Hanife1

arada bir yaşadığımız büyük şehirden annemin küçük kentine ziyarete giderim. ana toprağına özlem giderir, kırsalında (aslında ortalama bir ilçe, bakmayın kent dediğime)dolanır doğa sevgimi tatmin ederim (annem iflah olmaz bir doğa tutkunudur, ona çekmişim) bunun haricinde kentte amaçsızca turlar, çarşı pazar gezerim. işte bu gezilerimin birinde 'meryem' ile tanıştım. pazarda kayısı-şeftali satan bir tezgahta karşılaştık ilk. aynı şeftaliye uzanan ellerimiz istemsizce dokundu birbirine. oda bende önce utanarak baktık birbirimize, sonrasında ise bu hoş tesadüfe güldük neşeyle. her ne kadar 'alain delon' olmasak ta yine de baya baya yakışıklıyımdır. kızların az çok ilgisini çektiğimi söyleyebilirim. o ise ziyadesiyle güzel ve bir o kadar da şuh bir kızdı. ortanın uzunu, az etli ve bem beyazdı. daha o anda kapılıp gitmiştim güzel meryeme. bir yandan alışverişimizi tamamlarken bir yandan da henüz tanışmanın verdiği yabancılık ile çekimser bir sohbete başladık. havadan sudan başlayan sohbetimiz kimlik ve adrese kadar gelmişti. 25 km kadar ötede bir köyde oturuyordu. pazar alışverişi bitince bırakmayı teklif ettim. ilk tepkisi,
-aa, araban mı var senin?
-evet meryem, her zaman emrinde
-o ne demek
-yanlış anlama lütfen, ihtiyaç duyduğun an demek istiyorum
-duymam
-hayat tesadüflerden örülüdür
-duymam dedim bay filozof, anlamadın mı?
-anladım meryem
-tamam o zaman, şimdi sen yoluna ben yoluma, hadi bakim, deh dehh..
-peki meryem. öncesinde elindekileri garaja kadar taşımama izin ver
-soy adın sülük mü?
-bak bu ağır oldu işte
-yapışma o zaman
işi gırgıra vurup ısrar ettim. 'peki o zaman, garaj kapısına kadar ama' deyip kabul eti
kendi elindeki pazar çantasını ve 9-10 yaşlarındaki yeğeni deryanın da elindeki bir kaç poşeti alıp pazar çıkışından köy garajlarına doğru yürümeye başladık. 300 metre kadar ötede ve tam da yol üzerinde otomobilim vardı. amacım onları arabama kadar yürütüp köye birlikte gitmekti. boş muhabbet eşliğinde arabama kadar gelmiştik. birden durdum ve arabamın bagajını açıp elimdekileri doldurdum. meryem önce şaşırsa da çabuk toparlandı ve,
-bu hayatta olmaz
-oldu bile, hadi atlayın bakalım
-duymadın mı sağır sultan, olmaz dedim ya
-benden korkma meryem. amacım sadece yardım etmek
-teşekkür ederim ama istemiyorum
bu arada yeğeni derya araya girerek,
-aman teyze götürsün işte. sanki ilk defa birinin arabasına bineceğiz
-ne demek kız o laf?
-hangi laf?
-salağa yatma, yelloz. birinin arabasına binmek ne demek?
-daha önce de dönüşte denk gelen arabalara bindik demek
-onlar köylülerimiz derya
-sonuçta erkekler ama
-tamam, kes artık.
-kestim, ama bu abiyle gidelim ne olur
meryem bana baktı çal karası gözleriyle. benden tehlike gelip gelmeyeceğini anlamaya çalışıyordu. rahatlatmak için,
-tedirgin olacak bişi yok meryem
-hmm tamam o zaman, köyün girişine kadar sadece
-elbette
yeğeniyle birlikte arka koltuğa geçip yerleşirken bende şöför koltuğuna geçtim. köylerini bildiğim için onlara sormadan önce kent dışına yöneldim. kent dışına çıkınca da onların köy yoluna doğru sürdüm otomobilimi. beş dakika sonra da köy yoluna girdik. 7-8 km kadar içerideydi köyleri. verdiğim sözü tutup köy girişindeki çeşmenin az yakınına bıraktım. inerken kömür gözleriyle gülümseyip elini uzattı. okşarcasına sıktım elini ve bana bu şansı verdiği için teşekkür ettim. sonrasında ise pazara her hafta aynı saat de gelip gelmediğini sordum. 'ne zaman gelip gittiğim seni ilgilendirmez' diyerek sırtını dönüp hızla indi ve uzaklaştı. yeğeni derya geride kalmıştı ve bana bakıp gülümseyerek 'aşağı yukarı' dedi. sevinmiştim bu cevaba. deryayı beklettim bir dakika ve o sürede bir kağıda telefonumu yazarak eline tutuşturdum ve 'onun hakkında her türlü malumatı istiyorum' dedim. derya 'tamam enişte, merak etme sen' 'bana güven derya, ciddi düşünüyorum' 'anlamasam enişte demezdim bayım'! 'bayım' lafa bak amına koyim. bu yaşta bu fırlamalık! (bu bacaksız ile maceralarımızı sonraki bölümler de anlatırım belki) onları bıraktıktan sonra ilçeye geri döndüm ve bir birahaneye girip 'zafer' kutlaması yaptım kendimce. öyle ya, güzellik timsali bir esmer ile tanışmıştım ve vakti zamanı gelince kollarım da olması kaçınılmazdı. neden bu kadar emindim peki? yol boyunca dikiz aynasından izlemiştim. sık sık göz göze geliyorduk ve bakışlarını çok da fazla kaçırmıyordu. hatta çok hafif de olsa gülümsediği oluyordu. bu gülümsemeler umut vericiydi ve adeta 'sabırlı ol' diyordu. yeğeni olacak o küçük fırlama da doğrusu pek pişkindi. en az teyzesi kadar cesur bakışları (hatta ondan da cesur!) ve az da olsa ahlak dışı söylemleri bu işin beklediğimden daha kolay olacağına işaret ediyordu. bu sıra dışı esmer güzeline ulaşmak için sadece sabırlı olmamın yeterli olacağını bilmem ve ona göre davranmam yeterliydi. buda sabır demekti, sadece sabır. 2. biramı tam yarılamıştım ki telefonum çaldı. açtım, ferya idi,
-alo enişte
-buyur deryam
-deryam derken enişte?
-takılma lütfen, ağzımdan öyle çıktı
-peki tamam enişte. şimdilik es geçelim o zaman (küçük fahişe, aklı sıra 'ben sana uzağım, teyzemle takıl' diyordu)
-anlayışın için teşekkürler ufaklık
-önemli değil koca çapkın!
-aaa, beni sahiden öyle mi görüyorsun kız?
-aynen!
-amanın amanın, işim zor desene
-hem de ne zor
-üzdün beni şimdi
-üzülme. sen teyzem içinsin benim için değil. hem ben yaşça da küçüğüm, bu işlere zamanım çok daha (görüyorsunuz değil mi? lafı evirip çevirip kendine getiriyor)
deryanın lafı sürekli kendine getirmesi, hem de bunu bu kadar rahat yapması midemi bulandırmıştı. nasıl bir aileydi bunlar böyle? henüz tanıştığı ve üstelik teyzesine asılan hiç tanımadığı bir adam ile bu kadar samimiyet neydi böyle? üstelik yaşını aşan aşk söylemleriyle derinleşen ve giderek erotik hüviyet kazanan hayasızca bir söylem. bu minvalde sürüp giden sohbetin tamamını yazamıyorum maalesef. üstelik neredeyse her gün tekrar eden ve her tekrar da sınırları genişleyen bir sohbetti bu. itiraf edeyim ki bana güzeller güzeli teyzesini bile unutturmuştu neredeyse bu küçük aşifte. aslında yaşı gereği erkeklerin ilgisini çekmek hoşuna gidiyordu. hatta onlarla erotik içerikli muhabbet ona yetişkin bir kadın havası veriyordu. benimle zaman zaman oldukça ısınan, böylesi bir sohbete dalmasının esas sebebi buydu sanırım. yanılıyor olabilirmiydim? olabilirdim tabi ama o zaman yerine ne koyacaktım? eğer 'kendini yetişkin görme' arzusu değilse neydi? kafam patlayacak gibi oluyordu kimi zaman. bu ufaklığın gerçek hesabı neydi? varsa eğer. yine bir gün bir akşam üstü aradı ve muhabbet başlattı,
-alo enişte
-buyur canım
-canım diyen dilini yerim senin len. biliyorsun dişilerle konuşmasını
lafa bak amına koyim! siz olsanız ne dersiniz allah aşkına? henüz yeni yetme bile olmamış (eşiğinde) bir kızın edeceği lafmıdır bu?
-ne alaka kız?
-bizim sevdiğimiz şekilde konuşuyorsun
-vayy, neler de bilirmiş
-ne yani, bura köy diye küçümsüyormusun yoksa?
-ne alaka derya, siz dişiler nerede olursanız olun her daim biz erkeklerin gözdesisiniz. hatta bu o kadar öyle ki, aya çıksanız merdiven ararız
bir kahkaha tufanı koptu karşıdan. derya kahkahalara boğulmuştu boğulmasına ama yalnız değildi. başka biri daha vardı ve bu teyzesi meryem değildi. kahkaha da olsa tanırdım onun sesini. öyleyse kimdi deryanın yanındaki? kısa bir düşünmeyle buldum o kahkahanın sahibini, annesi! evet evet, annesi hanife! şoke olmuştum, kızını benimle konuşturan bizzat annesiydi. demek ki beni kızının kontrolüne almak istiyordu. peki mama neden? hanife neden küçük kızının kontrolüne almak istiyordu beni? ne vardı altında bunun? kadın beni kafalamak için küçük kızını bile yem olarak kullanıyorsa mutlaka çok önemli bir sebebi olmalıydı ve neydi bu sebep? derya ya bunu yani yanında annesi olduğunu anladığımı belli etmeden muhabbete devam ettim,
-o nasıl bir gülüş kız öyle? koptun resmen
-koparana bak sen. çok güzeldi ama ya..'aya çıksanız merdiven ararız'! haha..
-tamam artık kız, altına işiycen
-yok yok, lazımlık var yanımda
-onu doldururum diyorsun?
-yani
-sonrada avluya savururum..
biraz gecikmeyle,
-onu bilmem gari!
burda annesinin yönlendirdiği net bir şekilde ortaya çıkmıştı
-bak bak, neredeyse, ağzına tutarım diyecek
-içmezmisin?
-bilmem
-bence bil! körpecik kızın çişi içilmez mi len? aa..
giderek malum yerlere kaymakta olan muhabbeti bitirmek için,
-ben içmem. hem sen niye aramıştın bakim?
-teyzem seninle görüşmek istiyor, yarın gel
-hmm, konu ne?
-onu ben nerden bileyim ayol? ikinizin arasında o, hihi..
-tamam derya, yarın köydeyim
oki enişte, byeee
karşılıklı iyi dilekten sonra telefonu kapadık ve ben bir bire açıp yine derinlere daldım. bu aşırı ilginin altında ne vardı? hanife abla neden bana karşı küçük kızını kullanıyordu? sorular sorular..içinden çıkılmaz bir durumdu bu. ben deryanın aşırı özgüven ve cesaretini kendini yetişkin bir kadın olarak görme ve hissetme diye düşünürken perde arkasında annesinin olduğu ortaya çıkmıştı işte. pekim ama neden? sorular kaldığı yerden devam ediyordu işte. tam bu anda annem geldi odama. kısa bir süre süzdükten sonra,
-ne o oğlum, bu saat de elinde bira?
bu sefer ben onu süzdüm. askılı kırmızı gecelik, altında, kocaman kalçasının neredeyse tamamını kapatan ten rengi, pamuklu külotu vardı. sutyen ise yoktu! yoktu çünkü memelerinin ama özellikle uçlarının geldiği yerde geceliğin içinde astar vardı ve zaten annemin tüm gecelikleri böyleydi. memeleri yandan açıkça görünse de önü, özellikle de uçları pek belli olmuyordu. ama yine de dehşet bir görüntüdeydi annem. uzun ve kalın bacakları, üstün de iri, kocaman kalçaları, bacaklarında olduğu gibi kalın, etli kolları ve dehşet bir yüz güzelliği. bunları tamamlayan beyaz, parlak bir cilt. sıra dışı güzellikte bir kadındı annem. ilerleyen yaşına rağmen sanırım hiç bir erkeğin hayır diyemeyeceği kadar güzel ve çekiciydi. bedenine dalmış göz banyosu yaparken sesiyle irkildim,
-göz banyonu bitir de sorumu yanıtla
-ne göz banyosu anne ya? kafam yerin de değil sadece
-hmm, üstüme çekmeyeyim o zaman
-çekme tabi ya, annemsin sen benim
annem pek manidar bir gülüş attı. öyle bir gülüşki, 'duruversem anne filan dinleyeceğin yok ya, neyse..' diyordu adeta
-tamam tamam, annenin bedenine yoğunlaştıracak kadar ne meşgul ediyor kafanı bakalım?
-bizim köyün yanındaki köyde tanıştığım kız yok mu?
-hmm, evet
-sen bilirsin belki onları. bana diyeceğin bir şey var mı onlar hakkında?
-çok var!
-ne demek bu anne?
-ahlaksız bir aile demek!
-ne diyorsun sen anne?
-merak ettiğin şeyi söylüyorum oğlum! ayrıca beklediğim soruydu bu
-nasıl yani?
-bizim için çok uygun bir aile değil oğlum
-neden şimdiye kadar söylemedin anne?
-dedim ya, senin sormanı bekledim
-sormasaydım ne olacaktı peki
-soracaktın oğlum. zira, kulağına mutlaka birileri bişiler fısıldayacaktı
-peki kanıt var mı? ağır bir saldırı yaptığın zira
-büyük anneannesi işgal yıllarında yabancı subayların eğlencesiymiş. oradan gelen bir bozukluk var
-siyah beyaz resimleri var. çok güzel bir kadınmış
-evet, özellikle kadınları güzel bir sülaledir
-aynen
-takıldığın kızda öyle değil mi?
-evet anne. esmer güzeli bir kız. kendi esmer ama cildi bembeyaz
-aşıkmısın ona?
-bilmiyorum anne
-en azından hoşlanıyorsun diyelim
-evet anne, aynen
-bence vazgeç!
-oda mı anne?
-maalesef
-ne biliyorsun onun hakkında ve nasıl öğrendin? öyle ya, geçmişe bakarak suçlayamazsın onu
-takip ettirdim
-anne, nasıl yaparsın bunu?
-ailesinin geçmişinden dolayı
-lanet olsun. ne buldun peki?
-dayanabilecekmisin peki?
-o kadar mı?
-istersen alıştıra alıştıra söyleyeyim!
-bu oyun değil anne
-sevgilisi var oğlum!
-ne diyorsun sen anne?
-bilmen gereken şeyleri
-eminmisin anne?
-sevgilisini de öğrendim
-kimmiş o namus düşmanı?
-namus düşmanı değil oğlum. kız kendi yanaşıyor
-'CİA' gibi kadınsın anne
-ee, bir tane çocuğum var, korumak zorundayım
-kim demiştim bu adam
-genel bilgi vereyim o zaman. evli ve 2 çocuğu var. işi gücü sahipsiz yada zayıf karakterli gördüğü kadınların/kızların peşinde gezmek.m denk getirdiğini yatağa atıyor ve hatta pazarlıyor..
-tam bir orospu çocuğu desene. bu denli güzel bir kız nasıl aldanır bu adama anlamıyorum anne. anlatmana göre ne tip, ne fizik olarak meryemin yarısı bile değil
-ailesinin, daha doğrusu sülalesinin geçmişi onu çaresizliğe itiyor ve buda ona tutunacak dal aratıyor
-o dal da bu pezevenk
-aynen
-aslında acınacak bir durumda
-evet ama sonuçta bozuk. bize göre değil oğlum, üzgünüm
kafamdaki sorular cevabını bulmuştu. ablasının küçük kızını yem olarak kullanmasının altında bu vardı demek ki. kardeşine güvenilir bir kapı açmak istiyordu. hem geçmişi bozuk bir sülale olduklarından ve hem de kardeşinin bu eşkiyanın metresi olmasından dolayı kendi kızını bile yem olarak kullanmaktan çekinmiyordu. annem son sözünü söyledikten sonra çıkıp gitti. giderken arkasından baktım şöyle. ne muhteşem bir arkası vardı. ben kalçasına bakarken aniden arkasına döndü ve beni bir kez daha bedenine odaklanmışken yakaladı. gülümseyerek parmak salladı ve ben bir şey diyemeden salona doğru seyirtti. devam edecek..
発行者 sahika39
9ヶ月前
xHamsterは 成人専用のウェブサイトです!

xHamster で利用できるコンテンツの中には、ポルノ映像が含まれる場合があります。

xHamsterは18歳以上またはお住まいの管轄区域の法定年齢いずれかの年齢が高い方に利用を限定しています。

私たちの中核的目標の1つである、保護者の方が未成年によるxHamsterへのアクセスを制限できるよう、xHamsterはRTA (成人限定)コードに完全に準拠しています。つまり、簡単なペアレンタルコントロールツールで、サイトへのアクセスを防ぐことができるということです。保護者の方が、未成年によるオンライン上の不適切なコンテンツ、特に年齢制限のあるコンテンツへのアクセスを防御することは、必要かつ大事なことです。

未成年がいる家庭や未成年を監督している方は、パソコンのハードウェアとデバイス設定、ソフトウェアダウンロード、またはISPフィルタリングサービスを含む基礎的なペアレンタルコントロールを活用し、未成年が不適切なコンテンツにアクセスするのを防いでください。

운영자와 1:1 채팅