Tabu hikayeler3
Aradan 3 hafta geçmişti ve bu 3 hafta boyunca pazara hiç gitmedik. annem sık sık bu adam ile görülüp dedi kodu çıkmasını istemiyordu. belki babasından bile yaşlı olan bu adamdan hoşlanıyordu aslında ama burası geleneklerin ağır bastığı ortalama bir şehirdi ve burada dedi kodu demek hayatın bitmesi gibi bir şeydi neredeyse. ya intihar ya göç, bu ikisinden biri gerçekleşmek zorundaydı. işte bu acımasız akıbet ile karşılaşmamak için araya mesafe koymak, görüşmeyi sınırlandırmak zorundaydı. öyle de yaptı annem. artık 3-4 haftada bir pazara gidiyorduk. her gidişimizde yorgancı rifat bizi bekliyor oluyordu. gururu okşanıyordu annemin. kendine göre hayli yaşlı da olsa bir erkeğin kendini bu denli önemsiyor olması kadınlık itibarını yükseltiyordu. minnettardı bu adama annem ve minnet duygusu onu daha cesur olmaya itiyordu. 'daha fazlasını hak ediyor' diye düşünmeye başladı. artık daha fazla frikik veriyor, beni 'dolanmaya' gönderip adama alan açıyordu. arkaya geçip yerimi alan yorgancı annemin bu kıyağını anlaması gerektiği gibi anlıyordu ve hemen harekete geçiyordu. yanaklarını yalıyor dudaklarını öpüyordu. bir yandan da fistan üzerinden memelerini ovuyor, oradan da bacaklarına iniyordu. dolgun bacaklarını kavrayan iri elleri amına doğru yönelirken annem elini bacak arasına koyarak amını ellemesine engel oluyordu. annemin ısrarlı direnişi üzerine çaresiz kalan adam annemin izin verdiği bölgelerine yoğunlaşıyor, oralarını seviyordu. en nihayetinde, annem 10 dakika kadar süren bu oynaşmayı bitirip toparlanırken adamda içinde kalan azgınlığıyla tekrar ön tarafa geçerek annemin insafına sığınıyordu. bu durumun farkında olan annem gülümseyerek, 'sabırlı ol rifat' diyerek gönlünü alıyordu. annemin geleceği işaret ederek gönlünü alması amacına ulaşıyor ve yaşlı yorgancı keyifle gülümsüyordu. annemin bu sözleri boşuna söylemediği sonraki ilk görüşmede ortaya çıkmıştı. her zaman olduğu gibi beni dolaşmaya gönderen annem arkaya, yanına gelen rifat amcayla rutin sevişmelerine başlamışlardı. bir yandan öpüşüp koklaşırlarken bir yandan da, her sefer olduğu gibi elini annemin bacaklarına attı adam. annem yine elini bacak arasına koyup amına ulaşmasını engellemişti. adam yine keyifsizleşip, morali bozulunca annem o ana kadar yapmadığı bir şeyi yaptı ve fistanının üst düğmelerini çözerek memelerini dışarı çıkardı. adam hiç beklemediği bu cömertlik karşısında önce şaşırıp afallasa da hemen toparlanıp kendisine sunulan bu niğmetten faydalanmaya başlıyordu. kendisine sunulan gül memeleri bir yandan okşayıp ovarken bir yandan da kocaman ağzını uçlarına dayayıp emiyor, emiyor, emiyordu. ileriki buluşmalarında dozu daha da artıran annem nihayet elini siper etmekten vazgeçti ve adamın külot üzerinden de olsa amını avuçlamasına izin verdi. mutluydu rifat amca, hem de pek mutlu. aylardır gösterdiği sabır nihayet sonuç vermeye başlamıştı işte. artık annemin tüm mahremiyetine ulaşmıştı. sıra seks'e gelmişti. oda olacaktı elbet. bunun için biraz daha sabretmesi yeterliydi. bu sevgiye, şefkate aç 'orospu' bunu da verecekti kendisine. bacaklarını kendisine aralayacak ve, 'hadi aşkım, ben hazırım' diyecekti. haklıydı yorgancı rifat. annemin dozu her seferinde az daha artırması bunun göstergesiydi adeta. tek şart sabırdı. onu ürkütecek bir kelime, bir küçük yanlış hareket elinden uçmasına sebep olabilirdi bu aşk açlığı çeken kenar mahalle orospusunun. diğer yanda annem de mutluydu bu kirli ilişkiden. adamın nihai amacının kendisine sahip olmak olduğunun farkında bile değildi yada bunu önemsemiyordu. yorgancı rifat amcanın bilmem kaçıncı sevgilisi olduğunu/olabileceğini düşünmüyordu bile. duygularının peşine takılmış gidiyordu. adamın süslü sözlerine, şefkat dolu sevgi gösterisine kapılmış, onun adeta esiri olmuştu. düşündüğü yada aşk sarhoşluğundan dolayı düşünebildiği ondan gördüğü sevginin karşılığını verebilmek için onu mutlu edebilmekti ve bunun için de her görüşmede biraz daha cömert oluyordu. bu gidişin sonunun yatak olduğunu biliyordu aslında ama onu mutlu etme isteği bu kaçınılmaz sonu kenara itmesine sebep oluyordu. adam ise annemin kendisine gösterdiği cömertlikten giderek kıvama, 'hayır' diyemeyecek hale geldiğini biliyordu elbet ve ona ulaşmanın artık zamanlama meselesi olduğunu düşünüyordu. doğru bir zamanlama ile baştan ayağa bir tabu olan bu kadının kendisine tamamıyla teslim olacağını bilerek 'bir daha ki görüşmeyi beklemeliyim' dedi. o gün geldiğinde baklayı ağzında çıkardı ve,
-sana bir şey söylemek istiyorum sahika
-söyle canım
-kızmak kırılmak yok ama
-o risk varsa söyleme!
-aslında yok ama..
-ama?
-beni tersleyip, hayır demenden korkuyorum
annem bu son cümleden anlamıştı adamın ne istediğini. 'gerçek sex istiyor bu adam' dedi kendi kendine. bunu yapabilirmiydi acaba? 'bilmiyorum' dedi içinden yine, 'emin değilim'. sonrada kızdı kendine, 'ne ananın amına bu kadar ileri gidiyorsun elin adamıyla? ne olacak şimdi, ne diyeceğim ben bu adama? off sahika off..bu adamın bu liseli oynaşmalarıyla yetinmeyeceğini ve sonunda yatak isteyeceğini nasıl yok sayarsın? senin be kızım kabahat, bütünüyle senin.
annemin bu sessizliğinden kendisiyle hesaplaşma içinde olduğunu ve kararını bu iç hesaplaşmadan sonra vereceğini biliyordu. muhtemelen hayır diyecekti ve buda sürecin uzaması, haliyle de biraz daha sabır demekti. çaresiz bekleyecekti. buraya kadar geldikten sonra sabırsızlık göstermeye hakkı yoktu. hele amacına bu kadar yaklaşmışken hiç yoktu. bir bilemedin iki görüşme sonunda gerçekleşebilecek olan reel sex eylemini hiç bir şekilde riske atamazdı. bu noktaya kadar gelmişken olmazdı bu. annemin olası 'evet'ine kadar sabır göstermeye devam kararı aldı yorgancı. o esnada annem ile göz göze geldiler ve hafifçe gülümsediler birbirlerine. hiç konuşmamalarına rağmen ne düşündüklerini biliyorlardı birbirlerinin. bir kaç dakikalık bakışma ve gülümsemeden sonra adam bütün cesaretini toplayarak,
-seninle aylardır görüşüyoruz sahika
-evet rifat
-ama liseli fantazisinin ötesine geçemedik
-ben ötesine geçtiğimizi düşünüyorum rifat
-anlamadım hayatım
-ben evliyim rifat. üstelik anneyim, görüyorsun işte, buluğ çağına girmekte olan bir oğlum var. yakışıyor mu bana bu işler?
-ona bakarsan benimde torunlarım var sahika
-sen erkeksin ama
-sonuçta ortalama bir kentte yaşıyoruz sahika, çıkacak bir dedi kodu benimde aileme zarar verir
-benim kadar değil rifat
-hm, hayır mı diyorsun yani?
-düşünmek zorundayım rifat. geri dönüşü olmayabilir bu yolun
-şimdiye kadar düşünmüş olmalıydın canım
-ne demek şimdi bu?
-kendini hazırlamak manasında, tedirgin olmana gerek yok
annem derin derin baktı rifata. ilk kez kuşkulanmıştı bu adamdan. acaba nihai amacı kendisini yatağa atmakmıydı? hedeflenen son içinmiydi o güzel sözler, kibar davranışlar? niye olmasındı? pekala da olabilirdi. sonunda oda erkek değilmiydi?..
burada söze girmeliyim, adam aylar süren sabrının meyvesini kurduğu ahmakça bir cümle ile riske atmıştı. tehdit içeren salakça cümle annemi şüphelendirmişti ve o artık güven bunalımına girmişti. adam bunun farkındaydı belki ama yapabileceği bir şey yoktu. ne kadar da kızıyordu kendine, 'ah aptal rifat ahh, yatağa bir iki adım kalmışken..
annem ise kendi dünyasındaydı. girdiği güven bunalımı onu sarsmıştı. uzun bir süre görüşmeme kararı aldı bu adam ile ve sözünü de tuttu. adama,
-biraz ara verelim rifat, çok hızlı gidiyoruz
-elbette sahika. ama bu çok uzamasın olur mu?
-ona ben karar veririm
annemin bu sert tavrı yorgancı rifatı sarsmıştı. ilk kez annemi böyle sert görüyordu. bu sert söylemi yine sert bakışlarıyla destekliyordu üstelik. işte o an adam kalbinde tatlı bir sızı hissetti. aşk sızısıydı bu! yanlış bir cümlesi annemi değiştirmiş ve gerçek sahikayı ortaya çıkarmıştı. sert bakışlar, sert söylem ve tavizsiz tutum, gerçek şahika buydu işte ve buda adamın aşık olması için kafi gelmişti. anneme şefkatle baktı ve,
-sanırım sana aşık oldum sahika
-bırakılma korkusundandır o!
-hayır sahika, gerçek aşktan bahsediyorum
-şimdiye kadar'kiler yalanmıydı peki?
-kısmen!
-bak birde itiraf ediyorsun ha?
-evet, ediyorum
-şu ana kadar olan aşk sözcüklerin yalansa ki' bizzat kendin itiraf ediyorsun, neden şimdi sana inanayım?
rifat annemin beyaz ve yumuşacık elini eline aldı ve dudaklarını üzerine koydu. öptü uzun uzun. sonra yanaklarına, oradan da dudaklarına yöneldi dudakları. hiç bir cinsellik içermeyen romantik öpüştü bu buseler ve annem bunu farkedebiliyordu. kaldı ki adamın gözleri dolmuştu ve,
-bana inan sahika. beni yine bırak ama bana inan
annem gözleri dolan bu yaşlıca adama baktı ve ona doğru eğilerek dudaklarını uzattı ve,
-beni öp rifat. bende seni seviyorum. senin için uzanmak ve sana bacaklarımı aralamak istiyorum. o koca yarağının amıma dalmasını ve vulvamı doldurmasını istiyorum. sıcacık sperminin dişiliğimi okşamasını istiyorum....ama bunlar bir süreç ve sabırla beklemen lazım. anladın değil mi sevgilim?
-elbette sahika. bana inandığın ve affettiğin için sonsuz teşekkürler aşkım. şu andan itibaren senin yörüngendeyim
-yok o kadar değil, sevmem pısırık erkeği
-ah aşkım, ah delikanlı, yürekli kadınım. nasıl gerçek seni farkedemedim şu ana kadar? affet beni sultanım
-tamam rifat, dramatize etme. şimdi bizi evimize bırak ve sabırla bekle
-emredersin sultanım
annem ve rifat amca birbirlerine sarılıp içtenlikle öpüşüp koklaştılar kısa bir süre. sonrasında bana bakınmak ve çağırmak için dışarı çıkıp etrafı taradılar el ele. devam edecek..
-sana bir şey söylemek istiyorum sahika
-söyle canım
-kızmak kırılmak yok ama
-o risk varsa söyleme!
-aslında yok ama..
-ama?
-beni tersleyip, hayır demenden korkuyorum
annem bu son cümleden anlamıştı adamın ne istediğini. 'gerçek sex istiyor bu adam' dedi kendi kendine. bunu yapabilirmiydi acaba? 'bilmiyorum' dedi içinden yine, 'emin değilim'. sonrada kızdı kendine, 'ne ananın amına bu kadar ileri gidiyorsun elin adamıyla? ne olacak şimdi, ne diyeceğim ben bu adama? off sahika off..bu adamın bu liseli oynaşmalarıyla yetinmeyeceğini ve sonunda yatak isteyeceğini nasıl yok sayarsın? senin be kızım kabahat, bütünüyle senin.
annemin bu sessizliğinden kendisiyle hesaplaşma içinde olduğunu ve kararını bu iç hesaplaşmadan sonra vereceğini biliyordu. muhtemelen hayır diyecekti ve buda sürecin uzaması, haliyle de biraz daha sabır demekti. çaresiz bekleyecekti. buraya kadar geldikten sonra sabırsızlık göstermeye hakkı yoktu. hele amacına bu kadar yaklaşmışken hiç yoktu. bir bilemedin iki görüşme sonunda gerçekleşebilecek olan reel sex eylemini hiç bir şekilde riske atamazdı. bu noktaya kadar gelmişken olmazdı bu. annemin olası 'evet'ine kadar sabır göstermeye devam kararı aldı yorgancı. o esnada annem ile göz göze geldiler ve hafifçe gülümsediler birbirlerine. hiç konuşmamalarına rağmen ne düşündüklerini biliyorlardı birbirlerinin. bir kaç dakikalık bakışma ve gülümsemeden sonra adam bütün cesaretini toplayarak,
-seninle aylardır görüşüyoruz sahika
-evet rifat
-ama liseli fantazisinin ötesine geçemedik
-ben ötesine geçtiğimizi düşünüyorum rifat
-anlamadım hayatım
-ben evliyim rifat. üstelik anneyim, görüyorsun işte, buluğ çağına girmekte olan bir oğlum var. yakışıyor mu bana bu işler?
-ona bakarsan benimde torunlarım var sahika
-sen erkeksin ama
-sonuçta ortalama bir kentte yaşıyoruz sahika, çıkacak bir dedi kodu benimde aileme zarar verir
-benim kadar değil rifat
-hm, hayır mı diyorsun yani?
-düşünmek zorundayım rifat. geri dönüşü olmayabilir bu yolun
-şimdiye kadar düşünmüş olmalıydın canım
-ne demek şimdi bu?
-kendini hazırlamak manasında, tedirgin olmana gerek yok
annem derin derin baktı rifata. ilk kez kuşkulanmıştı bu adamdan. acaba nihai amacı kendisini yatağa atmakmıydı? hedeflenen son içinmiydi o güzel sözler, kibar davranışlar? niye olmasındı? pekala da olabilirdi. sonunda oda erkek değilmiydi?..
burada söze girmeliyim, adam aylar süren sabrının meyvesini kurduğu ahmakça bir cümle ile riske atmıştı. tehdit içeren salakça cümle annemi şüphelendirmişti ve o artık güven bunalımına girmişti. adam bunun farkındaydı belki ama yapabileceği bir şey yoktu. ne kadar da kızıyordu kendine, 'ah aptal rifat ahh, yatağa bir iki adım kalmışken..
annem ise kendi dünyasındaydı. girdiği güven bunalımı onu sarsmıştı. uzun bir süre görüşmeme kararı aldı bu adam ile ve sözünü de tuttu. adama,
-biraz ara verelim rifat, çok hızlı gidiyoruz
-elbette sahika. ama bu çok uzamasın olur mu?
-ona ben karar veririm
annemin bu sert tavrı yorgancı rifatı sarsmıştı. ilk kez annemi böyle sert görüyordu. bu sert söylemi yine sert bakışlarıyla destekliyordu üstelik. işte o an adam kalbinde tatlı bir sızı hissetti. aşk sızısıydı bu! yanlış bir cümlesi annemi değiştirmiş ve gerçek sahikayı ortaya çıkarmıştı. sert bakışlar, sert söylem ve tavizsiz tutum, gerçek şahika buydu işte ve buda adamın aşık olması için kafi gelmişti. anneme şefkatle baktı ve,
-sanırım sana aşık oldum sahika
-bırakılma korkusundandır o!
-hayır sahika, gerçek aşktan bahsediyorum
-şimdiye kadar'kiler yalanmıydı peki?
-kısmen!
-bak birde itiraf ediyorsun ha?
-evet, ediyorum
-şu ana kadar olan aşk sözcüklerin yalansa ki' bizzat kendin itiraf ediyorsun, neden şimdi sana inanayım?
rifat annemin beyaz ve yumuşacık elini eline aldı ve dudaklarını üzerine koydu. öptü uzun uzun. sonra yanaklarına, oradan da dudaklarına yöneldi dudakları. hiç bir cinsellik içermeyen romantik öpüştü bu buseler ve annem bunu farkedebiliyordu. kaldı ki adamın gözleri dolmuştu ve,
-bana inan sahika. beni yine bırak ama bana inan
annem gözleri dolan bu yaşlıca adama baktı ve ona doğru eğilerek dudaklarını uzattı ve,
-beni öp rifat. bende seni seviyorum. senin için uzanmak ve sana bacaklarımı aralamak istiyorum. o koca yarağının amıma dalmasını ve vulvamı doldurmasını istiyorum. sıcacık sperminin dişiliğimi okşamasını istiyorum....ama bunlar bir süreç ve sabırla beklemen lazım. anladın değil mi sevgilim?
-elbette sahika. bana inandığın ve affettiğin için sonsuz teşekkürler aşkım. şu andan itibaren senin yörüngendeyim
-yok o kadar değil, sevmem pısırık erkeği
-ah aşkım, ah delikanlı, yürekli kadınım. nasıl gerçek seni farkedemedim şu ana kadar? affet beni sultanım
-tamam rifat, dramatize etme. şimdi bizi evimize bırak ve sabırla bekle
-emredersin sultanım
annem ve rifat amca birbirlerine sarılıp içtenlikle öpüşüp koklaştılar kısa bir süre. sonrasında bana bakınmak ve çağırmak için dışarı çıkıp etrafı taradılar el ele. devam edecek..
9ヶ月前