Tabu hikayeler1
annem pek güzel olmayan, hatta belki bir çoğuna göre çirkin bile gelebilecek bir yüz hattına sahiptir. her ne kadar yüzü pek güze olmasa da dehşet bir bedene sahiptir. ortanın uzunu boy, uzun ve kalın bacaklar, bacaklarının üzerinde iri denebilecek kadar dolgun kalçalar, oldukça büyük memeleri ile çok sıra dışı bir bedeni vardır annemin. bir de bu enfes bedenin karlar beyazı cild ile kaplı olduğunu düşünürseniz ne kadar sıra dışı bir vücuda sahip olduğunu anlarsınız. tanrı belki yeterli bir yüz güzelliği vermemiş olabilir ama bunu telafi edecek kadar dehşet bir beden bağışlamış kendisine. ben zaman zaman bu nefis bedeni çıplak gördüğümden biliyorum. nasıl mı? annem her zaman olmasa da kimi zaman sırtını bana sabunlatırdı. hem henüz kamışına su yürümeye başlamış küçük bir oğlan ve hem de evladıydım, çekinmezdi pek benden. sadece meme uçlarını ve özellikle de amını saklamaya çalışırdı. ne kadar çalışsa da kenarından köşesinden az çok bişiler görürdüm yine de. hem annem ve hem de kamışına henüz su yürüyen yeni yetme bir (12-13 filandım sanırım) oğlan olduğumdan başka gözle göremezdim onu. günlerden bir gün yine bir banyo esnasında beni çağırdı ve sırtını sabunlamamı istedi. peki anne deyip elime tutuşturduğu sabunlu bez ile sırtını ovmaya başladım. ben beyazlar beyazı etini ovarken kendi de boş durmuyor, bir başka bez ile karnını, memelerini ve kollarını ovuyordu. ne görüyorsam işte bu anlarda görüyordum. babamın tahtadan kendisinin yaptığı banyo taburesinde oturduğundan zaten kalça ve basenleri apaçık ortadaydı. hatta o kadar ortadaydı ki, üstten götünün yarığı görünüyordu. ben sırtını sabunlarken kendi de meme, karın ve kollarını sabunladığından iri memeleri ister istemez yanlara savruluyordu bu esnada meme uçları da seyrime arz-ı endam ediyorlardı. ne iri ve neredeyse pembe denecek kadar açık renkliydiler. en az bir saat sürerdi birlikteliğimiz. annem yıkandıktan sonra sıra bana gelirdi. bu sefer o beni sabunlardı etimi ova ova. ben onun sadece sırtını sabunlarken o ise sikimi elim ile kapattırıp bütün bedenimi sabunlardı. sıra orama geldiğinde bezi elime verip, ''hadi bakalım, sikini de kendin sabunla' derdi. ben de, ''tamam anne' der, verdiği bez ile yarağımı ve taşaklarımı sabunlardım. o esnada annem dışarı çıkar, mutfağa gidip ocağa çaydanlık koyardı demlemek için. banyo sonraları anne oğul karşılıklı çay keyfimiz olmazsa olmazımızdı bizim. o çay demlemek için mutfağa doğru yürüdüğünde ben de yarağımı sabunlardım. o gün de öyle oldu. oldu olmasına ama tam sabunlama esnasında enteresan bişi de oldu. sikimi sabunlama esnasında gözüm bir metre kadar ötemdeki çöp kovasına ve dibindeki avuç içi büyüklüğündeki tomara takıldı. küçük bir gazete tomarıydı bu. tamamen çocuksu bir merak ile 'ne var acaba o tomarda' dedim önce ama sonra merakıma yenik düşüp tomara uzanarak elime aldım. bir iki sıkarak anlamaya çalışsam da anlayamadım ve gazete tomarını açtım. açmam ile birlikte afallayıp kaldım. aklımın ucundan bile geçmeyen bir şey vardı tomarda. annemin koltuk altı ve am kılları! şok olmuştum adeta ve bir süre bakındım şaşkınlık ile. annemin kıllarını traşladıktan sonra gazete kağıdına biriktirip, tomar haline getirip kovaya atmış ama denk getiremediğinden dibine düşmüştü. yıkanmaya devam ettiğinden alır atarım az sonra deyip umursamazlık etmiş lakin ben sırtını sıvazlamaya gelince de unutmuştu...elimdeki tomarda bulunan am ve koltuk altı kıllarına bakınırken tuhaf bir şekilde bir kıpırtı oluşmaya başladı içimde. elimde tuttuğum tomarda annemin en gizli yerlerini örten kılları vardı ve ben bu kıllara önce şaşınca bakarken şimdi ise içimde ona karşı bir istek oluştu. daha önce bedeninin hemen her noktasını görmüş olduğum halde hiç bir şey hissetmemiştim ama şimdi....ne oluyordu bana? neden daha önce hissetmediğim şeyleri şimdi hissediyordum? küçük sikim sertleşmişti ve bu ilk kez oluyordu. içimde anneme karşı inanılmaz bir istek oluştu. şu an onu öyle bir istiyordum ki...(o duyguyu anne aşkı ile yanıp tutuşanlar bilir anca) kamışımın suyu kendiliğinden akmaya başladı. annemin en mahrem yerlerinin kıllarının bulunduğu tomarı küçük sikime doladım ve döllerimi kıllar ile buluşturdum. ilk boşalmamdı bu benim...boşalıp rahatladıktan sonra durulanıp giyindim ve sonrasında ortalığı toparlayıp banyodan çıktım. tam mutfağa yönelmişken annem mutfaktan çıktı ve, ''ben de seni çağırmaya geliyordum oğlum'' dedi. ona bakıp gülümsedim ve birlikte mutfağa girip bisküvi eşliğinde çaylarımızı yudumladık. bu esnada annem ile göz göze geliyorduk hep ve ben gözlerimi kaçırmaya çalışıyordum. anladığınız gibi, utancımdan! karşımdaki kadın annemdi ve ben onun o en mahrem yerlerinin kıllarını seksüel fantezilerimin malzemesi yapmıştım. neyseki sadece 5 dakika kadar sürmüştü bu utanç. annem boşalan boşalan bardağımı doldurmak için az sağındaki ocağa doğru hamle yapınca fistanı yukarı doğru çekildi ve kalın, beyaz bacakları komple açıldı. ruh halim yine geriye dönmüştü ve ben annemi tekrardan arzulamaya başlamıştım. annem çayımı doldurup bana uzattı ve sonra tekrardan doğrulup sırtını duvara verdi. 2 dakika sonra da bana doğru uzatmış olduğu bacaklarını az aralayıp çok çarpıcı bir frikik verdi. bilinçli yapmıyordu elbette ama ne olursa olsun daha derli toplu olmalıydı. evladı olduğumdan çok dikkat etme gereği duymuyordu ama oğlu da olsam ben artık bir erkektim! beni dikkate almalıydı! bunlar içimden geçen şeylerdi ve gülmek geldi. öyle ya, kadının am kıllarına boşalırken annen değilmiydi a, dürzü?! kadının am kıllarına belini akıt sonra da vicdanını rahatlatmak için içinden anneni suçla, hadi ordan dürzü. vicdanın ile uğraşacağına annenin sana sunduğu enfes görüntüye takıl. öyle de yaptım! gözleri sık sık az araladığı bacaklarına doğrulttum. ne beyaz ve etliydi bacakları. insan okşamak, öpmek ve yalamak istiyordu. ben onun seyrime sunduğu enfes bacaklarının hayalini kurarken o bir şeyler anlatıyordu. ne bilsin oğlu bacaklarıyla ilgili hayaller kuruyor!..
ertesi gün şehrimizin pazarıydı ve evimiz pazar yerine ters bir nokta da olduğundan oldukça uzaktı ve baya yürümemiz gerekiyordu. pazar çantalarımızı alıp yola düştük kahvaltıdan sonra. pazar alışverişimizi yaptık elimizdeki pazar çantalarımız ile otobüs durağına doğru yürümeye başladık. tasarruf için gelirken yürüyerek gelmiştik lakin dönüşte dolu olduğumuzdan otobüse binmek gerekiyordu. tam durağa yaklaşmışken arkamızda bir korna duyduk. yorgancı rıfat amcaydı. bize el etti ve biz yanına varmadan arabasından inip arkaya geçti ve bagajı açtı. biz daha ne var, ne oluyor demeden ellerimizdeki pazar çantalarını alıp bagaja yerleştirdi ve sonrada bizi arabasına bindirdi. hem öyle davet eder gibi de değil, apar topar adeta. arabaya binince konuşmaya başladı,
-kusura bakmayın sahika hanım, trafiği engellememek için apar topar oldu
-yok önemli değil rifat abi de, yine de sormalıydın
-evet haklısın sahika, özür dilerim
rifat amca bizim mahalleye yakın bir yerde yorgancı dükkanı vardı ve annem de dahil bir çok kadın yastık yorgan diktirirdi bu adama. mahallemizin adamı sayılırdı ve annem ile tanışıklıkları da buradan geliyordu zaten. kaldı ki annem de bir kaç kez yorgan diktirmişti bu adama. hal hatır derken babamı sordu rifat amca. bunu dikiz aynasından ve öyle bir ifade ile sordu ki annem irkildi birden. adamın babamı sormasını art niyetli buluyordu sanırım. babamın bir sondaj şirketinde ve işi gereği çoğunlukla şehir dışında ve hatta yakın şehirlerde yatılı kaldığını ve evine anca 2-3 hafta da bir gelebildiğini ve eğer yakın şehirlerden birindeyse bu sürenin 4-5 haftaya kadar uzayabildiğin bal gibi biliyordu rifat amca. annem de rifat amcanın bütün bunları bildiğini ve onun bu muhabbeti açmasının sebebinin kendisi olduğunu biliyordu elbet. ''ulaşmak istiyor bana diye düşündü annem. sahibini anca 2-3 haftada bir görebilen diri bedenim erkek arzusuyla yanıyor. dudaklarım ısırılmak, yanaklarım yalanmak istiyor. memelerim emilmek, göbeğim okşanmak istiyor. kalçalarım sıkılmak, amım ovulmak istiyor. bedenim üstünde tüm ağırlığını hissettirecek güçlü bir erkeğin altında ezilmek istiyor. en çok ta, tere yağına giren kızgın bıçak misali kabarıp ıslanmış amıma dalacak sıcak ve çok sert bir yarak istiyor ve rifat denen bu ırz düşmanı şerefsiz elbet bunun farkında. kocamı konu etmesinin altında bu var işte'' annem içinde bunları geçirirken dikiz aynasından rifat amcayı kesiyordu, tıpkı onun kendisini kestiği gibi! 'havanı alırsın' der gibiydi bakışları. yorgancı ise ' benim olacaksın sahika, çok arzuluyorum seni der gibiydi', arsız ve çok cesur. neden sonra annem önüne döndü ve sol kolunu omzuma atıp beni kendine doğru çekti, saçlarımı okşayıp öpüp kokladı. yorgancı rifat amca anlamıştı mesajı ama oralı bile olmadı. arsız arsız annemi süzmeye devam etti dikiz aynasından. annem de ara ara ona bakıyordu. sert bakışları az yumuşamaya başlamıştı. rifat amca annemin yumuşamaya başladığının farkındaydı. kocasını 2-3, hata ayda bir gören bu güçlü kuvvetli, diri kadının kendisi gibi güçlü bir erkeğe ihtiyaç duyduğunu ve fazla dayanamayacağının zaten farkındaydı. başlardaki sertliği gitmiş, yumuşamıştı bakışları. 'erkek diye yanıyor bu kadın, iş sadece zamana kaldı' diye düşündü yorgancı rifat. bu düşünceyle attığı çapkın bakışa sıcak bir gülümsemeyle karşılık verdi annem. ben ise yorgunluktan dikkatim dağılmış bir şekilde annemin göğsüne dayadım başımı. annem bu anı rifat amcaya zarf atarak değerlendirdi. dikiz aynasından adama bakarak ' ne o, emmeyi mi özledin? bebeklikten çıkalı çok oldu' mesajı alan yorgancı rifat annemin bu zarfına dudaklarını yalayarak karşılık verdi. büyük aşklar kavgayla başlar misali oldukça sert bakışlar ve laf çarpmalar ile başlayan ilişkileri kendi mecrasında yatağını oluştura oluştura akıyordu ve bu akış annemin vajenin de sonlanacaktı. artık bu gün gibi ortadaydı. annem haklıydı aslında. yukarıda da değim gibi, pek güzel değildi yüzü ama bedeni pek diri ve davetkardı. çapkın rifat amca bunun elbette farkındaydı. mesleği gereği pek çok kadın tanımıştı ve bunların kimileriyle yatmıştı. üzerinde fistanda olsa, o fistanın altın da ne müthiş bir beden vardı tahmin edebiliyordu. ben ise pek memnundum bu başlangıçtan. sonuçta annemin cinsel tarafını keşfediyordum ve onu, hem de babamdan başka bir adamın tatmin edeceğini düşünmek heyecan kasırgası yaratıyordu bende. her ne kadar annemin önce direneceğinin mesajını verip sonrasın da yumuşaması ve 'senin olmaya hazırım' moduna geçmesi az biraz hoşnutsuzluk yaratsa da çok da rahatsız olmadım açıkçası. onu babamdan başka bir adamın sikecek olası heyecandan uçuruyordu beni ve bir an önce onların bir araya gelmesini arzuluyordum...
nihayet mahallemize gelmiştik ve annem, dedikodu olmasın diye mahallenin yakınında inmek istedi ve cüzdanından çıkardığı bir miktar parayı rifat amcaya uzattı. adam beklendiği gibi parayı ret etti ve bunu yaparken de annemin elini okşadı. kızarmıştı annem. utanmışmıydı yoksa heyecan mı yapmıştı bilinmez ama arabadan inerken oldukça mutlu görünüyordu...
ertesi gün şehrimizin pazarıydı ve evimiz pazar yerine ters bir nokta da olduğundan oldukça uzaktı ve baya yürümemiz gerekiyordu. pazar çantalarımızı alıp yola düştük kahvaltıdan sonra. pazar alışverişimizi yaptık elimizdeki pazar çantalarımız ile otobüs durağına doğru yürümeye başladık. tasarruf için gelirken yürüyerek gelmiştik lakin dönüşte dolu olduğumuzdan otobüse binmek gerekiyordu. tam durağa yaklaşmışken arkamızda bir korna duyduk. yorgancı rıfat amcaydı. bize el etti ve biz yanına varmadan arabasından inip arkaya geçti ve bagajı açtı. biz daha ne var, ne oluyor demeden ellerimizdeki pazar çantalarını alıp bagaja yerleştirdi ve sonrada bizi arabasına bindirdi. hem öyle davet eder gibi de değil, apar topar adeta. arabaya binince konuşmaya başladı,
-kusura bakmayın sahika hanım, trafiği engellememek için apar topar oldu
-yok önemli değil rifat abi de, yine de sormalıydın
-evet haklısın sahika, özür dilerim
rifat amca bizim mahalleye yakın bir yerde yorgancı dükkanı vardı ve annem de dahil bir çok kadın yastık yorgan diktirirdi bu adama. mahallemizin adamı sayılırdı ve annem ile tanışıklıkları da buradan geliyordu zaten. kaldı ki annem de bir kaç kez yorgan diktirmişti bu adama. hal hatır derken babamı sordu rifat amca. bunu dikiz aynasından ve öyle bir ifade ile sordu ki annem irkildi birden. adamın babamı sormasını art niyetli buluyordu sanırım. babamın bir sondaj şirketinde ve işi gereği çoğunlukla şehir dışında ve hatta yakın şehirlerde yatılı kaldığını ve evine anca 2-3 hafta da bir gelebildiğini ve eğer yakın şehirlerden birindeyse bu sürenin 4-5 haftaya kadar uzayabildiğin bal gibi biliyordu rifat amca. annem de rifat amcanın bütün bunları bildiğini ve onun bu muhabbeti açmasının sebebinin kendisi olduğunu biliyordu elbet. ''ulaşmak istiyor bana diye düşündü annem. sahibini anca 2-3 haftada bir görebilen diri bedenim erkek arzusuyla yanıyor. dudaklarım ısırılmak, yanaklarım yalanmak istiyor. memelerim emilmek, göbeğim okşanmak istiyor. kalçalarım sıkılmak, amım ovulmak istiyor. bedenim üstünde tüm ağırlığını hissettirecek güçlü bir erkeğin altında ezilmek istiyor. en çok ta, tere yağına giren kızgın bıçak misali kabarıp ıslanmış amıma dalacak sıcak ve çok sert bir yarak istiyor ve rifat denen bu ırz düşmanı şerefsiz elbet bunun farkında. kocamı konu etmesinin altında bu var işte'' annem içinde bunları geçirirken dikiz aynasından rifat amcayı kesiyordu, tıpkı onun kendisini kestiği gibi! 'havanı alırsın' der gibiydi bakışları. yorgancı ise ' benim olacaksın sahika, çok arzuluyorum seni der gibiydi', arsız ve çok cesur. neden sonra annem önüne döndü ve sol kolunu omzuma atıp beni kendine doğru çekti, saçlarımı okşayıp öpüp kokladı. yorgancı rifat amca anlamıştı mesajı ama oralı bile olmadı. arsız arsız annemi süzmeye devam etti dikiz aynasından. annem de ara ara ona bakıyordu. sert bakışları az yumuşamaya başlamıştı. rifat amca annemin yumuşamaya başladığının farkındaydı. kocasını 2-3, hata ayda bir gören bu güçlü kuvvetli, diri kadının kendisi gibi güçlü bir erkeğe ihtiyaç duyduğunu ve fazla dayanamayacağının zaten farkındaydı. başlardaki sertliği gitmiş, yumuşamıştı bakışları. 'erkek diye yanıyor bu kadın, iş sadece zamana kaldı' diye düşündü yorgancı rifat. bu düşünceyle attığı çapkın bakışa sıcak bir gülümsemeyle karşılık verdi annem. ben ise yorgunluktan dikkatim dağılmış bir şekilde annemin göğsüne dayadım başımı. annem bu anı rifat amcaya zarf atarak değerlendirdi. dikiz aynasından adama bakarak ' ne o, emmeyi mi özledin? bebeklikten çıkalı çok oldu' mesajı alan yorgancı rifat annemin bu zarfına dudaklarını yalayarak karşılık verdi. büyük aşklar kavgayla başlar misali oldukça sert bakışlar ve laf çarpmalar ile başlayan ilişkileri kendi mecrasında yatağını oluştura oluştura akıyordu ve bu akış annemin vajenin de sonlanacaktı. artık bu gün gibi ortadaydı. annem haklıydı aslında. yukarıda da değim gibi, pek güzel değildi yüzü ama bedeni pek diri ve davetkardı. çapkın rifat amca bunun elbette farkındaydı. mesleği gereği pek çok kadın tanımıştı ve bunların kimileriyle yatmıştı. üzerinde fistanda olsa, o fistanın altın da ne müthiş bir beden vardı tahmin edebiliyordu. ben ise pek memnundum bu başlangıçtan. sonuçta annemin cinsel tarafını keşfediyordum ve onu, hem de babamdan başka bir adamın tatmin edeceğini düşünmek heyecan kasırgası yaratıyordu bende. her ne kadar annemin önce direneceğinin mesajını verip sonrasın da yumuşaması ve 'senin olmaya hazırım' moduna geçmesi az biraz hoşnutsuzluk yaratsa da çok da rahatsız olmadım açıkçası. onu babamdan başka bir adamın sikecek olası heyecandan uçuruyordu beni ve bir an önce onların bir araya gelmesini arzuluyordum...
nihayet mahallemize gelmiştik ve annem, dedikodu olmasın diye mahallenin yakınında inmek istedi ve cüzdanından çıkardığı bir miktar parayı rifat amcaya uzattı. adam beklendiği gibi parayı ret etti ve bunu yaparken de annemin elini okşadı. kızarmıştı annem. utanmışmıydı yoksa heyecan mı yapmıştı bilinmez ama arabadan inerken oldukça mutlu görünüyordu...
12ヶ月前