet sakin görünüyordu. Bir sıkıntısı olduğu belliydi. “Ne yaptınız gız dün gece?” “Bir şey yapmadık abla. Söz verdim ya sana.” “Ne oldu aslanım yanaşmadı mı?” “Yanaştı da…yok dedim…hastayım dedim.” “Heh…iyi yapmışsın. Anlat bakalım Herşeyi şimdi” diyerek başındaki eşarbı çıkartınca uzun saçları ortaya döküldü. Ablam benden beş yaş büyüktü. Birbirimize yapı olarak benzerdik. Benim gibi beyaz tenliydi. Ayrıca Vücudu yaşına göre gayet iyiydi. Büyük ama çok sarkmamış göğüsleri, kocaman kalçaları… İkimizde minyon olduğumuz için yaşımızı göstermezdik. Ablam için kimse 48 yaşında ve iki kızı var demezdi. “Neyi anlatayım abla?” “Offf. Fadıma ne dediğimi sen gayet iyi anladın. Anlat işte… nasıl odu. Öyle birden mi tecavüz etti?“ "offf. Abla. Nasıl anlatayım…işte oldu dedim ya sana.” Ablamın oğlumla nasıl yaptığımızı anlatmamı istemesi utandırmıştı beni. Bundan dolayı yüzüm kızarmıştı. “Vay…orospuya bak… sen oğlunun altına yat bi güzel siktir, sonra da utan…” “Abla…” deyince, yüzüme baktı kaşlarını çatarak. Mecburen başladım anlatmaya… “Boşandıktan sonra bi haller oldu buna. Doğru dürüst konuşmuyor. Hayvanlara bakıyo, yemek yiyor, sonra da yatıyo. Hep böyle geçiyodu günler… Belim incindiydi bir gün, merhem sürdü. Baktım oğlanın şeyi kalkmış. Şaşırdım. Bana mı halleniyo falan dedim. Yok olmaz ben anasıyım dedim. Neyse bunun gecesi biri beni dürtüyo. Rüya sandım. Kendime gelince baktım oğlan sonra odadan çıktı. Biraz durdum yatak odasının kapısı açıldı. Merak ettim. Sessizce ardından gittim. Baktım kapı aralık. Başladım içeride olanları izlemeye. Baktım eşarbımı almış eline koklayıp duruyo. Sonra külotumu aldı sutyenimi aldı. Onları da öpüp kokluyodu. Sonra baktım bir eli şeyinde abartısız 20 cm. bi de kalın. Ne yapayım bilmiyom. Sonra başladı adımı söylemeye fatmam anam çok güzelsin falan diyodu. Külotumu şeyine sardı sonrada attırdı döllerini.” Ağzı açık dinleyen ablam. “Vay deyyus…nelerde bilirmiş. Sonra…” “İşte yatağa yattım birazdan geldi yanağımdan öptü. Valla abla bende azdıydım. İşte tutamadım parmaklaya parmaklaya kendimi, uyumuşum.” Ertesi akşam gene
merhem sürdü sırtıma. Ama bu sefer iyice kaldırmıştı, arkadan arkadan dayadı sürekli abla nasıl sert kocaman. Hah böyle boru gibi olmuş. Dayayıp duruyor. Benimde hoşuma gitti ses edemedim. Bir ara içim geçmiş bir uyandım ki üzerimde sadece uzun donum la sutyenim var. Bacaklarımın arasının ıslak… Elimi götürdüm bi baktım attırmış. Nasıl oldu hatırlamıyom.” “Gız sikmiş mi seni?” ablamın ağzından böyle açıkça sikişmek çıkması beni şaşırtmıştı. “Yok, daha sonra söyledi. Sabah gitmiş, hemen üstümü başımı değiştirirken fark ettim ki gitmeden bir kere daha otuzbir çekmiş.” “Bu ne gız. Sebil mi? siki elinde mi geziyo bu oğlan?” “Valla abla onu bunu bilmem ama çok güzel yapıyo. Her şeyi de biliyo. Öyle hemen de gelmiyo.” Gülerek ablam, “Bizim gız yaşadı desene…” “Valla yaşadı ki ne yaşadı. Bide öyle çok attırıyo ki, bir görsen, içimi silme doldurdu.” “Eyi eyi. Gızın döl tutması golay olur.” “Beni doldurduğu gibi doldursun senesine alırız torunu kucağa.” Deyip gülüştük. Abla kardeş oğlumun sikişmek konusunda nasıl becerikli olduğunu konuşuyorduk üstelik sikilen kişi bendim. Ablamın “Offf… hadi sen ateşini söndürdün. Ya ben napayım? İki yıl oldu daha su veren olmadı kurudum.” Dedi. Sonra “Ne olurdu beni de yeğenim gibi, güçlü kuvvetli biri olsa, ateşime su dökse?” diye oldukça garip bir cümle kurdu. “Abla…” deyince. “Lafın gelişi bacım, lafın gelişi… ne zaman sikti peki…” dedi ablam. “İşte sabahı sobaya odun getirmeye gittiydim. Gelince baktım, yatak odasının kapısı açık. Ne olmuş diye baktım her taraf dağınık. Hırsız mı girdi diye düşünürken ardımdan girdi oğlan. Eliyle ağzımı kapadı, sonra da ellerimi, ağzımı bağladı. Ses edemedim. İşte zorlan yaptı ama… benimde hoşuma gitti. Çok utandım kendimden nasıl zevk aldım diye. Sonra evden kovdum biliyon işte.” Sıkıntılı bir hali olan ablam, “Offff. Bacım böyle işler demek ki bizim ailede var.” “Ne demek istiyon abla?” diye sordum. “Bacım sen bilmezsin. Daha ufaktın. Hüseyin emmim daha yeni askerden geldiydi. Anamız rahmetliyi samanlıkta beraber gördüydüm. Heçte öyle ***** yapıyo gibi değillerdi. Hatta babam da evdeydi. Ses etmedim. Seneler sonra anama sorduydum. Bana kızdıydı rahmetli. Amma sonra da anlattıydı. Emmim askerden gelmiş daha bekar. Avrat bedenine hasret. Babamız durumu anlamış tabi. Gardaşına izin vermiş. Emmim de anamı evlenene kadar bir seneden fazla babamdan haberli sikmiş durmuş. Emmimde öyle çok azgınmış. Babamda ******* izlermiş bazen.” Duyduklarımdan küçük dilimi yutacaktım nerdeyse. “Abla ne diyon sen? Doğru mu bu dediklerin.” “Valla anam öyle dediydi. Neyse hepsi de ölmüş gitmiş. Demek ki bizim kanımızda var böyle günah işler. Bak sende oğlunla yattın.” yüzümü öne eğdim cevap vermeden. “Utanma gız. Daha kimler kimlerle yapmıyo ki şimdi, duysan dilini yutan.” “Ne diyon abla sen. Kim kimle yapıyor ki?” dedim merakla. “Gızım bura ufak yer, öyle avrat bulmak golay mı? Ya eşşek sikecen ya da ailenin içinden birinin avradını. Günah yasak amma herkes yapıyo.” “Nasıl yani abla… açık açık konuşsana. Merakta bırakma insanı.” “Hangisini diyem. Yemin ver kimseye demiycen.” “Verdim abla anlat hele.” “Şerife avradı biliyon…” “Görümün şerife abla…” şerife abla ablamla yaşıt, kocası ölmüş dul bir kadındı. Evli kızıyla beraber yaşıyordu. “He o kancık. Damadıynan yatıyo. Gızınında haberi var. Hem gaynımdan kalan mirası yiyo hem de avratları.” “Abla sen nerden biliyon bunları?” “Şerife avradı biraz sıkıştırdım hemen dökülüverdi. Yemin verdim kimseye demiycem diye amma bide sen biliyon şimdi.” “Abla senden korkulur vallaha. Muhtar gibisin. Kim ne bok yiyo hepsini de biliyon…” “Bana bak hele…benim adım Rabia… ben bilirim her şeyi.” Ablamın bu kadar şeyi bilmesi, bana hiç anlatmaması çok garipti. Daha anlatmadığı neler vardı kim bilir… birden ablama sordum “Abla ya sen…” “Ben ne fadıma…” “Eniştem dedin…iki yıl oldu dedin…sen hiç…” diye sordum. Beklemediği bu soru karşısında rengi atan abla sert çıkarak bana “Azımı mı arıyon gız?” “Ne araması abla. konuşuyoz işte. Olmadı mı hiç?” ablam beklemediğim bir şekilde, “Oldu işte bir şeyler.”
İnanamıyordum. Ablam eniştemi aldatmıştı ve bu kadar kolayca bana söylüyordu. “Kimdi gız abla? ben biliyom mu?” “Offf. Amma çok soru soruyon. Napacan bilipte hem sen?” “Konuşuyoz işte abla. Sen herşeyi mi öğrendin…söylesen nolcak ki?” gülümseyen ablam, “Bu enişten ameliyat olduydu ya… Hastahanede yatıyo, bende başında galdım. Orada bi hasta bakıcı adam vardı. Gözleri çakmak gibi bakıyo. Biraz işve edince götümden ayrılmaz oldu. Ne desem ne yumuş buyursam yapıyo. Gür bıyıklı, esmer, birazda yapılı. İçim kaynadı adama. Bir gece nöbetteyken iyice işareti verdim. Adam dünden razı zati. Geç saatte beni bir odaya götürdü. Orda ayaküstü bitirdik işi. Dadı damamda kaldı. Sonra gizli saklı yaptık her akşam enişten hastaneden çıkana gadar. Sona pişman oldum amma napam anam yanıyodum. Soracıma adam peşime düştü. Yok dedikçe ısrar ediyo. Gocana derim dedi. Korkar oldum. Baktım olcak gibi değil, eniştene deyiverdim.” “amaaa…Ne diyon abla sen…” “nedem bacım. Adam sülük gibi yapıştı. Aldım herifi karşıma. Durumu bir gözel anlattım. Böyleyken böyle dedim. Herifim gızamadı bile. Ağladı durdu bütün gece. Zabahına evden getti hiç bişey demeden. Zonracıma akşamına geldi. Adamınan gonuşmuş. Avradımı rahat bırak yosa kötü olur demiş. Gözünü gorkutmuş adamın. Anlattı durdu. Bir daha yapma, başımıza bela olurlar dedi. bakdım adam haklı. Sonrada dedi her işin bir yolu yordamı var dedi. Herif sen ne diyon dedim. İşte anlattı durdu… sonra ne zaman istesem şehre indik… otelde galdık. Bilmediğim tanımadığım adamları getirdi bana…” duyduklarıma inanamıyordum. Eniştem ablamı sikmesi için erkekler buluyordu. Ablam anlatmaya devam ediyodu. “İşte böyle bacım. Enişten bana seni çok seviyom. Bak sen mutlu ol diye nelere katlanıyom ben, diye gonuştukça herife mahcup olmaya başladım. Bir seneden beri kimseye gitmedik. İstemedim. Daha da utansın istemedim. Yangınım var gene bu aralar ama utancımdan diyemiyom herife hadi otele gidek diye. Birazda gorkuyom başımıza bir iş gelir diye. Enişten eskisi gibi değil. Hem hastalıklar bi yandan hemde yaşlılık… İşte bağrıma daş basıyom bacımm…” dedi. Duyduklarım inanılır gibi değildi. Açıkçası üzülmüştüm anlattıklarına. En çokta enişteme. Kolay değildi… bu yaşta karısının mutlu olması için bunlara katlanıyor. Karısını sikecek adamları bulup koynuna sokuyordu. Ablamın elinden tuttum ve elimi elinin üzerine koydum. “Abla bilmiyodum ben böyle. Ne biçim gaderimiz varmış…” dedim. “Öyle bacım öyle…”
Oğlum Talha - 6. Bölüm
Ablamla o gün ilk defa açık konuşmuş Birbirimize en gizli sırlarımızı anlatmıştık. Yaşayış tarzımıza aykırı bir hayatımız olduğunu öğrenmiştim. Annemizin amcamla beraber olması, hem de babamın rızasıyla, ablam ve eniştemin durumu ve benim ve oğlumun arasında geçenler. Günah dolu bir hayat ama bunun yanında da oldukça zevkli bir hayattı. Ablamın o gün dili çözülmüş, yıllardır içinde sakladığı sırları bana anlatmıştı. Konuştukça rahatladığını anlıyordum. Benim o sert ablamın aslında göründüğü gibi olmadığını anlamıştım. İlk kez birbirimize bu kadar yakınlaşmıştık abla kardeş olarak. Ablam evine döndükten sonra aklım hala ablamın anlattıklarıyla meşguldü. Tabi yine de sıkı sıkı tembih etmişti anlattıkları aramızda kalacaktı. Üzülmüştüm ablama. Elimden ne gelir bilmiyordum. Hava kararıp oğlum eve gelince hasretle sarıldım oğluma. Ablamla konuşmalarımızdan sonra bende biraz azmış haldeydim. Ablama verdiğim söz falan umurumda değildi. Bendeki azgınlığı gören oğlumda kayıtsız kalamadı daha sofrayı bile toparlamadan yatak odasına girmiştik. Oğlum beni daha bir saat olmadan iki kere boşaltmış, yine zevkin doruklarına çıkartmıştı beni. Yatakta sarılmış başımı kıllarla kaplı göğsüne koymuş mutluluktan ağlıyordum. Ağladığımı far eden oğlum,
“Ana neden ağlıyosun?”
“Yok bişey ****. Mutluluktan. İyi ki sen varsın hayatımda” dedim.
“Anam benim… sende beni çok mutlu ediyosun…” Aklım hala ablam ve eniştemdeydi. Yaşadıklarını düşündüm. Bir şeyler yapabilsem diye düşünüyordum. Aslında aklıma gelen bir fikir vardı ama… birde aması vardı. Eniştem ve ablamın çözümü oğlum olabilir miydi acaba? Oğlum benimle beraber olduğu gibi neden ablamla da beraber olmasındı? Günahsa, zaten günaha giriyorduk. Ha bir fazla ha bir eksik ne fark ederdi? Bunu oğluma söylesem kabul eder miydi? Ya ablam o ne derdi? Ya ben? Erkeğimi ablamla bile olsa başka bir kadınla paylaşabilir miydim? Aklımda sorular uyuya kalmışım oğlumun kollarında.
*******
Yıllardan beridir hayallerimin kadını olmuştu annem. Çok yanlış olduğunu biliyordum ama onu düşünmekten kendimi alamıyordum. Evliliğim bile bunun yüzünden bitmişti. Karımı sikerken çok defalar annemi siktiğimi düşünmüştüm. Kuzenim Eslem güzeldi. Tıpkı teyzem gibi güzeldi. Evlenmek istesem de anneme olan tutkum onunla evlenmemi engelliyordu. Evlendiğimde annemle beraber olamamaktan, kaybetmekten korkuyordum. Son zamanlarda annem değil ama teyzem ve eniştem üzerime çok geliyorlardı. Evlilik meselesinden dolayı. Yakın markaja almışlardı beni. Elimden geldiğince uzatmak istiyordum bu evlilik meselesini. O gün teyzem aramıştı beni. Onlara gelmemi istemişti. Konuşacakları olduğunu söylemişti. Annem diye sorduğumda yok sen gel dediğinde yaşayacaklarım aklımın ucuna bile gelmemişti. Biraz da gönülsüz mecburen gittiğimde saatler 4’e geliyordu. Zile basıp ta teyzemi açılan kapıda gördüğümde biraz şaşırmıştım. Sanki bir yere gidecekmiş gibi giyinmişti ya da evde misafirleri vardı.
“Hoş geldin oğlum.“ Diyerek omzumdan tutup yanağımı öptü. Beklemediğim bu öpücük karşısında biraz da şaşkınlıkla,
“Hoş bulduk teyze. Misafirlerin varsa gideyim…” diyerek içeri girdim. Salona geçerken önümde yürüyen teyzeme baktım. Giyinmiş süslenmişti. Uzun pembe bir elbise giymiş, biraz dar olan elbise vücuduna tam oturmuştu. Pembe elbisenin altından fırlamış göğüsleri orta büyüklükte kavun kadar büyüktü. Beline bağladığı kuşak kalçalarının hafif dışarı çıkmasına sebep olmuştu. Başındaysa siyah ipek eşarpla örtmüştü. Açıkçası ev için biraz abartılı giyinmişti. Salona girdiğimizde teyzemin yıkamış ve kuruması için çamaşır askılığına astığı iç çamaşırlarını görmem beni bir kez daha şaşırtmıştı. Renk renk sutyen ve külotlar.
“Teyze misafirlerin mi var?” aynı soruyu bir daha sordum.
“Yok oğlum kimse.” Diye cevapladı teyzem.
“Ne bileyim böyle düğüne gidecek gibi giyinmişsin.”
“Nasıl? Olmamış mı?” diye sordu. “Valla fıstık gibi olmuşsun. Hayırdır?” diye sordum.
“Görücü gelcek akşama. Sen almayınca gızımı…”
“Nasıl? Kim geliyomuş.” Derken Gözlerim hala teyzemin asılı çamaşırlarındandı.
“Kim gelecek ki? Senin onun çağırdım. Gonuşayım dedim. Sen niye ayak diriyon hala?”
“Kim ben mi ayak diriyom?” diye cevap verdim.
“Anan daha bişey demedi. Hani nişan tarihini belirleyek de bu işin adı gonsun değil mi?” derken, çamaşırlarında olan gözlerimi baktığımı görmüştü.
“Neye baktın oğlum?” diye sorunca
“Hiççç…” diye salakça cevap verdim. Yakalanmıştım. Teyzemin yüzünde hafif bir sırıtış belirdi. Ayağa kalktı ve asılı olan çamaşırları toplamaya çalışıyorken,
“Sen birden gelince toplayamadım. Gurusunlar diye astıydım…”
“Kalsınlar o zaman kurusunlar.” Diye cevap verdim. Yaptığı işi bırakan teyzem,
“Çay getireyim sana.” Dedi.
“İyi olur teyzem.” Dedim. Teyzem yüzünde yine o garip gülümsemeyle mutfağa gidince hemen kalktım ve asılı duran çamaşırlara yöneldim. Harika görünüyorlardı. Siyah, beyaz ve kırmızı renkliydiler. Öyle bildiğimiz normal pamuktan Pazar işi değillerdi. Pahalı ipek ya da satenden çamaşırlardı. Sikim kalkmaya başlamıştı. Titreyen parmaklarımı kırmızı saten külota dokundum. Zevkten tüylerim diken diken olmuştu. Keşke teyzem evde olmasaydı diye içimden geçirdim. Yakalanmadan yerime geçmiştim ki, teyzem elinde çaylarla içeri girdi. Giydiğim kumaş pantolonun önü kabarmıştı. Çayları içerken elimi önümdeki çadıra götürüp kalkmış sikimi düzeltmeye çalıştım. Tabi teyzemin bakışlarından beni dikkatle izlediğini fark ettim. Konunun dağılması için,
“Eslem nerde?” diye sordum.
“Teyzene gitti.”
“Eniştem?”
“O da şehre incekmiş.” Diye cevapladı.
“Ne güzel olur bir evlenseniz. Her bişeyi hazır. Odanız bile. Bakacan mı?” diye sordu. Ben cevap vermeyince,
“Hadi gel ben teyzenim. Sana gösteriyim nerde yatcaksınız.” Diye elimden tutup ayağa kaldırdı ve ardından sürükledi beni. Bizim için hazırlanmış, çeyizlerinin bulunduğu yatak odasına girdik.
“Bak bakam nasıl olmuş beğendin mi?” diye sordu. Soğuk bir sesle, “Güzel.” Dedi.
“Beğenmedin mi? yoksam.”
“Güzel. Olmuş ben anlamam teyzem. Bunlar kadın işleri.”
“Neden anlan ya sen? Bi evlenin de bizde torun sevsek artık.” Derken bana baktı ve devam konuşmaya,
“Oğlum bana de hele senin gönlün var mı? yok mu bu işe?” diye sorunca, aklımdakileri dökmeye karar verdim.
“Teyzem anamı düşünüyom. Napar neder ben evlenince.”
“Ne olmuş anana… Sanki başka yere gidiyonuz. Aha şurda yürüdünmü 10 dakka.”
“Ne bilim teyzem… Gene de aklım kalıyo işte.” Canı sıkkın odaya bakarken, teyzem yatağa oturdu.
“Gel, otur şuraya bakam. Senle konuşalım…” dedi elimden tutup.
“Yok iyi böyle.” Diyerek ayakta dikilmeye devam ettim.
“Aslan yiğenim. Gızımla evlenmeni istiyom çünkü bunca mal mülk var. Sen almazsan ele gitcek hepsi. Niye dışarı gitsin ki? Gızımı alacan, bu yatakda sikecen, bize boy boy torunlar vericen. Ayrıca aklın ananda galmasın. Arada bir onunda gönlünü edersin.” Deyince şok oldum. Teyzem annemle aramızda geçenleri biliyor muydu? Diye aklımdan geçerken,
“Teyze ne diyon sen?” diye itiraz ettim.
“Biliyom oğlum biliyom herşeyi.”
“Ne saçmalıyon teyze sen.” Derken, yüzümü öne eğmiştim. Evet kesinlikle biliyordu.
“Herşeyi biliyom anandan öğrendim. İyi olmuş. Bahtsız bacım benim. Gocası yok. O da gadın. Onun da canı bişeyler ister. Kimseye de diyemez. Napaydı elin koynuna mı gireydi? Hırlısı var hırsızı var. İyi etmişsin aslan oğlum. Başgasına gitse rahat bırakmazlardı ananı… aferin benim oğluma…” dedi ve ellerimi tutup ***** yanına oturttu. Ne yapacağımı bilmez haldeyken teyzem,
“Sus bişey deme. İyi dinle şimdi beni.” deyince, evet anlamında başımla onayladım.
“Nasıl diye sorma ben öğrendim ananla ne yapdığını. Biz gadınlar için zordur erkeksizlik. Bura güçük yer. Milletin diline düşersin hemen. Adını orospuya çıkarırlar. Bak eniştenle çok zaman oldu bişeyler yapmayalı. Artık dayanma gücüm kalmadı. Yeğenimdin, şimdi damadım olacan, amma önce beni avradın yapacaksın. Benimde canım istiyo oğlum. Senle olursa kimse bilmez burda ev içinde galır di mi aslanım?” deyince bir kez daha şok olmuştum…
“Teyze…” dedim.
“Sus…deme bişey…” Teyzem annemle aramda olanları onaylıyor, üstüne kendisiyle de beraber olmamı istiyordu. Üzerimdeki şaşkınlığı atmaya çalışırken,
“Eniştem?”
“Yok o bilmesin.” Derken elini sikimin üzerine götürdü. Yüz yüze gelince gözlerimiz birbirine kitlendi. Teyzem yavaş yavaş okşuyordu sikimi. Yeniden sertleşmeye başlamıştı sikim. Kayıtsız kalamıyordum teyzeme. Dudaklarına yumulup, sarıldım teyzeme. Kor gibi sıcaktı Dudakları. Okşamaya devam ederek sikinin kalkmasına yardımcı olmaya çalışıyordu. Sonra elini kumaş pantolonumun fermuarından içeri sokarak sikimi dışarı çıkardı. Dibinden tuttu ve yukarı aşağı sıvazlamaya başladı.
“Ohhh… Ananın dediği gadar varmış.” Diyerek okşamaya devam ediyordu. Merakla sordum teyzeme,
“Burda mı yapacaz teyze?”
“He ya. Gızımdan önce beni sik hele bu yatakda.” Dedi gülerek. Sonra da kemerimi çözüp pantolonumu çıkardı bir çırpıda. Sırtüstü yatağa yatırdı. Sikim dikilmiş halde kendimi teyzeme bıraktım. Bacaklarımın arasına girdi ve sikimi dibinden kavradı, sonra da dudaklarını sikimin mantar gibi büyük başına götürdü dudaklarını. Yavaş yavaş ağzına sokmaya başladı teyzem. Milim milim giriyordu sikim teyzemin sıcacık ve ıslak ağzına. Ancak yarısına kadar girmişti ki sikim, somurmaya başladı.
“Harikasın teyzem” diye mırıldandım. Dilini sikimin başında gezdiriyor arada birde dibinden tuttuğu sikimi ağzına sokup çıkarıyordu. Sikimi iştahla yalayan teyzem arada bir bana bakıyordu. Çok zevk alıyordum. Sikim patlayacak gibiydi. Teyzemin dili sikimin kafasına değdikçe aldığım zevk te artıyordu. Yatakta doğruldum. Sırtımı yastıkla destekledim. Sonra teyzemin başındaki siyah eşarbından tutup iki yanından sıkıca tuttum, şimdi ben yarağımı ağzının içine sokup çıkarır oldum. Teyzem ağzını açmış, kenarlarından tükürükler akıyordu. Bir süre bu şekilde devam ettim, biraz daha devam etsem ağzının içine patlayacağımı biliyordum. O nedenle yarağımı ağzından çıkardım. Omuzlarından tuttum ve kendime çektim. Teyzem uzun elbisenin eteğini yukarı çekince beyaz bacakları ortaya çıktı. Tıpkı annem gibi bembeyazdı teni. Ellerimi kalçalarına büyük kalçalarına koydum. Kaygan kumaştan külotunun üzerinden okşamaya başladım. Teyzem elini arkasına götürüp elbisenin fermuarını açtı ve elbiseyi üst kısmından tutup sıyırınca, pembe dantelli sutyeni ve altındaki sutyene sığmayan göğüsleri görünmüştü. Annemin memelerinden daha büyüktü. Başımı teyzemin memelerine gömdüm. Pembe sutyenin üzerinden öpmeye başladım. Teyzemin,
“Ohhh…. Aslan oğlum benim. Çok güzel…” dedi. Sutyeni aşağı çektim ve göğüslerinin altına indirdim. Gerçekten büyüktüler ve çokta güzel. Meme uçlarını sırayla ağzıma alıp nazikçe emmeye başlamıştım. Teyzemse ellerini başıma götürmüş, saçlarımı okşuyor ve başımı daha da vücuduna bastırıyordu. Aldığı zevkten dolayı hafiften inlemeye başlamıştı. Ellerimi beline götürüp sıkıca sarılmıştım teyzemin sıcacık ateş gibi yanan bedenine. Sonra teyzemi sıkıca tutarken üzerimden aldım ve yatağa sırtüstü yatırdım. Yatakta uzanmış yatan teyzemi dudaklarına yumulmuş, öpüşüyorduk. Dillerimizi karşılıklı emiyorduk. Elbisenin eteğini beline kadar toplamış, sertçe teyzemin kalçasını okşarken, bir yandan da kalkık sikimi külotunun üzerinden amına sürtüyordum. Külotunun ıslandığını hissedebiliyordum. Elimi külotunun içine sokup, parmağımı amına götürdüm. Tahmin ettiğim gibi amı ıslanmış, alev alev yanıyordu. Orta parmağımı amından içeri sokunca başını iyice geri atıp gözlerini tavana teyzemden
“ohhhhh…..” sesi çıktı. Zevk alıyordu teyzem. Parmağımı gittikçe hızlanan bir tempoda sokup çıkarmaya başladım teyzemin amına. Bu arada en sevdiğim şey olan yapmaya başladım. Dudaklarımı teyzemin başını örttüğü eşarba götürdüm. Öpmeye koklamaya, yalamaya başladım o parlak ipekli eşarbı… Her zaman sevmiştim bunu yapmayı. Nedenini bilmesem de küçüklüğümden beri bunu yapmayı seviyordum. Önce annemin eşarpları, sonra karımın, şimdide teyzemin. Yumuşak parlak kumaşın dokusu sikimin daha da kalkmasına göre sebep oluyordu… Daha sonra yavaş yavaş kafamı aşağı doğru indirmeye başlamış, sonunda teyzemin bacak arasına inmiştim. Dizlerini kırıp hafifçe yukarı kaldırdım ve teyzemin pembe külotunu sıyırınca, kılsız amı ortaya çıkmıştı. Yavaş yavaş yanaştırdım yüzümü… dilimi o sıcak ıslak deliğe değdirip yalamaya başlamıştım ki, teyzem saçımdan tutup iyice yapıştırdı amına. Yalamaya başladım teyzemin amını. Sulanmış vıcık vıcık olmuştu. Tadı güzeldi ve mis gibi kokuyordu teyzemin amı. Teyzem başımı iyice bastırırken amına, inlememeleri iyiden iyiye artmıştı. Dilimi amına sokup, çıkarıyordum… artık amına girmek için bende sabırsızlanıyordum ki…. Birden teyzem,
“Hadi gavurun çocuğu sik artık…” dedi. Yatakta doğruldum, Teyzem gözleri kapalı, derinden nefes alıp veriyordu. Bacaklarını tutup havaya kaldırdım, iki yana iyice açtım. Kalkık yarağımı amına hizaladım ve yavaş yavaş içine girmeye başladım. Ayaklarını bileklerinden sıkıca tutmuştum, ayakkabıları hala ayağındaydı. Öne doğru yüklendikçe yarağım amına daha çok girip çıkıyordu. Gözlerini açmış, ellerini kalçalarıma atmış, kendine çekiyordu.
“Devam et, oğhh, sik beni, oğhh, sik, yıllardır hasretim, devam et!” deyip duruyordu. Amı anneminkine göre biraz daha genişti ama tıpkı anneminki gibi sıcacıktı. Bacaklarını omuzuma attım, üzerine iyice abandım. İri vücudumun altında ezilirken teyzem, amına daha güçlü pompalamaya başladım. Kasıklarım kalçalarına çarpıyor,
‘Şlop, şlop şlop!’ sesleri, teyzemin inlemeleri, yatağın çıkardığı sesler birbirine karışıyordu. Kalçalarından sıkıca tutup kendime çekiyordum onu. Her seferinde daha çok abanıyor ve yarağımı daha derinlere sokuyordum.
“Ohhh… Sik aslanım sik… Teyzen gurban olsun sana… daha sert vur.” Dedikçe sikimi amının en dibine kadar sokup çıkarıyordum. Altımda boylu boyunca uzanmış amına girip çıkan sikimle zevkten uçuyordu. Teyzemin bu kadar ateşli olacağını hiç düşünmemiştim. Sonra teyzem yan çevirdi yüzünü gözlerini açmadan. Yapıştım dudaklarına yalayarak emerek sikmeye başladım. Hem dudaklarını dilini yalıyor, emiyordum amına pompalarken.
“Ohhhh…” sesleri yüksekten çıkmaya başladıkça kulağına eğildim yalayarak emerek çok kısık sesle
"Teyzemmm… harikasın…muhteşem bir kadınsın.” dedim. İyice zevkten deliye dönen teyzem.
“Goçummm Ohhhhhh sik beni sik…” Dedi ve bacaklarını omuzlarımdan indirip belime doladı. Kalçalarını oynatıyordu. “Sok erkeğim, sik yanan amımı, sik ne olur…” dedi teyzem yine kısık sesle inler gibi. Aldığı zevkten gözleri kısılmış, böyle konuşması beni daha da tahrik etmişti.
“Erkeğim… sik beni… ” dedi çok kısık sesle.
"Seni sikmeye doyamıyorum teyzem.” dedim kulağına eğilip. Şehvetimden patlayacaktım o an. Daha da hızlanarak ikiye yaracaktım teyzemi altımda sikerken. Teyzemin sözleri ve inlemeleri ile iyice coşmuş vaziyette git gellere devam ederken artık daha fazla dayanamayacağım aşikardı. Boşalmaya yaklaşmıştım. “Teyzem geliyorum” diye inledim. O sırada teyzem bana daha sıkıca sarıldı ve
“Gel goçum gel dölle teyzeni. Yanan amımı sula. Söndür ateşimi… aslanım…” derken, son bir kez sikim teyzemin amına girdiğinde kasıklarımız birleşmişken, daha fazla dayanamayarak döllerimi teyzemin amına attırmaya başladım. Altımda inleyen teyzem, zevkten titriyordu. Döllerimi teyzemin amına akıtırken sarmaş dolaş olmuş zevkten bulutların üzerinde uçuyorduk. Üzerine iyice abandığım teyzem vücudumun altında ezilmiş, iki büklüm halde üzerinde kalmışken sikim ritmik kasılma hareketleri ile amına döllerimi attırmaya devam ediyordu. İnanılmaz zevk almıştım. Öylece aldım teyzemin üzerinde. İkimizde kendimize gelmesi uzun zaman almıştı. Boşalmam bitince yanına devrildim. Teyzem iyice bana sokulmuş, ellerini göğsümdeki siyah kılların üzerinde gezdiriyordu.
“Aslan oğlum benim. Bilseydim daha önce ederdik bu işi.” Dedi.
“Bu ne azgınlık böyle teyzem. Eniştemle kaç zamandır yapmıyonuz?”
“Çok oldu… enişten iyi adam da hastalıktı yaşlılıktı derken artık o işi yapamıyo. Ha unutmadan bi daha deyim sana bu işi kimse bilmesin. Anan bile. Zamanı gelince ben deriz ona. Tamam mı aslanım benim.”
“Ya Eslem? Bilmeycek mi?”
“O da bilmesin. Hele bi everelim sizi de hayırlısıyla o da öğrenir.”
“Şimdi hem sen hem de kızın benim avradım mı oldunuz?” gülerek teyzem,
“Bi de anan var.” Dedi.
“Enişten gelir, hadi toparlanak da kimseye yakalanmadan.”
Hayatım bir anda değişmişti. Anneme olan tutkum, ona sahip olmam ve şimdi de teyzem. Anneme karşı ilgim hep olmuştu ama teyzem… Beklemediğim bir şeydi onunla yaşadıklarım. Teyzem güzel bir kadındı ve onunla beraber olmak benimde hoşuma gitmişti. Tadı damağımda kaldı desem yeridir. Fakat bundan sonra onunla da sıklıkla beraber olacaktım.
Oğlum Talha - 7. Bölüm
Oğlum garip davranıyordu son günlerde. Özellikle söz kesildikten sonra. Aile içinde söz kesmiştik oğlum ve Eslem’le. Oğlum sıklıkla ablamları ziyaret ediyordu. Eve geç gelmeler, zamansız ortadan kaybolmalar… akşam olup da yatma vakti gelince, eskisi gibi değildi değişmişti. Sanki artık beni istemiyor gibiydi. Bir sorunu mu vardı bilmiyordum ki. Ne zaman sorsam “yok bişey.” diyerek geçiştiriyordu. Belki de Eslem’le aralarında birşeyler başlamıştı, bu normaldi çünkü evleneceklerdi. Evet evlenecekti, yuvadan uçacaktı ama yine de canımı sıkıyordu bu durum. Belki de bağlanmıştım oğluma bundan dolayı da kıskanıyordum. Oğlum evlenip gittikten sonra ne yapacaktım? Bunun düşüncesi bile içimi hüzünle kaplamıştı. Buruk halde akşam yemeğini hazırladım. Akşam sekiz gibi zilin çalmasıyla hemen kapıda bekliyordum oğlumu. Kocasını bekleyen bir kadın gibi… oysa babasını böyle beklememiştim hiç. Konuşmadan doğruca banyoya gitmesi garibime gitmişti. Hazırlamış olduğum sofraya otururken kendimi banyoda buldum. Çıkardığı giyecekleri yoklamaya başladım. Tıpkı kocasının kendini aldattığından şüphelenen kıskanç bir kadının gibiydim. Ceplerini karıştırıyor, bir iz, bir işaret arıyordum. Ne bulmayı umuyordum, bilmiyordum açıkçası. Hem bulsam ne olacaktı ki? Kocam mıydı? Hayır, ama yine de bunu yapmaktan kendimi alamadım. Pantolonun ceplerine baktım, iç çamaşırlarına baktım. Hiçbir iz yoktu, bir kadın ruju ya da saç teli. Fakat atletteki koku, o farklıydı. Hiçte oğlumun kokusu gibi değildi. Kadın parfümünün kokusunu hissedebiliyordum. Kesinlikle başka bir kadının koynundan geliyordu oğlum. Eslem’in parfümü olmalıydı. Ne söyleyebilirdim ki? Nihayetinde yakında karısı olacaktı. İçimde hafif bir hüzün ve endişe içinde oğlumun yanına gittim. Çorbamdan bir kaşık aldıktan sonra,
“Oğlum bir sıkıntın mı var?”
“Yok ana noldu?”
“Ne bilem, böyle tuhaf duruyon da söz kestikten sonra. Yoksam istemiyon mu evlenmeyi?”
“Nerden çıkardın ana.” Elinden tuttum ve bakarak,
“Seni özledim oğlum. Sende özlemedin mi anacığını?” neyi kastettiğimi anlayan oğlum,
“Özledim tabi anam.”
“Ne bileyim oğlum kaç gün oldu. Bişey demiyon. Uzak duruyon. İstemiyon mu yoksa beni artık?”
“O nasıl söz ana. Sana ne dedim ben, evlensem de sen hep hayatımda olacan. Seni hiç bırakmaycam. Ah, güzel anam benim. Biraz canım sıkkın o kadar. Senlik bişey yok üzme kendini.” Sonra da yanağımdan öptü.
Yemekten sonra bulaşıkları yıkıyordum. Birden arkamdan oğlum bana sarıldı. İçeri girdiğini fark etmemiştim. Kollarını karnıma götürüp göbeğimi okşuyor, bu arada da kalkmış yarağını kalçalarıma sürttürüyordu. Yarağını kalçalarımda hissetmek, hem de sert ve benim için kalkmış olması yüzümde tebessüm ettirmişti. Dudakları önce yanağımda sonra da boynuma doğru inerken, başımı yukarı kaldırmıştım.
“Anam, nasılda üzülürmüş evlenip gidecem diye. Üzülme güzel anam.”
“Ne bilim oğlum. Kaç gün oldu. Eslem gızı bulunca unuttu beni dedim.”
“Eslem ayrı sen ayrı. Ben benim kraliçemsin. Seni o kadar çok seviyorum ki…” boynumu yalamaya başlamıştı. Kalçalarımı oynatarak karşılık veriyordum. Kalçalarımın arasındaki oğlumun yarağı gittikçe büyüyor, oğlumda gittikçe hızlanan bir şekilde sürtmeye devam ediyordu. Şimdi yüzü evde başımı örtmek için kullandığım tülbendimin üzerindeydi. Yüzünü tülbendime sürtüyor, öpüyordu, kokumu içine çekerken de “ah anam.” Diye inliyordu. En sevdiği şeyi yapıyordu. Bende birazdan en sevdiğim şeye, oğlumun yarağına kavuşacaktım. Giydiği pantolonunu sıyırıp sonra yeniden arkadan yanaştı. Ellerini memelerime götürüp yoğurmaya başladı. Sertleşmiş yarağı, beli lastikli ince penye eteğimi yırtıp içime girecek gibiydi.
Gömleğimin düğmelerini açmaya başlarken bende ona yardım edip alttaki düğmeleri açtım. Ellerini sutyenimin altına sokup memelerimi hoyratça sıkmaya ve yoğurmaya başladı. Mutfakta ayakta sikecekti beni. Oğlum ellerini indirip eteğimi ve külotunu kalçalarıma kadar indirdi. Sertleşmiş yarak götümün yarığına girip çıkıyordu. Bacaklarımı iki yana açtım, belimi ve götümü oynatırken, oğlum da yarağını gezdiriyordu üzerinde. Yeniden memelerime attığı elleri sıkıp yoğurmaya devam ediyordu. Zevkten sertleşmiş meme uçlarını parmak uçlarıyla sıkıyordu oğlum. Aldığım zevkin etkisiyle götümü yaslıyordum oğluma. Yanaklarımı öpüyordu. Sonra tülbendimin üzerinden okşuyordu saçlarımı. Kenara çektiği tülbendimin altından çıkan beyaz kuğu gibi boynuma yumuldu dudakları. Öpüp emmeye, somurmaya başladı. Zevkten gözlerim kapalı halde inliyorken, ellerimi memelerimi okşayan ellerine götürüp daha fazla sıkıp okşaması için yönlendiriyordum. Sonra oğlum beni tezgâha domalttı ve eteğim ve külotumu tamamen çıkardı. Alt kısmım çıplak halde domalmıştım oğlumun önünde. Çömelen oğlum bacaklarımı biraz araladı. Ortaya çıkmış olana amımı emmeye başladığında tüylerim diken diken olmuştu zevkten. Oğlumun dili amıma girip çıkıyor, arada birde amımın dudaklarını dudaklarıyla eziyordu. Beni zevkten zevke uçuruyordu. Aldığım zevkten
“Talha’m, aşkımmm!” diye fısıltılıyla inliyordum. Oğlumun dili ıslak amıma girip çıkarken, bir an önce içimde hissetmek istiyordum yarağını.
“Hadi sok.” diye inledim. Sözümü dinleyen oğlum doğruldu artık mosmor olmuş yarağını sıvazladı ve ıslanmış amıma tek hamlede sokuverdi.
“Ohhhh.” Diye inletmişti içimdeki yarak. Köküne kadar sokmuştu. Hareket etmeden öylece durdu. Kafamı çevirip yüzüne baktım ve,
“Hadi sik. Sik beni.” Dedim yalvarırcasına. Belimden tutan oğlum yavaşça sikini çıkardı, sadece o kocaman mantar gibi kafasını amımdaydı. Sonra yeniden soktu biraz bekleyip yeniden çıkardı… hareketleri gittikçe hızlı bir tempoda sikiyordu beni. O kocaman sert yarak içimde gidip geliyordu. Mutfak
“Şlap şlap şlap!’ sesleriyle çınlıyordu. Oğlumun yarağına kavuşmuştum. Harikaydı… sikilmek. İri, dolgun memelerim yarak darbeleriyle sallanıyor, oğlumun kasıkları göt yanaklarıma çarpıyor, yarağı amımda gidip geliyordu. Muhteşem bir sikiş yaşıyordum. Bu an bitmesin istiyordum. Durmadan böyle siksin istiyordum.
“Ohhh… sik. Sik beni. Daha sert… sok amıma.” Derken dayanamayıp boşalmaya başlarken zevkten titremeye başlamıştım. Oğlum hala içimde gidip geliyordu. Kalbim hızla atıyordu.
“Anam geliyorum anam.” Dedi oğlum. Yarağı son bir kez dibine soktu oğlum. Öylece kaldı. İçimde kasılan yarağından sıcak dölleri amıma akmaya başladı. Kalp gibi atan damarlarını hissettiğim yarak içimi dolduruyordu.
“Boşal oğlum boşal. Akıt döllerini akıt içime.” Oğlum kalçalarını yavaş oynattıkça yarağı içimde hareket ediyordu. Aldığım zevk katlanırken oğlum üzerine abandı yüzü yine tülbendimin üzerinde
“Anam seni seviyorum. Seni asla bırakmam. Sen herşeyimsin.” Diyordu. İkimizde öylece olduğumuz gibi kalmıştık. Nefes nefeseydik. Bedenimi saran kollarını okşuyordum.
“Beni bırakma oğlum. Ben sensiz yapamam.”
“Bırakmam anam sana söz veriyorum.” Oğlum amımda öylece bekliyor sikinde kalan döllerini son damlasına kadar akıtıyordu içime. Bir süre sonra oğlum içimden çıktığında, derin nefes aldım. Kasıklarım nar gibi kırmızıydı. Bu gecenin daha başlangıcıydı. Sabahın ilk ışıklarına kadar oğlum üzerimden inmedi.
Kollarında uyandığımda saat 10.00 olmuştu. Oğlum uyanmış beni izliyordu. Sikilmekten sızlayan apışa arama götürdüm elimi.
“Ahhh. Hala acıyor, nasıl siktin öyle?” dudağımdan öptü ve
“Hoşuna gitmedi mi?” gülümsedim ve
“Hem de nasıl çok özlemişim.” Arkamdan sarılan oğlumun yarağını yeniden kalçalarımda hissettim.
“Doymadın mı sen daha?”
“Sana doyulur mu hiç?” Sonra da belimden tutup beni kendine doğru çekti. Boynumdan öpmeye başladı. Boynumdan öperken bütün tüylerim diken diken olmuştu. Yanağımdan öpmeye başlayıp iyice yanaştı. Kalbim deliler gibi atıyordu. Oğluma döndüm. Öpüşmeye başladık. Dillerimiz birbirine değerken, elleri çıplak kalçalarımda, okşuyordu hoyratça. Elimi oğlumun önüne götürdüm, kalkık sertleşmiş sikini yavaşça sıvazlamaya başladım. Üzerindeki yorganı açtım. Erkeksi kıllı bedeni karşımdaydı. Oğlum geriye çekilip yatakta oturdu. Elim hala yarağındayken yanına sokuldum. Uzanıp dudaklarına öpücük kondurdum. Sonra yavaş yavaş dudaklarını, yüzünü öpmeye başladım. Ardından usulca kıllı göğsüne indim. Kıllarını ısırıp hafifçe çekmeye başladım. Bacağımı okşamayı bıraktı ve arkasına yaslandı. Saçlarımı okşuyordu. Göbeğine doğru indim öperek. Elimle sikini okşamaya devam ediyordum. Karnına indim. Sikinin kokusunu alabiliyordum rahatlıkla. Başımı göbeğine yasladım. Yanaklarımı karnına sürtüyordum. Oğlumsa saçlarımı okşuyordu. Sonra da eğilip o dev gibi muhteşem sikinin ucuna bir öpücük kondurdum.
“Ohhh anam.” Diye inledi. Hafifçe araladım dudaklarımı ve mantarını usulca dudaklarımın arasına aldım. Dilimi Hafifçe dilimi dokundurdukça oğlum zevkten inliyordu. Biraz daha araladım dudaklarımı ve mantarının tamamını ağzıma aldım. Dilimle ucuna dokunuyordum. Hafif bir sıvı geldi dilimin ucuna. Aldırmadan yalamaya devam ettim. Çok hoşuma gidiyordu oğlumun yarağını ağzıma almak. Dudaklarım arasında kalın sert siki kayıp duruyordu. Oğlum hafifçe kalçasını yukarı doğru kaldırdı. Dudaklarımı iyice araladım. Yarağı yavaşça ağzımın içine doğru kaymaya başladı. Kocamandı. Dibinden tuttum neredeyse yarısından fazlası ağzımın içindeydi. Yavaşça 31 çektirmeye başladım bir yandan da ağzıma alıyordum. Oğlum,
“Ooh devam et anacım, harika, çok güzel.” Derken oğlum kendinden geçmiş gibiydi. Avucumun içinde sikinin damarlarından kalp atışını bile hissediyordum. Saçımı okşayarak kafamı sikine doğru bastırmaya başladı. Oğlumun sikini sıvazlayarak kafamı yukarı doğru kaldırdım. Yarağını ağzımdan çıkardım.
“Ayy oğlum öldürecen beni yavaş.”
“Anam çok güzel yalıyorsun, zevkten öldüreceksin beni.” Sonra doğrulup, nefeslendikten sonra yeniden bacaklarının arasında diz çöktüm.
Yarağını elime alıp gözlerinin içine bakarak sıvazlamaya başladım. Sonra uzandım ve dudaklarımın arasına aldım yavaşça. Oğlum hafifçe kalçasını kaldırdı. Sikini bırakıp ellerimle bacaklarından bastırdım aşağıya doğru sonra yeniden yavaş yavaş yarağını ağzıma sokmaya başladım. Her seferinde biraz daha girecek şekilde kafamı yukarı aşağı oynatmaya başladım.
Kendimden geçmiştim. Bütün gece beni siken yarak, şimdi ağzımdaydı. Bana menün eden oğlumu şimdi bende memnun etmek istiyordum.
kafamı yukarı aşağı oynatıyor ve sikini ağzımın içinde dilimin üzerinde ağzımın içinde hissediyordum.
Oğlum hırıltılı sesler çıkartıyordu. Siki ağzımın içinde daha da sertleşmişti. gözlerimi kaldırıp baktım sonra dudaklarımın arasından çıkarttım aletini. Gülümsedim oğluma.
“anam. Harika yalıyorsun. Durma gözünü seveyim.”
Tekrar ağzımın derinliklerine aldım kocaman sikini. Elimle de taşaklarını ovuşturuyordum.
Oğlum
“Oohhh geliyorum anam, geliyorum Ooohhh” diye inledi. Bütün gece amımı dolduran döllerini ağzımda istiyordum.
İyice kasıldığını hissettim o anda. Sonra çığlık atarcasına derin ve sesli bir
“Ohhh” çekip ağzımın içine fışkırmaya başladı. Yutmamak için çaba sarf ediyordum oğlumun döllerini ama ilk salvo dölleri boğazımdan aşağı inmişti bile. Dibinden tuttuğum yarağını sıvazlıyordum. İçindeki her damlasını ağzıma akıtıyordum. Sonra hafifçe çıkarttım ağzımın içinden sikini ama oğlum bir salvo daha fışkırdı. Dudaklarıma yanaklarıma geldi dölleri. Elimdeki sikin kasılması çok hoşuma gitmişti. Suratıma sürtmeye başladım. Sertliğini kaybetmeye başlayan yarağını hala sıkıca kavramış tutuyordum. Son dölleri oğlumun yarağından akıp ellerime akmıştı. Dudaklarımın kenarlarından dölleri akıyordu. Yanaklarım döl olmuştu. Oğlum zevkten kıvranıyor halde iyice geriye yaslanmıştı. Yarağı sertliğini kaybetmeye başlamışken, taşaklarından yukarı sikinin ucuna doğru yalamaya başladım. Taşaklarında dilimi oynatıp tekrar yukarı en ucuna çıkıyor sonra da mantarını ağzıma alıp bırakıyordum. Oğlumun döllerini dilimle temizlemiştim.
“Nasıl memnun oldun?”
“Hem de nasıl.”
O güzel gün sabah oğlumun ağzına aldığım yarağının ağzımda patlamasıyla bitmişti.
Oğlum Talha - 8. Bölüm
Ablam konuşmak istediği önemli bir konu olduğunu söylemişti. Keyifli hali gözümden kaçmamıştı.
“Şimdi sen bi gahve yap da gel, bol şekerli olsun…” derken ağzı kulaklarına varıyordu. Normalde sade kahve içerdi. Kahvelerimizi içerken heyecanlıydım. Ablamın söyleyeceklerini çok merak ediyordum.
“Hayırdır abla? ne diyceksen de hadi. Öldüm meraktan.”
“Bacım şimdi sanma ardından iş çeviriyom. Benim heriflen gonuştum. Düğünden sonra Talha oğlum bizle aynı evde galacak.”
“Talha sizle mi galacak artık?”
“He ya evlensinler bizimle otururlar artık. Hem ev büyük. Daha rahat ederler.” Açıkçası bozulmuştum herşeyi planlamışlardı bana sormadan. Bunu anlayan ablam,
“Offf, bu surat ne gız. Asma hemen yüzünü.” Oğlumda olsa evlenmesi artık yuvasını kurup yuvadan uçması hele o nu bir de başka kadınla paylaşma düşüncesi canımı sıkmıştı. Ablam konuşmaya devam ediyordu ama aklım burada değildi. Söylediklerini duymuyor gibiydim.
“Sonracıma, gonuştum güzelce. Talha oğlum benimde gönlümü etsin. Aile içinde galır, kimsecikler bilmez dedim. Anlayışlı herifim benim sen bilin hanım dedi. Ha merak etme sizden bahsetmedim. Enişten her bişeyi bilcek amma bilmiyomuş davranacak. Sende bişey bilmiyomuş gibi davranacan.” Derken kendini oğluma siktirmekten bahsediyordu.
“Abla sen diyon? Duyuyon mu?”
“Bilmem mi ya?”
“Talha’yı gendine mi alıyon? Yoksa gızına mı?” sinirlenen ablam,
“Seni sikerken eyiydi değil mi? bundan sonra böyle. Hem çoktan bitirdik o işi… ”
“Ne…” diye çığlık attım.
“Sus… orusbu…” diye susturdu beni.
“Ne zaman oldu?”
“Nedecen ne zaman oldu? Oldu işte. Gız bacı eksik demişsin vallaha. O nasıl bir şey üstümden inmedi yaa 2 saat. Kasıklarım hala sızlıyo… Amma nasıl da özlemişim. Avrat olduğumu hatırladım yeniden. Aslan doğurmuşsun aslan…” derken ağzının suları akıyordu resmen.
“Sana da bana da avradına da yeter vallaha.” dedi ablam. Biraz bozulmuş olsam da gururlanarak,
“Kim doğurdu onu. Herkes erkek doğuramaz.” diye cevap verdim. Birazda ablama nazire yapmak istiyordum çünkü onun iki kızı vardı.
“lafı bana mı vuruyon gız?” deyince,
“Hemen de gızıyon abla, bu gadar geçiye bir teke lazımdı. Allah verede bizim gurumuş tarlalar sulandıktan sonra ürün vermeye” dedim.
“Sus gız ağzından yel alsın. Tazyikli hortum gibi, içime akıt akıt bitiremedi zaten.” deyince beraber gülmeye başladık.
“Eslem?”
“Ben halledecem onu. Şimdilik bilmesin.”
“Peki. Sen daha iyisini bilin abla.” dedim. Ablamın keyfi pek yerine gelmişti.
“Belli oldu şimdi desene öyle ortadan gaybolmalar, isteksiz isteksiz durmalar, oğlanın pestilini çıkartmışsın gız abla.”
“Maşallahı var. Nerde aslanım daha gelmedi mi?“ diye sordu ablam.
"Sen daha iyi biliyon abla. Benden çok sen görüyon zati.”
“Gelir şimdi. Geçen gün sorduydu anama ne diyecen diye. Azgın teke ikimizi birden düzcekmiş aynı anda.”
“Öyle mi dedi sahiden?”
“He valla…” oğlumun ablam ve beni aynı sikmek istemesi tuhafıma gitmiş olsa da değişiklik olurdu.
Hava kararmadan oğlum eve gelmişti. Ablamı gördüğüne şaşırmamıştı. Burada olacağını biliyordu sanırım.
“İyi akşamlar” diyerek oturduğumuz üçlü çekyata yanaştı,
“Şöyle iki güzelin arasına oturayım da bahtım açılsın.” diyerek aramıza oturdu. Ablam sağında bende solunda oturuyorduk.
“Hoş geldin oğlum” ablamda,
“Hoş geldin aslanım” dedi. Oğlum bir kolunu bana diğer kolunu da ablamın arkasına attı. İkimizi sıkıca sardı.
“Teyzem anamla konuştun mu?” diye sordu.
“He aslanım gonuştuk.”
“Sorun yok dimi ana?” diye sordu.
“Yok oğlum ne sorunu olcakmış ki?” diyerek ablama baktım. Oğlum,
"Teyzem akşamın tadı damağımda galdı valla.” Ablam başını iki yana sallayarak,
“Tövbe tövbe… Azgın teke doymadın mı sen daha.” dedi. İkimizi omuzlarımızdan tutup sıkıca kendine çekti ve
“Size doyulur mu hiç. İkinizde çok güzelsiniz. He teyzem ne dersin kalsana bu gece burda.” Bana bakan ablamın gönlü olduğu her halinden belliydi. Nazlı nazlı,
“İyi o zaman enişteni arayım da haber vereyim. Geç galacam deyim. Düğün hazırlığı falan konuşucaz diyeyim.” Diyerek eniştemi aradı.
Oğlum ablamla aramızda oturuyordu. Daha telefonu kapatmadan elini oğlumun önüne götürmüş pantolon üzerinden yarağını okşuyordu. Bende ablamdan geri kalmamış tişört üzerinden vücudunu okşuyordum. Ablam ve ben azmış halde, aç kurtlar gibi oğluma saldırıyorduk. Halinden memnun olduğu belli olan oğlumsa bir eliyle benim, diğer eliyle de teyzesinin memelerini okşuyordu. Ablamın telefonu kapatmasıyla,
“İzni de aldın, hadin o zaman.” Dedi oğlum. Hep beraber yatak odasına gittik. Hepimizin amacı belliydi, üçümüzde sikişmek için can atıyorduk. Elbiselerimizi kısa zamanda çıkarıp çırılçıplak kalmıştık. Oğlum yatağın ortasında uzanmıştı. Ben sağına ablamsa solunda uzandık erkeğimizin. Oğlumun sağ elini önüme götürüp amımı okşamaya başlarken, sol elini de ablamın amını karıştırmaya başlamıştı. Oğlumun esmer kıllı göğsünü okşarken, ablam da kalkmış olana sikini sıvazlıyordu. Yıllardır sekse olan hasretimizi oğlum gideriyor, Abla kardeş utanmadan, sınırsızca yaşıyorduk yaşamak istediklerimizi. Ablam birden doğrulup,
“Aslan oğlum benim…” diyerek oğlumun sikine yumuldu. Kocaman yarağı teyzesinin ağzına girip çıkıyordu. Bende oğlumun dudaklarına yumulmuş öpüşüyorduk. Ablamı böyle görmek beni şaşırtmış, yan gözle de izliyordum yaptığı muhteşem saksoyu. Böyle bilmezdim ablamı. Oğlumun yarağını ağzına sokup çıkarıyor, sonra da dilini yarağın gövdesini yalıyordu. Mantar gibi olan başını dudaklarının arasına alıp emiyordu. Oğlumun çok zevk aldığı belli oluyordu. Dudaklarımı somuruyor, bazen de dudakları arasına alıp emiyordu oğlum. Ablam ağzıyla sertleştirdiği yarağı bırakıp, ani bir hareketle doğrulunca, oğlumda dudaklarını dudaklarımdan çekti. İyi azgınlaşan ablam, oğlumun dudaklarına yumuldu. Aç kurtlar gibi saldırmıştı. Dudaklarından çektiği dudaklarını oğlumun boynunda gezdiriyordu.
“Aslanım, hadi sik teyzeni. Sik geçir amıma.” Dedikten sonra yatakta sırtüstü yattı. Teyzesinin dediğini ikiletmeden oğlum, bacaklarını iki yana doğru ayırınca, ablamın kaymak gibi bembeyaz, pürüzsüz ve kılsız amı ortaya çıkmıştı. Gözlerini oğlumun gözlerine diken ablam,
“Hadi aslanım, geçir teyzene. Sik teyzeni.” Diyerek dibinden kavradığı yarağı amına götürdü. Mantar gibi kocaman başı ablamın amına demişken, oğlum belini ileri doğru ittirdiğinde birden içine girmişti. İyice ıslanmış olan ablamın amına yavaş yavaş giren oğlumun yarağı santim ilerliyordu. Başını geriye atan ablamın beyaz bedeni hafifçe yukarı doğru kalktı. Büyük memeleri harika görünüyordu. Yarağını dibine sokup, kasıkları birleştiğinde oğlum,
“Ohhh, teyzem…” diye inledi.
“Sik beni, sik teyzeni, aslan oğlum benim.” dedi ellerini oğlumun beline götürüp ileri geri hareket ettirmeye çalışırken, kalçalarını oynatmaya başlamıştı. Oğlum da bunun üzerine teyzesinin içinde gidip gelmeye başlamıştı. Ablamın gözlerimin önünde oğlum tarafından sikilmesini izlemek benim de azmama sebep oluyordu. Teyzesinin içinde ritmik hareketlerle gidip geldikçe ablamın büyük göğüsleri lop lop oynuyordu. Ablam yüzü kıpkırmızı sikişin zevkini alıyordu. Gözlerim ablam ve oğlumda sikişmelerini izlerken, elimi amıma götürmüş okşamaya başlamıştım.
“Ohhh teyzem… harikasın… harika amın var”
“Sik aslanım sik. Sik teyzenin amını. Ohhh…”
“Keşke daha sikseymişim.”
“Gavurun çocuğu, nerdeydin bunca zaman? Biz yanarken, yarağa hasretken boşa harcadın onca dölü.”
“Bundan hep sikecem teyzem hep sikecem sizi…”
“Sik aslanım, daha hızlı sik. Sok yarağını.” Oğlum gittikçe hızlı bir şekilde girip çıkıyordu teyzesinin amına. Yarağının dibine kadar girdiğinde “ayy, ayy…” diye inliyordu. Artık yüzü tamamen kıpkırmızı olmuştu ablamın. Boşalmaya niyeti olmayan oğlum ablamın içinden çıktı. Önünde hala dik olarak sallanan oğlumun yarağı ablamın sularıyla ıslanmış pırıl pırıl parlıyordu. Elini yüzüne götürmüş nefes nefese kalmıştı ablam. Göğsü hızlıca inip kalktıkça büyük memeleri yaylanıyordu. Birden bana dönen oğlum, belimden tuttuğu gibi altına aldı. İri bedenini altında ezilmiştim. Kıllı esmer teni tenime dokundukça içim ürperiyorken, birden o kocaman yarağını amına sertçe soktu.
“Ohhh… oğlumm…” iyice ıslanmış amıma giren yarağını bir çırpıda almıştım içime. Sertçe vuruyordu oğlum. Kasıklarıma her vurduğunda
“Şlap, şlap, şlap.” Dolduruyordu odayı. Ablam yattığı yerden bize bakıyordu. Gözlerimiz birleşmişti ablamla. Üzerimdeki oğlumun içimde gidip gelen koca yarağı amımı dolduruyordu. Oğlumun altında keyifle inliyor, sikilmenin zevkiyle doruklarda uçuyordum.
“Ahhh. Anam… avradım… hastayım senin daracık amcığına.”
“Sik oğlum sik… sik ananın amını… gurban olsun sana…”
“Anam, ohhh…” iyice hızlanıyordu oğlum içimde.
“Erkeğim, sikicim, gocamm.”
“Ahhhh harikasınız.” Dedi ve ablamın elinden tutup bize yanaştırdı.
“Teyzem sende, anam da harikasınız. İkinizi birden sikmek çok güzel ahhhhh.”
“Sik oğlum sik, benim de ablamın da amı senin artık, benim de gocamsın, ablamın da gocasının artık.” Ablamın elinden tuttum ve iyice sıktım. Birbirimize bakıyorduk. İki kardeş yıllardır hasret olduğumuz sekse oğlumuz sayesinde kavuşmuştuk.
“Yeğenimdin, damadın olcaksın, amma hepsinden önce gocam oldun.” Oğlum üzerimde iyice hızlanmıştı. Sanırım boşalacaktı.
“Ana… Geliyorum ana…”
“Gel erkeğim gel… doldur ananın amını bellerinle. Ooohhh… Püskürt içime…” boşalmaya başlarken oğlum durmadan devam ediyordu. İyice ıslanmış amımda gidip geliyor,
İnip kalkıyordu üstümde durmadan… zevkten kıvranıyordum. İçimde durmaksızın, dinlenmeksizin gidip gelen sikin sürtünmeleri öldürüyordu beni… Boynuna sarıldım oğlumun. Bedenimi onun kıllı bedenine yapıştırdım. Memelerim ezildi. Boynunu ısırdım zevkten… Oğlum da acıyla, zevkle inledi. Hoşuna gitmişti dişlerimi omuzlarında hissetmek… Oğlum sertçe amıma girdi ve öylece durdu. Kasıklarımız yapışmış haldeydi.
“Ahhhh… anam…” diye böğürmeye başladığında, yarağından fışkıran sıcacık dölleri amımı doldurmaya başlamıştı. Bacaklarımı beline doladım. Üzerime iyice abanmış oğulum bedeni altında eziliyordum. Sarıldım sıkıca oğluma. Hiç bitmesin, hiç çıkmasın istiyordum içimden. Kendine gelen oğlum yarağını amımdan çıkarınca sıcacık dölleri amımdan kasıklarıma doğru süzülürken, yeniden ortamıza yatan oğlumun o kıllı göğsü yukarı aşağı inip kalkıyordu. Yan dönüp sarıldım oğluma. Ablamda oğlumun dudaklarını öpüyordu bu arada. Ondan önce davranmış ağzıyla kaldırdığı oğlumun yarağını amımda söndürmüştü. Şimdi sikilme sırası ondaydı. Sakinleşen oğlum
“Çok güzeldi. Bundan böyle hep beraber yapalım.”
“Şimdi iki avradın oldu. Doya doya sik bizi.” Dedi ablam.
“Bir de Eslem var…” deyince ablam,
“Sus gız… hele şu yarağa bi doyak da…”
“Teyzem düşündüğün şeye bak, gızınla beraber sikerim seni…” sonra da bana dönerek
“Değil mi ana, seni de gelininle beraber.” Dedi oğlum.
“Gavurun çocuğu” diye gülümsedi ablam,
“Sen beni bir daha sikiver hele. Zamanı gelince onu da yapan.” Sonra da oğlumun dudaklarına yapıştı. İki azgın kız kardeş oğluma kendimizi siktirmek için can atıyorduk. Gecenin daha yeni başladığını oğlum ve ablamın ateşli öpüşmelerini gördüğümde anlamıştım. Oğlumun elleri teyzesinin büyük memelerini okşarken, aşağı eğildim ve yeni boşalmış olan oğlumun yarağını dibinden kavrayarak ağzıma aldım. İnmiş haliyle bile heybetli görünen sikini iştahla yalıyor, yeniden sertleşmesi için çabalıyordum. Biliyordum ki bunun için fazla uğraşmayacaktım. Ağzımın içinde ki yarak dil darbelerimle kendine gelmeye başlamıştı. Dudaklarım esmer yarağın gövdesini sararken, dilimi de o mantara benzeyen kafasında gezdiriyordum. Çok harikaydı tadı kokusu yıllardır özlemini duyduğum şeylerdi. Yaladım, öptüm, emdim. İyice sertleşen yarak kocaman olmuş ağzımı doldurmuşken, ağzımdan çıkardım. Kalın kıllı gövdesinden tuttum, sıvazladım. Oğlum
"teyzem anam kaldırdı şimdi sende indir bakayım.” Dedi. Ardından ablama bana,
“Hadi gız koy bakam içine.” diye bana emir verip sonra sırtüstü yatan oğlumun üzerine çıktı. Dibinden tuttuğum oğlumun yarağını ablamın amıyla hizaya getirdim. Mantar gibi baş kısmı ablamın amının dudaklarına değiyordu. Ablam birden oğlumun sikine oturmaya başladı yavaş yavaş. Önce kocaman mantar gibi başı girdi yarağın.
“Ohhh… Gurban olduğum… Sok Aslanım sok… ohhh…” Yavaş yavaş oturdukça santim santim kaybolmaya başladı oğlumun yarağı. Amı ıslanmış kocaman sert yarağı rahatça almıştı içine. Oğlum ellerini teyzesinin beline koymuş hareketsiz duruyor, ablamsa yarağın üzerinde tıpkı bir ata biner gibi kocaman kalçalarını yukarı aşağı hareket ettiriyordu. Oğlumun yarağını dibine kadar içine alıyordu. Ağzımla sertleştirdiğim oğlumun yarağını ablamın amına elimle sokmuş şimdi de zevkle sikişmelerini izliyordum. Biraz önce benim amımda gidip gelen oğlumun yarağı şimdi ablamın içinde gidip geliyordu. Yatağa eğildim ve oğlumun o kıllı kocaman olmuş taşaklarını yalamaya başladım. Ablamın kalçaları başıma vuruyordu yarağı dibine kadar aldığında ama umursamıyordum. Oğlumun o kokusun tadını almak istiyordum.
“Harikasınız zevkten öldüreceksiniz beni…” dedi. Sonra ablamı kucakladığı gibi yatağın üzerinde domalttı. Hışımla birden soktu o kazık gibi sert yarağını ablamın amına.
“Ohhh.” Diye inleyen ablam
“Sik aslanım sik… Yarağına gurban olduğum.” Oğlum teyzesini sikiyor amına girip çıkıyordu. Arkadan yaklaşıp çıplak bedenine sarıldım.
“Oğlum, erkeğim…”
"Anam benim.” Ablamdan bu arada aldığı zevki gösteren “Ihhh, ıhhh, Ahhh.” Dökülüyordu dudaklarından. Onlara katılmalı bu zevkten mahrum kalmamalıydım. Domalmış ablamın altına girip onun vücuduna ters şekilde yattım. Ablamın içine giren oğlumun yarağına bu kadar yakından ilk defa bakıyordum. O kocaman yarak bir piston gibi hızla yuvasına girip çıkıyordu. Oğlumun içi bel dolu taşaklarına götürdüm dilimi.
“Ohhh anamm…” Diye inledi oğlum. Bir yandan Teyzesinin amını sikerken, bende taşaklarını yalıyordum. Oğlum bir ara yarağını dışarı çıkardı. Üzeri ablamın sularıyla ıslanmış parlayan yarağını havada kaptım oğlumun. Teyzesinin amına giren yarak şimdi de benim ağzımda gidip geliyordu. Oğlum bunu yapmaktan hoşlanmıştı besbelli. Ağzımdan çıkarttığı yarağını yeniden teyzesinin amına soktu. Amına giren yarakla ablam "ohhhh…” diye inledi. Sertçe girip çıktıktan sonra yeniden ağzıma soktu yarağını… Bir ablamın amına bir benim ağzıma… Defalarca durmadan tekrarladı bunu oğlum. Amım sulanmış kalçalarımı zevkten sağ sola sallanırken, amıma değen sıcacık dudakları hissettim. Ablamdı… Amımı yalıyor dilini içine sokuyordu. Çok güzel yapıyordu ablam. Oğlumun yarağı ablamın içinde girip çıkarken bende dudaklarımı ablamın amına götürdüm. Dudaklarımı iyice amına yanaştırınca oğlumun yarağı dudaklarımın arasından gidip giriyordu ablamın amına. Harikaydı aldığım zevk. Ablam ben ve oğlum… Zevk bulutlarında uçuyorduk. Ablamın dili durmaksızın girip çıkıyor, dudaklarıyla da somuruyordu amımı. Sikilmeden diliyle boşaltacaktı beni. Oğlumun gittikçe hızlanıyor daha sert giriyordu ablamın amına.
“Ohhh…devam et…Ohhh…” diye haykırırken boşalıyordum. Ablam amımı yalayarak boşaltmıştı beni. Zevkten titrerken ablam amımı yalamaya devam ediyordu.
“Teyzemmm… ohhh… teyzemmm… geliyom…”
“Gel aslanımm gel… anana attırdın bi de attır… Hadi fışkırt bellerini, doldur içimi.” Oğlum sertçe pompalamaya devam ediyordu.
“Ohhh… geliyom…ohhh teyzemmm.” Diyerek yarağının tamamını teyzesine soktu oğlum. Bedeni kasılırken oğlum döllerini akıtıyordu teyzesinin amına.
“Ohhh, attır aslanım attır. Çıkarma, gal içimde. Dölle teyzeni sıcak sıcak ohhh.” Oğlum teyzesinin üzerine kapaklandı. Güçlü kollarıyla ablamı sardı. Öpüyordu ablamın boynunu boğazını.
“Teyzem. Harika bir kadınsın. Doyamıyom sikmeye.”
“Gurban olsun teyzen sana.” Biraz bozulmuştum duyduklarıma. Kıskançlıkla
“Beni unuttunuz…” oğlum teyzesinin içinden çıkartıp yarağını yatağa oturdu. Ablamla iki yanına uzanınca oğlumun bizi güçlü kollarıyla sardı bizi.
“İkinizinde yeri aynı bende. Sizi çok seviyorum.” Önce beni sonra da ablamı dudaklarımızdan.
“Anam benim. Kıskançlık yok tamam mı?” mecburdum kaybetmek istemiyordum oğlumu. Başımla evet anlamında karşılık verdim oğluma.
Oğlum Talha - 9. Bölüm
O günden sonra oğlum kâh beni, kâh ablamı ya da ikimizi aynı anda sikmeye devam etti. Şimdiden Eslem’i kıskanıyorduk böyle bir yarağı yiyeceği için. Önce nişan ardında düğün derken oğlum yuvadan uçmuştu. Karar verildiği üzere ablamın o büyük evlerinde yaşayacaklardı karısı Eslem’le.
Düğünden sonra eve yalnız gitmeme kimsenin gönlü razı gelmedi. Ablamın hazırladığı odada yatakta dönüp duruyordum. Uykum bir türlü gelmek bilmiyordu. Alt kattaki mutfağa inip su içmek için odamdan çıkınca hemen iki kapı öteden gelen sesleri duydum. Oğlum ve eşlemin odasıydı. Genç kızın inlemeleri dışarı kadar duyuluyordu. Oğlum o koca yarağıyla zevkten inletiyordu genç ve güzel karısını. Eslem’in nasıl zevk aldığını tahmin edebiliyordum çünkü o yarak defalarca beni de sikmiş, zevkten zevke getirmişti. Şu anda Eslem’in yerinde olmak isterdim. Şanslıydı istediğinde çekinmeden, yakalanma korkusu olmadan ya da ayıplanma endişesi olmadan zevkle siktirebilecekti oğluma. Kıskandım o an Eslem’i… kulağımda sesleri mutfağa girdiğimde ablam karşımda görünce şaşırdım.
“Hayırdır gız abla, seni de mi uykun dutmadı?”
“He yaa… aslanım uyutmadı ki… maşallah gızın üstünden hiç inmedi… sanki hiç am görmemiş gibi…” sesinde biraz burukluk ve kızgınlık hissetmiştim.
“Gahve içen mi abla?”
“E hadi yap da içek…”
“Napsın, o da bıktı bizimkinden ellam, taze amı buldu, tadını çıkarıyo işte…”
“Gavurun çocuğu nasıl da belliyo bir görsen. Gız öldü sandım.”
“Ne diyon gız abla? yoksa gözetledin mi?”
“Napam merak ettim.” Ablam da benim gibi sikicisini kaptırmış olduğunu düşünüyordu.
“Gaveleri acı yapıyom o zaman…” derken birbirimize gülümsüyorduk.
Yatağa girip uykuya daldığımda saat üç olmuştu ve oğlum hala karısını beceriyordu. Sabah ablamla beraber mükellef bir kahvaltı hazırladık. Saat 9’a geliyordu. Eniştem erkenden kalkmış camiye gitmiş hala dönmemişti. Talha hala yukardaydı. Eslem’se banyo yapmış yanımıza gelmişti. Utandığı her halinden belli oluyordu. Ablama çaktırmadan işaret ettim. O halini gören ablam muzipçe gülerek,
“Gızım niye kalktın ki? Ben habar ederdim gahvaltı hazır olunca. Gocan uyuyo daha?” mahcup bir sesle Eslem
He ana uyuyo. Galdırayım mı?”
“Yoh gızım, uyusun yorgundur şimdi o…” diye söyleyince Eslem yeniden başını öne eğdi utancından. Ablam nazikçe çenesinden tuttu ve,
“Utanma gız. Sen de avrat oldun şimdi. Gocandır erindir yaptığınız şey helaldir. Avrat demişken çarşafı getir de sonra balkona asak… Cümle alem görsün…” dedi keyifle.
Bunlar olurken gerdeğim ve sabahını hatırladım. Kocamda sabaha kadar düzmüştü beni. Tıpkı Eslem gibi utanmıştım. Kimsenin yüzüne bakamıyordum sanki yaptığım şey yanlışmış gibi. Kaynanam da aynı şeyleri nasihat etmişti. Tıpkı Eslem’in kanlı çarşafı gibi benim çarşafımı da asmışlardı. Gurur duyuyorlardı, gelinleri kız çıkmış ve oğulları da bekaretini başarılı bir şekilde almıştı. Ablam Eslem’e nasihatler ediyordu ben bunları düşünürken. Benim aklımdaysa oğlum Talha’daydı. Tüm gece kulaklarımı inleten sikiş sesleri beni müthiş azdırmıştı. O muhteşem bedeniyle yatakta çırılçıplak yatıyordur şimdi. Yanına gidip o kalın aletini ağzımda büyütsem, sonra belleriyle içime doldurana kadar üzerine otursam… Ahhh… ne harika olurdu diye içimden geçirdim.
Günler geçiyor, oğlum karısıyla günlerini geçiriyordu. Evlendiği günden itibaren sadece birkaç kez beraber olabilmiştik. Ablamla konuştuğumda benim gibi dertli olduğunu anladım. O da benim gibi kavuştuğu yarağı kaybetmenin sıkıntısını yaşıyordu. Ablam kızıyla konuşacağını söyleyince panikledim. Oğlumla bir ilişkim olduğumu duymasından çekiniyordum. Paniklediğimi gören ablam, müsterih olmamı herşeyi ayarlayacağını söyledi.
Bu konuşmamızın üzerinden fazla geçmemişti ki, ablam sevinçle haberi bana verdi. Eslem’le konuşmuş, Talha’yla arasında geçenleri anlatmış. Bunu duyan Eslem şaşırmış hatta biraz kızmış olsa da anne ve babası arasında artık olmayan karı koca ilişkisini anlatmış, kendisinin de kadın olduğunu ihtiyaçları olduğunu söylemiş. Eslem annesini dinleyince kabullenmek zorunda kalmış. Tabi bunda oğlumun da etkisi olduğunu söyledi, çünkü bu konuşmalar yaşanırken oğlum Eslem ve ablam hep birlikte konuşmuşlar. Benim gibi, annesi gibi Eslem’de oğlumu ve onun muhteşem sikini kaybetmek istemiyordu. Ablam henüz benimle oğlum arasındakileri anlatmamıştı ama biraz daha sabretmemi onunda sırası geleceğini söyledi. Böylece hepimizin rahatlıkla istediğimiz gibi yaşayacağımızı söyledi. Nasıl sırayla mı yaptıklarını sorduğumda ablam, Talha’nın kimi canı çekerse onunla beraber olduğunu söyledi. Bazen ablamın yatağında bazense, karısının yatağında geceyi geçirdiğini söyledi ablam. Talha aslında ikisiyle aynı anda beraber olmak istemiş lakin Eslem utandığını ve bunu yapmak istemediğini söylemiş. Ablama kızıyla aynı yatakta sikilmek isteyip istemediğini sorduğumda cevap vermeden bana bakan gözlerinden bunu istediğini anlamıştım. Ablamla bunları konuşurken ben ne yapacağım diye düşündüm. Öyle ya ablam ve kızı istediklerine kavuşmuşlardı.
O günün akşamında oğlumun telefonuyla mutlu olmuştum. Beni özlediğini söyledi. Yolda olduğunu yarım saati bulmaz yanındayım derken kalbim heyecandan duracaktı nerdeyse. Alelacele süslenmiştim. Üzerime giydiğim üstten iki düğmesi açık bir gömlek, altındaysa dizlerime kadar uzunlukla dar bir etek giymişti. Başımdaysa pembe çiçekli tülbentim vardı. Oğlumun beni bu ahaliyle beğendiğini biliyordum. Kapının açılmasıyla kendimi karşısında bulmuştum, tıpkı bir zamanlar kocamı karşıladığım gibi. Kollarının arasına aldı özlemle sarıldık birbirimize tıpkı yeniden kavuşan iki sevgili gibi. Eliyle çenemden tutup dudaklarıma yumuldu. Öpüşüyorduk hasretle. Doyamıyordum oğluma… sonra geri çekilip gözlerinin içine baktım ve ellerinden tutup onu yavaşça çekerek geriye doğru yürümeye başladım. Yatak odamıza kadar onun ellerinden tutarak geldim. Tam içeri girdiğimiz anda ellerini bırakıp bir adım geri atarak gözlerinin tam içine baktım. Çok heyecanlıydım. Daha fazla dayanacak mecalim yoktu. Tişörtünü çıkardım bir çırpıda. Siyah kıllarla kaplı göğsünden yavaşça öperek dizlerimin üzerine çöktüm. Altındakileri bir anda aşağı çektiğim zaman iç çamaşırı da beraberinde gelmişti. Bileklerinden alt kısımdakileri çıkarmaya çalışırken, kalkmış siki yüzüme çarptı. Birbirimize baktık.
“Çok mu özledin ana?”
“Evet…” diyebildim.
“Ah ana tam istediğim gibi olmuşsun…” dedi. Sertleşmeye başlayan sikini altından başlayarak yalamaya başladım. Dilliyordum. Her yerini bildiğim sikini yeniden keşfediyordum dilimle.
“Ahh… Anammm…” diye inledi. O sırada parmaklarının, saçlarımı örten tülbentimi kavradığını hissettim. Güçlü elleri resmen avucunun içine kafamı almış; kendine doğru çekiyordu. Dilimi oğlumun sikinin üzerinde gezdirmeye, sıcaklığını ağzımda hissetmeye başlamıştım. Özlediğim oğluma has o erkeksi kokusunu içime çekiyordum… Ağzımın içini dolduran o sik benimdi yeniden. Sonra hafifçe başımı kaldırıp dudaklarımı araladım. Boğazıma kadar sokmaya çalışıyordu sikini. Kendine doğru çekti kafamı iyice. Ellerimi kalçalarına koydum. Boğazıma değdiği hissettim sikinin o yumuşak uç kısmını. Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Oğlumun önünde diz çökmüş, boğazıma kadar onun tadına bakıyordum…
“Ah… Anammm.” Diye derinden inliyordu. Oğlumun zevk alması beni daha da tahrik ediyordu. Amımın ıslanmaya başladığını hissedebiliyordum. O güzel tadı hala dudaklarımdayken, elleriyle iyice kavradığı türbanlı kafamı bir ileri bir geri gidiyordu. Birden ellerini başımdan çekti. Koltuk altlarımdan tutarak beni ayağa kaldırdı. Dudaklarımız yeniden birleşti ve öpüşmeye başladık. Deli gibi öpüşüyorduk. Elleri, her yerimi okşuyordu. Nerdeyse kendimden geçmek üzereydim. İçimdeki yangını bir an önce söndürmek istiyordum. Geri çekildi ve gömleğimi birden yırtar gibi iki yana doğru sertçe açtı. Bende yardımcı olarak gömleğimi çıkardı. Ardından giydiğim eteği. Şimdi karşısında külot ve sutyenimle kalmıştım. Yüzümü iki avucunun arasına aldı ve dudaklarıma öpücük kondurdu. Güçlü kollarına aldı ve sarıldı bana. Parmakları sırtımda gezinirken, sutyenimi çözdü. Ardında da ellerini aşağıya doğru indirdi ve kalçalarıma götürdü. Kaba etlerimi külotun üzerinden okşadı, sıktı sevdi. Dudakları boynumda gezmeye başlarken külotumu sıyırmaya çalışıyordu. Kalçalarımı oynatarak yardımcı oldum oğluma. Bacaklarımdan sıyrıla külotum ayaklarımın dibine düştü. Tamamen çıplak halde odanın ortasında sevişiyorduk oğlumla. Dudaklarını bedenimde hissetmek beni deli ediyordu.
“Anammm…” dedi nefes nefese kalmış bir vaziyette. ” Yorganı kenarından tutup bir anda çekti. Yatağın üzerinde sadece çarşaf vardı. Nazikçe beni yatağa itti. Yatağın ortasına doğru kendimi çektiğimde bana doğru geldi. Derken omuzlarımdan bastırıp beni yatağa sırt üstü düşürdü. Önce dudaklarımı öpmeye başladı. Elleri de tüm vücudumu okşuyordu. Daha sonra hafifçe çeneme, oradan da boynuma indiğinde artık yıldızları görmeme az kaldığını anlamıştım. Göğüslerime geldiğinde, göğüs uçlarımı hafifçe ısırdığında hafif bir çığlık attım. Daha da aşağı inerken kalçalarımı kavrayan elleri bacaklarımı iyice açtı. Kasıklarıma geldiğinde dudaklarının sıcaklığını hissediyordum. Çok güzeldi. İyice ıslanmış amımı dakikalarca yaladı yaladı yaladı… bacaklarımın arasındaki yerini aldı . Evet oluyordu sonunda… yeniden sikecekti beni oğlum. O beni zevkten zevke uçuran siki içime alacaktım… Oğlum sikini amımın dudaklarının arasına yerleştirdi. Elleriyle bacaklarımı kavradı, sonra da bir anda, tek hamlede içime sokmaya başladı. Kasıklarımız buluşana kadar da içimi parçalamayı bırakmadı. Ağzımdan derin bir ohhh çekmiştim. İçimdeydi bir kez daha… parçalaya parçalaya girip çıkıyordu içime.
“Aslanım… oğlum… sik ananı… sik… gurban olduğum sik…” dedim. Demir gibi sertleşmiş sikinin her santimini hissediyordum içimde gidip geldikçe. Sonra yavaşça içimden çıktı. Sadece başı kalacak kadar çıktığı anda birden kökledi yeniden. Deli gibi bağırıyor, çığlık atıyordum. Herkese nasip olmazdı bu. Sonra birden hepsini çıkarıp yavaşça sokup, hızlanmaya başladı. Mutluydum oğlumun altında zevkten inlerken. Tadını çıkarıyordu. Bu o kadar güzeldi ki…
“Çok güzel! Çok güzel! Devam et!” diye inledim.
“Ana. Ana… çok güzelsin… doyamıyorum sana ana…”
“Sik oğlum sik ananı… daha hızlı daha hızlı…” Ayaklarımı kaldırdım belinin etrafında doladım. Belini tamamen kendimi bastırdığım anda bacaklarımı kendime çektim. Artık en derinlerime kadar giriyordu. Parçalamıştı beni adeta. Delirmek üzereydim. Her seferinde daha da fazlasını istiyordum, oğlum da daha çok içime giriyor, daha da hızlanıyordu.
“Aghhhhhh! Geliyom oğlum… geliyom!!!!” diye inlerken bedenim büküldü ve titredi. İlk birkaç saniye kasıldıktan sonra hafifçe titremeye başladım. Kadınlığımın kasıldığını hissediyordum. Gözlerim kapanıyordu, bayılacağımı sandım. Kendimi çok zor tutuyordum. Belim hafifçe yukarı doğru büküldü. Nefes alışım kesilmiş, sadece inliyordum. Sıra oğlumdaydı, annesini bu halde görmek, onu son noktaya getirmiş olmalıydı.
“Ahhh… Ana… ana…!” İnlerken, gözlerimi hafifçe araladım ve oğlumun yüzüne baktım. Ilık ılık döllüyordu beni. İçime akan bir nehir gibiydi. Zevkten dört köşe olmuştu. Bellerinin sıcaklığını hissediyordum. Çok güzeldi, hem de çok güzel… Üzerime yığıldı. Zar zor nefes alıyorduk ikimiz de, nefeslerimiz yavaşladıkça zaman normale dönmeye başladı. Hafifçe üzerimden kalkıp yana yattığında, bacağımı kaldırdı ve bana baktı. O kadar çok boşalmıştı ki akıyordu. Dolmuş taşmıştı amım oğlumun belleriyle. İri bedenine sarıldım oğlumun. Bırakmak istemiyordum. sadece, sadece benim olsun istiyordum. Kendimize gelmiştik. Konuyu Talha açtı.
“Ana teyzem gonuştu mu senle?” neyi kast ettiğini anlamıştım.
“He anlattı her bişeyi. Eslem gız… gızmadı mı?”
“Ne gızcek ana. Aldım ana gız garşıma. Güzelce gonuştum. Allah var gorkmadım değil tepki verir diye amma önce bi şaşırdı, sonra üzüldü anasına. Napacaz gaderimiz böylemiş dedi. Kabullendi.” Biraz bozulmuştum açıkçası. Aynı evde istedikleri gibi beraber olabiliyorlardı.
“Oh ne güzel… ya ben? Ben nolucam? Siz rahata erdiniz.” Dedim.
“Hele dur ana az sabret bakam. Eslem’le bi gonuşayım… ben ikna ederim onu.” Bana bakarak
“Öyle çok istiyom ki senle Eslem'i aynı yatakta sikmeyi.” Dedi ve dudaklarımdan öptü. Elimi önüne götürdüğümde oğlumun sikinin çoktan dikildiğini gördüm. Hazırdı şimdi yeniden annesini sikmeye…
Oğlum Talha - 10 Bölüm
Heyecandan ölmek üzereydim. Oğlum ve Eslem akşam yemeğine geleceklerdi. Elbette heyecanlı olmamın sebebi yemeğe gelecek olmaları değildi. Oğlumun telefonda vermiş olduğu haberdi. Eslem’le konuştuğunu, aramızdakileri anlattığını söyledi. Beklemediğim bişeydi. Biraz ürperdim açıkçası. Talha’ya ilk sorduğum soru ne dedi diye sormak oldu. Söylediği tek şey herşeyin yolunda olduğu ve gelince konuşuruz demek oldu. Oğlum ve gelinim için sevdikleri yemekleri hazırladım. Akşam olup da kapının çalmasıyla heyecanım iyice artmış kalbim deli gibi atmaya başlamıştı. Oğlum sanki karısına sarılır gibi belimden tuttuğu gibi kendine çekmiş ve yanaklarıma sulu bir öpücük bırakmıştı. Eslem’le göz göze gelince gözlerimi kaçırdım. Oğlumla sikiştiğimi biliyor olması beni utandırmıştı. Talha ise gayet rahattı. Karısını sağına beni soluna almış, kollarıyla da belimizi sarmıştı. Şimdi ikimizin ortasında yürüyor bizi salona sürüklüyordu. Ses çıkaramıyordum. Gergin olduğumu hisseden oğlum
“Rahat ol ana… Esleme anlattım her bişeyi. O da anlayış gösterdi. Dimi Eslem?” dedi.
“He ya ana… Ben herşeye gabulüm. Yeterki mutlu olalım.” Bunu Eslem’den duymak biraz rahatlatmıştı beni.
Talha salonda otururken ben ve Eslem mutfaktaydık. Konuşmuyorduk arada sırada birbirimize bakıyorduk. Sessizliği bozan Eslem oldu.
“Ana… bak ne dicem sana. Seni de anlıyom anamı da… Golay değil öyle genç yaşda köylük yerde dul galmak. İkinizde çok çekmişsiniz. Anam babamdan sen de rahmetliden. Bana göre yanlış değil yaptıklarınız onun için hiç utanma. Ya başkasıyna yapsaydınız? belkim daha kötü olurdu. Adınız çıkardı. Böylesi daha iyi…” Eslem’in böyle rahatça konuşması şaşırmıştı beni. Birden ellerimi tutmasıyla irkildim,
“Aslanım hepimize yeter…” diyerek avucundaki ellerimi sıktı.
Yemekler yenmişti. Eslem kahve hazırlamak için mutfaktaydı. Talha karşımdaki koltuktan kalktı ve yanıma gelip oturdu.
“Ana hazır mısın gülüm?”
“Ne bilem oğlum…”
“Bilemeycek ne var güzel anam. Ha sen ben teyzem, ha sen ben Eslem. Bi fark yok ki. Bundan sonra böyle.” dedi dudaklarımdan öptü beni. Birden salona giren Eslem’i görünce oğlumu ittirdim. Gülümsemesinden dolayı utanmıştım. Eslem kahveleri sehpaya bıraktıktan sonra oğlumun diğer yanına oturdu. Oğlum ikimizin arasında otururken kahvesinden içmeye başladı. Sonra başladı konuşmaya,
“Aşkım ananla senle konuştuk bir de anamla size deyiverem.”
“Biliyorum aşkım.”
“Sen anamsın sende karım… şimdi ikinizde karım oldunuz. Ana senin yerin ayrı Eslem’in yeri ayrı. İkinizi de çok seviyorum. Eslem ne senin için anamdan, ana nede seni için Eslem geçerim ya da teyzem için sizden. Kıskançlık yapmazsanız hepimiz çok mutlu yaşar gideriz.
“Tamam oğlum sen ne dersen öyle olsun.”
“Anamla gonuştuk aşkım. Sen meraklanma. Ana gız sen ne dersen o olcak.”
“Siz merak etmeyin ben hepinize de yeterim. Güzel avratlarım benim.” diyerek bir kolunu bana diğer kolunu Esleme atıp bizi güçlü kollarıyla sardı.
Kahvelerimizi içmiştik. Üçümüzde neden burada olduğumuzu biliyorduk lakin henüz bir adım atamamıştık. Sadece birbirimizi süzüyorduk. Artık harekete geçmemin zamanı gelmişti.
“Gızım üstünü değiştereceksen benim odada değiştiriver.”
“Tamam ana. İyi olur valla.” Diyerek salondan çıktı. Talha’nın yanına gittim.
“Anasının guzusu.” Diyerek kucağına oturdum. Eteğimi belime kadar çekmiştim. Çorapsız beyaz bacaklarım ortaya çıkmıştı. Oğlumun önü kabarmış, siki kalkmış pantolonuna sığmıyordu.
“Ohhh!” diye fısıldadım. Bacaklarımın arasındaki sertlik, beni azdırmıştı. Oğlumun sertleşmiş sikini amımı sürterken, o da kalçalarımı yoğuruyordu. Bense kalçalarımı sağa sola oynatıyor, dans ediyordum altımdaki sikin üzerinde. Oğlum üzerimdeki gömleğin düğmelerini teker teker açtı ve çıkardı. Çimdi üzerimde beyaz sutyenim ve eteğimle kalmıştım. Gittikçe azmaya başlamıştım. Oğlum sutyenimi de çıkarıp iri memelerimi özgürlüğüne kavuşturdu. Oğlumun dudaklarına yumuldum. Ondan da aynı şekilde karşılık gelince, inanılmaz bir öpüşme başlamıştı. Dudaklarımızı kemiriyorduk. Önce alt dudağımı, sonra üst dudağımı, daha sonrada ikisini birden ağzının içine alarak, somurdukça somuruyordu. Bir ara nefessizlikten boğulacak gibi oldum. Fırsat buldukça ben de onun alt dudağını kapıyor, emerek ağzımın içine çekiyordum. Kendimizden geçmiş, adeta uçuyorduk. İyice ıslanmaya başlamıştım. Oğlumun üstünde sadece gömlek vardı. Düğmelerini aceleyle, açtım ve çıkardım. Kendimi kaptırmıştım. Ayağa kalkıp, önce eteğimi, ardından da külotumu çıkarıp attım. Çırılçıplak kalmıştım. Sonra dizlerimin üzerine çömelip, oğlumun kemerine yapıştım. Önce kemerini çözdüm, ardından pantolonunu çıkardım. Üzerinde sadece donu kalmıştı. Tutup çektim ve ayaklarından çıkardım. Kocaman sikiyle burun buruna gelmiştim. Kocaman yarak gerilmiş, bana bakıyordu. Artık dayanamıyordum, bir an önce ağzıma alıp yalamak istiyordum. Öyle de yaptım. Dudaklarımı yarağın kafasına değdirdiğimde, yumuşaklığı ve sıcaklığı içimi bir hoş etmişti. Yarağın kocaman kafasını dudaklarımın arasına almış, bir vakum gibi emerek, alabildiğim kadar ağzıma almaya çalışırken, boğulacak gibi nefessiz kalıyordum. Özlediğim yarak ağzımda gidip gelirken oğlum,
“Ahhh. Ana yavaş sikimi kopartacaksın.” Ağzımdaki siki çıkarttım. Birden yanıma çömelen Eslem’i gördüm. Çırılçıplaktı. Bembeyaz harika bir vücudu vardı. Kenara çekildim. Eslem eğildi ve kocasının kalkık sikini tutarak ağzına almaya başladı. Oğlumun siki karsının ağzına girip çıkıyordu. Eşlemde benim gibi azmıştı sanırım iştahla yalıyordu kocasının yarağını. Ayağa kalkık üzerimdeki etek ve külotumu da çıkardım. Şimdi gelinime yardım etme sırası bana gelmişti. Bizim için kalkmış yarağı indirecektik. Bende gelinimin yanına çömeldim yeniden. Ağzındaki iyice büyümüş yarağı çıkaran Eslem, dibinden tuttuğu yarağı bana göstererek,
“Ana, hadi sıra sende.” Deyince oğlumun yarağını ağzıma lamaya başladım. Tadını çıkara çıkara yalıyordum yarağı. Yarağın başı ve gövdesi benim ağzıma girerken gelinimde dudaklarını taşaklara götürdü. Yalamaya dillemeye başladı… Karısı ve annesi zevkle yalarken Oğlumun titrediğini fark ettim. Zevkten kasılıyordu. Ellerini kafalarımıza götürdü. Bir eliyle benim saçımı okşarken diğer eliyle de karsının saçlarını okuyordu. Sonra gelinimle dudaklarımız yer değiştirdi. Şimdi ben oğlumun o kocaman taşakları yalıyordum, gelinimse kocasının yarağını yalıyordu. Tükürüklerimizle iyice ıslanmıştı oğlumun siki. Dudaklarımı taşaklardan yukarı doğru götürdüm. Yarağın bedenini öpüyordum. Gelinimde benim gibi yarağın gövdesini yukarı aşağı öpüyordu. Oğlumun yarağı karısı ve annesinin dudakları arasında kalmış boydan boya yalanıyordu. Hatta öyle ki bazen dudaklarımız birbirine değiyordu. İlk defa bir kadının dudaklarına dudaklarımın değmesi garip hissettirmişti beni. Oğlum zevkten inliyordu. Ayaklarının kasılmasından boşalacağı belli oluyordu.
“Offff… çok güzel… öldüreceksiniz beni…” dedikten sonra da “Hadi domalın söyle bakalım.” Dedi. Önünde ellerimizi üçlü koltuğa dayayarak ikimizde domaldık. Acaba önce hangimize girecek diye beklerken, Eslem’in
“Ohhh” sesi geldi. Baktım karısının arkasında, sikiyordu oğlum… sertçe hızlıca giriyor çıkıyordu karısının amına. Bense oğlumun kalçasını okşamaya başladım. Eslem zevkle inlerken oğlum benim arkama geçti. Amımın dudakları arasında yarağının büyükçe başını hissettim. Ona dönüp,
“Sok oğlum… sok ananın amına.” Dememle birlikte, kocaman yarak birden amıma girdi. Dibini bulması zor olmamıştı oğlumun. Sırılsıklam olmuştum çünkü. Belleriyle dolu sallanan kocaman taşakları kasıklarıma çarpıp duruyordu dibine kadar amıma geçirdiğinde.
“Ohhh… Erkeğim… Ooooohhh” diye zevkimin ilk tepkisini verdim. Her zamanki gibi yine muhteşemdi oğlum. Tam istediğim gibi yara yara girip çıkıyordu içime. Yeniden içimden çıkıp karısını arkasındaki yerini aldı. Yeniden iştahla karısını sikmeye devam etti. Eslem tıpkı benim gibi içine girip çıkan yarağın verdiği zevkle inliyordu. Oğlum çok güçlüydü. Tıpkı azgın bir boğa. Bizlerse döllenmeyi bekleyen ineklerdik. Bu sefer daha az kaldı karısının içinde ve yeniden beni sikmeye başladı. Gelinim ve ben oğlum tarafından sikiliyorduk. Artık öyle bir hal almıştı ki, bir benim içime giriyor sikiyor ardından da karısına girip çıkıyordu. Oğlum sonra pozisyon değiştirdi ve üçlü koltuğa oturdu. Beni kendine çekti. Yarağı havaya dikilmişti. Yüzüm oğluma dönük yarağın başına amımı geçirerek oturdum. Yavaş yavaş hareket ederek ata biner gibi ağır hareketlerle kalkıp otuyordum oğlumun yarağı üzerinde. Oğlumum dudakları memelerimi öpüyor, emiyor, elleriyle de kalçalarımı sıkıyor okşuyordu. Başımı geriye attığımda gelinim eşlemle göz göze geldik. Yalvaran gözlerle bana bakıyordu. Eminim ki şu anda benim yerimde olmak istiyordu. Oğlumun yani kocasının yarağını içine almak istiyordu. Oğlum karısını yanına çağırdı. Eslem yavaş hareketlerle yanımıza geldi. İlk defa bedenlerimiz birbirine değdi. Yumuşacık bir teni vardı Eslem’in. Karısının dudaklarını öptü. Sonra
“Altta olmayı seviyorsun aşkım. Hadi uzan bakalım.” Dedikten sonra içimden çıktı. Ayaktayken Eslem üçlü çekyata sırt üstü uzandı. Ne yapmak istediğini anlamıştım. Eslem bacaklarını ayırdı. Bende Eslem’in üzerinde domalmış halde oğlumun önünde yerimi aldım. Talha’nın önünde şimdi dört tane delik sereserpe duruyordu. Oğlumda bacaklarımın arasına girdi.
“Ana biraz yukarı kaysana.” Deyince biraz daha yukarı hareket ettim. Oğlumda Eslem’in bacaklarından tutup kendine doğru çekti. İlk olarak karısını sikecekti oğlum. Eslem bacaklarını iyice ayırdı, oğlumda ellerini kalçalarıma koydu. Eslemin
“Ohhh…” diye inlediğini gördüm. Oğlumun siki karısını amına girmişti. Eslem belimden tutup kendine çekince karnına oturdum. Islanmış amım şimdi eslemin göbeğine değiyordu. Oğlum karısının amına hızlı şekilde girip çıkıyordu. Eslemin aldığı zevk yüzünden belli oluyordu. Birden ellerini kalçalarımda gezdirip okşamaya başladı.
“Ahhh… Aşkım harika sikiyorsun…” dedi Eslem. Oda kasıklarının birbirine çarpmasından dolayı şlap şlap sesleriyle doluyordu. Birden oğlumun sikini amımın dudaklarında hissettim. Karısından amından çıkmış şimdi annesinin amına girmek üzereydi. Islanmış amımdan hızlıca içeri giren oğlumun demir gibi sert yarağı birden amımın dibini bulmuştu. Şimdi zevkten inleme sırası bendeydi. Oğlum içimde gidip gelirken birden yeniden çıktı… Şimdi karısının amına girdi yeniden… Sonra yeniden bana girdi. Artık bir makine gibi bir benim amıma giriyor, sonra benden çıkıp karısının amına giriyordu. Artık zevkten ne yaptığını bilmeyen gelinim bir iyice büyümüş olan memelerime yumuldu. Beklemediğim ama hoşuma giden bişeydi eslemin yaptığı. Oğlum gibi harika yalıyor, emiyordu. Amımda oğlumun siki içimde gidip gelirken, gelinimde memelerimi emerek aldığım zevki ikiye katlıyordu.
“Ohhh.” Diye yeniden inlerken, oğlum yeniden karısına girdi. Eslem zevkle başına geriye attı. Gelinim titriyordu. Sanırım boşalıyordu. Bu arada oğlumun gittikçe hızlanan hareketlerinden boşalmak üzere olduğunu anlamıştım… gelinim üzerime abanmış, kalçalarını iyice havaya dikmişti ki, birden sıcak sıcak fışkıran oğlumun bellerini amımın üzerinde hissettim. Sonunda oğlum boşlamıştı. Şimdi döllerini benim ve karısının amına attırıyordu. Sıcacıktı oğlumun belleri. Değdiği yeri yakıyordu. Hala boşalmaya devam ederken birden amıma girdi. Hala sertti yarağı… içimde birkaç gidip geldi sonra çıkıp bu safer de karısının amına girdi. Son damla döllerini amımıza attırdığında üçümüzde terlemiş, yorulmuştuk. Gelinimin üzerine yığılıverdim. Oğlumda benim üzerime. Oğlum kulağıma
“Seni seviyorum anam…” derken, gelinim de yanaklarımı öpüyordu…
Herkese selam adım Fatma 46 yasında dul bir kadınım. İki oğlumla beraber yaşıyorum. Küçük oğlum Murat’ı askerden gelmiş ve hemen evlenip yuvadan uçmuştu. Büyük oğlum Talha 26 yaşında başarısız bir evlilikten sonra boşanmış ve yeniden benimle beraber yaşamaya başlamıştı. Erken yaşta bir evlilik yaptığım için büyük oğlum doğduğunda henüz 20 yaşındaydım. Kocam kanserden 5 yıl önce öldükten sonra, oğullarım her şeyim olmuştu. Adıyaman’ın bir ilçesine bağlı 30 haneli bir dağ köyünde yaşıyorum. Kocam öldükten tüm işler bana kalmıştı. Ufak Baş hayvancılık yapıyorduk. Buralar kışın kar yağınca yolların çoğu zaman kapalı olduğu herkesin birbirini bildiği küçük bir yerdi. Kocamın ölümünden sonra, yaşı benden büyük birkaç kişi beni istetmiş ama hem oğullarım hem de ben istemediğim için yeniden evlenmemiştim. Açıkçası Talha’nın yeniden eve dönmüş olması, benim işime yaramış, üzerimdeki iş yükünü almıştı. 46 yaşında olmama rağmen hala güzel sayılabilecek bir kadınım. Beyaz bir tenliyim. Uzun siyah saçlarıma daha aklar düşmemişti. Kısa boylu minyon bir kadın olmama rağmen, göğüslerim çok büyüktü. Kalçalarım geriye doğru çıkık ve insanların dikkatini çekecek kadar büyüklükteydi. Giymiş olduğum kapalı elbiseler altından bile belli oluyordu. Köyün muhtarı birkaç kez bana imalı gözlerle bakmıştı. Dul bir kadın olmanın zorluklarını bu tutucu yerde yaşıyordum. Bir kadın olarak benimde ihtiyaçlarım vardı ama kendimi tutuyordum.
Ocak ayındaydık. Kış bastırmış yollar kapanmıştı. İlçeye gidip gelmek artık zor oluyordu. Bu aylar için her zaman kışa hazırlıklı olurduk. Havalar erken kararıyordu. Yemeğimizi yemiştik. Çayımızı içiyorduk. Bugün oldukça yorulmuştum. Belimde hafiften bir ağrı vardı. Sırtımı hafifçe ovdum elimle.
“Ana hayırdır? Ne oldu?” Dedi oğlum.
“Bugün ağır kaldırdım oğlum. Belim ağrıyor” dedim.
“Anne merhem sürelim. Ağrını alır” dedi.
“İyi olur oğlum. Ben getireyim,” dedim ayağa kalkmaya çalıştım ama kalkamadım.
“Anne sen otur ben getireyim.” Dedi. Üzerimde uzun bir etek vardı. Altımdaysa dizlerime kadar uzun beyaz çiçek desenli donum vardı. Üzerimdeyse vücuduma tam oturan, sımsıkı saran gri tişörtüm vardı. Başımdaysa kenarları pembe iğne oyalı, genelde ev içinde başımı örttüğüm beyaz şifon eşarbım vardı. Oğlum elinde merhemle salona girdi.
“Anne sen divana uzan hem biraz sırtını ovayım hem de merhemi süreyim. Sabaha bir şey kalmaz,” dedi.
“Tamam, oğlum,” diyerek yüzüstü divana uzandım.
“Anne yastığı kafanın altına koy,” dedi. Yastığı kafamın altına koyunca, mecbur olarak yüzümü yan çevirdim. Oğlum sırtı bana dönük olarak divana oturdu. Üzerinde eşofman ve kazağı vardı. Göz göze geldik. Oğlum elleriyle tişörtümü ve altına giydiğim beyaz atletimi yukarı sıyırdı. Bende ona yardımcı olarak kulunçlarıma kadar çektim tişörtü. Talha tüpteki merhemi sıkarak, eline bolca sürdü. Sonra bana,
“Anne neresi acıyor, tam olarak bana göster” dedi. Elimle,
“İşte burası” diyerek belimin üzerine koydum. Talha elini elimin üzerine koyunca, ellerinin titrediğini fark ettim. Oğlum gösterdiğim yeri yavaş yavaş nazikçe ovmaya başladı. Merhemi belime iyice yedire yedire sürüyordu. Oğlumu iri parmakları sırtıma doğru çıkmaya başlamıştı. Merhem oldukça iyi gelmişti. Salon yanan sobadan dolayı çok sıcaktı ve bende mayışmaya başlamıştım. Gözlerimi kapatmış güzel masajın zevkini çıkarıyordum açıkçası. Oğlumun elleri kulunçlarımı ovarken,
“Anne şu tişörtü çıkarda rahatça ovayım” dedi. Gözlerimi açtım ve pozisyonumu hiç değiştirmeden güçlükle de olsa tişörtümü çıkarttım. Bu arada altına giydiğim atlette çıkmıştı. Vücudumun üst kısmında sadece beyaz sutyenim olduğu halde yatmaya devam ettim. Oğlum beni ufakken birkaç kez yarı çıplak olarak görmüştü. Oğlum olduğu içinde çekinmiyordum ama benim hakkımda farklı şeyler düşüneceğini o güne kadar hiç anlamamıştım. Neyse, oğlum tüm sırtımı güzelce ovdu. Sonra beyaz şifon eşarbımı yukarı doğru çekip, elini enseme koydu ve ovmaya başladı. Bu arada mecburen bana doğru yanaşmış ve birazda öne doğru eğilmişti. Yüzüm neredeyse kalçasını hizasındaydı. Hem sıcak hem de masaj ve merhemin etkisiyle mayışmıştım. Kendimi çok iyi hissediyordum. Oğlumun elleri çok iyi gelmişti.
“Anne nasıl iyi geldi mi?” Diye sordu.
“Ellerine sağlık oğlum, valla çok iyi geldi. Nerdeyse uyuyacağım”
“Ana yarın akşam yine yaparım. Bir şeyin kalmaz” dedi oğlum. Talha ensemi ovmaya devam ederken gözlerimi açınca, oğlumun önünün kabarmış olduğunu gördüm. Eşofmanın çadır gibi olmuştu. Gözlerimi açtığımın farkında olmayan oğlum boştaki sağ eliyle kalkık olan sikini eşofmanın üzerinden düzeltti. Sikin baş kısmı yukarı doğru eşofmanın altından belli olacak bir şekilde belli oluyordu. Şaşkınlık içindeydim. Karma karışık duygular içindeydim. Oğlum bende tahrik mi olmuştu? Ne yapacağımı bilemiyordum. Sonra kendi kendime “yok, Fatma olmaz şey sen yanlış anlıyorsun” diye aklımdan geçirdim. Kendime gelince hareket edince oğlum toparlandı. Ben yerdeki tişörtümü almak için hareket edince, Talha ayağa kalkarak hızlı adımlarla salondan dışarı çıktı. Çıkarken de,
“Anne ben ellerimi yıkayayım da geleyim” dedi. Odadan çıkarken gördüğüm manzara Talha’nın önü kabarık olan eşofmanıydı. Evet, kesindi oğlum benden tahrik olmuştu. Hemen üzerimi giyindim ve odama gittim.
Saat 22.00ye geliyordu. Talha,
“Hadi anne hazırla yatakları da yatalım. Sabah erken kalkıcam” dedi.
“Tamam, oğlum” diyerek çarşaf ve yastıkları getirmek için salondan çıktım. Soba salonda kurulu olduğu için ikimizde salonda yatıyorduk. Ben az önce uzandığım divanda Talha ise karşıdaki çekyatta yatıyordu. Bu akşam yaşananlardan sonra bu odada yatmak istemiyordum. Talha’nın yatağını hazırlamak için getirdiğim çarşafı sererken,
“Anne sen burada yatmıyor musun?” Diye sordu oğlum.
“Yok, oğlum ben odamda yatacağım” deyince.
“Olur, mu öyle şey annem, zaten hastasın, üşüteceksin. Daha da kötü olacaksın” diye karşılık verdi.
“Yok, oğlum vallahi iyiyim ben. Merhem çok iyi geldi. Ellerine sağlık anasının kuzusu” dedim.
“Anne niye laf dinlemiyorsun sen?” Dedi biraz sesini yükseltmişti.
“Oğlum niye kızıyorsun? İyiyim dedim ya” cevapladım. “o zaman sen burada yat sıcak sıcak, ben orada yatarım” dedi. Söz dinletemeyeceğimi anlayınca ısrar etmedim daha fazla.
“Tamam, oğlum kızma”
“Anne kızmıyorum. Senin iyiliğini düşünüyorum. Hasta olacaksın şu kış günü”
“Tamam, anasını kuzusu” dedim. Yatak odamda üzerimi değiştirdim. Üzerimde pembe bir gecelik altımda yine uzun sonum vardı. Başımı yine beyaz şifon eşarbımla kapatmıştım. Salona girip Işıkları kapatıp kırmız gece lambasını açtım ve yatağıma girdim. Talha sırtı dönük,
“İyi geceler anne” dedi.
“Sana da iyi geceler oğlum” diyerek karşılık verdim. Aklımda akşam olanlar uyumaya çalışıyordum. Oğlum bir yıl evli kalmıştı. Gelin oldukça güzel bir kızdı. Anlaşamamışlar ve Çocukları olmadan boşanmışlardı. Oğluma defalarca sormuştum neden boşandınız diye ama öylece geçiştirmişti her defasında. Gelinimle konuştuğumda bana bir şey söylemedi. Sadece bana oğlumun cinsel sorunlarını olduğunu ima etti ama akşam oğlumun akşam gördüğüm şeyden sonra cinsel olarak bir sorunu yok gibi görünüyordu. Açıkçası neden gerçekten boşandıklarını asla anlamadım. Aklım karışık olarak uykuya dalmıştım. Rüyamda oğlum yere çömelmiş kısık bir sesle bana
“Anne uyanık mısın?” diye sesleniyor, bir yandan da beni dürtüyordu. Gözlerimi açıp uyku sersemliğiyle cevap bile vermeye fırsatım olmamıştı ki, Talha birden çömeldiği yerden kalkıp ayağa kalktı ve odadan dışarı çıktı. Yataktan kalkmadan olduğum yerde terse döndüm. Bu arada yatak odamın kapısının açıldığını duydum. Ardından salonun açık olan kapısından içeri vuran yatak odasının yanan gece lambasının ışığıyla kendime geldim. Oğlum benim yatak odama gitmişti. Gecenin bir yarısı oğlumun yatak odamda ne işi vardı? Bugün her şey çok garipti. Ses çıkarmadan bir süre yatakta yattım. Talha içeri girmeyince, neler yaptığını merak etmeye başlamıştım. Sessizce yatakta doğruldum ve üzerimi düzelttikten sonra, parmak uçlarımda yürüyerek yatak odama gittim. Odanın kapısı aralık kalmıştı. Fark edilmeden aralık olan kapıdan içeri bakınca, alt tarafı çıplak olan oğlumu gördüm. Ayaktaydı ve kapıya dönük olarak elbiselerimi dolabının kapağını açmış, bir şeyler arıyormuş gibi duruyordu. Neler döndüğünü anlamaya çalışırken, yatağın üzerindeki loş ışıkta tam olarak göremediğim bir şeyler gözüme çarptı. Dikkatlice baktığımda sutyenim, külotum ve eşarbımın olduğunu anladım. Nefesimi tutmuş olacakları merakla izlemeye başladım. Oğlum dolaptan bir şey daha alıp dönünce, daha da şaşırdım. Elinde sadece özel günlerde giydiğim ipek Vakko eşarbımı tutuyordu. Oğlum eşarbı yüzüne götürdü ve derin bir nefes çekti. Bu arada boştaki diğer elini önüne götürünce, loş ışıkta tam olarak belli olmayan olan sikini sıvazlamaya başladı. Sonra oğlum yatağa uzandı. Yatak kapıya paralel olduğu için, oğlumu yandan görüyordum. Yatakta uzanan oğlumun sikini ilk defa bu kadar net olarak gördüm. Uzun ve kalındı. Elini sikinin üzerinde yukarı aşağı hareket ettiriyordu. O kocaman eliyle siki tuttuğu halde ancak yarısını kapatıyordu, diğer yarısı hala görünüyordu. Hele bir başı vardı ki, tıpkı bir mantar gibi kocaman duruyordu. Bu yaşıma kadar sadede kocamınkini görmüştüm. Gördüğüm ikinci yarakta oğlumunkiydi ve babasının sikiyle kıyaslanmayacak kadar büyüktü. Oğlum uzanarak sutyenimi aldı ve burnuna götürdü, yine kokluyor, derin derin kokumu içine çekiyordu. Aynı anda da parmaklarının arasında hapsettiği sikini sıvazlamaya devam ediyordu. Siki elinin içinde bir görünüp bir kayboluyor. Abartmayayım ama nerdeyse yirmi santim vardı oğlumun yarağı. Kendime İnanamıyordum, gözlerimi kırpıştırıp tekrar bakıyordum oğluma. Oğlum sutyenimin iç kısımlarını öpüyor, yalıyordu. Ağzından inlemeyle karışık sessizce, ‘Fatma, Fatma’m, ooh, harikasın annem Harika bir kadınsın sen’ kelimeleri dökülünce, beynimden kaynar sular dökülmeye başladı. Oğlum benim yatağımda yarı çıplak oturmuş, benim mahrem eşyalarımı öpüp, kokluyor ve otuzbir çekerken beni hayal ediyordu. Ne yapacağım şimdi ben? Diye düşünürken, oğlum bu seferde yatağın üzerinde külotumu alıp yüzüne götürdü. Avcuna aldığı külotumun ön kısmını yüzüne götürerek külotumun her tarafını öpmeye başladı. Tıpkı bir kadını öpüyor gibiydi. Amımın geldiği kısma dudaklarını değdirdiğinde bende kendimi tuhaf hissetmeye başladım. Kendimi olanlara bırakmış, şaşkın halde izliyordum. Oğlumun eli sikinin üzerinde yavaş yavaş inip kalkıyordu… Sıvazlıyor hiç acele etmeden… Okşuyor boydan boya. Kendimi alamıyordum oğlumu izlemekten. Oğlum sonra her tarafını öpüp kokladığı külotumu sikinin üzerine koydu ve sonra külotumu sikine sardı. Ufak külotum oğlumun devasa büyüklükteki sikini kapatamıyordu bile. Oğlum bu seferde ipek Vakko eşarbımı tıpkı külotuma yaptığı gibi burnuna götürdü. “Annem ne güzel kokun var, doyamıyorum kokuna.” Diye söyleniyordu. Eli külotumla sarılı sikinde yukarı aşağı hareket ediyordu. Karma karışık duygular içindeydim. Yatak odama girmek “ne yapıyorsun sen” diye sormak istiyordum ama yapamadım. Oğlum “ooh annem amın sıcacık, dolduruyorum amını annem” diye konuşurken hareketsiz kaldı. Sanırım boşalıyordum. Burnuna götürdüğü Vakko eşarbımı sikinin sarıp, elini hızlı bir şekilde yukarı aşağı hareket ettirmeye başladı. Yüzünü havaya kaldırınca, ağzından derin bir “ooh” çıktı. Çok zevk aldığı belli oluyordu. Tıpkı bir heykel gibi
hareketsiz bir şekilde kaldı. Sonra Talha yataktan kalktı ve benim çamaşırlarımı yeniden dolaba koymaya başladı. Bense yeniden sessizce salona yatağıma girdim. Yüzüm duvara dönük yattım. Çok zaman geçmeden salona giren Talha’yı yatağımın başında dikilir halde gördüm. Hemen gözlerimi kapattım. Ne yapacaktı biliyordum. Elini başımın üzerinde hissettim. “Annem” diye seslendi. Dudaklarımı ısırdım ses vermemek için. Resmen eşarbımı okşuyordu. Sonra oğlum eğildi ve kulağıma “annem seni seviyorum” diyerek, az önce külotumu sutyenimi öpen dudaklarıyla yanağımı öptü. Sonra Talha yatağına yattı. Aklım karışmıştı. Öz oğlum beni mi istiyordu? İçim ürpermeye başlamıştı. Biraz korku biraz heyecan duygularıyla karmakarışık olmuştum. “ne yapacaksın Fatma” diye sordum kendi kendime. Ne yapacaktım? Ne tepki verecektim? Gerçekten bilmiyordum. Elimi giydiğim uzun donumun üzerinden amıma götürdüm. Amım ıslanmıştı. Sıcaktan mı yoksa az önce gördüklerimin etkisiyle mi ıslanmıştım? Uzun zaman olmuştu bir erkek tarafından okşanmayalı, öpülmeyeli. Bir erkeğin sıcaklığına, teninin kokusuna, hasret kalmıştım. Elimi uzun donumun içine soktum ve parmaklarımı ıslanmış olan amımım içine soktum. Amım fırın gibi yanıyordu. Amımı parmaklamaya başladım. Zevkten inlemeye başlamıştım. Oğlumun inlememi duymaması için dudaklarımı ısırmaya başladım. Gördüklerimin etkisi ve yılların verdiği seks hasretiyle boşalmam uzun sürmedi. Öylece yatakta kaldım. Ve aldığım zevkin etkisiyle derin bir uykuya daldım. Sabah uyandığımda oğlum uyanmış, uyuduğu yatak boştu. Kendimi oldukça iyi hissediyordum. Uzun zamandan sonra kendi kendime de olsa boşalmış olmanın verdiği hoş bir duygu vardı. Gece yaşananlar aklıma gelince, tebessüm ettim. Sonra yataktan kalktım ve doğruca odama gittim. Elbise dolabını açınca oğlumun döllerini boşalttığı eşarbım ilk olarak gözüme çarptı. Katlanmış olan eşarbım iki uçundan açtım. Eşarp sanki tutkalla yapışmış gibi zorlukla açıldı. Talha’nın döllerinin olduğu Orta kısmı hala nemli ve ıslaktı. Gece Belli belirsiz gördüğüm iri taşaklarındaki döllerinin keskin kokusunu alıyordum. Parmaklarımı eşarbın üzerinde gezdirmeye başlayınca oğlumun dölleri parmaklarıma bulaştı. Çok uzun olmuştu bu bit erkeğin döllerini görmeyeli, en son kocamın döllerini görmüş ve ondan sonrada ilk gördüğüm oğlumun dölleri olmuştu. O da şimdi eşarbımın üzerinde duruyordu. Aklıma oğlumun gece Kullandığı külotum geldi ama çok aramama rağmen bulamadım. Hızlıca üzerimi değiştirdim. Etrafı toparladıktan sonra güzelce kahvaltı hazırladım. Dışarıda soğuk bir hava vardı. Her yer kardan bembeyazdı. Kapıdan dışarı çıkarak oğluma seslendim. Ahırdan çıkan oğlum,
“Efendim anne.” Diye seslendi.
“hadi gel kahvaltı hazır.” Oğlum soğuktan titreyerek evden içeri girdi. Hazırlamış olduğum masaya oturdum. Benim aksime çok sakindi. Geceden beri yaşadığım olayların şaşkınlığını üzerimden atmaya çalışıyordum. Ne düşüneceğimi? Ne yapacağımı bilmiyordum. Talha acıkmış yemeğini iştahla yiyordu.
“Ana belin nasıl oldu?” sorusuyla irkildim.
“Daha iyi oğlum.”
“İhmal etmeyelim de gene sürelim o merhemden.”
“İyi gibi duruyor oğlum. Ağrım yok.”
“Yok, gene süreyim o merhemden. Bugün işim yok hepsini bitirdim. Bir kahveye inip geleyim sonra süreriz” dedi. Tamam, anlamında başımı salladım.
O gün oğlum kahvaltıdan sonra kahveye gitti. Zaten bu ufacık yerde yapacak şeyler sınırlıydı. Hele karakışta yapacak tek şey buydu. Akşam olup hava kararınca Talha eve geldi. Yine her zaman olduğu gibi yemek faslı derken, çaylarımızı dizi izlerken içiyorduk. Yemekten sonra üzerime garip bir uyuşukluk çökmüştü. Kendimdeydim ama gibi yarı uykulu bir haldeydim. Yediğim bir şey mi dokundu mu diye düşünürken, bir yandan da gözlerim kısık uzandığı çekyatta televizyonu izleyen oğlumu izliyordum. Talha,
“Anne hayırdır? Akşamdan beridir beni izliyorsun Bir şey mi var” diye sordu. İrkilerek,
“Yok, oğlum ne olsun. Bir ağırlık çöktü üzerime?”
“İyisin değil mi anne? Hadi uzan da sırtına merhem süreyim” dedi. Göz göze geldik. Birden ayağa kalktı ve yanıma gelip divana oturdu. Gözüme çarpan oğlumun, eşofmanın altından kalkmaya başlayan yarağı oldu. Kesin olan bir şey vardı, oğlum benden tahrik oluyordu. Nasıl olurdu böyle bir şey aklım almıyordu, bir oğul annesinden tahrik olurdu. Bu büyük bir günahtı. Ne tepki vermem gerekiyordu? Bilmiyordum. Belki de karşıma çekip konuşmalıydım oğlumla. Aklımda bu düşüncelerle, Talha beni omuzlarımdan tutup divana yüzüstü yatırdı. Ardından giydiğim kazağı yukarı kadar sıyırdı. Soğuk merhemi vücuduma sıkmaya başladı. Sonrada iri elleriyle merhemi sırtıma yayarak sürmeye başladı. İki eli sırtımda geziyor ve merhemi vücuduma güzelce yediriyordu. Doğruyu söylemek gerekirse oğlum çok güzel masaj yapıyordu ve bende bundan hoşlanmaya başlamıştım. Ben yine çaktırmadan oğlumu izliyordum. Daha doğrusu gözlerim oğlumun önündeydi. Talha’nın siki yine kalkmıştı.
“Anne hadi çıkar şu kazağını” kafamı güçlükle kaldırıp oğluma baktım.
“Ne bakıyorsun? Rahat süremiyorum merhemi.” Dedi. İtiraz etmedim ve atlet ve kazağı çıkardım. Oğlum beklemediğim bir şey yaparak divanın üzerine çıktı ve üzerime oturdu. Bacaklarım bacaklarının arasında, tam baldırlarımın üzerinde oturmuştu. Oğlumun kasığı benim kalçalarımla birleşmiş olduğu için kalkık olan sikini kalçalarımda hissediyordum. Şaşkın bir halde,
“Oğlum ne yapıyorsun?” diye sordum. Ellerini yeniden sırtıma koyan oğlum,
“Öyle rahat olmuyordu anne. Böyle rahatça sürebiliyorum” dedi. Oğlum ellerini sırtımın üst kısımlarını ovmak için hareket ettikçe biraz daha öne eğiliyor ve kalkık siki iyice kalçalarıma baskı yapıyordu. Oğlumun siki kazık gibi sert ve kocamandı. Yıllar sonra ilk defa bir yarak vücuduma değiyordu ve bu yarak oğlumundu. Oğlum bana kerkiniyordu ve ben tepki veremiyordum. Oğlum nihayetinde bir erkekti. Onunda ihtiyaçları vardı. Bu köy yerinde gördüğü yegâne kadın bendim. Oğlumun yaptığı yanlıştı, günahtı ama benim sessiz kalmam, tepki göstermemem, onu daha da cesaretlendiriyor muydu? Ben bu soruyu kendime sorarken, Talha birden ellerini belime doğru indirdi ve ardından yavaşça giydiğim eteğin kenarlarından içeri doğru kaydırdı. Bir karar vermem gerekiyordu, ya bu işe bir an önce son vermeli, divandan kalkmalıydım ya da ses çıkarmadan, bu olayın nereye gideceğini görmeliydim. Kalçalarımda hissettiğim kocaman sert bir yarak oğluma ait olsa da bende bir kadındım ve şimdi içinde bulunduğum ortam, kalçalarımda hissettiğim yarak, bir erkek tarafından beğenilmek benimde hoşuma mı gidiyordu yoksa? Oğlum parmaklarını yarısına kadar eteğimden içeri sokmuş, öylece bekliyordu. Sanırım vereceğim tepkiyi görmek istiyordu.
“Anne şu eteğini çıkaralım da şu bacaklarına da masaj yapayım.” Dedi. Cevap vermedim çünkü ne diyeceğimi bilmiyordum. Sessiz kaldığımı gören oğlum yavaşça eteğimi sıyırıp bacaklarımdan aşağı çekip çıkardı. Şimdi oğlumun karşısında başımda beyaz eşarbım, siyah sutyenim ve altımdaki uzun çiçekli uzun donumla yarı çıplak şekilde uzanmış yatıyordum. Üzerine oturduğu baldırlarımdan kalkan oğlum, ayak bileklerimden başlayarak masaj yapmaya başladı. Elleri yukarı doğru çıkıyordu. Donumun üzerinden önce baldırlarımı sıkıyor, okşuyordu. Oğlum ellerini kalçalarımın üzerine getirdi ve hafifçe okşamaya başladı. Çok güzeldi. Harika masaj yapıyordu. vücudumun okşanmasından zevk almaya başlamıştım, çünkü amımın sulanmaya başladığını hissediyordum. Oğlum bunu anlarsa diye korkmaya başlamıştım ki Talha kalçalarımı sert bir şekilde hamur gibi yoğurmaya başladı. Çok güzeldi. Bir erkek kalçalarımı okşuyor, uzun zamandır tatmadığım duyguları tattırıyordu. Aldığım zevkin etkisiyle dudaklarımdan “ahhh” diye inleme çıktı.
“Anne iyi misin? Acıdı mı yoksa?” diye sordu. Konuşmak istedim ama kelimeler ağzımdan çıkmıyordu. Kendimden geçmek üzereydim. Kalçalarımın üzerinde bir ağırlık hissettim. Gözlerimi açıp, güçlükle kafamı geriye çevirince oğlumun kalçalarımın üzerine oturduğunu gördüm. Yavaş yavaş gözlerim kararmaya başladı.
Gözlerimi açtığımda oda karanlıktı. Gözlerimin karanlığa alışmasından sonra, yatakta doğruldum. Oğlum sanırım odada yoktu. Yattığı divan boş görünüyordu. Üzerimde sutyenim ve giydiğim uzun donum vardı. Elimle yattığım yeri yokladım ve akşam giymiş olduğum tişörtü alıp hemencecik giyiverdim. Elimi giymiş olduğum uzun donu kontrol edince, ön kısmının ıslak olduğunu fark ettim. Parmaklarımı ıslak kısma sürdüm. Sonra ıslanmış olan parmaklarımı burnuma götürdüm. Çamaşır suyuna benzer keskin bir kokuyu içime çektim. Ne olduğu oldukça açıktı. Oğlum Talha döllerini akıtmıştı. Ürperdim. Bir korku içimi kapladı. Elimi bu sefer tıraşlı olan amıma götürdüm. Aklımda sadece bir soru vardı. Oğlum beni sikmiş miydi?
OĞLUM TALHA- 2. BÖLÜM
Parmaklarımı amıma götürdüm ve üzerinde gezdirmeye başladım. Bir kanıt aramaya çalışıyordum. Kalktım ve doğruca banyoya gittim. Lambayı açtım ve giydiğim uzun donumu çıkardım. Alt kısmıma baktım elimi bacak aramda gezdirdim. Bacak aramda a kurumuş döl lekeleri vardı. Hiçbir şey hatırlamıyordum. Oğlum ne yapmıştı bana? Ne yapacağımı bilmiyordum. Elektrikli şofbeni açtım ve vücudumun alt kısmını yıkadım. Sonra eteğimi giyip banyodan çıktım önce yatak odama baktım. Oğlum orada da yoktu. Yeniden yattığımız salona gittim. Işığı açtım. Oğlumun yatağı boştu. Merak içinde ışığı kapatıp yeniden yatağa yattım. On dakika geçmemişti ki, Talha odaya girdi. - ana ne yaptın? Uyandın mı? Sesiyle irkildim ve - he oğlum. Uyandım. - nasılsın? Ağrın yok değil mi? - yok oğlum. İçim geçmiş uyuya kalmışım. - evet uyuya kaldın. Bende seni uyandırmadım. - neredeydin sen? - hayvanlara baktım birde sigara içtim, dedi. Aklımdaki soruyu sormak istiyordum ama nasıl soracağım bilmiyordum. Oğlum sobaya odun attı ve sonrada pantolonu çıkardı ve eşofmanı giydi. Karanlıkta olsa hareketlerini görebiliyordum. Geldi ve yatağın kenarına oturdu. Sonra elini beyaz eşarbımın üzerine koydu. - anam güzel anam. İyisin değil mi? - iyiyim oğlum. Neden sordun ki? - sen öyle birden uyuyakalınca biraz korktum bir şey oldu diye. - iyiyim oğlum. Oğlum ışığı kapatarak yeniden yatağına yattı. Beynimi kemiren soruyla uykuya dalmışım. Sabah uyandığımda oğlumun yatağı boştu. Yine benden önce uyanmıştı. Sobaya odun atmış, oda çok sıcaktı. Yataktan kalkıp yatak odama gittim. Üzerimdekileri çıkarttım. Çırılçıplaktım. Çekmecelerde iç çamaşırı ararken… elime beyaz pamuklu külotumu aldım. Yine her zamanki şey olmuştu. Elimdeki külotum yine ıslaktı. Talha artık rutin haline getirdiği üzere otuzbir çekip külotlarıma ve sutyenlerime boşalıyordu. Döllerle ıslak külotu yatağın üzerine fırlattım ve kırmızı parlak kumaştan külotumu giydim. Aynanın karşısında kendime bakarken kavun irisi memelerimin yarısını örtebilen sutyenimin çözdüm. Sonrada çekmeceden aldığım külotun eşi olan sutyenimi giydim. Vücudum yaşıma rağmen hala iyi sayılırdı. Aynadaki yansımama baktım ve uzun eteğimi ve gömleğimim giydim. Başımı da evde giydiğim beyaz şifon eşarpla örttüm ve doğruca kahvaltı hazırlamak için mutfağa gittim. Mutfağın camından dışarı baktım. Her yer bembeyazdı. Şiddetli olmasa bile kar lapa lapa yağıyordu. Çayı demleyip Talha’nın yanına gitmek için evden dışarı çıktım. Evin altındaki ahıra baktım ama oğlum ortalıkta görünmüyordu. Oldukça garip bir durumdu. Yeniden eve çıktım. Evden içeri girip mutfağa giderken yatak odamın kapısının açık olduğunu fark ettim. Nasıl olur diye düşündüm. Oysa ben çıkarken kapıyı kapatmıştım. Seslendim. Ses yok. Yatak odasına ilerledim. İçeri girdiğimde dona kaldım. Yatak odası darmadağın olmuştu. Gardırobun kapıları açılmış, giysiler, çekmeceler yerlere atılmış, yatağın üzerinde külotlarım, sutyenlerim ve eşarplarım savrulmuş vaziyette… Sanki bomba patlamış gibiydi.… Başımı ellerimi arasına almış “bu sefer fazla ileri gittin” diye konuşurken arkamda bir nefes hissettim. Bir kol boynuma dolandı. Siyah deri eldivenli bir el ağzıma kalın bir koli bandı yapıştırıverdi arkasından… Boynuma sarılan kola iki elimle yapışıp baskısını azaltmaya çalışırken başımı çevirip yüzünü görmeye çabaladım… evet oğlumdu. “Oğlum ne yapıyorsun?” diye sordum. Panik olmuş korku içinde debelenip elinden kurtulmaya çabalıyordum ama nafileydi çünkü Talha güçlü kuvvetliydi. “Oğlum bırak beni. Ne yapmaya çalışıyordun sen?” diye sorumu yineledim Ama Talha ses vermiyordu. Sadece nefes alışverişini duyuyordum. Kıpırdayamadan kaldım öylece pilim bitmişti. Düşmemek için kendimi zor tuttum. Sonra oğlum boynumu bırakıp ellerimi tuttu, arkamdan sımsıkı bağladı. Sonra da duvara dayadı beni… oğlumla göz göze geldik. Korkudan ölmek üzereydim. Dizlerim titriyordu. Ellerindeki siyah deri eldivenleri çıkardı. Sol eliyle boğazımı tuttu. Hafifçe sıktı. Sırtımda duvar, boynumda soğuk eli… ilk defa konuştu. “Annem, üzgünüm. Bunu yapmak zorundayım.” Dedi. Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Oğlum bunu yapmak
zorundayım derken beni sikmekten bahsediyordu. Tüm vücuduyla bastırıp kıpırdanmama engel olurken eli gevşedi, boynumdan okşarcasına aşağılara kaydı. Nefes almakta biraz rahatladım. Aşağı indirdiği elleriyle gömleğimin düğmelerini teker teker yukarıdan aşağıya kadar çözdü. Gömleğimin açıkta bıraktığı sutyenimin üstünden memelerimi okşamaya başladı. Bir yandan da kabarmış önüyle vücuduma bastıra bastıra sürtünüyor, kalkmış erkekliğini bana hissettirmeye çalışıyordu. Ellerinin memelerimdeki temasıyla ürperdim. Tüylerim diken diken oldu. Korku, dehşet, heyecan, çaresizlik, umutsuzluk… sonra parmakları sutyenimi aşağıya indirip çıplak bıraktığı iri memelerimi okşadı, avuçlayıp sıktı. Sonra aşağıya indi, çıplak tenimde, karnımda, belimde dolaştı. Daha… Daha aşağıya… bacaklarımı okşadı, eteğimin altına girdi. Baldırlarımı, popomu avuçladı acıtarak… acıdan inledim. Bağırmak istiyordum ama boğuk sesler çıkarmaktan öte geçemiyordum. Hafif sakallı yüzü boynuma kapandı. Dudaklarını boynumda hissettim. Başımı sağa sola çevirip kurtulmaya çalıştım dudaklarının sıcaklığından… Oğlum öpmeye devam etti. Kulak mememi yaladı. Nefes alışverişini duyuyordum kulağımda, hızlanıyordu gitgide, soluyordu. Bana baskı yapıp duran bedenini geriye çekti sonra… Önümde eğildi biraz, eteğimi yukarıya kaldırıp baktı. Kırmızı Külotuma. Boğuk, anlaşılmaz sesini tekrar duydum, “Vayy defalarca döllerimi boşalttığım, en sevdiğim külotunu giymişsin…” diye homurdandı…Doğrulup tekrar yanaştı, bir fermuar sesi duydum. Sonra bacaklarımın arasında bir sıcaklık… Kalkmış sikin bana dayamıştı oğlum.… “Aç…” diye hırladı. Korkuyla bacaklarımı daha da kapadım. Başımı olmaz anlamında sağa sola salladım. “Anne. Sana sert davranmak zorunda bırakma beni. Bak yıllar oldu sen erkeksiz. Ben kadınsız. İnan bana sende zevk alacaksın. Sana masaj yaparken sende istedin. Yanıyordu amın anne. Fark etmedim mi sanıyorsun? Ses etmiyordun. Senin de Hoşuna gitti. İnkâr etme ana. Dün akşam çok istedim içine girmeyi. Amın kabak gibi önümdeydi. Islanmıştın çünkü yaptıklarımdan, sende hoşlanmıştın. O güzel yumuşak kalçalarını okşadım öptüm yaladım döllerimi akıttım ama bir şey yapmadım.” dedi. Karma karışık duydular içindeydim. Oğlum doğru söylüyordu. Bende kadındım, ihtiyaçlarım vardı ve her şeyden önemlisi oğlumun yaptıklarından bende hoşlanmıştım. “Aç…” diye yineledi. Yalvaran gözlerle baktım oğluma. “Ana benim olacaksın. İstesen de istemsen de. Bırak kendini ve zevk almaya bak.” Dedi. Oğlum elini aşağıya götürdü ve külotumun üzerinden okşamaya başladı amımı. Yılların verdiği azgınlık ve oğlumun okşaması karşısında daha fazla dayanamadım ve bacaklarımı araladım. Sikini apış arama soktu. “Daha…” dedi. Biraz daha açtım bacaklarımı, olduğum yerde… oğlumun Sert erkeklik organı külotumun üzerinde sürtünüp duruyordu şimdi… “Mmmm…” diye zevkle homurdandı. Kesin olan bir şey vardı oğlum beni sikecekti… Kocamdan başka bir erkek beni sikmek üzereydi ve bu kişi benim oğlumdu. Oğlum bir hamleyle külotumu dizlerime kadar indirdi. Birazdan Amıma girecek olan oğlumun kocaman sikinin mantar gibi büyük siki amımın dudaklarının arasına değiyordu. Ateşten bir demir parçası gibi tenimi yaka yaka sürtünüyordu amıma… Dehşetle fark ettim. İçimdeki korkunun yerini zevk almaya başlamıştı şimdi… Elimde değil ki, mekanik bir şey… oğlumun eli kalçalarımı tutmuş sıkarken, siki am dudaklarımı okşuyor, amım zevkten kabartmış, sürtünüp duruyordu. Bende artık İnlememek için kendimi zor tutuyordum. Yıllardır hasret kaldığım Yarak, oğlumun yarağı da olsa hasretime son verecekti. Dudaklarımı sıktım zevk feryadı koparmamak için… Zaten ağzım bantlı ya… Amacım oğluma belli etmemek. Ama ben belli etmeyeyim derken, oğlum kalçamı sıkıştıran eliyle bacağımı tutup kaldırmaz mı? Aralanan bacak aramdaki sikinin başını amıma dayamaz mı bir de? Eğilip bakamıyordum ama, eminim, zevk suyum oğlumun sikini ıslatmıştır. Sikilmeye hasret amcığım kapısını açmış, hazır ve nazır, ıslak ve kaygan, oğlumun sikini buyur etmeye hazır ve amade… Gözümle göremiyordum, lakin hissettiğim kadarıyla hayli uzun ve kalın bir şeydi amıma dayanan yarak…
Sonra… oğlum bir anda sikini kökledi hazır ıslak amıma… “Hınnnhh…” diye bir inilti kopardım. Yıllar sonra kocamın sikinden başka sik içime girmişti. Sert alet yararak, acımasızca girdi içime… Başı dibime dayandı. Tadını çıkarmak istercesine o şekilde kaldı biraz… Gidip gelmeye başladı içimde… Tek ayağımın üstünde duramaz hale gelmiştim ki bunu Anlayan oğlum, iki bacağımı birden tutup beline doladı. Duvara vurdura vurdura sikmeye başladı beni… Ellerim arkamda acımaya başlamıştı. Fakat zevk duygusu gittikçe yükseliyor, her şeyin üstüne çıkıyordu. Bir anda başladığı gibi bıraktı beni sikmeyi… Kucağından indirmeden, sikini içimden çıkarmadan döndü, yerlere saçılmış eşyaların, giysilerin arasından geçerek yatağın yanına geldi iki adımda… Off… Çok iyi dedim içimden, elimde olmadan sevindim… Hiç olmazsa yatakta siksin beni… Ellerim arkada bağlı, ayakta sikilmek yorucu olmaya başlamıştı. Kötünün iyisi… Sikini çıkardı içimden bu kez, yatağa saçtığı karmaşık giysilerin, çamaşırların üstüne fırlatırcasına bıraktı. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Üstümde önü açık bir gömlekle, külotsuz da olsa eteğimle giyinik sayılırdım. Ellerini memelerimin üzerine getirdi. Soğukluğunu memelerimde hissettim önce… Sonra sutyenimi çıkardı. Ardında da Gömleğimi. Ve son olarakta eteğimi. Oğlumun karşısında Öylece, çırılçıplak, sikilmiş, çaresiz, savunmasız kalmıştım. Çıplak vücuduma bakarak “anne çok güzelsin. Yıllardır hep bu anı bekledim. Sana olan hasretimi külotlarınla, sutyenlerinle, eşarplarınla giderdim. Senin külotlarını sutyenlerini öptüm, kokladım. Döllerimi tıpkı senin amına akıtıyor gibi benim için kutsal olan o çamaşırlarına akıttım.” Dedikten sonra yüzükoyun çevirdi beni yatağın üstünde… Karnımın altına başucundaki kocaman yastığı sokuşturdu. Önünde domalmış vaziyetteydim şimdi… elleriyle kalçalarımı parçalar gibi ikiye ayırdı. inledim. Sonra dilini arka deliğimde hissettim. Yalıyordu. Arkamı yalıyordu sapık oğlum…arkamdan an girmeyi düşünüyordu oğlum… Evet… daha önce kimseye vermediğim götümü sikecekti. Canım yanacaktı. Hem de çok canım yanacaktı. Arka deliğimi dakikalarca yaladı. Öyle ki dilinin sıcaklığını hissetmek hoşuma gitmeye, zevk almaya başlamıştım. Ve bir de vazelin kokusu… parmağı deliğimde dolaşıyordu kaygan kaygan… Ve o bol vazelinli kaygan parmağı göt deliğimi zorlamaya başladı. Vazelinin de yardımıyla bir anda arkama girdi o kaygan parmak… Canım yanıyordu. Parmağını sokup çıkardı. Sürekli… Sonra biraz alışır gibi olunca parmağını çıkardı. Sikinin başını kalçalarıma vurdu. Vazelinli siki şap şap ses çıkarıyordu kalçamda… Başını deliğime dayadı, zorlamaya başladı. İçime bastırıyordu kaygan başını… Kendimi kasmaya, girişe engel olmaya çalışınca hayatımda yediğim en sert şaplağı yedim popoma… büyük kürek gibi el kamçı gibi şakladı. Bir daha… Diğer kalçama… Sağlı sollu yağmur gibi vurdu birkaç kez… Acıyla inliyordum. “Lanet olsun!” dedim içimden… Tek isteğim acı çekmemekti. Oğlum istediğini yapacaktı bana, ister öyle, ister böyle… Hıçkıra hıçkıra ağlarken pelte gibi kendimi ve tüm kaslarımı serbest bıraktım. O anda başı girdi. Acıdan yaş geliyordu gözlerimden… Gövdesi de girdi, başı ilerliyordu içimde… Sonuna kadar girince hiç kımıldamadan bir süre durdu. Artık acı hissetmiyordum. Gidip gelmeye başladı. Dakikalarca… Boşalırsa beni bırakır diyordum içimden… Ama boşalmıyordu bir türlü… Sonunda başladığı gibi bitti, içimden çıktı. Ama boşalmamıştı. Arkamda dimdik, taş gibi batıp duruyordu siki, temasını hissediyordum. Parmaklarını amımda hissettim sonra… parmaklarının tenini amımda hissedebiliyordum, okşuyordu. O sırada amımın sırılsıklam olduğunu fark ettim. İnanamıyordum. Zevk almıştım, hem de çok… Kendimden utandım ama Yalan yok. Bekledim. İçime girmesini… O ıslak kuyuya sokmasını, zevk vermesini… Bekledim. Sonra oğlum baş parmağını götümün içine soktu. Ardından sert ve sıcak siki amımı zorladı. Bu kez o giriyordu yara yara… Az sonra içimde, iki deliğimde doluydu. Oğlumun siki gidip geldikçe zevk almaya başladım. Bunun için çok kızıyordum kendime ama yapacak bir şeyim yoktu. Oğlum beni müthiş bir şekilde sikiyordu. Sonra üstüme
eğilip parmağını klitorisime götürmesi bitirdi beni… parmağı götümde siki amımda, parmakları klitorisimde… Vahşice sikiliyordum. Koptum. Nefes almakta zorlanıyordum. Gözlerim karardı. Bir süre sonra öyle bir orgazm yaşadım ki belki çok uzun zaman önce böyle bir şey yaşamıştım.… Sanki ilk kez orgazm oluyordum. Öylesine müthiş, öylesine şiddetli, öylesine muhteşem… Saniyelerce titredim. Ayak parmaklarımı aldığım zevkten kasıyor, orgazmın verdiği zevkten kasılarak, titreyerek kıvranıyordum ve tam orgazm olduğum an oğlum içime ılık ılık boşalmaya başladı. Unuttuğum şeyi yıllar sonra oğlum Talha bana cömertçe sunuyordu. Anneciğini orgazma ulaştırmıştı. Henüz kocam sağken ılık ılık içime boşalması, amımı dölleriyle doldurması beni deliye çevirirdi fakat bu kez içime boşalan oğlumdu. Bir yandan zevkle kıvranırken bir yandan da tiksiniyor, ya hamile kalırsam korkusu beynimin bir köşesini kemiriyordu. Oğlum pervasızca Öylece boşalmıştı içime… Sıcak sıcak spermlerini akıtmıştı, içimi yakıyordu salgıları… Sonunda oğlum boşalmasına rağmen hala kalınlığını kaybetmemiş sikini içimden, kasılıp gevşemeye devam eden amımdan zorlukla kurtarıp çıkardı. Yatağa yan devrilip kaldım. Hala kasılıp duruyordum yattığım yerde… Bileğimi bağlayan ipleri kesti. Serilip kalmıştım. Ellerim serbest kaldığı halde çarmıha gerilmiş gibi yatakta kalakalmıştım. Kolumu kıpırdatacak halim yoktu. Yorgun, bitkin, halsizdim. Oğlumdan çıt çıkmıyordu. Öylece yattım kaldım birkaç dakika… oğlum geldi, yatağa, yanıma uzandı, çıplak bedenimi kollarıyla sardı. Şefkatle… Okşarcasına… ellerini memelerimde hissetmek ürpermeme sebep oldu. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Gözlerimden sadece yaşlar geliyor, ağlıyordum. Pişmanlıktan mı yoksa aldığım zevkten mi bilmiyordum. Başımı oğlumun göğsüne yasladım yorgun bir tavırla… Bir süre konuşmadık. Sonunda “anne, beni dünyanın en mutlu insanı yaptın.” Dedi. Hıçkırarak “oğlum cehennemde yanacağız” dedim. Hala başımda olan eşarbımın üzerinden saçlarımı okşayarak… “Yanalım anne. Değerdi buna.” Dedi. Olan olmuştu. Artık geri dönüş yoktu. Oğlum yıllar sonra bana yeniden bir kadın olduğumu hatırlatmıştı. Oğlum eğilip dudaklarımı öpmeye çalıştı. Beni öpmesini engellemedim. Oğlum şefkatle dudaklarımdan öptü bende artık kendimi olayın akışına bıraktım ve oğluma karşılık verdim. Kendime gelene kadar oğlumun kollarında yattım. O günü hiç unutmadım. O gün her şeyin değiştiği, cinsel hayatımın yeniden başladığı gündü.
Oğlum Talha - Bölüm 3 - Pişmanlık
Gözlerimi açıp uyandığımda hala yatakta çıplak bir halde uyuyordum. Sonra birden yaşadıklarımı hatırladım. Birkaç saat önce oğlumun tecavüzüne maruz kalmıştım fakat bundan zevk aldığımı anımsayınca yüzüm asıldı. Üzerime birşeyler giyip doğruca banyoya gittim. Bir an önce yıkanmak istiyordum. Hemen sıcak suyun altına girdim. Kendimden utanıyordum. Tecavüz istediğim bir şey değildi ama bundan benimde zevk almış olmam, işte bu beni utandıran buydu. Tüm vücudumu yıkadım. Birkaç kez abdest almış olmama rağmen hala kendimi kirli hissediyordum. Oğlumun amımı doldurduğu dölleri bacaklarımdan süzülürken ne yapacağımı düşünüyordum.
Suyun altından çıkıp ıslak vücudumu kuruladıktan sonra, temiz kıyafetlerimi giyip, yatak odama döndüm. Dağılmış olan giyeceklerimi toparladım. Salondan gelen seslerden oğlumun evde olduğu belliydi. Biraz önce zevk içinde sikildiğim yatağa oturdum. Oğlumun yüzünü görmek istemiyor , ondan kaçıyordum. Birden kapı açılmasıyla irkildim. Sırtım kapıya dönük olduğu için, oğlumu göremiyordum. Acaba yeniden tecavüz etmek için mi dönmüştü? diye düşünürken,
“Ana hadi gel kahvaltı hazırladım.” dedi. Sesini duymamla ürpermem geçmişti. Ses vermeyince oğlum yeniden,
“Ana hadi kahvaltı hazır.” Yine konuşmadım.
“Hadi ama aç değil misin?” diye ısrar edince, Kızgın ve sert bir tonda,
“Sen ye.” dedim.
“Ana, hadi işte uzatma. Hemde konuşuruz.”
“Konuşacak bir şey yok”
“Uzatma daha fazla. Hadi gel.” derken kolumdan tutmaya çalıştı. Kendimi geri çektim.
“Neden yaptın bana bunu?” “Ana üzgünüm, böyle olsun istemezdim ama oldu…Birden…Seni üzmek istemezdim.”
“Oğlum, biz ana oğuluz. Böyle şeyler…Olmaz…Birbirimize yasağız biz.” Ayağa kalktım ve arkama dönünce yüzyüze geldik. Konuşmuyordu. Utançtan olsa gerek yüzünü öne eğmişti. Belk**e pişmandı. Belli ki utanıyordu. Tıpkı benim gibi…Evet beni sikerken, o hala gözümün önünden gitmeyen o büyük sert siki amıma girerken, o iri kıllı bedeninin altında zevkten zevke uçarken zevk almıştım ama şimdi gerçek dünyadaydık.
“Şimdi çık odadan, gözüm görmesin seni.” diye bağırarak devam ettim. Yine cevap vermedi. Sonrada ardına bile bakmdan odayı terk etti. Ardından da duyduğum tek ses kapının sertçe kapanma sesi oldu.
Evet oğlum o gün evi terk etti. Bir gün, iki gün derken aradan bir ay geçti. Telefonları kapalıydı. Kızgında olsam da, merak içindeydim. Ablamın kocasına sorduttum. Bir gece teyzesinde kalmış, sonrada köyden ayrılmıştı. Başka bildiğimiz birşey yoktu. ablam ısrarla sorular soruyor, neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Sadece tartıştığımızı, biraz da kavga ettiğimizi söyledim. Elbette oğlumun bana tecavüz etti diye söyleyemezdim.
Koca evde yanlız kalmıştım. Açıkçası oğluma olan kızgınlığım geçmeye başlamıştı ve onu özlüyordum. Gözlerimi her kapattığımda o gün aklıma geliyordu. Oğlumun ellerinin vücudumda gezmesini, dudaklarının sıcaklığını, o sert ve iri sikinin amıma girmesi, dölleriyle içimi doldurması…Yanlışta olda aldığım zevk, hiç aklımdan çıkmıyordu.
Akşam olmuş, yemek için ablam beni çağırmıştı. Ayrıca enişte oğlumdan haber getirmişti.
“Fatma kadın bügun bizim oğlanı gördüm.” deyince eniştem kendime geldim.
“Ne dedin Rüstem abi? Duymadım.”
“Hayırdır? Ne dalgınlık böyle? Talha'yı gördüm diyorum”
“Nerdeymiş? diye merakla sordum.
"Bugün şehre indiydim. Haber salmıştım, yerini öğrensinler diye. Adresini buldum.”
“Nasılmış?”
“Valla pek eyi değil. Bekar evinde kalıyormuş. İşte günlük işlerde çalışıyormuş. Hali per perişan. Ya Fatma kadın, ne oğlan anlatıyor ne de sen, Ne oldu bilmiyorum ama ana oğul arasında küslük olmaz. Ne sen ondan, ne de oğlan senden vazgeçemez. Ne yapmış olursa olsun, sen büyüklük yapacaksın çağıracaksın, elini öpecek, sende affedeceksin. Şu dünyada birbirinizden başka kiminiz var ki? Bak ben telefon numarasını aldım.” derken bana uzattığı kağıdı aldım.
“Arayacaksın oğlanı, eve çağıracaksın. Tamam mı?” Rüstem enişte haklıydı. Yaptığı yanlışta olsa, oğlumdu o benim.
“Tamam enişte. Haklısın.”
“Onlada konuştum, üzgün, hemde pişman olmuş evden ayrıldığına. Bak Fatma kadın bura ufak yer. Dulsun, başında bir adam lazım. Evlenemeyeceğine göre, oğlun
başında duracak.”
Eve gelmiş, yatmadan önce elimdeki kâğıtta yazan telefon numarasına baktım. Biraz tereddütlü olsam da numarayı aradım. Henüz üçünce kez çalmıştı ki oğlumun sesini duydum.
“Anne nasılsın?” Aylar sonra oğlumun sesini duymak beni heyecanlandırmıştı. Bir an duraksadım,
“Eşek sıpası seni neredesin sen?” Aramızdaki buzları eriten o telefon konuşması çok uzun sürmedi. Yatağa yatıp da kafamı yastığa koyunca, içimde garip bir huzur, mutluluk duygusu kapladığını hissettim. Yaşadığımız şeyden hiç bahsetmedik ama bu konuyu eve döndüğünde konuşmamız gerektiğini biliyordum. Ertesi gün oğlum eve döndü. Eniştem per perişan derken abartmamıştı. Zayıflamış, sakalları uzamıştı. Üstü başı kirliydi. Güzelce bir banyo yaptı ve temiz elbiseleri giyince, karşımda yeniden eski oğlum gibi karşıma dikilmişti. Oğlumun eve dönmesinden dolayı ablam ve eniştem bize gelmişlerdi. Uzun zaman sonra karnına ilk defa ev yemeği giren oğlum tabakları silmiş süpürmüştü. Oğlum sürekli olarak gözlerini benden kaçırıyordu. Eniştem yemekten sonra büyük olarak hepimize nasihatler verdi. Özellikle de oğluma.
Günler geçiyordu. Mutluydum oğlum yeniden evdeydi. Yaşadıklarımı unutmam mümkün olmasa da hayatımız yavaş yavaş normale dönüyordu. Oğlumda geldiği günden beri gayet normal davranıyordu ama yine de gözüm üzerindeydi. Hatta ara sıra çamaşırlarımı kontrol ediyordum, oğlum bir şeyler yapıyor mu diye. Her şey normal gibi görünüyordu.
Ablamlardan dönmüştüm. Hava kararmak üzereydi. Anahtarla kapıyı açıp içeri girdim. Evde kimse yok sanıyordum fakat banyonun ışığının yandığını fark ettim. Sanırım oğlum banyo yapıyordu. İçimde garip bir merak duygusuyla, banyo kapısına gittim. Kulak kabartıp içeri dinlemeye başlayınca su sesi gelmediğini anladım. İçerden “Ahhh, Ohh” sesi geliyor. Eğilip kapı deliğinden baktığımda oğlumun31 çektiğini gördüm. Kocaman erkekliğini ileri geri eli ile sıvazlıyordu, morarmış kocaman başı ile siki yine heybetliydi. Oğlumun elindeki bir şey dikkatimi çekti. Aman Allah’ım, oğlum bir yandan sikini sıvazlarken diğer eline almış olduğu külotumu kokluyordu. Sanırım dayanamamış ve eski alışkanlığı nüksetmişti. Zaten unutamadığım oğlumun tecavüzü zihnimde yeniden canlanmaya başlamıştı. O anda içimde karışık hisler uyanmaya başladı, istemsiz bir şekilde oğlumu izlemeye devam ettim. Heyecan ve zevk almaya başladığımı hissediyordum. Kendimi tutamdım ve elimi giydiğim eteğin altından soktum ve külotumun üzerinden amıma götürdüm. Islanmıştım. Amımı okşamaya başladım. Kendime karşı koyamıyordum. Otomatiğe bağlanmış gibiydim. Bir anda oğlum kendini kasarak boşalmaya başladı. Bende elim amımda öylece kalakalmıştım. Hemen kendimi toparladım ve banyo kapısından uzaklaştım. Aklım karışık halde mutfakta oyalanıyordum. Yine aynı şeyler olmaya başlamıştı. Acaba oğlum bana yeniden tecavüz edecek miydi? Eğer bu olursa ne yapacağımı da bilmiyordum ama oğlumun kocaman, sert, kalın siki gözümün önünden gitmiyordu. Bunları düşünürken de be ne yapmıştım. Oğlum benim külotum ile kendini tatmin ederken bende onu izleyerek kendimi tatmin etmeye çalışmıştım. Oğlum banyodan çıkıp, üzerini değiştirdikten sonra mutfağa yanıma geldi. Ona bakamıyordum. Yine kendi yaptığımdan utanmıştım. Yemeğimizi yedikten sonra biraz televizyon izleyip odalarımıza çekildik. Yatağa uzandığımda aklım hala bugün olanlarla meşguldü. Oğlumun banyodaki yaptıkları aklıma gelince elim ister istemez yine amıma gitti. Cinsel dürtülerim sanki tavan yapmıştı. Oğlumun beni siktiği anı düşünerek, amıma giren sikini hayal ederek amımı okşayarak, parmaklarımı amıma sokuyordu. Azgınlığım tavan yapmış, kısa sürede hıçkırıklarla boşalmıştım. Kendime gelip, düşününce anladım ki oğlumun hala beni istediği kesindi. Ya ben? Ben ne istiyordum? Yıllardır sekse hasrettim. Kabul etsem açlığımı oğlumun doyuracağı kesindi. Yıllardır çektiğim seks özlemi sona erecekti ama yinede oğlumla birlikte olmak gibi saçma bir fikir içimi kemiriyordu. İçimde çelişkiler ve boşalmanın vermiş olduğu rahatlamayla uykuya dalmam uzun sürmedi.
Günler günleri kovaladı. Oğlum sürekli olarak beni kesiyordu. Bakışları vücudumda
dolaşıyordu. Fark ettirmeden önüne baktığımda kalkmış olan sikini görebiliyordum. Azgın bir teke gibiydi. Hergün en az iki kere banyoya gidiyor ve kalkık olan sikini 31 çekerek indiriyordu. Ses çıkarmadığımdan aldığı cesaretle yine külotlarımı, sutyenlerimi dölleriyle dolduruyordu. Bende onu her zamanki gibi çaktırmadan anahtar deliğinden izliyor, geceleride oğlumu düşünerek kendimi tatmin ediyordum. Gittikçe hislerimin esiri olmaya başladım. Sanırım oğlumla birlikte olma fikri beni esir almıştı. Yıllarca cinsel isteklerimi bastırmam buna sebep oluyordu. Artık günahı falan düşünecek durumda değildim. İpler kopmaya başlamıştı bende de. Oğlumu deli gibi arzuluyordum. Beni yeniden sikip, içimdeki yangını söndürmesini istiyordum. Nasıl olacaktı bilmiyordum, oğluma hadi beni sik seni istiyorum diyecek cesareti de kendimde bulamıyordum. Bazen kendimi oğlumun, dudaklarına, pazılarına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, oğluma bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu oğlum, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Sonunda seks hasretimiz bitti. Hem de muhteşem bir şekilde… Hem de bir depremle geldi seks ziyafetim… Bir akşam yine oğlumla, oturuyorduk. Televizyon, sohbet, çay falan, tipik monoton, can sıkıcı aile akşamı… Dipten gelen acayip bir gürültüyle beraber kısacık, on saniyelik şiddetli bir sarsıntı… ikimizde ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran oğluma sarılı verdim o korkuyla… O da beni koruma amacıyla refleks olarak kollarının arasında sımsıkı sardı beni… Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ondan ayrılamadım. Ayakta, her an dışarıya kaçmaya hazır, korkuyla birbirimize, sallanan asılı tek lambaya, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Oğlumun kollarındaydım. Öyle rahatladım ki… Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt… Tamam anne, bitti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu. Sakinleşmiştim artık… Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Sonra mutfaktan bir şeyler getirdim. Oğlum üçlü koltukta otururken bende divanda oturuyordum. Tedirgin, diken üstündeydim Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Oğlum artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. “Oğlum ben korkuyorum. Biraz daha otursak hem haberlere bakalım” dedim. Oğlum sürekli kanal kanalları değiştirip depremle ilgili bir haber var mı diye televizyona bakıyordu. Kalktım çayını doldurmak için yanına gittim. Çayları tazeledikten sonra Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. Konuşurken dudaklarına bakıyordum. Kucağına yatıversem… Öpse, emse, dilinin ucuyla yalasa… Offf… Şeytan… Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha oldu. Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için… Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan oğluma sarılı verdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı
sarılmıştım. İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği… Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla oğlumun erkekliği taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Bana, “Çok korktun yine anne. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti. Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen oğluma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu. Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım o da içinde bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. en, annesi, Tecavüz ettiği. Sanırım beni çok istemesine rağmen korkuyordu. Ama bilse anneciğininde onu istediğini. O muhteşem yarağı benim için sertleşmişti… Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, oğlumun bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Ana? Uyudun mu?” diye. Cevap vermedim. Artık kontrolü ele alamaya karar verdim. Ne olacaksa olsun bu akşam diye içimden geçirdim. Uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Bol eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından oğlumu izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Ana? Uyan hadi!” dedi. Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden…Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, külotuma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum… Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını külotuma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah annem… Anammm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana be kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir daha siksem! Ahhh!” diyordu. Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu oğlumun, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Kasılmalarım bitip boşaldığımda eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Oğlum işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı. O çıkınca
sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde. Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Onun “Anam!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Gözleri, Etli dudakları, Kokusu, Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Oğlumun her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık oğul falan dinleyecek, günah falanı umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini! Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış vermesi duyuluyordu. Uyuyordu. Oğlum benim, canım herşeyim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir beyaz külotu vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi… Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola ana? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme oğlum., bir şey olmadı. Sadece…” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim. “Ne oldu, söylesene ana? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni… Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım oğlum!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum ana… Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sana bir daha öyle kötü bir anı yaşatmayacağım! Sen anamsın…” dediğinde, “Oğlum…Yalnızım ben! Babandan sonra kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ta ki o güne kadar. Oğlum kızsam da sana beni çok mutlu ettin. O gün hiç aklımdan hiç çıkmıyor. Kadın olduğumu hatırladım. İstediğim şeyler olduğunu hatırladım. Yanıyorum oğlum! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu. Elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Sonra dudaklarına yapıştım. Önce karşılık vermiyordu şaşkınlıktan. Eminim benden beklemiyordu böyle bir şey. Dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da başımdaki eşarbı kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu oğlum! Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, külotunun üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm… anam, ne yapıyorsun böyle?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi külotundan içeri soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman yarağı şimdi avucumda, ateş gibiydi. Dudaklarını bırakıp eğildim. Külotunu sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı…oğlum kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, zevkten kısılmış gözleriyle yaptıklarıma bakıyordu. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını…Kocama yapmadığım şeyi oğluma yapıyordum. Sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle
uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Külotuma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım. “Ahhh… oğlumm!” diye inledim, külotumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum… “Biraz daha emersen ağzına boşalıcam anam. Hemen boşalmak istemiyorum ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel yatağıma gidelim oğlum! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. Cevap vermeden kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Külotunu ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla yıllarca seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan oğlumla yeniden beraberdim. Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının oğluyla seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden oğluma baktım. Kollarımı açıp bekledim. Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle. O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Başımdaki eşarbım neredeyse sıyrılmış saçlarım ortaya çıkmıştı. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim. Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sutyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki ana! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele oğlumdan bunları duymak. Göğsümü okşayan elinin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Baban çok yıpratamadı. Sonrada gören ilk sensin zaten. Nasıl karınınkiler kadar güzel mi? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim. “Hem de nasıl anam! Eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep hayal ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını…” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Birbirini, bir diğerini… Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu. Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci kez boşalmıştım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki… yıllardır sevişmedim, sonra biliyorsun, o günden beri hep seni istedim. Yeniden beraber olmak istedim seninle. Ama tuttum kendimi. Sende bir daha yanaşmadın bana.” diye açıklama yaptım. “Sen uzak durunca bende
frenledim kendimi. İstemiyorsun diye, seni kızdırıp kaybetme korkusundan dolayı uzak durdum ama hep seni istedim. Dayanamadım ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım ana! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, Tutamadım kendimi!” dedi. “Biliyorum oğlum! Artık tutmak yok kendimizi. Hadi , oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla sik beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Anammm” diye inledi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi. Eteğimi yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde sadece dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külotumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak… oğlumun hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı… Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh oğlum! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor! Harika! Baban hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Artık yatağında ben varım ana. Hem oğlunum hem de kocan…” dedi. Yattığım yerden doğrulup oğlumun, benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Oğlum, kocam, her şeyimsin benim artık. Hadi, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim. “Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, artık hasretin bitecek.” dedi. Yıllardır sik görmeyen amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Bir tanem!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu. “Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi… Girdi… Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Aşkım… Dur … doyasıya hissetmek istiyorum tamamını içimde” dedim. Oğlum da, “Ohhh! Daracıksın anam! Ateş gibi yanıyor amcığın! Yarağımı yakıyorsun ateşinle!” diyordu. Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan am duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini… oğlum yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar kasıklarıma sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum… Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum.
Orgazmımın bitmesine yakın oğlum da kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum annem!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “İçime boşalma oğlum! Hala **** görüyorum! Geçen sefer bir şey olmadı ama riske girmeyelim.” dedim. “Ahhh. Çok istiyorum ana. İçini doldurmayı istiyorum. Döllerimi attırmak istiyorum ana. Anam benim! sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki. “Olmaz oğlum, ne olur, bende istiyorum ama yapma.” Dedim. Dinlemiyor gibiydi. Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. “Ohhh” dedim. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim. Oğlum boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiç kimseye sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim. “Tamam aşkım, sadece sen varsın! Seni sikicem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek kadınım sensin! Yalnız hap alalım kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum” dedi. Sevgiyle sarıldım yeni erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! anan kurban olsun sana!” dedim. Sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım oğlumun göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. hiçbir şey umurumda değildi. Oğlum artık babasının yerini almıştı. Evin erkeğiydi artık yatağımın erkeği olmuştu.
Oğlum Talha - 4. Bölüm
Yaşadığımız bir şey vardı adını koyamadığım. Aşk değildi. Yasaktı günahtı ama çok mutluydum. Oğlumla karı koca gibi olmuş, birbirimizin ihtiyaçlarımızı gideriyorduk. Yatak odamız bizim yatak odamız olmuştu. Sonraki on beş gün boyunca oğlum beni her gece sabahlara sikti. Kadın bedenine olan hasretini anasının bedeniyle doyurdu. Yıllardır hasreti olduğum öpülmek, koklanmak, sikilmek… özlemini çektiğim şeyleri bana vermekte oldukça maharetliydi oğlum. Bana kadın olduğumu yeniden hatırlatmıştı oğlum. Yaşadığım mutluluk o kadar fazlaydı ki, korku, endişe hiçbir şey hissetmiyordum. Çevrem ne dermiş, günahmış umurumda değildi. Artık oğlumun sevgili gibiydim. Kendime özen göstermeye çalışıyordum. Giydiklerime dikkat ediyor oğlumun beni beğenmesi için elimden geleni yapıyordum. Oğlumun en sevdiği şey iç çamaşırlarımdı. Daha önce giymediğim kadar güzel ve seksi külotlar, sutyenler, babydollar, külotlu çoraplar ve kombinezonlar almıştı oğlum. Ve tabi ki Yeni eşarplar. Her akşam tam oğlumun istediği gibi giyiniyordum. Aldığı o seksi tülden kırmızı babydolün altına kırmızı saten sutyen ve külotumla, siyah çoraplarımı giyip, başıma da beyaz şifon ya da ipek eşarpla örtüp karşısına çıktığım da oğlum boğa gibi oluyordu. Annesini en sevdiği şekilde karşısında gören oğlum daha orada kapının eşiğinde kalkık olan sikini hemen amıma geçiriyordu. Oğlum gençti, kuvvetliydi. Cinsel yönden bu kadar güçlü, istekli olması, beni yatakta tatmin etmesi oldukça hoşuma gidiyordu. Keşke oğlum değil de kocam olsaydı. Gururla ondan bahsedebilseydim ondan. Her aklımda olan ama hiçbir zaman cevabını tam olarak bilmediğim soruyu, o akşam salonda yarı çıplak halde, kollarında uzanırken oğlumun, sormaya karar verdim. “Oğlum, bana hiç söylemedin. Neden boşandınız siz Rümeysa’yla?” “Hayırdır ana, nerden geldi aklına Rümeysa?” “Valla oğlum, hiç anlamadım neden boşandınız. Bir kez sorduydum geline. Bir şeyler geveledi durdu, bende sende sorun var düşündüm. Amma maşallahın var oğlum.” “Ana sağ olsun iyi kızdı Rümeysa. Hep yarağa doyurdum. Hiç aç kalkmadı altımdan.” “Ne oldu ki oğlum?” “Seni yüzünden…” “Benim yüzümden mi?” ben ne yaptım ki?” “Ana sana daha yeni âşık olmadım ki…” aşk mı? hayatım boyunca bilmediğim asla tatmadığım bir duyguydu. Kocama bir mal gibi başlık parasına karşılık verilmiştim. Aramızda aşk, sevgi yoktu. Şimdiyse oğlum bana âşık olduğunu söylüyordu. Başımı kaldırıp gözlerimi gözlerine diktim. Oğlum, “Seni çok seviyorum.” Dedi ve dudaklarıma yumuldu. Delice öpüşüyorduk. Elleri giymiş olduğum babydolün üzerinden bedeni mi okşuyordu. Dudaklarımı çektim ve “Bende seni seviyorum. Beni hiç bırakma oğlum” dedim. “Ben ölünceye kadar seni bırakmayacağım” diye karşılık verdi oğlum. “Anlat bakalım. Neden benim yüzümden ayrıldınız?” “Dediğim gibi. Sana her zaman aşıktım. Küçüklüğümden beri. Yatak odanızı az dinlemedim. Babamın altındayken inlemelerin hala kulaklarımda. Zevkten inlemelerin. Hep babamın yerinde olmak istedim ama imkansızdı. Sana sahip olamazdım ama çamaşırların… külotların, sutyenlerin, eşarpların… onlara sahip olabilirdim. Öylede oldu zaten. Ne zaman seni istesem ne zaman seni sikmek istesem çamaşırlarını öptüm, kokladım, yaladım. Babam döllerini senin amına boşaltırken bende çamaşırlarını döllerimle doldurdum. Sana kızgındım çünkü babamın altında inliyordun oysa ki benim olmalıydın. Bende sana olan kızgınlığımı çamaşırlarından çıkardım. Senin suçun yoktu elbette… Rümeysa’yı sevmiyordum, evlenince sana olan aşkım, hislerim biter diye düşündüm ama bitmedi… karımı sikerken seni aklımda hep sen vardın. Onu sikerken seni siktiğimi düşünüyordum. Belki hatırlarsın, misafirliğe gelmiştik iki gün burada kalmıştık. Sen bize yatak odanızı vermiştin yatmamız için.” “He. Hatırladım. Kavga etmiştiniz. Zaten çok sürmediydi ayrılmanız.” “Evet. Zaten sonra bir daha rümeysa’yla beraber olmadık. Sonra da ayrıldık zaten. Seni sikemiyordum ama benim çok iyi bildiğim, defalarca otuzbir çektiğim yatak odan da karımla beraberdik. Yine aklımdaydın. Her şeyi göze alarak karıma senin çamaşırlarını giymesini istedim. Tabi önce şok olan karım…sonrasını biliyorsun.”
“Ne dedi Rümeysa?” “Tepkisi bağırmak çağırmak oldu. Sonra evde oturduk ve konuştuk. Sana olan duygularımın Sapıklık olduğunu düşünüyordu. Ve benimle yaşamak istemediğini söyledi.” “Seni seviyordu. Bana dediydi.” “Evet. Beni sevdiğini ama böyle yaşayamayacağını söyleyince aramızda sırrımızı saklayacağını söyleyerek iki dost gibi ayrıldık.” Oğlumun anlattıklarını dikkatle dinliyordum. Bana olan tutkusu, aşkı yüzünden evliliğini bitirmişti. Ama sonunda istediğini almış annesinin erkeği olmuştu. Günlerimiz seks dolu olarak geçiyordu. Tabi bizdeki değişiklikler bazılarının dikkatini çekiyordu. O kişi tabi ki ablamdı. Ablam öğleden sonra bana çay içmeye gelmişti. Ablam Rabia benden üç yaş büyüktü. Eniştem Rüstem’le yıllar süren bir evlilikleri vardı. Kurnaz, akıllı cebbar bir kadındı. Ailesindeki otoriter kişi oydu. Her zaman ketum olmuştu. Ben bile ablamın her şeyini bilmezdim. Evinin içine pek kimseyle paylaşmazdı. Her ne kadar eniştem evin erkeği olsa da son sözü ablam söylerdi. O da benim gibi yaşından genç gösteriyordu. Sanırım anamızdan almıştık bunu. Ablamda benim gibi beyaz tenli güzel bir kadındı. Minyon, hafif balık etliydik. Yaşımıza göre, çocuklarımız olmasına rağmen hala güzelliğimizi koruyorduk. Çaylarımızı yudumlarken açık sözlü ablam “Gız Fadıma. Hayırdır? Sende böyle değişiklikler var.” Diye sordu. Ablam beni Fadıma diye çağırırdı hep. “Ne oldu abla? ne değişikliği?” “Ne bileyim gız. Sende bi haller var. Pek bi kendine bakmaya başladın sen bu aralar.” “Yok abla. Ne olacak ki? Hep aynı işte.” “Gız biri mi var? Ondan böyle yeni şeyler giyiniyon sen?” “Abla o nasıl söz öyle? Olur mu hiç. Ne dediğini kulağın duyuyo mu?” “Gayet eyi duyuyo.” Ablam bir şeylerden şüpheleniyordu. Sanırım hayatımda biri olduğunu sanıyordu. Şüphesinde haklıydı, biri vardı ama asla tahmin edemeyeceği kişi yeğeniydi. Kendimi savunmaya geçtim. “Abla ne diyon sen. Kaç yaşında kadınım, boyum kadar oğlum var. Nerdeyse torun torba sahibi olacam. Sen ne diyon?” “Valla ben bilmem Fadıma. Biliyon beni. Sende bi haller var. Çıkar kokusu yakında.” Ablamın böyle konuşması canımı sıkmıştı. Belli etmemeye çalışarak konuyu değiştirdim. Konu dönü dolaştı Talha’ya geldi. “Oğlan nasıl? Var mı bir sorun?” “Yok abla. Sabah akşam çalışıp duruyor işte.” “Fadıma, hiç anlatmadın niye gitti bu oğlan? Neden geri döndü? Derdi neymiş?” ablam beni sorduğu sorularla beni bunaltmaya başlamıştı. “Offf, abla ahret sorgusuna mı çekiyosun?” kızdığımı anlayan ablama, “Niye kızıyon? Ne oldu diye sordum? Yok, yok sende bi haller var.” “Ne halleri ya abla. İşte kavga ettiydik. O da bana kızıp evden gittiydi. Sonrasını biliyosunuz işte.” “Neyse… Bu oğlan daha ne kadar böyle gezecek? Evlenmeyi düşünmüyor mu?” “Valla ne bileyim abla. Bende sordum ama bi şey dediği yok ki? Hatta Eslem’i dedim. Görücüler geliyor dedim.” Eslem yeğenimdi. Oğlumdan iki yaş küçüktü. Ablamın iki kızının küçük olanıydı. Özellikle kocam öldükten sonra ablam oğlumla evlenmesi için bayağı baskı yapıyordu. Birkaç kez söylememe rağmen Talha pek oralı olmamıştı. Sebebini şimdi anlamıştım. “Şu sıpayla bir daha konuş, daha olmadı bi de ben konuşayım.” Nereden çıkmıştı bu evlilik meselesi, tam da oğlumla yeni bir hayata başlamışken. Biraz gönülsüz de olsa ablama “Tamam abla konuşurum.” Dedim. İsteksizliğimi gören ablam, “Hayırdır gız, yüzün düştü oğlanı evlendirelim deyince.” “Yok abla ne düşecek. Evlensin barklansın, çoluk çocuk sahibi olsun, Bende istemem mi? Ama hiç konuşmuyor ki. Ne düşünüyo hep kafasının içinde.” Ablam fazla oturmadı. Akşam yemeğini hazırlarken aklım oğlumda ve evlilik meselesindeydi. Mecburen konuşacaktım yoksa ablamla aramız açılabilirdi. Daha da önemlisi oğlum ne düşünüyordu. Bu zamana kadar evlilik konusunda hep sessiz kalmıştı ama gerçekte ne düşündüğünü bilmek istiyordum. Sanırım içimi oğlumu kaybetme korkusu sarmıştı. Ya evlenir giderse, beni kendinden, o haşmetli sikinden mahrum ederse? Diye düşünmekten alamadım. Eslem güzel bir kızdı. Tıpkı annesi gibi. Beyaz tenli, genç, ceylan gibiydi. Evlilik yaşı gelmişti ve doğal olarak isteyeni çoktu. Büyük kızı Ebrar evlenip gittikten sonra
şimdi eşlemi oğlumla evlendirmek istiyorlardı. Eniştem aileden gelen varlıklı bir adamdı. Erkek çocukları yoktu. Oğlumu hem damat olarak istemelerinin sebebi mal mülk yabancıya gitmesin, hem de enişteme yardımcı olsun maksadıyla bu evliliği istiyorlardı. Aklım karışık, düşüncelerle dolu akşamı etmiştim. Hava kararmışken oğlum eve geldi. Kocasını bekleyen kadın gibi kapıda karşıladım oğlum. Kapıyı kapatan oğlum dudaklarıma yumuldu. Birbirini özleyen iki sevgili çılgınlarca öpüşüyorduk. İstekli bir şekilde yanaklarını, çenesini, boynunu öpüyordum oğlumun. Böyle istekli olduğumu gören oğlumda iri ellerini kalçalarıma koyarak yoğurmaya başladı. “Hayırdır ana, ne oldu sana böyle? Çok mu azdın?” “Çok özledim seni. Bırakma beni oğlum.” dedim. Birden beni kucağına almasıyla ayaklarım yerden kesildi. Ellerimi boynuna doladım. Doğruca aşk odamıza götürdü beni. Yatağın üzerine sırtüstü nazikçe beni bırakan oğlum, üzerindekileri çıkarmaya başladı. Beyaz donunu çıkardığında benim gibi çoktan hazır olan, oğlumum kocaman sikine hayranlıkla bakıyordum. O an anladım ki, oğlumu kaybetmek ya da başka bir kadınla paylaşmak istemiyordum. Onun o muhteşem siki benim olmalı, sadece benim amımı sikmeli, dölleri yalnızca benim amımı doldurmalıydı… oğlum yatağa çıkıp yanıma uzandı. Giymiş olduğum uzun eteği belime kadar sıyırıp elini sulanmış olan amıma götürdü. Birden külotumu dizlerimden sıyırıp çıkardı. Sonra da elini amıma götürdü. “Ihhhh,” diyebildim sadece. Oğlum biraz duraksadıktan sonra amımı avuçlamaya başladı. Nefesim kesiliyordu o okşadıkça. Bacaklarımı hafifçe araladı. “Annem, hayatımın aşkı seni çok seviyorum” dedi. Bende “Oğlum, erkeğim… Kocam benim. Aslanım” dedim. Bir anda dudaklarımız birleşti. Elleri vücudumun her yerinde geziyorken de iki ateşli sevgili gibi öpüşüyorduk. Oğlumu itip sikine yumuldum. İştahla yalamaya başladım. Oğlum gözlerini kapatmış, elleriyle şifon eşarbımdan tutmuş işin zevkini çıkartıyordu. Bende daha iştahlı ve isterik şekilde emiyordum oğlumun sikini. Bu kadar istekli olduğumu gören oğlum, “Ana dur dayanamayacağım, boşalacağım” dediğinde. Sikini alabildiğim kadar ağzıma aldım. Oğlumun o kocaman siki bir anda bir volkan gibi ağzımı dölleriyle doldurmaya başladı. Ilık ılık boşalıyordu. Her salvoda ağzımın için doluyordu. İlk defa yaptığım bir şeyi yaptım ve yutkundum ve oğlumun döllerini yuttum. Sonra yanağım oğlumun tenine değer halde başımı kıllı göğsüne koydum. Heyecandan inip kalkan göğsü benim de başım göğsüyle beraber inip kalkıyordu. Ellerimiz birbirimizin vücutlarını okşuyor, ağzımızdan tek kelime dahi çıkmıyordu. Yanağımı okşayan oğlum kendine gelmişti. Sessizce ağlıyordum. Yanağımı okşayan eli gözyaşlarıma değen oğlum sessizliği bozdu. “Ana ne oldu? neden ağlıyorsun?” cevap vermediğimi gören oğlum sorusunu tekrarladı. “Ana ne oldu?” “Yok bir şey oğlum. Sadece korkuyorum.” Dedim. “Ana ben yanındayım niye korkuyorsun?” “Bu mutluluğun bozulmasından, tam seni bulmuşken seni kaybetmek” deyince. “Ben hep yanındayım. Seni hiç bırakmayacağım güzel anam.” “Şimdi bunu demek kolay ya ben daha da yaşlanınca? Ya da gönlün başka birine benden genç güzel birine kayarsa?” “Ana sen diyorsun? Ne var dilinin altında senin?” “Teyzen geldi bugün…” “Eee…” “Eeesi, işte bir şeylerden şüphe ediyor. Tuhaf tuhaf sorular sordu durdu. Neden süsleniyo muşum da? Biri mi varmış ta? Falan…falan…” “Yok ana başka bir şey var. Bunlar canını sıkmaz senin.” “Bide gene bu Eslem meselesini sordu. Naptınız dedi. Çok geliyolar dayanamıcam artık.” “Anam güzel anam üzüldüğün şeye bak. Yok benim oğlan buldu güzeli. Onunla çok mutlu. Deseydin ya…” “Deli çocuk. Sus be…” “Ben doğurdum kimseye vermiyom, kullanma hakkı da bende deseydin ya.” Apaçık dalga geçiyordu, ben burada korku içindeyken. Bana sıkıca sarıldı “Anam seni bırakmam ben. Ne olursa olsun, hep yanında olacağım.” Deyip dudaklarıma yumuldu yeniden. Eli kalçamda geziyor, sıkıp okşuyordu. Elimi oğlumun sikine attığımda dikilmiş vaziyette olduğunu gördüm. Sikini dibinden kavradım. Avcumu dolduran azmanı yukarı aşağı sıvazlarken, Oğlum kulak memelerinden başlayarak boynumu öpüp emmeye
başladı. Boştaki eliyle de gömleğimin düğmelerini teker teker çözüyordu. Tenime değen kor gibi sıcak dudakları ürpermeme neden oluyordu. Üzerimdeki gömleği çıkartınca, büyük memelerini örten beyaz sutyenimin üzerinden hamur gibi yoğurmaya başladı. “ohhhhh” diye inledim. Bir an önce oğlumun sikini içimde hissetmek istiyordum.kollarında kurtuldum ve sırtüstü yatağa uzandım. Bacaklarımı kırmış ayak tabanlarım yatağa değer şekilde beklemeye başladım. Eteğimi iyice belime kadar çekince, pırıl pırıl tertemiz amımı oğlumun içime girmesi için hazır şekilde bekliyordu. Onu belinde kavradım ve kendime doğru çektiğimde yapması gerektiğini anlamıştı. Yavaşça bacaklarım arasındaki yerini aldı, mantara benzeyen sikin kafasını am dudaklarım arasına sürterek ıslattı ve hafifçe itelemeye başladı. “Ohhh. Erkeğim…” diye inledim. Amım oğlumun sikini santim santim içine alıyordu. Bende “Ahhhh…oğlum, sik ananı… sik kadınını…” sözü çıktı. Oğlum gülümsedi ve “Anam benim… aşkım, sen benim her şeyimsin…sen asla bırakmayacağım” dedi. İçime yavaş yavaş girdi. Oğlumun sikini güzelce sarmıştı amım. Damarlarına kadar her santimini hissediyordum. Kasıklarımız birleştiğinde, O kocaman yarağın tamamıyla içimde olduğunu anladım. Bir kere almıştım hepsini içime. Bir süre öylece durdu bekledi. Sonra ileri geri girip çıkmaya başladı içime. Amım sulandıkça hızını arttırıyordu. Ohhhh, ne harika bir duyguydu sikilmek, oğlum içime ritmik hareketlerle girip çıkarken sutyenimin içinden çıkarıp serbest bıraktığı göğüslerimi hoyratça yoğuruyor, uçlarımı emiyor, bazense dudaklarımız birleşiyor öpüşüyorduk. Zevk aldığımın belirtisi olarak amım artık iyice sulanmış, sularım kasıklarımı ıslatmış ve oğlum sikini amıma sonuna kadar soktukça birbirine değen kasıklarımızdan çıkan “şlap…şlap…” sesleri odayı doldurur olmuştu. Oğlum birden bacaklarımı omzuna koyunca amcığım kabak gibi ortaya çıkmış, oğlum gittikçe daha da hızlı şekilde amıma girip çıkmaya başlamıştı. Amıma aldığım her yarak darbesi aldığım zevki katlıyor, dudaklarımı kanatacak kadar ısırıyordum. Güçlü bir aygırın altında iki büklüm olmuş , heybetli bedeninin altında eziliyor, bulutlar üzerinde uçuyordum. Oğlumun yarağı durmaksızın amımda gidip gelirken Dayanacak halim kalmamıştı ki birden kasılmaya başladım, boşalıyordum. Oğlumun çıplak bedenine sıkıca sarıldım. Dudaklarım oğlumun boynunda, öpüyor kokluyordum. Oğlumu damgalamak benim olduğunu bilsinler istiyordum. Birden boynunu emmeye başladım. Kafasını boynuma gömen oğlumda benim yaptığımı yaparak boynumu emmeye başladı. Aldığım zevk gittikçe katlanırken, hala oğlumun sert sikiyle pompalamaya devam ediyordu. Titremelerim devam ediyordu ki, oğlum fısıltıyla, “Geliyorum” dedi. Bende “gel erkeğim boşal annenin amına, döllerin yaksın içimi, susuzluğumu gider” dedim. Oğlum seri bir şekilde hızlandı ve en son sert bir hareketle amıma sikini gömdü. Şiddetli bir şekilde kasılmaya başladı. Harika bir şey bu. Döller tazyikli bir şekilde içime boşalırken, siki de içimde takılmış saat gibi atıyordu. Damarlarını. Oğlum üzerime yığılıp kaldı. Bende onu sarmaladım. “Annem, aşkım benim” dedi. Bende “Oğlum, erkeğim” diyerek karşılık verdim. Belki yaşadıklarımız birçok insan için yanlıştı ama hiç pişmanlık duymadım oğlumla seviştiğim için. Oğluma “harikaydın.” Dedim. “Kadınımmm” dedi. Bende “Kocacığım erkeğim” diyerek dudaklarına yumuldum. Bir yandan öpüşüyor bir yandan birbirimize
oğlum Talha 5. Bölüm
Üzerimden akan ılık su çıplak bedenimden süzülürken, yaşamış olduğum zevkten dolayı hala bedenim titrememesi hala devam ediyordu. Parmaklarımı oğlumun dudaklarının morartmış olduğun tenimde gezdiriyordum, tıpkı oğlumun vücudunu morarttığım gibi oğlumda benim her yerimi morartmıştı. Özellikle boyun kısmını. Tüm vücudumu şampuanladım. Elimi amıma götürdüm. İçime boşalttığı dölleri bacak aramdan süzülüyordu. Tıpkı geçen gün olduğu gibi muhteşemdi. Oğlum yine bana muhteşem anlar yaşatmış, şimdiden iki kere boşaltmıştı ben zevkten zevke uçurmuştu. Yaşadığım zevkin içinde mutlulukla yıkandım. Gündüz ablamla yaptığım konuşmadan sonraki korku ve endişe kalmamıştı. Ertesi gün oğlum evden çıkmış hayvanlara bakmaya gitmişti. Bense evde temizlikle uğraşıyordum. Telefonumun çalmasıyla kendime geldim. Telefona bakınca arayanın ablam olduğunu gördüm. Hay Allah gene ne var diye söylendim. Yine dünkü yaptığımız konuşmayı bir daha yapmak istemiyordum. Telefonu elime alıp cevaplayınca ablamın sesini duydum. “Efendim abla” dedim. “Gız fadıma evde misin?” diye sordu ablam. “He abla evdeyim… nerede olayım ki başka?” “Hele bir çay koy bakalım. Bizim gızla sana uğrayacağız” ne alaka nerden çıktı şimdi bu… neden geliyorlar ki? diye düşünürken “Tamam abla görüşürüz.” Derken ablam telefonu yüzüme kapatmıştı bile. Dün yapmış olduğumuz konuşamadan sonra ablamın kızıyla beraber ziyarete gelecek olması garip değildi. Şimdi ana kız bana baskı yapacaklardı sanırım. Ortalığı alelacele toplayıp, üzerimi bir şeyler geçirdim. Mutfakta bulaşıklarla oyalanırken kapı çaldı. Hemen başımı beyaz şifon eşarbımla örttüm. Normalde eveyken başımı kapatmıyordum ama boynumdaki morluklarını ablam tarafında görülmesi sorun olurdu. Zaten benden şüphe ediyordu hayatımda bir adam var diye. Kapıyı açmadan eşarbımı son kez kontrol edip kapıyı açtım. Tahmin ettiğim gibi ablam ve Eslem karşımda duruyorlardı. “Abla hoş geldin, sende kızım” diyerek içeri buyur etim. “Çok yorulduk Gız Fadıma” dedi ablam. “Hayırdır abla?” “Hayır hayır” diye yanıtladı ablam. “Yolun pek düşmezdi bize… ondan sordum” ablam esleme “İçeri geç sen, çayları getir…” diye mutfağa doğru yönlendirirken beni de kolumdan çekiştirerek salona götürdü. Acelesi varmış gibi “Ne yaptın Fadıma_ konuştun mu oğlanla sen?” diye sordu. “Neyi abla?” deyince “Neyi olacak işte… Şu evlilik meselesini” “Ha… konuştum… pek gönlü yok gibi, bir şey demedi.” “Eşşek sıpası. Ne kadar inat bu oğlan? Kime çekti ki?” “Bilmem ki abla. Babası da öyle inat değildi ama…” bu arada yeğenim Eslem elinde tepsiyle içeri girdi. Çayın yanında getirdikleri kek ve kuru pastayla servis etti. Eslem karşımızdaki çekyata otururken tekrar dikkatlice baktım. Eslem 23 taşında gencecik bir kızdı. Güzelliğini annesi ve benim gibi bizden almıştı. Sanırım anne ve babasını onu oğlumla evlendirme planından haberi vardı. Galiba o da en az annesi kadar istiyordu bu evliliği. Evlenirse oğlumun karısı olacak ve o kocaman muhteşem yarağın altına yatacak belki de oğluma çocuklar verecekti. Aklıma bunlar gelince onu kıskanmaya başlamıştım. Bana ait olan oğlumu benden alacaktı. Yeğenimle rekabet edemezdim ya. Kendisini süzdüğümü gören Eslem meraklı gözlerle, “Ne oldu teyzem? Öyle baktın… bir şey mi var?” diye sordu. Daha cevap vermeye fırsat vermeden araya giren ablam, “Gelinine bakıyor işte…” dedi. Kikirdeyen Eslem yüzünü öne eğerken, “Abla!!!” dedim. “Yalan mı gız? gelinin olacak işte.” “O işi sonra konuşsak abla…” “Sonrası mı galdı? Enişten akşama yemeğe çağırdı sizi. Zati arayacak oğlumu…” diye kinayeli olarak devam etti ablam. Her ikisi de bu işe oldu bitti gözüyle bakıyorlardı anlaşılan. Sürekli olarak yeğenime bakıyordum. Ablamın böyle konuşması esleme olan kıskançlığımı arttırıyordu. Biricik yakışıklı oğlumu benden almak istiyorlardı. Aslına bakarsak yakışıyorlardı birbirlerine. Eslem kendi evi gibi rahat davranıyordu. Şimdi mutfakta bulaşıkları yıkarken, ablamla ben sohbetimize devam ediyorduk. Bir ara ablam elini başörtüme götürdü ve kenarlarındaki iğne oyalarını incelemeye başladı. “Gız bu yeni mi?
modeli de güzelmiş.” Diyerek daha dur demeye kalmadan, eşarbımı başımdan çekti. “Abla ne yapıyorsun!!!” diye bağırdım. “Ne oldu gız ayağına basılmış gibi bağırıyorsun?” derken korktuğum başıma gelmişti. Eşarpla saklamaya çalıştığım, oğlumun dudaklarının morarttığı boynum, şimdi şaşkınlıktan gözleri açılmış ablamın önündeydi. Bir elini ağzına götürmüş, diğer elinde şifon eşarbım boynuma bakıyordu. Yakalanmıştım. Telaşla elindeki eşarbımı alıp alelacele yeniden başımı örttüm. Ne cevap verecektim? Korkudan dili mi yutmuştum. Kendini toparlayan ablam, “Gız Fadıma…” dedi ama devamını getiremeden Eslem içeri girdi. “Anne sesiniz ta mutfaktan duyuluyor. Neyi paylaşamıyorsunuz?” diye sordu. Yalvaran gözlerle ablama baktım. “Gızım sen bana bi su getir hele.” Diyerek Eslem’i odadan yolladı. Yalnız kaldığımızda, “Allah kahretmesin seni… be ne nal? Hani kimse yoktu? Bide bana yalan söylüyon utanmadan.” “Abla vallahi bildiğin gibi değil.” “Nasıl bildiğim gibi değil. Kancık seni, her tarafını emdirip mosmor ettirmişsin…kim bu adam. Çabuk söyle bana!!!” diye çıkıştı. “Abla vallahi kimse yok” diyordum ama nasıl açıklayacağımı da bilmiyordum. “Hiç mi utanman yok senin? Bak kocaman, boyun kadar oğlun olmuş… sen hala sik peşindesin. Kancık orospu anlat bana… kör bıçakla Keserim seni…” oğlum… evet Boyum kadardı, büyümüştü, kocaman muhteşem bir siki vardı oğlumun ve beni bu hale getirenin oğlum olduğunu bilse ne düşünürdü ablam? “Off, abla yeter oldu bir kere tamam mı, gelme üstüme…” “Gız orospu adın çıkarsa nasıl insan içine çıkarız?” “Zaten hep kendinizi düşünüyorsunuz? Hiç beni düşündünüz mü? daha da olmayacak aha sana yemin veriyorum.” Dedim. “Lan Kancık…kendini düşünmüyorsan oğlanı düşün. Allah muhafaza bir duyulsa o oğlan ne olur? Nasıl insanların yüzüne bakar? Anası orospu olmuş diye ardından tef çalarlar. Akılsız salak kadın bunları hiç düşündün mü?” “He abla düşündüm. Çok düşündüm ama dayanamadım. Ne yapayım, nefsime yenildim. Tabi senin için hava hoş, kocan var, ne zaman yansan söndürür ateşini” dedim. Ama ablamın cevabı oldukça ilginçti, “Tabi canım davulun sesi uzaktan hoş gelir.” Deyince şaşırma sırası bana gelmişti. Birden göz göze geldik. “Hayırdır abla gız?” “Konuşturma beni işte.” İkimizde yumuşamaya başlamıştık. Konuyu değiştirmek için fırsat çıkmıştı. “Abla… eniştem…yoksa…” kızgınlığı geçmeye başlayan ablam, “Ne var eniştem… eniştem…yok işte… senin kocan öldü dul galdın, bense kocası yaşayan dulum.” Ablam bana sırrını vermişti. Eniştemle yatak odasında artık karı koca olmadıklarını söylüyordu. “Nasıl oldu gız abla? ne zamandan beri yapmıyonuz?” “Adam genç yaşta başlamış çalışmaya. Hastalık olmuş, şekerdi prostattı derken 2 yıldan beri tık yok. Gız orospu… sen beni nedecen. Kime morartın her yerini onu söyle.” “Abla boş ver. Olan oldu bi kere bir daha olmayacak. Allah’ın adını verdim.” “İyi miydi gız?” diye sordu gülerek ablam. Yüzüne baktım oğlum gözümün ününe geldi. İyi ne kelime muhteşemdi. “Hem de nasıl…” “Şanslı kancık seni. Gebe falan kalayım deme ha…” “Yok abla önlemimi aldım.” Abla kardeş detayları vermeden konuşurken, yeğenim Eslem içeri girdi. Bizim gülerek konuştuğumuzu görüp, “Vallahi ben sizi anlamıyorum. Daha biraz önce birbirinizi yiyordunuz.” Ablam, “Sen işine bak. O benim bacım, söverim de severim de… hadi toparlan da eve geçelim. Daha yemek hazırlıcaz akşama.” Bana dönerek de, “Ha sizde geç kalman tamam mı?” diyerek evlerine gittiler. Ucuz atlatmıştım. Ablam çok şükür ki olayın üzerine fazla gitmemişti. Akşamın olmuş hava karamaya başlarken eve giren oğlum daha kapıda beni kollarına alıp öpmeye başlamıştı. Güçlü kollarıyla sımsıkı sarmıştı beni. Karı koca gibiydik. Kocasını bekleyen eş gibi bekliyordum oğlumu. Ablamlara girmek için hazırdık. Gündüz teyzesinin geldiğini ve boynumdaki morlukları gördüğünü söyledim. Bu gece özellikle boğazlı bir kazak giymesini istedim. Çünkü bende oğlumun her yerini morartmıştım. Maazallah ablam görse her şey ortaya çıkardı. Dikkatli davranmalıydık. Oğluma ablamın neden geldiğini söyleyince, haberi olduğunu eniştemin
bugün kendisini arayıp bir şeyler çıtlattığını söyledi. Oğluma evlilikle ilgili ne düşündüğünü sorunca bana kaçamak cevap vermesinden onunda bu işe olur verdiğini anladım. Açıkçası yüzüm düşmüştü. Bozulmuştum. Kocası elinden alınan eş gibiydim. Yüzümün düştüğünü gören oğlum, Kapıdan çıkmadan ellerimden tuttu ve “Ana, bana bak…” dedi ve devam etti “Sana söz verdim… Sen benim kadınım oldun artık. Ne olursa olsun, seni asla bırakmayacağım. Kim gelirse gelsin bu eve, seni kabul edecek etmeyen de yoluna gidecek.” “Oğlum o nasıl söz öyle. Aramızdakileri bilirlerse bizi yaşatmazlar buradalarda.” “Ana ben diyeceğimi dedim. Gerisine karışma sen. Hadi daha fazla bekletmeyelim.” diyerek ablamlara doğru yola koyulduk. Oğlumun böyle konuşması beni ürkütse de sahip çıkması hoşuma gidiyordu. Eniştelerde yemekler yenmiş, çaylar içiliyordu. Eniştem konuya geldi ve kızına işaret edince Eslem odadan çıktı. Şimdi odada eniştem ablama ben oğlum kalmıştık. Çayından bir yudum alan eniştem, “Talha yeğenim, ne diye toplandık biliyorsun. Senle açık konuşacağım. Eslem’le seni evlendirmeyi düşünüyoruz. Bak benim oğlum yok. Bunca iş var, mal mülk var. Şurda ne kadarlık ömrüm kaldı ki, benden sonra işleri yürütecek güvenilir birine ihtiyaç var. Sen bildiğimiz insansın, ailedensin, dışardan başka el girmesin bu aileye. Bak kızımda istiyo…” “Enişte bilmem ki ne desem… biz akrabayız, kardeş gibi büyüdük. Şimdi ben nasıl aynı yatağa girecem?” “Oğlum dinen caizdir. Sorun yok. Nikah düşer ikinize de…” “Doğru dersin de…bilmiyorum. Benim başımdan zaten bir evlilik geçti. Yürümedi. Bu evlilik işleri falan bana göre değil…” oğlum inatla karşı geliyordu enişteme. Ablam “Gavurun çocuğu, o nasıl söz öyle…ben gızımı sana vercem. Bu nikah olacak.” “Teyzem bu işler rızayla olur bilmez misin?” “Valla gızın gönlü var. Birbirinize de yakışıyorsunuz da. Oğlum bunca mal mülk yabancıya mı gitsin istiyorsun?” hem konuşmalardan hem de sıcaktan bunalan oğlum “offf…” çekerek giydiği kazağı çıkardı. İçinde tişört vardı. Ne yapıyordu bu oğlan. Ablam boğazındaki morlukları görecekti. Herşeyi anlayacaktı. Ben bunları düşünürken, ablam oğlumun boynundaki morlukları görmüştü. Yüzünün değiştiğini görebiliyordum. Sonra bakışlarını bana çevirdi. Göz göze geldik. Sinirden gözlerinde şimşekler çakıyordu. Yanaklarım al al olmuş, ablama yalvaran gözlerle bakıyordum. Birden ayağa kalkan ablam “Sen benle gelsen fadıma” diye sertçe seslendi. Eyvahlar olsun. Sırrımız açığa çıkmıştı. Ablamı ikiletmeden yerimden kalkıp takip ettim. Yatak odasına girince ardımdan kapıyı kapattı ve bana sertçe bir tokat attı. Beklemiyordum. Ağzını açıp konuşacaktı ki… “Abla gurbanın olam…nolur…enişteme bir şey deme…” bağıracak gibi ağzını açtı ve kısık bir sesle “Gız orospu…oğlunla mı yatıyon sen? Utanmaz ahlaksız kahpe… hadi dayanamadın dedin biriyle yattım dedin ses etmedim…amma bu kadarı fazla. Seni keserim kör bıçakla.” “Abla gurbanın olam. Vallahi bildiğin değil.” “Ne bildiğim değil lan orospu… aha senin de oğlanında her yeri morarmış. Allah belanızı versin ikinizinde…anlat bana herşeyi…yalan dersen keserim seni…” ağlamaya başladım. Gözyaşlarım süzülürken yanaklarıma başladım anlatmaya. “Abla…***** yaptı. Karşı koymaya çalıştım ama… Zati ondan gitti evden. Kovdum.” “Bize niye demedin?” “Abla nasıl diyeyim oğlum bana tecavüz etti diye. Hem korktum bana inanmazsınız diye düşündüm…” “Allahın belası velet kime çekti ki böyle… deseydin ya bana, geri getirmezdik eve.” “Pişman olmuştur diye he dedim bende… konuştuk bir daha olmayacak böyle bir şey diye. Söz verdiydi…” “Eee…” dedi ablam merakla, “Dayanamadık… gene oldu…” “Gene mi tecavüz etti?” “Aslında tecavüz sayılmaz…nefsime yenik düştüm…” “Allah belanı versin kahpe seni.” “Abla ne dersen de… hani sen eniştemde tık yok hasretim dedin ya…işte bende hasrettim abla. Benim de canım istedi…bende kadındım…” “Orospu gidip başkasının altına yataydın ya… kendi oğlunla olur mu bu iş?” “Bende istemezdim ama oldu abla… başkasıyla yatsam milletin diline düşsem daha mı iyiydi?” ablam bu sefer şefkatli ses tonuyla “Bacım
günah…” “Abla biliyorum günah…başkasıyla olsa da günah olmayacak mıydı?” deyince sessiz kaldı, cevap vermedi ablam. Yumuşadığını düşündüğüm ablama anlatmaya devam ettim. “Abla bir bilsen o kadar mutlu etti ki beni, kocamla böyle olmamıştı hiç…” Gözleri fal taşı gibi açık ablam merakla, “Nası yani?” “Abla…”dedim. Bileğimi tutarak “aha bu kadar şeyi var abla. Kocaman… bir görsen…” başının iki yana sallayarak ablam “Töbe töbe… O nasıl şey öyle…” “Vallaha öyle abla.” “Orospu seni, hele sen ondan ayak diriyon bu evlilik işine.” “Yok abla. Oğlan he derse, ben ne derim.” Birden ablama sarıldım. “Abla…valla istemeyerek oldu…” Yatakta iki bacı sarılmıştık. Ağlamaya devam ederken. Sırtımı sıvazlamaya başladı ablam. “Tamam bacım tamam… amma sakın seni affettim sanmayasın. Bu işte oğlun daha suçlu amma sen de suçlusun… olmuş bir kere amma bir daha olmasın, hele gızımla evlenecek ki yakında, bir daha duymayayım. Tamam mı…” dedi. “Söz abla bir daha olmaz.” “Söz verdin bir daha duyarsam, vallaha seni kendi elimle keserim.” “Söz…”dedim usulca. “Ha birde bu Talha’ya bir şey söyleme… şimdi vazgeçer evlilikten falan. Ben uygun zamanda onunla konuşurum. Oğlana da bir şeyler uydur bir daha yapamayacağını söyle. Tamam mı?” Mırıldanarak “Tamam abla.” dedim. Ne yapacaktım, yıllarca hasret kalıp oğlumda bulduğum yarak artık amıma girmeyecek miydi? bundan sonra oğlumla bir daha sikişemeyecek miydim? O kocaman yarağı içine artık Eslem mi alacaktı? Karmakarışık duygular içindeydim. Olanlardan sonra fazla oturamadık. Hemen eve döndük. Oğluma ablamın dediği gibi hiçbir şey anlatmadım. Gece benimle beraber olmak istedi, ablama söz verdiğim için bir bahaneyle reddettim. Sabah oğlum gittikten sonra ablam aradı bana uğrayacağını söyledi. Talha’nın evde olup olmadığını sordu. Yok deyince, olmadığı daha iyi dedi. Neden böyle konuştuğuna anlam verememiştim. Ancak eve gelip de konuşmaya başlayınca anladım. Salonda oturmuş çaylarımızı yudumlarken ablam gayet sakin görünüyordu. Bir sıkıntısı olduğu belliydi. “Ne yaptınız gız dün gece?” “Bir şey yapmadık abla. Söz verdim ya sana.” “Ne oldu aslanım yanaşmadı mı?” “Yanaştı da…yok dedim…hastayım dedim.” “Heh…iyi yapmışsın. Anlat bakalım Herşeyi şimdi” diyerek başındaki eşarbı çıkartınca uzun saçları ortaya döküldü. Ablam benden beş yaş büyüktü. Birbirimize yapı olarak benzerdik. Benim gibi beyaz tenliydi. Ayrıca Vücudu yaşına göre gayet iyiydi. Büyük ama çok sarkmamış göğüsleri, kocaman kalçaları… İkimizde minyon olduğumuz için yaşımızı göstermezdik. Ablam için kimse 48 yaşında ve iki kızı var demezdi. “Neyi anlatayım abla?” “Offf. Fadıma ne dediğimi sen gayet iyi anladın. Anlat işte… nasıl odu. Öyle birden mi tecavüz etti?“ "offf. Abla. Nasıl anlatayım…işte oldu dedim ya sana.” Ablamın oğlumla nasıl yaptığımızı anlatmamı istemesi utandırmıştı beni. Bundan dolayı yüzüm kızarmıştı. “Vay…orospuya bak… sen oğlunun altına yat bi güzel siktir, sonra da utan…” “Abla…” deyince, yüzüme baktı kaşlarını çatarak. Mecburen başladım anlatmaya… “Boşandıktan sonra bi haller oldu buna. Doğru dürüst konuşmuyor. Hayvanlara bakıyo, yemek yiyor, sonra da yatıyo. Hep böyle geçiyodu günler… Belim incindiydi bir gün, merhem sürdü. Baktım oğlanın şeyi kalkmış. Şaşırdım. Bana mı halleniyo falan dedim. Yok olmaz ben anasıyım dedim. Neyse bunun gecesi biri beni dürtüyo. Rüya sandım. Kendime gelince baktım oğlan sonra odadan çıktı. Biraz durdum yatak odasının kapısı açıldı. Merak ettim. Sessizce ardından gittim. Baktım kapı aralık. Başladım içeride olanları izlemeye. Baktım eşarbımı almış eline koklayıp duruyo. Sonra külotumu aldı sutyenimi aldı. Onları da öpüp kokluyodu. Sonra baktım bir eli şeyinde abartısız 20 cm. bi de kalın. Ne yapayım bilmiyom. Sonra başladı adımı söylemeye fatmam anam çok güzelsin falan diyodu. Külotumu şeyine sardı sonrada attırdı döllerini.” Ağzı açık dinleyen ablam. “Vay deyyus…nelerde bilirmiş. Sonra…” “İşte yatağa yattım birazdan geldi yanağımdan öptü. Valla abla bende azdıydım. İşte tutamadım parmaklaya parmaklaya kendimi, uyumuşum.” Ertesi akşam gene
merhem sürdü sırtıma. Ama bu sefer iyice kaldırmıştı, arkadan arkadan dayadı sürekli abla nasıl sert kocaman. Hah böyle boru gibi olmuş. Dayayıp duruyor. Benimde hoşuma gitti ses edemedim. Bir ara içim geçmiş bir uyandım ki üzerimde sadece uzun donum la sutyenim var. Bacaklarımın arasının ıslak… Elimi götürdüm bi baktım attırmış. Nasıl oldu hatırlamıyom.” “Gız sikmiş mi seni?” ablamın ağzından böyle açıkça sikişmek çıkması beni şaşırtmıştı. “Yok, daha sonra söyledi. Sabah gitmiş, hemen üstümü başımı değiştirirken fark ettim ki gitmeden bir kere daha otuzbir çekmiş.” “Bu ne gız. Sebil mi? siki elinde mi geziyo bu oğlan?” “Valla abla onu bunu bilmem ama çok güzel yapıyo. Her şeyi de biliyo. Öyle hemen de gelmiyo.” Gülerek ablam, “Bizim gız yaşadı desene…” “Valla yaşadı ki ne yaşadı. Bide öyle çok attırıyo ki, bir görsen, içimi silme doldurdu.” “Eyi eyi. Gızın döl tutması golay olur.” “Beni doldurduğu gibi doldursun senesine alırız torunu kucağa.” Deyip gülüştük. Abla kardeş oğlumun sikişmek konusunda nasıl becerikli olduğunu konuşuyorduk üstelik sikilen kişi bendim. Ablamın “Offf… hadi sen ateşini söndürdün. Ya ben napayım? İki yıl oldu daha su veren olmadı kurudum.” Dedi. Sonra “Ne olurdu beni de yeğenim gibi, güçlü kuvvetli biri olsa, ateşime su dökse?” diye oldukça garip bir cümle kurdu. “Abla…” deyince. “Lafın gelişi bacım, lafın gelişi… ne zaman sikti peki…” dedi ablam. “İşte sabahı sobaya odun getirmeye gittiydim. Gelince baktım, yatak odasının kapısı açık. Ne olmuş diye baktım her taraf dağınık. Hırsız mı girdi diye düşünürken ardımdan girdi oğlan. Eliyle ağzımı kapadı, sonra da ellerimi, ağzımı bağladı. Ses edemedim. İşte zorlan yaptı ama… benimde hoşuma gitti. Çok utandım kendimden nasıl zevk aldım diye. Sonra evden kovdum biliyon işte.” Sıkıntılı bir hali olan ablam, “Offff. Bacım böyle işler demek ki bizim ailede var.” “Ne demek istiyon abla?” diye sordum. “Bacım sen bilmezsin. Daha ufaktın. Hüseyin emmim daha yeni askerden geldiydi. Anamız rahmetliyi samanlıkta beraber gördüydüm. Heçte öyle ***** yapıyo gibi değillerdi. Hatta babam da evdeydi. Ses etmedim. Seneler sonra anama sorduydum. Bana kızdıydı rahmetli. Amma sonra da anlattıydı. Emmim askerden gelmiş daha bekar. Avrat bedenine hasret. Babamız durumu anlamış tabi. Gardaşına izin vermiş. Emmim de anamı evlenene kadar bir seneden fazla babamdan haberli sikmiş durmuş. Emmimde öyle çok azgınmış. Babamda ******* izlermiş bazen.” Duyduklarımdan küçük dilimi yutacaktım nerdeyse. “Abla ne diyon sen? Doğru mu bu dediklerin.” “Valla anam öyle dediydi. Neyse hepsi de ölmüş gitmiş. Demek ki bizim kanımızda var böyle günah işler. Bak sende oğlunla yattın.” yüzümü öne eğdim cevap vermeden. “Utanma gız. Daha kimler kimlerle yapmıyo ki şimdi, duysan dilini yutan.” “Ne diyon abla sen. Kim kimle yapıyor ki?” dedim merakla. “Gızım bura ufak yer, öyle avrat bulmak golay mı? Ya eşşek sikecen ya da ailenin içinden birinin avradını. Günah yasak amma herkes yapıyo.” “Nasıl yani abla… açık açık konuşsana. Merakta bırakma insanı.” “Hangisini diyem. Yemin ver kimseye demiycen.” “Verdim abla anlat hele.” “Şerife avradı biliyon…” “Görümün şerife abla…” şerife abla ablamla yaşıt, kocası ölmüş dul bir kadındı. Evli kızıyla beraber yaşıyordu. “He o kancık. Damadıynan yatıyo. Gızınında haberi var. Hem gaynımdan kalan mirası yiyo hem de avratları.” “Abla sen nerden biliyon bunları?” “Şerife avradı biraz sıkıştırdım hemen dökülüverdi. Yemin verdim kimseye demiycem diye amma bide sen biliyon şimdi.” “Abla senden korkulur vallaha. Muhtar gibisin. Kim ne bok yiyo hepsini de biliyon…” “Bana bak hele…benim adım Rabia… ben bilirim her şeyi.” Ablamın bu kadar şeyi bilmesi, bana hiç anlatmaması çok garipti. Daha anlatmadığı neler vardı kim bilir… birden ablama sordum “Abla ya sen…” “Ben ne fadıma…” “Eniştem dedin…iki yıl oldu dedin…sen hiç…” diye sordum. Beklemediği bu soru karşısında rengi atan abla sert çıkarak bana “Azımı mı arıyon gız?” “Ne araması abla. konuşuyoz işte. Olmadı mı hiç?” ablam beklemediğim bir şekilde, “Oldu işte bir şeyler.”
İnanamıyordum. Ablam eniştemi aldatmıştı ve bu kadar kolayca bana söylüyordu. “Kimdi gız abla? ben biliyom mu?” “Offf. Amma çok soru soruyon. Napacan bilipte hem sen?” “Konuşuyoz işte abla. Sen herşeyi mi öğrendin…söylesen nolcak ki?” gülümseyen ablam, “Bu enişten ameliyat olduydu ya… Hastahanede yatıyo, bende başında galdım. Orada bi hasta bakıcı adam vardı. Gözleri çakmak gibi bakıyo. Biraz işve edince götümden ayrılmaz oldu. Ne desem ne yumuş buyursam yapıyo. Gür bıyıklı, esmer, birazda yapılı. İçim kaynadı adama. Bir gece nöbetteyken iyice işareti verdim. Adam dünden razı zati. Geç saatte beni bir odaya götürdü. Orda ayaküstü bitirdik işi. Dadı damamda kaldı. Sonra gizli saklı yaptık her akşam enişten hastaneden çıkana gadar. Sona pişman oldum amma napam anam yanıyodum. Soracıma adam peşime düştü. Yok dedikçe ısrar ediyo. Gocana derim dedi. Korkar oldum. Baktım olcak gibi değil, eniştene deyiverdim.” “amaaa…Ne diyon abla sen…” “nedem bacım. Adam sülük gibi yapıştı. Aldım herifi karşıma. Durumu bir gözel anlattım. Böyleyken böyle dedim. Herifim gızamadı bile. Ağladı durdu bütün gece. Zabahına evden getti hiç bişey demeden. Zonracıma akşamına geldi. Adamınan gonuşmuş. Avradımı rahat bırak yosa kötü olur demiş. Gözünü gorkutmuş adamın. Anlattı durdu. Bir daha yapma, başımıza bela olurlar dedi. bakdım adam haklı. Sonrada dedi her işin bir yolu yordamı var dedi. Herif sen ne diyon dedim. İşte anlattı durdu… sonra ne zaman istesem şehre indik… otelde galdık. Bilmediğim tanımadığım adamları getirdi bana…” duyduklarıma inanamıyordum. Eniştem ablamı sikmesi için erkekler buluyordu. Ablam anlatmaya devam ediyodu. “İşte böyle bacım. Enişten bana seni çok seviyom. Bak sen mutlu ol diye nelere katlanıyom ben, diye gonuştukça herife mahcup olmaya başladım. Bir seneden beri kimseye gitmedik. İstemedim. Daha da utansın istemedim. Yangınım var gene bu aralar ama utancımdan diyemiyom herife hadi otele gidek diye. Birazda gorkuyom başımıza bir iş gelir diye. Enişten eskisi gibi değil. Hem hastalıklar bi yandan hemde yaşlılık… İşte bağrıma daş basıyom bacımm…” dedi. Duyduklarım inanılır gibi değildi. Açıkçası üzülmüştüm anlattıklarına. En çokta enişteme. Kolay değildi… bu yaşta karısının mutlu olması için bunlara katlanıyor. Karısını sikecek adamları bulup koynuna sokuyordu. Ablamın elinden tuttum ve elimi elinin üzerine koydum. “Abla bilmiyodum ben böyle. Ne biçim gaderimiz varmış…” dedim. “Öyle bacım öyle…”
Oğlum Talha - 6. Bölüm
Ablamla o gün ilk defa açık konuşmuş Birbirimize en gizli sırlarımızı anlatmıştık. Yaşayış tarzımıza aykırı bir hayatımız olduğunu öğrenmiştim. Annemizin amcamla beraber olması, hem de babamın rızasıyla, ablam ve eniştemin durumu ve benim ve oğlumun arasında geçenler. Günah dolu bir hayat ama bunun yanında da oldukça zevkli bir hayattı. Ablamın o gün dili çözülmüş, yıllardır içinde sakladığı sırları bana anlatmıştı. Konuştukça rahatladığını anlıyordum. Benim o sert ablamın aslında göründüğü gibi olmadığını anlamıştım. İlk kez birbirimize bu kadar yakınlaşmıştık abla kardeş olarak. Ablam evine döndükten sonra aklım hala ablamın anlattıklarıyla meşguldü. Tabi yine de sıkı sıkı tembih etmişti anlattıkları aramızda kalacaktı. Üzülmüştüm ablama. Elimden ne gelir bilmiyordum. Hava kararıp oğlum eve gelince hasretle sarıldım oğluma. Ablamla konuşmalarımızdan sonra bende biraz azmış haldeydim. Ablama verdiğim söz falan umurumda değildi. Bendeki azgınlığı gören oğlumda kayıtsız kalamadı daha sofrayı bile toparlamadan yatak odasına girmiştik. Oğlum beni daha bir saat olmadan iki kere boşaltmış, yine zevkin doruklarına çıkartmıştı beni. Yatakta sarılmış başımı kıllarla kaplı göğsüne koymuş mutluluktan ağlıyordum. Ağladığımı far eden oğlum,
“Ana neden ağlıyosun?”
“Yok bişey ****. Mutluluktan. İyi ki sen varsın hayatımda” dedim.
“Anam benim… sende beni çok mutlu ediyosun…” Aklım hala ablam ve eniştemdeydi. Yaşadıklarını düşündüm. Bir şeyler yapabilsem diye düşünüyordum. Aslında aklıma gelen bir fikir vardı ama… birde aması vardı. Eniştem ve ablamın çözümü oğlum olabilir miydi acaba? Oğlum benimle beraber olduğu gibi neden ablamla da beraber olmasındı? Günahsa, zaten günaha giriyorduk. Ha bir fazla ha bir eksik ne fark ederdi? Bunu oğluma söylesem kabul eder miydi? Ya ablam o ne derdi? Ya ben? Erkeğimi ablamla bile olsa başka bir kadınla paylaşabilir miydim? Aklımda sorular uyuya kalmışım oğlumun kollarında.
*******
Yıllardan beridir hayallerimin kadını olmuştu annem. Çok yanlış olduğunu biliyordum ama onu düşünmekten kendimi alamıyordum. Evliliğim bile bunun yüzünden bitmişti. Karımı sikerken çok defalar annemi siktiğimi düşünmüştüm. Kuzenim Eslem güzeldi. Tıpkı teyzem gibi güzeldi. Evlenmek istesem de anneme olan tutkum onunla evlenmemi engelliyordu. Evlendiğimde annemle beraber olamamaktan, kaybetmekten korkuyordum. Son zamanlarda annem değil ama teyzem ve eniştem üzerime çok geliyorlardı. Evlilik meselesinden dolayı. Yakın markaja almışlardı beni. Elimden geldiğince uzatmak istiyordum bu evlilik meselesini. O gün teyzem aramıştı beni. Onlara gelmemi istemişti. Konuşacakları olduğunu söylemişti. Annem diye sorduğumda yok sen gel dediğinde yaşayacaklarım aklımın ucuna bile gelmemişti. Biraz da gönülsüz mecburen gittiğimde saatler 4’e geliyordu. Zile basıp ta teyzemi açılan kapıda gördüğümde biraz şaşırmıştım. Sanki bir yere gidecekmiş gibi giyinmişti ya da evde misafirleri vardı.
“Hoş geldin oğlum.“ Diyerek omzumdan tutup yanağımı öptü. Beklemediğim bu öpücük karşısında biraz da şaşkınlıkla,
“Hoş bulduk teyze. Misafirlerin varsa gideyim…” diyerek içeri girdim. Salona geçerken önümde yürüyen teyzeme baktım. Giyinmiş süslenmişti. Uzun pembe bir elbise giymiş, biraz dar olan elbise vücuduna tam oturmuştu. Pembe elbisenin altından fırlamış göğüsleri orta büyüklükte kavun kadar büyüktü. Beline bağladığı kuşak kalçalarının hafif dışarı çıkmasına sebep olmuştu. Başındaysa siyah ipek eşarpla örtmüştü. Açıkçası ev için biraz abartılı giyinmişti. Salona girdiğimizde teyzemin yıkamış ve kuruması için çamaşır askılığına astığı iç çamaşırlarını görmem beni bir kez daha şaşırtmıştı. Renk renk sutyen ve külotlar.
“Teyze misafirlerin mi var?” aynı soruyu bir daha sordum.
“Yok oğlum kimse.” Diye cevapladı teyzem.
“Ne bileyim böyle düğüne gidecek gibi giyinmişsin.”
“Nasıl? Olmamış mı?” diye sordu. “Valla fıstık gibi olmuşsun. Hayırdır?” diye sordum.
“Görücü gelcek akşama. Sen almayınca gızımı…”
“Nasıl? Kim geliyomuş.” Derken Gözlerim hala teyzemin asılı çamaşırlarındandı.
“Kim gelecek ki? Senin onun çağırdım. Gonuşayım dedim. Sen niye ayak diriyon hala?”
“Kim ben mi ayak diriyom?” diye cevap verdim.
“Anan daha bişey demedi. Hani nişan tarihini belirleyek de bu işin adı gonsun değil mi?” derken, çamaşırlarında olan gözlerimi baktığımı görmüştü.
“Neye baktın oğlum?” diye sorunca
“Hiççç…” diye salakça cevap verdim. Yakalanmıştım. Teyzemin yüzünde hafif bir sırıtış belirdi. Ayağa kalktı ve asılı olan çamaşırları toplamaya çalışıyorken,
“Sen birden gelince toplayamadım. Gurusunlar diye astıydım…”
“Kalsınlar o zaman kurusunlar.” Diye cevap verdim. Yaptığı işi bırakan teyzem,
“Çay getireyim sana.” Dedi.
“İyi olur teyzem.” Dedim. Teyzem yüzünde yine o garip gülümsemeyle mutfağa gidince hemen kalktım ve asılı duran çamaşırlara yöneldim. Harika görünüyorlardı. Siyah, beyaz ve kırmızı renkliydiler. Öyle bildiğimiz normal pamuktan Pazar işi değillerdi. Pahalı ipek ya da satenden çamaşırlardı. Sikim kalkmaya başlamıştı. Titreyen parmaklarımı kırmızı saten külota dokundum. Zevkten tüylerim diken diken olmuştu. Keşke teyzem evde olmasaydı diye içimden geçirdim. Yakalanmadan yerime geçmiştim ki, teyzem elinde çaylarla içeri girdi. Giydiğim kumaş pantolonun önü kabarmıştı. Çayları içerken elimi önümdeki çadıra götürüp kalkmış sikimi düzeltmeye çalıştım. Tabi teyzemin bakışlarından beni dikkatle izlediğini fark ettim. Konunun dağılması için,
“Eslem nerde?” diye sordum.
“Teyzene gitti.”
“Eniştem?”
“O da şehre incekmiş.” Diye cevapladı.
“Ne güzel olur bir evlenseniz. Her bişeyi hazır. Odanız bile. Bakacan mı?” diye sordu. Ben cevap vermeyince,
“Hadi gel ben teyzenim. Sana gösteriyim nerde yatcaksınız.” Diye elimden tutup ayağa kaldırdı ve ardından sürükledi beni. Bizim için hazırlanmış, çeyizlerinin bulunduğu yatak odasına girdik.
“Bak bakam nasıl olmuş beğendin mi?” diye sordu. Soğuk bir sesle, “Güzel.” Dedi.
“Beğenmedin mi? yoksam.”
“Güzel. Olmuş ben anlamam teyzem. Bunlar kadın işleri.”
“Neden anlan ya sen? Bi evlenin de bizde torun sevsek artık.” Derken bana baktı ve devam konuşmaya,
“Oğlum bana de hele senin gönlün var mı? yok mu bu işe?” diye sorunca, aklımdakileri dökmeye karar verdim.
“Teyzem anamı düşünüyom. Napar neder ben evlenince.”
“Ne olmuş anana… Sanki başka yere gidiyonuz. Aha şurda yürüdünmü 10 dakka.”
“Ne bilim teyzem… Gene de aklım kalıyo işte.” Canı sıkkın odaya bakarken, teyzem yatağa oturdu.
“Gel, otur şuraya bakam. Senle konuşalım…” dedi elimden tutup.
“Yok iyi böyle.” Diyerek ayakta dikilmeye devam ettim.
“Aslan yiğenim. Gızımla evlenmeni istiyom çünkü bunca mal mülk var. Sen almazsan ele gitcek hepsi. Niye dışarı gitsin ki? Gızımı alacan, bu yatakda sikecen, bize boy boy torunlar vericen. Ayrıca aklın ananda galmasın. Arada bir onunda gönlünü edersin.” Deyince şok oldum. Teyzem annemle aramızda geçenleri biliyor muydu? Diye aklımdan geçerken,
“Teyze ne diyon sen?” diye itiraz ettim.
“Biliyom oğlum biliyom herşeyi.”
“Ne saçmalıyon teyze sen.” Derken, yüzümü öne eğmiştim. Evet kesinlikle biliyordu.
“Herşeyi biliyom anandan öğrendim. İyi olmuş. Bahtsız bacım benim. Gocası yok. O da gadın. Onun da canı bişeyler ister. Kimseye de diyemez. Napaydı elin koynuna mı gireydi? Hırlısı var hırsızı var. İyi etmişsin aslan oğlum. Başgasına gitse rahat bırakmazlardı ananı… aferin benim oğluma…” dedi ve ellerimi tutup ***** yanına oturttu. Ne yapacağımı bilmez haldeyken teyzem,
“Sus bişey deme. İyi dinle şimdi beni.” deyince, evet anlamında başımla onayladım.
“Nasıl diye sorma ben öğrendim ananla ne yapdığını. Biz gadınlar için zordur erkeksizlik. Bura güçük yer. Milletin diline düşersin hemen. Adını orospuya çıkarırlar. Bak eniştenle çok zaman oldu bişeyler yapmayalı. Artık dayanma gücüm kalmadı. Yeğenimdin, şimdi damadım olacan, amma önce beni avradın yapacaksın. Benimde canım istiyo oğlum. Senle olursa kimse bilmez burda ev içinde galır di mi aslanım?” deyince bir kez daha şok olmuştum…
“Teyze…” dedim.
“Sus…deme bişey…” Teyzem annemle aramda olanları onaylıyor, üstüne kendisiyle de beraber olmamı istiyordu. Üzerimdeki şaşkınlığı atmaya çalışırken,
“Eniştem?”
“Yok o bilmesin.” Derken elini sikimin üzerine götürdü. Yüz yüze gelince gözlerimiz birbirine kitlendi. Teyzem yavaş yavaş okşuyordu sikimi. Yeniden sertleşmeye başlamıştı sikim. Kayıtsız kalamıyordum teyzeme. Dudaklarına yumulup, sarıldım teyzeme. Kor gibi sıcaktı Dudakları. Okşamaya devam ederek sikinin kalkmasına yardımcı olmaya çalışıyordu. Sonra elini kumaş pantolonumun fermuarından içeri sokarak sikimi dışarı çıkardı. Dibinden tuttu ve yukarı aşağı sıvazlamaya başladı.
“Ohhh… Ananın dediği gadar varmış.” Diyerek okşamaya devam ediyordu. Merakla sordum teyzeme,
“Burda mı yapacaz teyze?”
“He ya. Gızımdan önce beni sik hele bu yatakda.” Dedi gülerek. Sonra da kemerimi çözüp pantolonumu çıkardı bir çırpıda. Sırtüstü yatağa yatırdı. Sikim dikilmiş halde kendimi teyzeme bıraktım. Bacaklarımın arasına girdi ve sikimi dibinden kavradı, sonra da dudaklarını sikimin mantar gibi büyük başına götürdü dudaklarını. Yavaş yavaş ağzına sokmaya başladı teyzem. Milim milim giriyordu sikim teyzemin sıcacık ve ıslak ağzına. Ancak yarısına kadar girmişti ki sikim, somurmaya başladı.
“Harikasın teyzem” diye mırıldandım. Dilini sikimin başında gezdiriyor arada birde dibinden tuttuğu sikimi ağzına sokup çıkarıyordu. Sikimi iştahla yalayan teyzem arada bir bana bakıyordu. Çok zevk alıyordum. Sikim patlayacak gibiydi. Teyzemin dili sikimin kafasına değdikçe aldığım zevk te artıyordu. Yatakta doğruldum. Sırtımı yastıkla destekledim. Sonra teyzemin başındaki siyah eşarbından tutup iki yanından sıkıca tuttum, şimdi ben yarağımı ağzının içine sokup çıkarır oldum. Teyzem ağzını açmış, kenarlarından tükürükler akıyordu. Bir süre bu şekilde devam ettim, biraz daha devam etsem ağzının içine patlayacağımı biliyordum. O nedenle yarağımı ağzından çıkardım. Omuzlarından tuttum ve kendime çektim. Teyzem uzun elbisenin eteğini yukarı çekince beyaz bacakları ortaya çıktı. Tıpkı annem gibi bembeyazdı teni. Ellerimi kalçalarına büyük kalçalarına koydum. Kaygan kumaştan külotunun üzerinden okşamaya başladım. Teyzem elini arkasına götürüp elbisenin fermuarını açtı ve elbiseyi üst kısmından tutup sıyırınca, pembe dantelli sutyeni ve altındaki sutyene sığmayan göğüsleri görünmüştü. Annemin memelerinden daha büyüktü. Başımı teyzemin memelerine gömdüm. Pembe sutyenin üzerinden öpmeye başladım. Teyzemin,
“Ohhh…. Aslan oğlum benim. Çok güzel…” dedi. Sutyeni aşağı çektim ve göğüslerinin altına indirdim. Gerçekten büyüktüler ve çokta güzel. Meme uçlarını sırayla ağzıma alıp nazikçe emmeye başlamıştım. Teyzemse ellerini başıma götürmüş, saçlarımı okşuyor ve başımı daha da vücuduna bastırıyordu. Aldığı zevkten dolayı hafiften inlemeye başlamıştı. Ellerimi beline götürüp sıkıca sarılmıştım teyzemin sıcacık ateş gibi yanan bedenine. Sonra teyzemi sıkıca tutarken üzerimden aldım ve yatağa sırtüstü yatırdım. Yatakta uzanmış yatan teyzemi dudaklarına yumulmuş, öpüşüyorduk. Dillerimizi karşılıklı emiyorduk. Elbisenin eteğini beline kadar toplamış, sertçe teyzemin kalçasını okşarken, bir yandan da kalkık sikimi külotunun üzerinden amına sürtüyordum. Külotunun ıslandığını hissedebiliyordum. Elimi külotunun içine sokup, parmağımı amına götürdüm. Tahmin ettiğim gibi amı ıslanmış, alev alev yanıyordu. Orta parmağımı amından içeri sokunca başını iyice geri atıp gözlerini tavana teyzemden
“ohhhhh…..” sesi çıktı. Zevk alıyordu teyzem. Parmağımı gittikçe hızlanan bir tempoda sokup çıkarmaya başladım teyzemin amına. Bu arada en sevdiğim şey olan yapmaya başladım. Dudaklarımı teyzemin başını örttüğü eşarba götürdüm. Öpmeye koklamaya, yalamaya başladım o parlak ipekli eşarbı… Her zaman sevmiştim bunu yapmayı. Nedenini bilmesem de küçüklüğümden beri bunu yapmayı seviyordum. Önce annemin eşarpları, sonra karımın, şimdide teyzemin. Yumuşak parlak kumaşın dokusu sikimin daha da kalkmasına göre sebep oluyordu… Daha sonra yavaş yavaş kafamı aşağı doğru indirmeye başlamış, sonunda teyzemin bacak arasına inmiştim. Dizlerini kırıp hafifçe yukarı kaldırdım ve teyzemin pembe külotunu sıyırınca, kılsız amı ortaya çıkmıştı. Yavaş yavaş yanaştırdım yüzümü… dilimi o sıcak ıslak deliğe değdirip yalamaya başlamıştım ki, teyzem saçımdan tutup iyice yapıştırdı amına. Yalamaya başladım teyzemin amını. Sulanmış vıcık vıcık olmuştu. Tadı güzeldi ve mis gibi kokuyordu teyzemin amı. Teyzem başımı iyice bastırırken amına, inlememeleri iyiden iyiye artmıştı. Dilimi amına sokup, çıkarıyordum… artık amına girmek için bende sabırsızlanıyordum ki…. Birden teyzem,
“Hadi gavurun çocuğu sik artık…” dedi. Yatakta doğruldum, Teyzem gözleri kapalı, derinden nefes alıp veriyordu. Bacaklarını tutup havaya kaldırdım, iki yana iyice açtım. Kalkık yarağımı amına hizaladım ve yavaş yavaş içine girmeye başladım. Ayaklarını bileklerinden sıkıca tutmuştum, ayakkabıları hala ayağındaydı. Öne doğru yüklendikçe yarağım amına daha çok girip çıkıyordu. Gözlerini açmış, ellerini kalçalarıma atmış, kendine çekiyordu.
“Devam et, oğhh, sik beni, oğhh, sik, yıllardır hasretim, devam et!” deyip duruyordu. Amı anneminkine göre biraz daha genişti ama tıpkı anneminki gibi sıcacıktı. Bacaklarını omuzuma attım, üzerine iyice abandım. İri vücudumun altında ezilirken teyzem, amına daha güçlü pompalamaya başladım. Kasıklarım kalçalarına çarpıyor,
‘Şlop, şlop şlop!’ sesleri, teyzemin inlemeleri, yatağın çıkardığı sesler birbirine karışıyordu. Kalçalarından sıkıca tutup kendime çekiyordum onu. Her seferinde daha çok abanıyor ve yarağımı daha derinlere sokuyordum.
“Ohhh… Sik aslanım sik… Teyzen gurban olsun sana… daha sert vur.” Dedikçe sikimi amının en dibine kadar sokup çıkarıyordum. Altımda boylu boyunca uzanmış amına girip çıkan sikimle zevkten uçuyordu. Teyzemin bu kadar ateşli olacağını hiç düşünmemiştim. Sonra teyzem yan çevirdi yüzünü gözlerini açmadan. Yapıştım dudaklarına yalayarak emerek sikmeye başladım. Hem dudaklarını dilini yalıyor, emiyordum amına pompalarken.
“Ohhhh…” sesleri yüksekten çıkmaya başladıkça kulağına eğildim yalayarak emerek çok kısık sesle
"Teyzemmm… harikasın…muhteşem bir kadınsın.” dedim. İyice zevkten deliye dönen teyzem.
“Goçummm Ohhhhhh sik beni sik…” Dedi ve bacaklarını omuzlarımdan indirip belime doladı. Kalçalarını oynatıyordu. “Sok erkeğim, sik yanan amımı, sik ne olur…” dedi teyzem yine kısık sesle inler gibi. Aldığı zevkten gözleri kısılmış, böyle konuşması beni daha da tahrik etmişti.
“Erkeğim… sik beni… ” dedi çok kısık sesle.
"Seni sikmeye doyamıyorum teyzem.” dedim kulağına eğilip. Şehvetimden patlayacaktım o an. Daha da hızlanarak ikiye yaracaktım teyzemi altımda sikerken. Teyzemin sözleri ve inlemeleri ile iyice coşmuş vaziyette git gellere devam ederken artık daha fazla dayanamayacağım aşikardı. Boşalmaya yaklaşmıştım. “Teyzem geliyorum” diye inledim. O sırada teyzem bana daha sıkıca sarıldı ve
“Gel goçum gel dölle teyzeni. Yanan amımı sula. Söndür ateşimi… aslanım…” derken, son bir kez sikim teyzemin amına girdiğinde kasıklarımız birleşmişken, daha fazla dayanamayarak döllerimi teyzemin amına attırmaya başladım. Altımda inleyen teyzem, zevkten titriyordu. Döllerimi teyzemin amına akıtırken sarmaş dolaş olmuş zevkten bulutların üzerinde uçuyorduk. Üzerine iyice abandığım teyzem vücudumun altında ezilmiş, iki büklüm halde üzerinde kalmışken sikim ritmik kasılma hareketleri ile amına döllerimi attırmaya devam ediyordu. İnanılmaz zevk almıştım. Öylece aldım teyzemin üzerinde. İkimizde kendimize gelmesi uzun zaman almıştı. Boşalmam bitince yanına devrildim. Teyzem iyice bana sokulmuş, ellerini göğsümdeki siyah kılların üzerinde gezdiriyordu.
“Aslan oğlum benim. Bilseydim daha önce ederdik bu işi.” Dedi.
“Bu ne azgınlık böyle teyzem. Eniştemle kaç zamandır yapmıyonuz?”
“Çok oldu… enişten iyi adam da hastalıktı yaşlılıktı derken artık o işi yapamıyo. Ha unutmadan bi daha deyim sana bu işi kimse bilmesin. Anan bile. Zamanı gelince ben deriz ona. Tamam mı aslanım benim.”
“Ya Eslem? Bilmeycek mi?”
“O da bilmesin. Hele bi everelim sizi de hayırlısıyla o da öğrenir.”
“Şimdi hem sen hem de kızın benim avradım mı oldunuz?” gülerek teyzem,
“Bi de anan var.” Dedi.
“Enişten gelir, hadi toparlanak da kimseye yakalanmadan.”
Hayatım bir anda değişmişti. Anneme olan tutkum, ona sahip olmam ve şimdi de teyzem. Anneme karşı ilgim hep olmuştu ama teyzem… Beklemediğim bir şeydi onunla yaşadıklarım. Teyzem güzel bir kadındı ve onunla beraber olmak benimde hoşuma gitmişti. Tadı damağımda kaldı desem yeridir. Fakat bundan sonra onunla da sıklıkla beraber olacaktım.
Oğlum Talha - 7. Bölüm
Oğlum garip davranıyordu son günlerde. Özellikle söz kesildikten sonra. Aile içinde söz kesmiştik oğlum ve Eslem’le. Oğlum sıklıkla ablamları ziyaret ediyordu. Eve geç gelmeler, zamansız ortadan kaybolmalar… akşam olup da yatma vakti gelince, eskisi gibi değildi değişmişti. Sanki artık beni istemiyor gibiydi. Bir sorunu mu vardı bilmiyordum ki. Ne zaman sorsam “yok bişey.” diyerek geçiştiriyordu. Belki de Eslem’le aralarında birşeyler başlamıştı, bu normaldi çünkü evleneceklerdi. Evet evlenecekti, yuvadan uçacaktı ama yine de canımı sıkıyordu bu durum. Belki de bağlanmıştım oğluma bundan dolayı da kıskanıyordum. Oğlum evlenip gittikten sonra ne yapacaktım? Bunun düşüncesi bile içimi hüzünle kaplamıştı. Buruk halde akşam yemeğini hazırladım. Akşam sekiz gibi zilin çalmasıyla hemen kapıda bekliyordum oğlumu. Kocasını bekleyen bir kadın gibi… oysa babasını böyle beklememiştim hiç. Konuşmadan doğruca banyoya gitmesi garibime gitmişti. Hazırlamış olduğum sofraya otururken kendimi banyoda buldum. Çıkardığı giyecekleri yoklamaya başladım. Tıpkı kocasının kendini aldattığından şüphelenen kıskanç bir kadının gibiydim. Ceplerini karıştırıyor, bir iz, bir işaret arıyordum. Ne bulmayı umuyordum, bilmiyordum açıkçası. Hem bulsam ne olacaktı ki? Kocam mıydı? Hayır, ama yine de bunu yapmaktan kendimi alamadım. Pantolonun ceplerine baktım, iç çamaşırlarına baktım. Hiçbir iz yoktu, bir kadın ruju ya da saç teli. Fakat atletteki koku, o farklıydı. Hiçte oğlumun kokusu gibi değildi. Kadın parfümünün kokusunu hissedebiliyordum. Kesinlikle başka bir kadının koynundan geliyordu oğlum. Eslem’in parfümü olmalıydı. Ne söyleyebilirdim ki? Nihayetinde yakında karısı olacaktı. İçimde hafif bir hüzün ve endişe içinde oğlumun yanına gittim. Çorbamdan bir kaşık aldıktan sonra,
“Oğlum bir sıkıntın mı var?”
“Yok ana noldu?”
“Ne bilem, böyle tuhaf duruyon da söz kestikten sonra. Yoksam istemiyon mu evlenmeyi?”
“Nerden çıkardın ana.” Elinden tuttum ve bakarak,
“Seni özledim oğlum. Sende özlemedin mi anacığını?” neyi kastettiğimi anlayan oğlum,
“Özledim tabi anam.”
“Ne bileyim oğlum kaç gün oldu. Bişey demiyon. Uzak duruyon. İstemiyon mu yoksa beni artık?”
“O nasıl söz ana. Sana ne dedim ben, evlensem de sen hep hayatımda olacan. Seni hiç bırakmaycam. Ah, güzel anam benim. Biraz canım sıkkın o kadar. Senlik bişey yok üzme kendini.” Sonra da yanağımdan öptü.
Yemekten sonra bulaşıkları yıkıyordum. Birden arkamdan oğlum bana sarıldı. İçeri girdiğini fark etmemiştim. Kollarını karnıma götürüp göbeğimi okşuyor, bu arada da kalkmış yarağını kalçalarıma sürttürüyordu. Yarağını kalçalarımda hissetmek, hem de sert ve benim için kalkmış olması yüzümde tebessüm ettirmişti. Dudakları önce yanağımda sonra da boynuma doğru inerken, başımı yukarı kaldırmıştım.
“Anam, nasılda üzülürmüş evlenip gidecem diye. Üzülme güzel anam.”
“Ne bilim oğlum. Kaç gün oldu. Eslem gızı bulunca unuttu beni dedim.”
“Eslem ayrı sen ayrı. Ben benim kraliçemsin. Seni o kadar çok seviyorum ki…” boynumu yalamaya başlamıştı. Kalçalarımı oynatarak karşılık veriyordum. Kalçalarımın arasındaki oğlumun yarağı gittikçe büyüyor, oğlumda gittikçe hızlanan bir şekilde sürtmeye devam ediyordu. Şimdi yüzü evde başımı örtmek için kullandığım tülbendimin üzerindeydi. Yüzünü tülbendime sürtüyor, öpüyordu, kokumu içine çekerken de “ah anam.” Diye inliyordu. En sevdiği şeyi yapıyordu. Bende birazdan en sevdiğim şeye, oğlumun yarağına kavuşacaktım. Giydiği pantolonunu sıyırıp sonra yeniden arkadan yanaştı. Ellerini memelerime götürüp yoğurmaya başladı. Sertleşmiş yarağı, beli lastikli ince penye eteğimi yırtıp içime girecek gibiydi.
Gömleğimin düğmelerini açmaya başlarken bende ona yardım edip alttaki düğmeleri açtım. Ellerini sutyenimin altına sokup memelerimi hoyratça sıkmaya ve yoğurmaya başladı. Mutfakta ayakta sikecekti beni. Oğlum ellerini indirip eteğimi ve külotunu kalçalarıma kadar indirdi. Sertleşmiş yarak götümün yarığına girip çıkıyordu. Bacaklarımı iki yana açtım, belimi ve götümü oynatırken, oğlum da yarağını gezdiriyordu üzerinde. Yeniden memelerime attığı elleri sıkıp yoğurmaya devam ediyordu. Zevkten sertleşmiş meme uçlarını parmak uçlarıyla sıkıyordu oğlum. Aldığım zevkin etkisiyle götümü yaslıyordum oğluma. Yanaklarımı öpüyordu. Sonra tülbendimin üzerinden okşuyordu saçlarımı. Kenara çektiği tülbendimin altından çıkan beyaz kuğu gibi boynuma yumuldu dudakları. Öpüp emmeye, somurmaya başladı. Zevkten gözlerim kapalı halde inliyorken, ellerimi memelerimi okşayan ellerine götürüp daha fazla sıkıp okşaması için yönlendiriyordum. Sonra oğlum beni tezgâha domalttı ve eteğim ve külotumu tamamen çıkardı. Alt kısmım çıplak halde domalmıştım oğlumun önünde. Çömelen oğlum bacaklarımı biraz araladı. Ortaya çıkmış olana amımı emmeye başladığında tüylerim diken diken olmuştu zevkten. Oğlumun dili amıma girip çıkıyor, arada birde amımın dudaklarını dudaklarıyla eziyordu. Beni zevkten zevke uçuruyordu. Aldığım zevkten
“Talha’m, aşkımmm!” diye fısıltılıyla inliyordum. Oğlumun dili ıslak amıma girip çıkarken, bir an önce içimde hissetmek istiyordum yarağını.
“Hadi sok.” diye inledim. Sözümü dinleyen oğlum doğruldu artık mosmor olmuş yarağını sıvazladı ve ıslanmış amıma tek hamlede sokuverdi.
“Ohhhh.” Diye inletmişti içimdeki yarak. Köküne kadar sokmuştu. Hareket etmeden öylece durdu. Kafamı çevirip yüzüne baktım ve,
“Hadi sik. Sik beni.” Dedim yalvarırcasına. Belimden tutan oğlum yavaşça sikini çıkardı, sadece o kocaman mantar gibi kafasını amımdaydı. Sonra yeniden soktu biraz bekleyip yeniden çıkardı… hareketleri gittikçe hızlı bir tempoda sikiyordu beni. O kocaman sert yarak içimde gidip geliyordu. Mutfak
“Şlap şlap şlap!’ sesleriyle çınlıyordu. Oğlumun yarağına kavuşmuştum. Harikaydı… sikilmek. İri, dolgun memelerim yarak darbeleriyle sallanıyor, oğlumun kasıkları göt yanaklarıma çarpıyor, yarağı amımda gidip geliyordu. Muhteşem bir sikiş yaşıyordum. Bu an bitmesin istiyordum. Durmadan böyle siksin istiyordum.
“Ohhh… sik. Sik beni. Daha sert… sok amıma.” Derken dayanamayıp boşalmaya başlarken zevkten titremeye başlamıştım. Oğlum hala içimde gidip geliyordu. Kalbim hızla atıyordu.
“Anam geliyorum anam.” Dedi oğlum. Yarağı son bir kez dibine soktu oğlum. Öylece kaldı. İçimde kasılan yarağından sıcak dölleri amıma akmaya başladı. Kalp gibi atan damarlarını hissettiğim yarak içimi dolduruyordu.
“Boşal oğlum boşal. Akıt döllerini akıt içime.” Oğlum kalçalarını yavaş oynattıkça yarağı içimde hareket ediyordu. Aldığım zevk katlanırken oğlum üzerine abandı yüzü yine tülbendimin üzerinde
“Anam seni seviyorum. Seni asla bırakmam. Sen herşeyimsin.” Diyordu. İkimizde öylece olduğumuz gibi kalmıştık. Nefes nefeseydik. Bedenimi saran kollarını okşuyordum.
“Beni bırakma oğlum. Ben sensiz yapamam.”
“Bırakmam anam sana söz veriyorum.” Oğlum amımda öylece bekliyor sikinde kalan döllerini son damlasına kadar akıtıyordu içime. Bir süre sonra oğlum içimden çıktığında, derin nefes aldım. Kasıklarım nar gibi kırmızıydı. Bu gecenin daha başlangıcıydı. Sabahın ilk ışıklarına kadar oğlum üzerimden inmedi.
Kollarında uyandığımda saat 10.00 olmuştu. Oğlum uyanmış beni izliyordu. Sikilmekten sızlayan apışa arama götürdüm elimi.
“Ahhh. Hala acıyor, nasıl siktin öyle?” dudağımdan öptü ve
“Hoşuna gitmedi mi?” gülümsedim ve
“Hem de nasıl çok özlemişim.” Arkamdan sarılan oğlumun yarağını yeniden kalçalarımda hissettim.
“Doymadın mı sen daha?”
“Sana doyulur mu hiç?” Sonra da belimden tutup beni kendine doğru çekti. Boynumdan öpmeye başladı. Boynumdan öperken bütün tüylerim diken diken olmuştu. Yanağımdan öpmeye başlayıp iyice yanaştı. Kalbim deliler gibi atıyordu. Oğluma döndüm. Öpüşmeye başladık. Dillerimiz birbirine değerken, elleri çıplak kalçalarımda, okşuyordu hoyratça. Elimi oğlumun önüne götürdüm, kalkık sertleşmiş sikini yavaşça sıvazlamaya başladım. Üzerindeki yorganı açtım. Erkeksi kıllı bedeni karşımdaydı. Oğlum geriye çekilip yatakta oturdu. Elim hala yarağındayken yanına sokuldum. Uzanıp dudaklarına öpücük kondurdum. Sonra yavaş yavaş dudaklarını, yüzünü öpmeye başladım. Ardından usulca kıllı göğsüne indim. Kıllarını ısırıp hafifçe çekmeye başladım. Bacağımı okşamayı bıraktı ve arkasına yaslandı. Saçlarımı okşuyordu. Göbeğine doğru indim öperek. Elimle sikini okşamaya devam ediyordum. Karnına indim. Sikinin kokusunu alabiliyordum rahatlıkla. Başımı göbeğine yasladım. Yanaklarımı karnına sürtüyordum. Oğlumsa saçlarımı okşuyordu. Sonra da eğilip o dev gibi muhteşem sikinin ucuna bir öpücük kondurdum.
“Ohhh anam.” Diye inledi. Hafifçe araladım dudaklarımı ve mantarını usulca dudaklarımın arasına aldım. Dilimi Hafifçe dilimi dokundurdukça oğlum zevkten inliyordu. Biraz daha araladım dudaklarımı ve mantarının tamamını ağzıma aldım. Dilimle ucuna dokunuyordum. Hafif bir sıvı geldi dilimin ucuna. Aldırmadan yalamaya devam ettim. Çok hoşuma gidiyordu oğlumun yarağını ağzıma almak. Dudaklarım arasında kalın sert siki kayıp duruyordu. Oğlum hafifçe kalçasını yukarı doğru kaldırdı. Dudaklarımı iyice araladım. Yarağı yavaşça ağzımın içine doğru kaymaya başladı. Kocamandı. Dibinden tuttum neredeyse yarısından fazlası ağzımın içindeydi. Yavaşça 31 çektirmeye başladım bir yandan da ağzıma alıyordum. Oğlum,
“Ooh devam et anacım, harika, çok güzel.” Derken oğlum kendinden geçmiş gibiydi. Avucumun içinde sikinin damarlarından kalp atışını bile hissediyordum. Saçımı okşayarak kafamı sikine doğru bastırmaya başladı. Oğlumun sikini sıvazlayarak kafamı yukarı doğru kaldırdım. Yarağını ağzımdan çıkardım.
“Ayy oğlum öldürecen beni yavaş.”
“Anam çok güzel yalıyorsun, zevkten öldüreceksin beni.” Sonra doğrulup, nefeslendikten sonra yeniden bacaklarının arasında diz çöktüm.
Yarağını elime alıp gözlerinin içine bakarak sıvazlamaya başladım. Sonra uzandım ve dudaklarımın arasına aldım yavaşça. Oğlum hafifçe kalçasını kaldırdı. Sikini bırakıp ellerimle bacaklarından bastırdım aşağıya doğru sonra yeniden yavaş yavaş yarağını ağzıma sokmaya başladım. Her seferinde biraz daha girecek şekilde kafamı yukarı aşağı oynatmaya başladım.
Kendimden geçmiştim. Bütün gece beni siken yarak, şimdi ağzımdaydı. Bana menün eden oğlumu şimdi bende memnun etmek istiyordum.
kafamı yukarı aşağı oynatıyor ve sikini ağzımın içinde dilimin üzerinde ağzımın içinde hissediyordum.
Oğlum hırıltılı sesler çıkartıyordu. Siki ağzımın içinde daha da sertleşmişti. gözlerimi kaldırıp baktım sonra dudaklarımın arasından çıkarttım aletini. Gülümsedim oğluma.
“anam. Harika yalıyorsun. Durma gözünü seveyim.”
Tekrar ağzımın derinliklerine aldım kocaman sikini. Elimle de taşaklarını ovuşturuyordum.
Oğlum
“Oohhh geliyorum anam, geliyorum Ooohhh” diye inledi. Bütün gece amımı dolduran döllerini ağzımda istiyordum.
İyice kasıldığını hissettim o anda. Sonra çığlık atarcasına derin ve sesli bir
“Ohhh” çekip ağzımın içine fışkırmaya başladı. Yutmamak için çaba sarf ediyordum oğlumun döllerini ama ilk salvo dölleri boğazımdan aşağı inmişti bile. Dibinden tuttuğum yarağını sıvazlıyordum. İçindeki her damlasını ağzıma akıtıyordum. Sonra hafifçe çıkarttım ağzımın içinden sikini ama oğlum bir salvo daha fışkırdı. Dudaklarıma yanaklarıma geldi dölleri. Elimdeki sikin kasılması çok hoşuma gitmişti. Suratıma sürtmeye başladım. Sertliğini kaybetmeye başlayan yarağını hala sıkıca kavramış tutuyordum. Son dölleri oğlumun yarağından akıp ellerime akmıştı. Dudaklarımın kenarlarından dölleri akıyordu. Yanaklarım döl olmuştu. Oğlum zevkten kıvranıyor halde iyice geriye yaslanmıştı. Yarağı sertliğini kaybetmeye başlamışken, taşaklarından yukarı sikinin ucuna doğru yalamaya başladım. Taşaklarında dilimi oynatıp tekrar yukarı en ucuna çıkıyor sonra da mantarını ağzıma alıp bırakıyordum. Oğlumun döllerini dilimle temizlemiştim.
“Nasıl memnun oldun?”
“Hem de nasıl.”
O güzel gün sabah oğlumun ağzına aldığım yarağının ağzımda patlamasıyla bitmişti.
Oğlum Talha - 8. Bölüm
Ablam konuşmak istediği önemli bir konu olduğunu söylemişti. Keyifli hali gözümden kaçmamıştı.
“Şimdi sen bi gahve yap da gel, bol şekerli olsun…” derken ağzı kulaklarına varıyordu. Normalde sade kahve içerdi. Kahvelerimizi içerken heyecanlıydım. Ablamın söyleyeceklerini çok merak ediyordum.
“Hayırdır abla? ne diyceksen de hadi. Öldüm meraktan.”
“Bacım şimdi sanma ardından iş çeviriyom. Benim heriflen gonuştum. Düğünden sonra Talha oğlum bizle aynı evde galacak.”
“Talha sizle mi galacak artık?”
“He ya evlensinler bizimle otururlar artık. Hem ev büyük. Daha rahat ederler.” Açıkçası bozulmuştum herşeyi planlamışlardı bana sormadan. Bunu anlayan ablam,
“Offf, bu surat ne gız. Asma hemen yüzünü.” Oğlumda olsa evlenmesi artık yuvasını kurup yuvadan uçması hele o nu bir de başka kadınla paylaşma düşüncesi canımı sıkmıştı. Ablam konuşmaya devam ediyordu ama aklım burada değildi. Söylediklerini duymuyor gibiydim.
“Sonracıma, gonuştum güzelce. Talha oğlum benimde gönlümü etsin. Aile içinde galır, kimsecikler bilmez dedim. Anlayışlı herifim benim sen bilin hanım dedi. Ha merak etme sizden bahsetmedim. Enişten her bişeyi bilcek amma bilmiyomuş davranacak. Sende bişey bilmiyomuş gibi davranacan.” Derken kendini oğluma siktirmekten bahsediyordu.
“Abla sen diyon? Duyuyon mu?”
“Bilmem mi ya?”
“Talha’yı gendine mi alıyon? Yoksa gızına mı?” sinirlenen ablam,
“Seni sikerken eyiydi değil mi? bundan sonra böyle. Hem çoktan bitirdik o işi… ”
“Ne…” diye çığlık attım.
“Sus… orusbu…” diye susturdu beni.
“Ne zaman oldu?”
“Nedecen ne zaman oldu? Oldu işte. Gız bacı eksik demişsin vallaha. O nasıl bir şey üstümden inmedi yaa 2 saat. Kasıklarım hala sızlıyo… Amma nasıl da özlemişim. Avrat olduğumu hatırladım yeniden. Aslan doğurmuşsun aslan…” derken ağzının suları akıyordu resmen.
“Sana da bana da avradına da yeter vallaha.” dedi ablam. Biraz bozulmuş olsam da gururlanarak,
“Kim doğurdu onu. Herkes erkek doğuramaz.” diye cevap verdim. Birazda ablama nazire yapmak istiyordum çünkü onun iki kızı vardı.
“lafı bana mı vuruyon gız?” deyince,
“Hemen de gızıyon abla, bu gadar geçiye bir teke lazımdı. Allah verede bizim gurumuş tarlalar sulandıktan sonra ürün vermeye” dedim.
“Sus gız ağzından yel alsın. Tazyikli hortum gibi, içime akıt akıt bitiremedi zaten.” deyince beraber gülmeye başladık.
“Eslem?”
“Ben halledecem onu. Şimdilik bilmesin.”
“Peki. Sen daha iyisini bilin abla.” dedim. Ablamın keyfi pek yerine gelmişti.
“Belli oldu şimdi desene öyle ortadan gaybolmalar, isteksiz isteksiz durmalar, oğlanın pestilini çıkartmışsın gız abla.”
“Maşallahı var. Nerde aslanım daha gelmedi mi?“ diye sordu ablam.
"Sen daha iyi biliyon abla. Benden çok sen görüyon zati.”
“Gelir şimdi. Geçen gün sorduydu anama ne diyecen diye. Azgın teke ikimizi birden düzcekmiş aynı anda.”
“Öyle mi dedi sahiden?”
“He valla…” oğlumun ablam ve beni aynı sikmek istemesi tuhafıma gitmiş olsa da değişiklik olurdu.
Hava kararmadan oğlum eve gelmişti. Ablamı gördüğüne şaşırmamıştı. Burada olacağını biliyordu sanırım.
“İyi akşamlar” diyerek oturduğumuz üçlü çekyata yanaştı,
“Şöyle iki güzelin arasına oturayım da bahtım açılsın.” diyerek aramıza oturdu. Ablam sağında bende solunda oturuyorduk.
“Hoş geldin oğlum” ablamda,
“Hoş geldin aslanım” dedi. Oğlum bir kolunu bana diğer kolunu da ablamın arkasına attı. İkimizi sıkıca sardı.
“Teyzem anamla konuştun mu?” diye sordu.
“He aslanım gonuştuk.”
“Sorun yok dimi ana?” diye sordu.
“Yok oğlum ne sorunu olcakmış ki?” diyerek ablama baktım. Oğlum,
"Teyzem akşamın tadı damağımda galdı valla.” Ablam başını iki yana sallayarak,
“Tövbe tövbe… Azgın teke doymadın mı sen daha.” dedi. İkimizi omuzlarımızdan tutup sıkıca kendine çekti ve
“Size doyulur mu hiç. İkinizde çok güzelsiniz. He teyzem ne dersin kalsana bu gece burda.” Bana bakan ablamın gönlü olduğu her halinden belliydi. Nazlı nazlı,
“İyi o zaman enişteni arayım da haber vereyim. Geç galacam deyim. Düğün hazırlığı falan konuşucaz diyeyim.” Diyerek eniştemi aradı.
Oğlum ablamla aramızda oturuyordu. Daha telefonu kapatmadan elini oğlumun önüne götürmüş pantolon üzerinden yarağını okşuyordu. Bende ablamdan geri kalmamış tişört üzerinden vücudunu okşuyordum. Ablam ve ben azmış halde, aç kurtlar gibi oğluma saldırıyorduk. Halinden memnun olduğu belli olan oğlumsa bir eliyle benim, diğer eliyle de teyzesinin memelerini okşuyordu. Ablamın telefonu kapatmasıyla,
“İzni de aldın, hadin o zaman.” Dedi oğlum. Hep beraber yatak odasına gittik. Hepimizin amacı belliydi, üçümüzde sikişmek için can atıyorduk. Elbiselerimizi kısa zamanda çıkarıp çırılçıplak kalmıştık. Oğlum yatağın ortasında uzanmıştı. Ben sağına ablamsa solunda uzandık erkeğimizin. Oğlumun sağ elini önüme götürüp amımı okşamaya başlarken, sol elini de ablamın amını karıştırmaya başlamıştı. Oğlumun esmer kıllı göğsünü okşarken, ablam da kalkmış olana sikini sıvazlıyordu. Yıllardır sekse olan hasretimizi oğlum gideriyor, Abla kardeş utanmadan, sınırsızca yaşıyorduk yaşamak istediklerimizi. Ablam birden doğrulup,
“Aslan oğlum benim…” diyerek oğlumun sikine yumuldu. Kocaman yarağı teyzesinin ağzına girip çıkıyordu. Bende oğlumun dudaklarına yumulmuş öpüşüyorduk. Ablamı böyle görmek beni şaşırtmış, yan gözle de izliyordum yaptığı muhteşem saksoyu. Böyle bilmezdim ablamı. Oğlumun yarağını ağzına sokup çıkarıyor, sonra da dilini yarağın gövdesini yalıyordu. Mantar gibi olan başını dudaklarının arasına alıp emiyordu. Oğlumun çok zevk aldığı belli oluyordu. Dudaklarımı somuruyor, bazen de dudakları arasına alıp emiyordu oğlum. Ablam ağzıyla sertleştirdiği yarağı bırakıp, ani bir hareketle doğrulunca, oğlumda dudaklarını dudaklarımdan çekti. İyi azgınlaşan ablam, oğlumun dudaklarına yumuldu. Aç kurtlar gibi saldırmıştı. Dudaklarından çektiği dudaklarını oğlumun boynunda gezdiriyordu.
“Aslanım, hadi sik teyzeni. Sik geçir amıma.” Dedikten sonra yatakta sırtüstü yattı. Teyzesinin dediğini ikiletmeden oğlum, bacaklarını iki yana doğru ayırınca, ablamın kaymak gibi bembeyaz, pürüzsüz ve kılsız amı ortaya çıkmıştı. Gözlerini oğlumun gözlerine diken ablam,
“Hadi aslanım, geçir teyzene. Sik teyzeni.” Diyerek dibinden kavradığı yarağı amına götürdü. Mantar gibi kocaman başı ablamın amına demişken, oğlum belini ileri doğru ittirdiğinde birden içine girmişti. İyice ıslanmış olan ablamın amına yavaş yavaş giren oğlumun yarağı santim ilerliyordu. Başını geriye atan ablamın beyaz bedeni hafifçe yukarı doğru kalktı. Büyük memeleri harika görünüyordu. Yarağını dibine sokup, kasıkları birleştiğinde oğlum,
“Ohhh, teyzem…” diye inledi.
“Sik beni, sik teyzeni, aslan oğlum benim.” dedi ellerini oğlumun beline götürüp ileri geri hareket ettirmeye çalışırken, kalçalarını oynatmaya başlamıştı. Oğlum da bunun üzerine teyzesinin içinde gidip gelmeye başlamıştı. Ablamın gözlerimin önünde oğlum tarafından sikilmesini izlemek benim de azmama sebep oluyordu. Teyzesinin içinde ritmik hareketlerle gidip geldikçe ablamın büyük göğüsleri lop lop oynuyordu. Ablam yüzü kıpkırmızı sikişin zevkini alıyordu. Gözlerim ablam ve oğlumda sikişmelerini izlerken, elimi amıma götürmüş okşamaya başlamıştım.
“Ohhh teyzem… harikasın… harika amın var”
“Sik aslanım sik. Sik teyzenin amını. Ohhh…”
“Keşke daha sikseymişim.”
“Gavurun çocuğu, nerdeydin bunca zaman? Biz yanarken, yarağa hasretken boşa harcadın onca dölü.”
“Bundan hep sikecem teyzem hep sikecem sizi…”
“Sik aslanım, daha hızlı sik. Sok yarağını.” Oğlum gittikçe hızlı bir şekilde girip çıkıyordu teyzesinin amına. Yarağının dibine kadar girdiğinde “ayy, ayy…” diye inliyordu. Artık yüzü tamamen kıpkırmızı olmuştu ablamın. Boşalmaya niyeti olmayan oğlum ablamın içinden çıktı. Önünde hala dik olarak sallanan oğlumun yarağı ablamın sularıyla ıslanmış pırıl pırıl parlıyordu. Elini yüzüne götürmüş nefes nefese kalmıştı ablam. Göğsü hızlıca inip kalktıkça büyük memeleri yaylanıyordu. Birden bana dönen oğlum, belimden tuttuğu gibi altına aldı. İri bedenini altında ezilmiştim. Kıllı esmer teni tenime dokundukça içim ürperiyorken, birden o kocaman yarağını amına sertçe soktu.
“Ohhh… oğlumm…” iyice ıslanmış amıma giren yarağını bir çırpıda almıştım içime. Sertçe vuruyordu oğlum. Kasıklarıma her vurduğunda
“Şlap, şlap, şlap.” Dolduruyordu odayı. Ablam yattığı yerden bize bakıyordu. Gözlerimiz birleşmişti ablamla. Üzerimdeki oğlumun içimde gidip gelen koca yarağı amımı dolduruyordu. Oğlumun altında keyifle inliyor, sikilmenin zevkiyle doruklarda uçuyordum.
“Ahhh. Anam… avradım… hastayım senin daracık amcığına.”
“Sik oğlum sik… sik ananın amını… gurban olsun sana…”
“Anam, ohhh…” iyice hızlanıyordu oğlum içimde.
“Erkeğim, sikicim, gocamm.”
“Ahhhh harikasınız.” Dedi ve ablamın elinden tutup bize yanaştırdı.
“Teyzem sende, anam da harikasınız. İkinizi birden sikmek çok güzel ahhhhh.”
“Sik oğlum sik, benim de ablamın da amı senin artık, benim de gocamsın, ablamın da gocasının artık.” Ablamın elinden tuttum ve iyice sıktım. Birbirimize bakıyorduk. İki kardeş yıllardır hasret olduğumuz sekse oğlumuz sayesinde kavuşmuştuk.
“Yeğenimdin, damadın olcaksın, amma hepsinden önce gocam oldun.” Oğlum üzerimde iyice hızlanmıştı. Sanırım boşalacaktı.
“Ana… Geliyorum ana…”
“Gel erkeğim gel… doldur ananın amını bellerinle. Ooohhh… Püskürt içime…” boşalmaya başlarken oğlum durmadan devam ediyordu. İyice ıslanmış amımda gidip geliyor,
İnip kalkıyordu üstümde durmadan… zevkten kıvranıyordum. İçimde durmaksızın, dinlenmeksizin gidip gelen sikin sürtünmeleri öldürüyordu beni… Boynuna sarıldım oğlumun. Bedenimi onun kıllı bedenine yapıştırdım. Memelerim ezildi. Boynunu ısırdım zevkten… Oğlum da acıyla, zevkle inledi. Hoşuna gitmişti dişlerimi omuzlarında hissetmek… Oğlum sertçe amıma girdi ve öylece durdu. Kasıklarımız yapışmış haldeydi.
“Ahhhh… anam…” diye böğürmeye başladığında, yarağından fışkıran sıcacık dölleri amımı doldurmaya başlamıştı. Bacaklarımı beline doladım. Üzerime iyice abanmış oğulum bedeni altında eziliyordum. Sarıldım sıkıca oğluma. Hiç bitmesin, hiç çıkmasın istiyordum içimden. Kendine gelen oğlum yarağını amımdan çıkarınca sıcacık dölleri amımdan kasıklarıma doğru süzülürken, yeniden ortamıza yatan oğlumun o kıllı göğsü yukarı aşağı inip kalkıyordu. Yan dönüp sarıldım oğluma. Ablamda oğlumun dudaklarını öpüyordu bu arada. Ondan önce davranmış ağzıyla kaldırdığı oğlumun yarağını amımda söndürmüştü. Şimdi sikilme sırası ondaydı. Sakinleşen oğlum
“Çok güzeldi. Bundan böyle hep beraber yapalım.”
“Şimdi iki avradın oldu. Doya doya sik bizi.” Dedi ablam.
“Bir de Eslem var…” deyince ablam,
“Sus gız… hele şu yarağa bi doyak da…”
“Teyzem düşündüğün şeye bak, gızınla beraber sikerim seni…” sonra da bana dönerek
“Değil mi ana, seni de gelininle beraber.” Dedi oğlum.
“Gavurun çocuğu” diye gülümsedi ablam,
“Sen beni bir daha sikiver hele. Zamanı gelince onu da yapan.” Sonra da oğlumun dudaklarına yapıştı. İki azgın kız kardeş oğluma kendimizi siktirmek için can atıyorduk. Gecenin daha yeni başladığını oğlum ve ablamın ateşli öpüşmelerini gördüğümde anlamıştım. Oğlumun elleri teyzesinin büyük memelerini okşarken, aşağı eğildim ve yeni boşalmış olan oğlumun yarağını dibinden kavrayarak ağzıma aldım. İnmiş haliyle bile heybetli görünen sikini iştahla yalıyor, yeniden sertleşmesi için çabalıyordum. Biliyordum ki bunun için fazla uğraşmayacaktım. Ağzımın içinde ki yarak dil darbelerimle kendine gelmeye başlamıştı. Dudaklarım esmer yarağın gövdesini sararken, dilimi de o mantara benzeyen kafasında gezdiriyordum. Çok harikaydı tadı kokusu yıllardır özlemini duyduğum şeylerdi. Yaladım, öptüm, emdim. İyice sertleşen yarak kocaman olmuş ağzımı doldurmuşken, ağzımdan çıkardım. Kalın kıllı gövdesinden tuttum, sıvazladım. Oğlum
"teyzem anam kaldırdı şimdi sende indir bakayım.” Dedi. Ardından ablama bana,
“Hadi gız koy bakam içine.” diye bana emir verip sonra sırtüstü yatan oğlumun üzerine çıktı. Dibinden tuttuğum oğlumun yarağını ablamın amıyla hizaya getirdim. Mantar gibi baş kısmı ablamın amının dudaklarına değiyordu. Ablam birden oğlumun sikine oturmaya başladı yavaş yavaş. Önce kocaman mantar gibi başı girdi yarağın.
“Ohhh… Gurban olduğum… Sok Aslanım sok… ohhh…” Yavaş yavaş oturdukça santim santim kaybolmaya başladı oğlumun yarağı. Amı ıslanmış kocaman sert yarağı rahatça almıştı içine. Oğlum ellerini teyzesinin beline koymuş hareketsiz duruyor, ablamsa yarağın üzerinde tıpkı bir ata biner gibi kocaman kalçalarını yukarı aşağı hareket ettiriyordu. Oğlumun yarağını dibine kadar içine alıyordu. Ağzımla sertleştirdiğim oğlumun yarağını ablamın amına elimle sokmuş şimdi de zevkle sikişmelerini izliyordum. Biraz önce benim amımda gidip gelen oğlumun yarağı şimdi ablamın içinde gidip geliyordu. Yatağa eğildim ve oğlumun o kıllı kocaman olmuş taşaklarını yalamaya başladım. Ablamın kalçaları başıma vuruyordu yarağı dibine kadar aldığında ama umursamıyordum. Oğlumun o kokusun tadını almak istiyordum.
“Harikasınız zevkten öldüreceksiniz beni…” dedi. Sonra ablamı kucakladığı gibi yatağın üzerinde domalttı. Hışımla birden soktu o kazık gibi sert yarağını ablamın amına.
“Ohhh.” Diye inleyen ablam
“Sik aslanım sik… Yarağına gurban olduğum.” Oğlum teyzesini sikiyor amına girip çıkıyordu. Arkadan yaklaşıp çıplak bedenine sarıldım.
“Oğlum, erkeğim…”
"Anam benim.” Ablamdan bu arada aldığı zevki gösteren “Ihhh, ıhhh, Ahhh.” Dökülüyordu dudaklarından. Onlara katılmalı bu zevkten mahrum kalmamalıydım. Domalmış ablamın altına girip onun vücuduna ters şekilde yattım. Ablamın içine giren oğlumun yarağına bu kadar yakından ilk defa bakıyordum. O kocaman yarak bir piston gibi hızla yuvasına girip çıkıyordu. Oğlumun içi bel dolu taşaklarına götürdüm dilimi.
“Ohhh anamm…” Diye inledi oğlum. Bir yandan Teyzesinin amını sikerken, bende taşaklarını yalıyordum. Oğlum bir ara yarağını dışarı çıkardı. Üzeri ablamın sularıyla ıslanmış parlayan yarağını havada kaptım oğlumun. Teyzesinin amına giren yarak şimdi de benim ağzımda gidip geliyordu. Oğlum bunu yapmaktan hoşlanmıştı besbelli. Ağzımdan çıkarttığı yarağını yeniden teyzesinin amına soktu. Amına giren yarakla ablam "ohhhh…” diye inledi. Sertçe girip çıktıktan sonra yeniden ağzıma soktu yarağını… Bir ablamın amına bir benim ağzıma… Defalarca durmadan tekrarladı bunu oğlum. Amım sulanmış kalçalarımı zevkten sağ sola sallanırken, amıma değen sıcacık dudakları hissettim. Ablamdı… Amımı yalıyor dilini içine sokuyordu. Çok güzel yapıyordu ablam. Oğlumun yarağı ablamın içinde girip çıkarken bende dudaklarımı ablamın amına götürdüm. Dudaklarımı iyice amına yanaştırınca oğlumun yarağı dudaklarımın arasından gidip giriyordu ablamın amına. Harikaydı aldığım zevk. Ablam ben ve oğlum… Zevk bulutlarında uçuyorduk. Ablamın dili durmaksızın girip çıkıyor, dudaklarıyla da somuruyordu amımı. Sikilmeden diliyle boşaltacaktı beni. Oğlumun gittikçe hızlanıyor daha sert giriyordu ablamın amına.
“Ohhh…devam et…Ohhh…” diye haykırırken boşalıyordum. Ablam amımı yalayarak boşaltmıştı beni. Zevkten titrerken ablam amımı yalamaya devam ediyordu.
“Teyzemmm… ohhh… teyzemmm… geliyom…”
“Gel aslanımm gel… anana attırdın bi de attır… Hadi fışkırt bellerini, doldur içimi.” Oğlum sertçe pompalamaya devam ediyordu.
“Ohhh… geliyom…ohhh teyzemmm.” Diyerek yarağının tamamını teyzesine soktu oğlum. Bedeni kasılırken oğlum döllerini akıtıyordu teyzesinin amına.
“Ohhh, attır aslanım attır. Çıkarma, gal içimde. Dölle teyzeni sıcak sıcak ohhh.” Oğlum teyzesinin üzerine kapaklandı. Güçlü kollarıyla ablamı sardı. Öpüyordu ablamın boynunu boğazını.
“Teyzem. Harika bir kadınsın. Doyamıyom sikmeye.”
“Gurban olsun teyzen sana.” Biraz bozulmuştum duyduklarıma. Kıskançlıkla
“Beni unuttunuz…” oğlum teyzesinin içinden çıkartıp yarağını yatağa oturdu. Ablamla iki yanına uzanınca oğlumun bizi güçlü kollarıyla sardı bizi.
“İkinizinde yeri aynı bende. Sizi çok seviyorum.” Önce beni sonra da ablamı dudaklarımızdan.
“Anam benim. Kıskançlık yok tamam mı?” mecburdum kaybetmek istemiyordum oğlumu. Başımla evet anlamında karşılık verdim oğluma.
Oğlum Talha - 9. Bölüm
O günden sonra oğlum kâh beni, kâh ablamı ya da ikimizi aynı anda sikmeye devam etti. Şimdiden Eslem’i kıskanıyorduk böyle bir yarağı yiyeceği için. Önce nişan ardında düğün derken oğlum yuvadan uçmuştu. Karar verildiği üzere ablamın o büyük evlerinde yaşayacaklardı karısı Eslem’le.
Düğünden sonra eve yalnız gitmeme kimsenin gönlü razı gelmedi. Ablamın hazırladığı odada yatakta dönüp duruyordum. Uykum bir türlü gelmek bilmiyordu. Alt kattaki mutfağa inip su içmek için odamdan çıkınca hemen iki kapı öteden gelen sesleri duydum. Oğlum ve eşlemin odasıydı. Genç kızın inlemeleri dışarı kadar duyuluyordu. Oğlum o koca yarağıyla zevkten inletiyordu genç ve güzel karısını. Eslem’in nasıl zevk aldığını tahmin edebiliyordum çünkü o yarak defalarca beni de sikmiş, zevkten zevke getirmişti. Şu anda Eslem’in yerinde olmak isterdim. Şanslıydı istediğinde çekinmeden, yakalanma korkusu olmadan ya da ayıplanma endişesi olmadan zevkle siktirebilecekti oğluma. Kıskandım o an Eslem’i… kulağımda sesleri mutfağa girdiğimde ablam karşımda görünce şaşırdım.
“Hayırdır gız abla, seni de mi uykun dutmadı?”
“He yaa… aslanım uyutmadı ki… maşallah gızın üstünden hiç inmedi… sanki hiç am görmemiş gibi…” sesinde biraz burukluk ve kızgınlık hissetmiştim.
“Gahve içen mi abla?”
“E hadi yap da içek…”
“Napsın, o da bıktı bizimkinden ellam, taze amı buldu, tadını çıkarıyo işte…”
“Gavurun çocuğu nasıl da belliyo bir görsen. Gız öldü sandım.”
“Ne diyon gız abla? yoksa gözetledin mi?”
“Napam merak ettim.” Ablam da benim gibi sikicisini kaptırmış olduğunu düşünüyordu.
“Gaveleri acı yapıyom o zaman…” derken birbirimize gülümsüyorduk.
Yatağa girip uykuya daldığımda saat üç olmuştu ve oğlum hala karısını beceriyordu. Sabah ablamla beraber mükellef bir kahvaltı hazırladık. Saat 9’a geliyordu. Eniştem erkenden kalkmış camiye gitmiş hala dönmemişti. Talha hala yukardaydı. Eslem’se banyo yapmış yanımıza gelmişti. Utandığı her halinden belli oluyordu. Ablama çaktırmadan işaret ettim. O halini gören ablam muzipçe gülerek,
“Gızım niye kalktın ki? Ben habar ederdim gahvaltı hazır olunca. Gocan uyuyo daha?” mahcup bir sesle Eslem
He ana uyuyo. Galdırayım mı?”
“Yoh gızım, uyusun yorgundur şimdi o…” diye söyleyince Eslem yeniden başını öne eğdi utancından. Ablam nazikçe çenesinden tuttu ve,
“Utanma gız. Sen de avrat oldun şimdi. Gocandır erindir yaptığınız şey helaldir. Avrat demişken çarşafı getir de sonra balkona asak… Cümle alem görsün…” dedi keyifle.
Bunlar olurken gerdeğim ve sabahını hatırladım. Kocamda sabaha kadar düzmüştü beni. Tıpkı Eslem gibi utanmıştım. Kimsenin yüzüne bakamıyordum sanki yaptığım şey yanlışmış gibi. Kaynanam da aynı şeyleri nasihat etmişti. Tıpkı Eslem’in kanlı çarşafı gibi benim çarşafımı da asmışlardı. Gurur duyuyorlardı, gelinleri kız çıkmış ve oğulları da bekaretini başarılı bir şekilde almıştı. Ablam Eslem’e nasihatler ediyordu ben bunları düşünürken. Benim aklımdaysa oğlum Talha’daydı. Tüm gece kulaklarımı inleten sikiş sesleri beni müthiş azdırmıştı. O muhteşem bedeniyle yatakta çırılçıplak yatıyordur şimdi. Yanına gidip o kalın aletini ağzımda büyütsem, sonra belleriyle içime doldurana kadar üzerine otursam… Ahhh… ne harika olurdu diye içimden geçirdim.
Günler geçiyor, oğlum karısıyla günlerini geçiriyordu. Evlendiği günden itibaren sadece birkaç kez beraber olabilmiştik. Ablamla konuştuğumda benim gibi dertli olduğunu anladım. O da benim gibi kavuştuğu yarağı kaybetmenin sıkıntısını yaşıyordu. Ablam kızıyla konuşacağını söyleyince panikledim. Oğlumla bir ilişkim olduğumu duymasından çekiniyordum. Paniklediğimi gören ablam, müsterih olmamı herşeyi ayarlayacağını söyledi.
Bu konuşmamızın üzerinden fazla geçmemişti ki, ablam sevinçle haberi bana verdi. Eslem’le konuşmuş, Talha’yla arasında geçenleri anlatmış. Bunu duyan Eslem şaşırmış hatta biraz kızmış olsa da anne ve babası arasında artık olmayan karı koca ilişkisini anlatmış, kendisinin de kadın olduğunu ihtiyaçları olduğunu söylemiş. Eslem annesini dinleyince kabullenmek zorunda kalmış. Tabi bunda oğlumun da etkisi olduğunu söyledi, çünkü bu konuşmalar yaşanırken oğlum Eslem ve ablam hep birlikte konuşmuşlar. Benim gibi, annesi gibi Eslem’de oğlumu ve onun muhteşem sikini kaybetmek istemiyordu. Ablam henüz benimle oğlum arasındakileri anlatmamıştı ama biraz daha sabretmemi onunda sırası geleceğini söyledi. Böylece hepimizin rahatlıkla istediğimiz gibi yaşayacağımızı söyledi. Nasıl sırayla mı yaptıklarını sorduğumda ablam, Talha’nın kimi canı çekerse onunla beraber olduğunu söyledi. Bazen ablamın yatağında bazense, karısının yatağında geceyi geçirdiğini söyledi ablam. Talha aslında ikisiyle aynı anda beraber olmak istemiş lakin Eslem utandığını ve bunu yapmak istemediğini söylemiş. Ablama kızıyla aynı yatakta sikilmek isteyip istemediğini sorduğumda cevap vermeden bana bakan gözlerinden bunu istediğini anlamıştım. Ablamla bunları konuşurken ben ne yapacağım diye düşündüm. Öyle ya ablam ve kızı istediklerine kavuşmuşlardı.
O günün akşamında oğlumun telefonuyla mutlu olmuştum. Beni özlediğini söyledi. Yolda olduğunu yarım saati bulmaz yanındayım derken kalbim heyecandan duracaktı nerdeyse. Alelacele süslenmiştim. Üzerime giydiğim üstten iki düğmesi açık bir gömlek, altındaysa dizlerime kadar uzunlukla dar bir etek giymişti. Başımdaysa pembe çiçekli tülbentim vardı. Oğlumun beni bu ahaliyle beğendiğini biliyordum. Kapının açılmasıyla kendimi karşısında bulmuştum, tıpkı bir zamanlar kocamı karşıladığım gibi. Kollarının arasına aldı özlemle sarıldık birbirimize tıpkı yeniden kavuşan iki sevgili gibi. Eliyle çenemden tutup dudaklarıma yumuldu. Öpüşüyorduk hasretle. Doyamıyordum oğluma… sonra geri çekilip gözlerinin içine baktım ve ellerinden tutup onu yavaşça çekerek geriye doğru yürümeye başladım. Yatak odamıza kadar onun ellerinden tutarak geldim. Tam içeri girdiğimiz anda ellerini bırakıp bir adım geri atarak gözlerinin tam içine baktım. Çok heyecanlıydım. Daha fazla dayanacak mecalim yoktu. Tişörtünü çıkardım bir çırpıda. Siyah kıllarla kaplı göğsünden yavaşça öperek dizlerimin üzerine çöktüm. Altındakileri bir anda aşağı çektiğim zaman iç çamaşırı da beraberinde gelmişti. Bileklerinden alt kısımdakileri çıkarmaya çalışırken, kalkmış siki yüzüme çarptı. Birbirimize baktık.
“Çok mu özledin ana?”
“Evet…” diyebildim.
“Ah ana tam istediğim gibi olmuşsun…” dedi. Sertleşmeye başlayan sikini altından başlayarak yalamaya başladım. Dilliyordum. Her yerini bildiğim sikini yeniden keşfediyordum dilimle.
“Ahh… Anammm…” diye inledi. O sırada parmaklarının, saçlarımı örten tülbentimi kavradığını hissettim. Güçlü elleri resmen avucunun içine kafamı almış; kendine doğru çekiyordu. Dilimi oğlumun sikinin üzerinde gezdirmeye, sıcaklığını ağzımda hissetmeye başlamıştım. Özlediğim oğluma has o erkeksi kokusunu içime çekiyordum… Ağzımın içini dolduran o sik benimdi yeniden. Sonra hafifçe başımı kaldırıp dudaklarımı araladım. Boğazıma kadar sokmaya çalışıyordu sikini. Kendine doğru çekti kafamı iyice. Ellerimi kalçalarına koydum. Boğazıma değdiği hissettim sikinin o yumuşak uç kısmını. Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Oğlumun önünde diz çökmüş, boğazıma kadar onun tadına bakıyordum…
“Ah… Anammm.” Diye derinden inliyordu. Oğlumun zevk alması beni daha da tahrik ediyordu. Amımın ıslanmaya başladığını hissedebiliyordum. O güzel tadı hala dudaklarımdayken, elleriyle iyice kavradığı türbanlı kafamı bir ileri bir geri gidiyordu. Birden ellerini başımdan çekti. Koltuk altlarımdan tutarak beni ayağa kaldırdı. Dudaklarımız yeniden birleşti ve öpüşmeye başladık. Deli gibi öpüşüyorduk. Elleri, her yerimi okşuyordu. Nerdeyse kendimden geçmek üzereydim. İçimdeki yangını bir an önce söndürmek istiyordum. Geri çekildi ve gömleğimi birden yırtar gibi iki yana doğru sertçe açtı. Bende yardımcı olarak gömleğimi çıkardı. Ardından giydiğim eteği. Şimdi karşısında külot ve sutyenimle kalmıştım. Yüzümü iki avucunun arasına aldı ve dudaklarıma öpücük kondurdu. Güçlü kollarına aldı ve sarıldı bana. Parmakları sırtımda gezinirken, sutyenimi çözdü. Ardında da ellerini aşağıya doğru indirdi ve kalçalarıma götürdü. Kaba etlerimi külotun üzerinden okşadı, sıktı sevdi. Dudakları boynumda gezmeye başlarken külotumu sıyırmaya çalışıyordu. Kalçalarımı oynatarak yardımcı oldum oğluma. Bacaklarımdan sıyrıla külotum ayaklarımın dibine düştü. Tamamen çıplak halde odanın ortasında sevişiyorduk oğlumla. Dudaklarını bedenimde hissetmek beni deli ediyordu.
“Anammm…” dedi nefes nefese kalmış bir vaziyette. ” Yorganı kenarından tutup bir anda çekti. Yatağın üzerinde sadece çarşaf vardı. Nazikçe beni yatağa itti. Yatağın ortasına doğru kendimi çektiğimde bana doğru geldi. Derken omuzlarımdan bastırıp beni yatağa sırt üstü düşürdü. Önce dudaklarımı öpmeye başladı. Elleri de tüm vücudumu okşuyordu. Daha sonra hafifçe çeneme, oradan da boynuma indiğinde artık yıldızları görmeme az kaldığını anlamıştım. Göğüslerime geldiğinde, göğüs uçlarımı hafifçe ısırdığında hafif bir çığlık attım. Daha da aşağı inerken kalçalarımı kavrayan elleri bacaklarımı iyice açtı. Kasıklarıma geldiğinde dudaklarının sıcaklığını hissediyordum. Çok güzeldi. İyice ıslanmış amımı dakikalarca yaladı yaladı yaladı… bacaklarımın arasındaki yerini aldı . Evet oluyordu sonunda… yeniden sikecekti beni oğlum. O beni zevkten zevke uçuran siki içime alacaktım… Oğlum sikini amımın dudaklarının arasına yerleştirdi. Elleriyle bacaklarımı kavradı, sonra da bir anda, tek hamlede içime sokmaya başladı. Kasıklarımız buluşana kadar da içimi parçalamayı bırakmadı. Ağzımdan derin bir ohhh çekmiştim. İçimdeydi bir kez daha… parçalaya parçalaya girip çıkıyordu içime.
“Aslanım… oğlum… sik ananı… sik… gurban olduğum sik…” dedim. Demir gibi sertleşmiş sikinin her santimini hissediyordum içimde gidip geldikçe. Sonra yavaşça içimden çıktı. Sadece başı kalacak kadar çıktığı anda birden kökledi yeniden. Deli gibi bağırıyor, çığlık atıyordum. Herkese nasip olmazdı bu. Sonra birden hepsini çıkarıp yavaşça sokup, hızlanmaya başladı. Mutluydum oğlumun altında zevkten inlerken. Tadını çıkarıyordu. Bu o kadar güzeldi ki…
“Çok güzel! Çok güzel! Devam et!” diye inledim.
“Ana. Ana… çok güzelsin… doyamıyorum sana ana…”
“Sik oğlum sik ananı… daha hızlı daha hızlı…” Ayaklarımı kaldırdım belinin etrafında doladım. Belini tamamen kendimi bastırdığım anda bacaklarımı kendime çektim. Artık en derinlerime kadar giriyordu. Parçalamıştı beni adeta. Delirmek üzereydim. Her seferinde daha da fazlasını istiyordum, oğlum da daha çok içime giriyor, daha da hızlanıyordu.
“Aghhhhhh! Geliyom oğlum… geliyom!!!!” diye inlerken bedenim büküldü ve titredi. İlk birkaç saniye kasıldıktan sonra hafifçe titremeye başladım. Kadınlığımın kasıldığını hissediyordum. Gözlerim kapanıyordu, bayılacağımı sandım. Kendimi çok zor tutuyordum. Belim hafifçe yukarı doğru büküldü. Nefes alışım kesilmiş, sadece inliyordum. Sıra oğlumdaydı, annesini bu halde görmek, onu son noktaya getirmiş olmalıydı.
“Ahhh… Ana… ana…!” İnlerken, gözlerimi hafifçe araladım ve oğlumun yüzüne baktım. Ilık ılık döllüyordu beni. İçime akan bir nehir gibiydi. Zevkten dört köşe olmuştu. Bellerinin sıcaklığını hissediyordum. Çok güzeldi, hem de çok güzel… Üzerime yığıldı. Zar zor nefes alıyorduk ikimiz de, nefeslerimiz yavaşladıkça zaman normale dönmeye başladı. Hafifçe üzerimden kalkıp yana yattığında, bacağımı kaldırdı ve bana baktı. O kadar çok boşalmıştı ki akıyordu. Dolmuş taşmıştı amım oğlumun belleriyle. İri bedenine sarıldım oğlumun. Bırakmak istemiyordum. sadece, sadece benim olsun istiyordum. Kendimize gelmiştik. Konuyu Talha açtı.
“Ana teyzem gonuştu mu senle?” neyi kast ettiğini anlamıştım.
“He anlattı her bişeyi. Eslem gız… gızmadı mı?”
“Ne gızcek ana. Aldım ana gız garşıma. Güzelce gonuştum. Allah var gorkmadım değil tepki verir diye amma önce bi şaşırdı, sonra üzüldü anasına. Napacaz gaderimiz böylemiş dedi. Kabullendi.” Biraz bozulmuştum açıkçası. Aynı evde istedikleri gibi beraber olabiliyorlardı.
“Oh ne güzel… ya ben? Ben nolucam? Siz rahata erdiniz.” Dedim.
“Hele dur ana az sabret bakam. Eslem’le bi gonuşayım… ben ikna ederim onu.” Bana bakarak
“Öyle çok istiyom ki senle Eslem'i aynı yatakta sikmeyi.” Dedi ve dudaklarımdan öptü. Elimi önüne götürdüğümde oğlumun sikinin çoktan dikildiğini gördüm. Hazırdı şimdi yeniden annesini sikmeye…
Oğlum Talha - 10 Bölüm
Heyecandan ölmek üzereydim. Oğlum ve Eslem akşam yemeğine geleceklerdi. Elbette heyecanlı olmamın sebebi yemeğe gelecek olmaları değildi. Oğlumun telefonda vermiş olduğu haberdi. Eslem’le konuştuğunu, aramızdakileri anlattığını söyledi. Beklemediğim bişeydi. Biraz ürperdim açıkçası. Talha’ya ilk sorduğum soru ne dedi diye sormak oldu. Söylediği tek şey herşeyin yolunda olduğu ve gelince konuşuruz demek oldu. Oğlum ve gelinim için sevdikleri yemekleri hazırladım. Akşam olup da kapının çalmasıyla heyecanım iyice artmış kalbim deli gibi atmaya başlamıştı. Oğlum sanki karısına sarılır gibi belimden tuttuğu gibi kendine çekmiş ve yanaklarıma sulu bir öpücük bırakmıştı. Eslem’le göz göze gelince gözlerimi kaçırdım. Oğlumla sikiştiğimi biliyor olması beni utandırmıştı. Talha ise gayet rahattı. Karısını sağına beni soluna almış, kollarıyla da belimizi sarmıştı. Şimdi ikimizin ortasında yürüyor bizi salona sürüklüyordu. Ses çıkaramıyordum. Gergin olduğumu hisseden oğlum
“Rahat ol ana… Esleme anlattım her bişeyi. O da anlayış gösterdi. Dimi Eslem?” dedi.
“He ya ana… Ben herşeye gabulüm. Yeterki mutlu olalım.” Bunu Eslem’den duymak biraz rahatlatmıştı beni.
Talha salonda otururken ben ve Eslem mutfaktaydık. Konuşmuyorduk arada sırada birbirimize bakıyorduk. Sessizliği bozan Eslem oldu.
“Ana… bak ne dicem sana. Seni de anlıyom anamı da… Golay değil öyle genç yaşda köylük yerde dul galmak. İkinizde çok çekmişsiniz. Anam babamdan sen de rahmetliden. Bana göre yanlış değil yaptıklarınız onun için hiç utanma. Ya başkasıyna yapsaydınız? belkim daha kötü olurdu. Adınız çıkardı. Böylesi daha iyi…” Eslem’in böyle rahatça konuşması şaşırmıştı beni. Birden ellerimi tutmasıyla irkildim,
“Aslanım hepimize yeter…” diyerek avucundaki ellerimi sıktı.
Yemekler yenmişti. Eslem kahve hazırlamak için mutfaktaydı. Talha karşımdaki koltuktan kalktı ve yanıma gelip oturdu.
“Ana hazır mısın gülüm?”
“Ne bilem oğlum…”
“Bilemeycek ne var güzel anam. Ha sen ben teyzem, ha sen ben Eslem. Bi fark yok ki. Bundan sonra böyle.” dedi dudaklarımdan öptü beni. Birden salona giren Eslem’i görünce oğlumu ittirdim. Gülümsemesinden dolayı utanmıştım. Eslem kahveleri sehpaya bıraktıktan sonra oğlumun diğer yanına oturdu. Oğlum ikimizin arasında otururken kahvesinden içmeye başladı. Sonra başladı konuşmaya,
“Aşkım ananla senle konuştuk bir de anamla size deyiverem.”
“Biliyorum aşkım.”
“Sen anamsın sende karım… şimdi ikinizde karım oldunuz. Ana senin yerin ayrı Eslem’in yeri ayrı. İkinizi de çok seviyorum. Eslem ne senin için anamdan, ana nede seni için Eslem geçerim ya da teyzem için sizden. Kıskançlık yapmazsanız hepimiz çok mutlu yaşar gideriz.
“Tamam oğlum sen ne dersen öyle olsun.”
“Anamla gonuştuk aşkım. Sen meraklanma. Ana gız sen ne dersen o olcak.”
“Siz merak etmeyin ben hepinize de yeterim. Güzel avratlarım benim.” diyerek bir kolunu bana diğer kolunu Esleme atıp bizi güçlü kollarıyla sardı.
Kahvelerimizi içmiştik. Üçümüzde neden burada olduğumuzu biliyorduk lakin henüz bir adım atamamıştık. Sadece birbirimizi süzüyorduk. Artık harekete geçmemin zamanı gelmişti.
“Gızım üstünü değiştereceksen benim odada değiştiriver.”
“Tamam ana. İyi olur valla.” Diyerek salondan çıktı. Talha’nın yanına gittim.
“Anasının guzusu.” Diyerek kucağına oturdum. Eteğimi belime kadar çekmiştim. Çorapsız beyaz bacaklarım ortaya çıkmıştı. Oğlumun önü kabarmış, siki kalkmış pantolonuna sığmıyordu.
“Ohhh!” diye fısıldadım. Bacaklarımın arasındaki sertlik, beni azdırmıştı. Oğlumun sertleşmiş sikini amımı sürterken, o da kalçalarımı yoğuruyordu. Bense kalçalarımı sağa sola oynatıyor, dans ediyordum altımdaki sikin üzerinde. Oğlum üzerimdeki gömleğin düğmelerini teker teker açtı ve çıkardı. Çimdi üzerimde beyaz sutyenim ve eteğimle kalmıştım. Gittikçe azmaya başlamıştım. Oğlum sutyenimi de çıkarıp iri memelerimi özgürlüğüne kavuşturdu. Oğlumun dudaklarına yumuldum. Ondan da aynı şekilde karşılık gelince, inanılmaz bir öpüşme başlamıştı. Dudaklarımızı kemiriyorduk. Önce alt dudağımı, sonra üst dudağımı, daha sonrada ikisini birden ağzının içine alarak, somurdukça somuruyordu. Bir ara nefessizlikten boğulacak gibi oldum. Fırsat buldukça ben de onun alt dudağını kapıyor, emerek ağzımın içine çekiyordum. Kendimizden geçmiş, adeta uçuyorduk. İyice ıslanmaya başlamıştım. Oğlumun üstünde sadece gömlek vardı. Düğmelerini aceleyle, açtım ve çıkardım. Kendimi kaptırmıştım. Ayağa kalkıp, önce eteğimi, ardından da külotumu çıkarıp attım. Çırılçıplak kalmıştım. Sonra dizlerimin üzerine çömelip, oğlumun kemerine yapıştım. Önce kemerini çözdüm, ardından pantolonunu çıkardım. Üzerinde sadece donu kalmıştı. Tutup çektim ve ayaklarından çıkardım. Kocaman sikiyle burun buruna gelmiştim. Kocaman yarak gerilmiş, bana bakıyordu. Artık dayanamıyordum, bir an önce ağzıma alıp yalamak istiyordum. Öyle de yaptım. Dudaklarımı yarağın kafasına değdirdiğimde, yumuşaklığı ve sıcaklığı içimi bir hoş etmişti. Yarağın kocaman kafasını dudaklarımın arasına almış, bir vakum gibi emerek, alabildiğim kadar ağzıma almaya çalışırken, boğulacak gibi nefessiz kalıyordum. Özlediğim yarak ağzımda gidip gelirken oğlum,
“Ahhh. Ana yavaş sikimi kopartacaksın.” Ağzımdaki siki çıkarttım. Birden yanıma çömelen Eslem’i gördüm. Çırılçıplaktı. Bembeyaz harika bir vücudu vardı. Kenara çekildim. Eslem eğildi ve kocasının kalkık sikini tutarak ağzına almaya başladı. Oğlumun siki karsının ağzına girip çıkıyordu. Eşlemde benim gibi azmıştı sanırım iştahla yalıyordu kocasının yarağını. Ayağa kalkık üzerimdeki etek ve külotumu da çıkardım. Şimdi gelinime yardım etme sırası bana gelmişti. Bizim için kalkmış yarağı indirecektik. Bende gelinimin yanına çömeldim yeniden. Ağzındaki iyice büyümüş yarağı çıkaran Eslem, dibinden tuttuğu yarağı bana göstererek,
“Ana, hadi sıra sende.” Deyince oğlumun yarağını ağzıma lamaya başladım. Tadını çıkara çıkara yalıyordum yarağı. Yarağın başı ve gövdesi benim ağzıma girerken gelinimde dudaklarını taşaklara götürdü. Yalamaya dillemeye başladı… Karısı ve annesi zevkle yalarken Oğlumun titrediğini fark ettim. Zevkten kasılıyordu. Ellerini kafalarımıza götürdü. Bir eliyle benim saçımı okşarken diğer eliyle de karsının saçlarını okuyordu. Sonra gelinimle dudaklarımız yer değiştirdi. Şimdi ben oğlumun o kocaman taşakları yalıyordum, gelinimse kocasının yarağını yalıyordu. Tükürüklerimizle iyice ıslanmıştı oğlumun siki. Dudaklarımı taşaklardan yukarı doğru götürdüm. Yarağın bedenini öpüyordum. Gelinimde benim gibi yarağın gövdesini yukarı aşağı öpüyordu. Oğlumun yarağı karısı ve annesinin dudakları arasında kalmış boydan boya yalanıyordu. Hatta öyle ki bazen dudaklarımız birbirine değiyordu. İlk defa bir kadının dudaklarına dudaklarımın değmesi garip hissettirmişti beni. Oğlum zevkten inliyordu. Ayaklarının kasılmasından boşalacağı belli oluyordu.
“Offff… çok güzel… öldüreceksiniz beni…” dedikten sonra da “Hadi domalın söyle bakalım.” Dedi. Önünde ellerimizi üçlü koltuğa dayayarak ikimizde domaldık. Acaba önce hangimize girecek diye beklerken, Eslem’in
“Ohhh” sesi geldi. Baktım karısının arkasında, sikiyordu oğlum… sertçe hızlıca giriyor çıkıyordu karısının amına. Bense oğlumun kalçasını okşamaya başladım. Eslem zevkle inlerken oğlum benim arkama geçti. Amımın dudakları arasında yarağının büyükçe başını hissettim. Ona dönüp,
“Sok oğlum… sok ananın amına.” Dememle birlikte, kocaman yarak birden amıma girdi. Dibini bulması zor olmamıştı oğlumun. Sırılsıklam olmuştum çünkü. Belleriyle dolu sallanan kocaman taşakları kasıklarıma çarpıp duruyordu dibine kadar amıma geçirdiğinde.
“Ohhh… Erkeğim… Ooooohhh” diye zevkimin ilk tepkisini verdim. Her zamanki gibi yine muhteşemdi oğlum. Tam istediğim gibi yara yara girip çıkıyordu içime. Yeniden içimden çıkıp karısını arkasındaki yerini aldı. Yeniden iştahla karısını sikmeye devam etti. Eslem tıpkı benim gibi içine girip çıkan yarağın verdiği zevkle inliyordu. Oğlum çok güçlüydü. Tıpkı azgın bir boğa. Bizlerse döllenmeyi bekleyen ineklerdik. Bu sefer daha az kaldı karısının içinde ve yeniden beni sikmeye başladı. Gelinim ve ben oğlum tarafından sikiliyorduk. Artık öyle bir hal almıştı ki, bir benim içime giriyor sikiyor ardından da karısına girip çıkıyordu. Oğlum sonra pozisyon değiştirdi ve üçlü koltuğa oturdu. Beni kendine çekti. Yarağı havaya dikilmişti. Yüzüm oğluma dönük yarağın başına amımı geçirerek oturdum. Yavaş yavaş hareket ederek ata biner gibi ağır hareketlerle kalkıp otuyordum oğlumun yarağı üzerinde. Oğlumum dudakları memelerimi öpüyor, emiyor, elleriyle de kalçalarımı sıkıyor okşuyordu. Başımı geriye attığımda gelinim eşlemle göz göze geldik. Yalvaran gözlerle bana bakıyordu. Eminim ki şu anda benim yerimde olmak istiyordu. Oğlumun yani kocasının yarağını içine almak istiyordu. Oğlum karısını yanına çağırdı. Eslem yavaş hareketlerle yanımıza geldi. İlk defa bedenlerimiz birbirine değdi. Yumuşacık bir teni vardı Eslem’in. Karısının dudaklarını öptü. Sonra
“Altta olmayı seviyorsun aşkım. Hadi uzan bakalım.” Dedikten sonra içimden çıktı. Ayaktayken Eslem üçlü çekyata sırt üstü uzandı. Ne yapmak istediğini anlamıştım. Eslem bacaklarını ayırdı. Bende Eslem’in üzerinde domalmış halde oğlumun önünde yerimi aldım. Talha’nın önünde şimdi dört tane delik sereserpe duruyordu. Oğlumda bacaklarımın arasına girdi.
“Ana biraz yukarı kaysana.” Deyince biraz daha yukarı hareket ettim. Oğlumda Eslem’in bacaklarından tutup kendine doğru çekti. İlk olarak karısını sikecekti oğlum. Eslem bacaklarını iyice ayırdı, oğlumda ellerini kalçalarıma koydu. Eslemin
“Ohhh…” diye inlediğini gördüm. Oğlumun siki karısını amına girmişti. Eslem belimden tutup kendine çekince karnına oturdum. Islanmış amım şimdi eslemin göbeğine değiyordu. Oğlum karısının amına hızlı şekilde girip çıkıyordu. Eslemin aldığı zevk yüzünden belli oluyordu. Birden ellerini kalçalarımda gezdirip okşamaya başladı.
“Ahhh… Aşkım harika sikiyorsun…” dedi Eslem. Oda kasıklarının birbirine çarpmasından dolayı şlap şlap sesleriyle doluyordu. Birden oğlumun sikini amımın dudaklarında hissettim. Karısından amından çıkmış şimdi annesinin amına girmek üzereydi. Islanmış amımdan hızlıca içeri giren oğlumun demir gibi sert yarağı birden amımın dibini bulmuştu. Şimdi zevkten inleme sırası bendeydi. Oğlum içimde gidip gelirken birden yeniden çıktı… Şimdi karısının amına girdi yeniden… Sonra yeniden bana girdi. Artık bir makine gibi bir benim amıma giriyor, sonra benden çıkıp karısının amına giriyordu. Artık zevkten ne yaptığını bilmeyen gelinim bir iyice büyümüş olan memelerime yumuldu. Beklemediğim ama hoşuma giden bişeydi eslemin yaptığı. Oğlum gibi harika yalıyor, emiyordu. Amımda oğlumun siki içimde gidip gelirken, gelinimde memelerimi emerek aldığım zevki ikiye katlıyordu.
“Ohhh.” Diye yeniden inlerken, oğlum yeniden karısına girdi. Eslem zevkle başına geriye attı. Gelinim titriyordu. Sanırım boşalıyordu. Bu arada oğlumun gittikçe hızlanan hareketlerinden boşalmak üzere olduğunu anlamıştım… gelinim üzerime abanmış, kalçalarını iyice havaya dikmişti ki, birden sıcak sıcak fışkıran oğlumun bellerini amımın üzerinde hissettim. Sonunda oğlum boşlamıştı. Şimdi döllerini benim ve karısının amına attırıyordu. Sıcacıktı oğlumun belleri. Değdiği yeri yakıyordu. Hala boşalmaya devam ederken birden amıma girdi. Hala sertti yarağı… içimde birkaç gidip geldi sonra çıkıp bu safer de karısının amına girdi. Son damla döllerini amımıza attırdığında üçümüzde terlemiş, yorulmuştuk. Gelinimin üzerine yığılıverdim. Oğlumda benim üzerime. Oğlum kulağıma
“Seni seviyorum anam…” derken, gelinim de yanaklarımı öpüyordu…
3年前