Rüya (Alıntıdır)
Merhaba, ben Ercan. 1.70 boyunda, 66 kiloyum. 37 yaşındayım. Bekarım. Daha doğrusu dulum. Karım beş yıl kadar önce öldü. O zamandan sonra evlenmedim. Birkaç kez gecelik kaçamak yaptım. İki yıl önce uzun süreli bir ilişkiye başladım. Size bunu anlatacağım.
O gece biraz fazla içmiştim ve Taksim'deki hastanede almıştım soluğu. Biraz serumla kendime geldikten sonra hafif mayhoş olmama karşın arabama bindim ve eve dönüyordum. Gece saat 02:00 olmuştu. Osmanbey'den geçerken yol kenarında kadınlar vardır. İçkili olduğum için yavaş gidiyordum. Bir tanesi uzun boylu, uzun bacaklı ve çok seksi görünüyordu. Arabayı yanına yaklaştırdım. Pencereden bir süre konuştuk. İç gıcıklayıcı seksi bir sesi vardı. Arabama davet ettim. Yan koltuğa oturup bacak bacak üstüne attığında bacaklarının son derece seksi olduğunu fark ettim. Çorap giymemişti. Ayağında önü açık kırmızı ince bantlı, topuğunun arkasından bir bant geçen ve topuğunu da açıkta bırakan bir ayakkabı vardı. 10-12 santim topuğu vardı en azından. Yan koltuğa oturduğunda bir kolunu omzuma attı. Parmakları yumuşacıktı. Tırnaklarıyla kulağımın kenarlarıyla oynuyor, kulağımın içine sokuyor ve beni tahrik ediyordu.
- Hoşuna gitti mi tatlım. derken gülüyordu.
Kolunu boynuma dolamış, işaret parmağını da dudaklarımın üzerinde gezdiriyordu. Bu nedenle cevap veremedim ve başımı salladım evet anlamında. İşaret parmağını emmeye başladım. Geri çekti.
- Önce eve gidelim.. dedi.
Konuşamıyordum heyecandan, başımı salladım. Uzun süredir böyle bir kadınla birlikte olmamıştım. Biraz sonra yeniden parmağını yanağım ve kulağımda dolaştırıp tahrik ettikten sonra dudağıma getirdi. Dayanamayarak o harika ojeli parmağı emmeye başladım. Bu kez iki parmak vardı. Yarım dakika geçti ki hemen çekti yine.
Mini eteği oturunca iyice sıyrılmıştı ve dizinin bir karıştan fazla yukarısındaydı. Güçlü görünümlü, pürüzsüz, parlak, mükemmel bacakları gözlerimin önündeydi. Eğilip bir öpücük kondurdum bacağına, saçımdan çekip kaldırdı. Dudağımın üzerine hafif bir fiske attı, sertçe baktı.
- Önce eve.. dedi yine.
Gaza bastım, bir an önce gitmek için.
- Çok istiyorsun galiba emmeyi kuzum.
- Çok güzelsin.
- Şapşal ben ne diyorum, sen ne diyorsun. Aşık mı oldun ne.
- Ben.. evet çok istiyorum, parmaklarınız, bacaklarınız çok güzel.
Eve gemiştik. Müstakil evdi ve iki katlıydı. Arabadan indik. İlk kez yanyana geldiğimiz anda fark
ettim. Dudaklarım neredeyse onun göğsü hizasındaydı. Sanırım kadının boyu 1.85 vardı. Ayağındaki topuklu ise daha ilk sandığımdan uzundu. 15 pont vardı. Ayanları ise sanırım 42 numaraydı. Kolunu omzuma attı kadın ve beni kendine çekip yapıştırdı. Güçlüydü de. Ben de onun beline sarıldım. Kapıyı açmıştım ki birden beni kucakladı. Bir kolu boynumun arkasındaydı zaten. Diğer koluyla da dizlerimin arkasından tutup kaldırdı ve kucağında benimle kapıdan içeri girdi. Erkekler kadınları kucaklardı normalde ama bu kadın benden epey yapılıydı ve ben onu kucaklayamazdım zaten. O beni kucaklamış içeri sokmuştu. Duruma gülmeye başladım kucağındayken. Sonra kendimi tutamadım kıkır kıkır gülüyordum. O da güldü ve beni kucağında bir iki kez hoplattı.
- Çok hoşuna gitti galiba kuzum.
- Evet Rüya hanım. (isminin Rüya olduğunu söylemişti.) İlk defa böyle bir şey geldi başıma. Çok hoşuma gitti. Rüya gibisiniz hakikaten.
- Daha çok rüyalar görebilirsin, ilk defa yaşayacağın ve hoşuna gidecek.
- Ne gibi.
- Anlatılmaz, yaşandıkça zevk alınır kuzum.
- Gerçek bir Rüyasınız.
Salona geçtik. Ben halen Rüyamın güçlü kollarında ve kucağındaydım. Üçlü kanepeye yaklaştı. İki adım kadar uzaktan beni kanepeye fırlattı. Kendi de geçti ve tekli koltuğa oturup bacak bacak üzerine attı. Ben kanepeden ayağa kalktım ve ona bakıyordum. Yüzüne ilk kez dikkat etmiştim. Çok simetrik ve seksi bir yüzü vardı. Çok güzel gülüyordu. Şu anda bana gülerek bakıyordu. Dudakları ince, gözleri bal rengindeydi. Saçları açık kumral ve düzdü. Yanakları dolgundu.
1.85’in üzerinde tahmin ettiğim boyuna karşılık sanırım 85 kilo civarındaydı. Bu boya bu kilo normaldi ve kesinlikle şişman değildi. Güçlü ve yapılı bir görünüşü vardı ama. Bacak bacak üstüne attığı için mini eteği kalçasına kadar sıyrılmıştı. Sütun gibi uzun ve diri bacaklarına yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya bakıyordum. Adeta bitmek bilmiyordu bacakları. Bacakların ucundaki ayakları ise dediğim gibi harikaydı, parmakları uzun, bakımlı ve ojeliydi.
Çok uzun zamandır bu denli muhteşem bir kadın olmamıştı bu evde. Karşısında ayakta duruyor ve büyülenmiş gibi seyrediyordum.
- İçecek bir şeyler vardır di mi bebeğim.
- Nasıl?.. (şapşallaşmıştım, anlayamamıştım ne dediğini)
- Ah şapşal bebeğim benim. Rüya alemine mi daldın yoksa?
- Şey. E-e-evet Rüya hanım.
- Çok tatlısın, seninle çok güzel zaman geçireceğiz bebeğim. Gel bakayım ablanın kucağına.
Avucunun içiyle üstteki bacağının baldırına birkaç kez yumuşakça vurarak nereye oturacağımı işaret etti. Benim durakladığımı görünce.
- Gelsene bebeğim, Rüya ablanın kucağına oturmaktan bile utanıyorsan bundan sonra kalpten gidersin herhalde.
Şuh bir kahkaha attı. Sürekli bebeğim demesiyle beynimi etki altına alıyordu. Sanki onun karşısında küçücük, istediği gibi oynayacağı bir oyuncak gibi hissettiriyordu. Sanırım bunu bilerek yapıyordu. Karşısındakini nasıl etki altına alacağını, çekip çevireceğini biliyordu. Ayaklarım beni onun dibine kadar götürdü. Sağ elini kalçama koydu ve popomu sıkmaya başladı. Önce sağ löpümü, sonra sol tarafı avucu içinde sıkıyordu. Bir onu bir diğerini. O kadar sert sıktı ki sonuncusunda canım yanıp biraz inlemişim.
- Çok sertmiş popon. Hoşuma gitti. Böyle sertlikleri ezmeyi, yumuşatmayı severim kendi sertliğim altında. Sana biraz sert davranmamın, sertlik yapmamın sakıncası yok sanırım.
- Yok, nasıl isterseniz.
- Anlaştık tatlı bebeğim. Seni yumuşacık yapacağım, Rüya ablandan vazgeçmeyeceksin.
- Muhteşemsiniz. Sizden nasıl vazgeçerim bilemiyorum zaten.
Beni çekti ve kucağına oturttu. Yüzlerimiz birbirine dönüktü. 66 kiloma rağmen birkaç dakika dizi üzerinde hoplattı. Hoşuma gitmiş ve dirilmiştim. Sonra bacağı üzerinde aşağıya kaydırdı. Ayağının üzerindeydim. Ön tarafım bileği ile bacağı arasına sıkışmıştı. Ayak parmak uçları popoma değiyordu. Beni birkaç dakika da ayağı üzerinde hoplatırken elinin işaret parmağını da dudaklarımda gezdiriyor, parmağını dudaklarımdan içeri almak istediğimde geri çekiyordu, ememiyordum. Benim çabamı gülerek seyrediyordu. Dolmuştum. Ayağının üzerinden yere bıraktı aniden.
- Hadi bebeğim, serin ve hafif bir şeyler ver bakalım. Kendine de al, gel yanıma.
- Derhal efendim.
Ses tonu hem rica eder ve bekler hem de emreder gibiydi. Nazikti. Kulağımda şakıyordu ve beynime işliyordu kelimeler. İçecekleri aldım ve yanına gittim. Bacak bacak üstüne attığı ayaklarından üsttekini yukarı aşağı yavaş ama sert hareketlerle sallıyordu. İnce bantlı ayakkabısındaki parmaklarıyla göz alıcı biçimde sanki ipnotize ediyordu beni. Gözlerimi ayaklarından alamadığımı görünce bir kahkaha attı. Gözleriyle ayaklarını işaret etti. Karşısına gelip önünde diz çöktüm. Öne eğildi, sağ elinin başparmağı ve işaret parmağı arasında dudaklarımı sıktı, gülerek hafif bir tokat attı. Can yakıcı değil, hükmetme tokadıydı. İşaret parmağıyla ayağını gösterdi. Hem kendi içkisini hem de benim içkimi elimden aldı. Arkasına yaslandı. Bacak bacak üstüne atmış durumdaydı. Ayağını öpmemi emretmişti sanki parmağıyla göstererek. Biraz daha öne eğildim yere yapışacak gibi ve ayaklarını öpmeye başlayacaktım. Sonra da bacaklarının yukarısına kadar öpecektim izin verirse.
Parmaklarının üzerinden geçen battan ulaşabildiğim kadarıyla parmaklarını öpmeye ve emmeye başlamıştım. Sonra ayağının üzerini öpmeye devam ettim. Ayaklarından gelen koku cezbediciydi. Koltukta sırtına yaslanmış bana bakıyordu. İçeceğinden küçük yudumlar alıyor, alaycı bakışlarla bana gülümsüyordu. Beni ele geçirdiğinin farkındaydı, ben de farkındaydım ama halimden memnundum, karşı çıkmayı düşünmüyordum. Bakışlarıyla ayağına dönmemi emretti sanki. Bir dakika sonra aniden öpmekte olduğum ayağını geri çekti, ayakkabısının incecik ve 12-13 santimlik topuğunu ağzıma soktu.
Ağzımın içinde uzun ince topuk ileri geri gidiyordu. Her yaklaştığında ayakkabısının tabanı sertçe suratıma yapışıyordu. Bilinçli yapıyordu. Hem ağzımın içinde topuğun hareketinden zevk alıyordum, hem de suratıma tabanıyla vurarak dayanıklılığımı ölçüyor, eğitiyordu. Pantolonumu ve çamaşırımı çıkarttırdıktan sonra arkamı ona dönerek dört ayak pozisyonu almamı sağladı. Arkasına yaslanarak oturduğu koltukta bu kez ayakkabısının tabanını popoma koyduktan sonra uzun ince topuğunu arkama sokmaya başladı. İnce kurşun kalem gibiydi.
Topuğu sadece sokmuyor, sonrasında içeride hareket de ettiriyordu. Topuğu arkamda hızlı hızlı ileri geri sokup çıkarıyor, bu arada tabanıyla da iterken kendimi sabit tutmamı istiyordu. Sonra birden topuğu ile içimi karıştırmaya başlıyordu. Öyle yerlere baskı yapıyordu ki topuğun sivri ucu, bir yandan kaşır gibi acıtıyordu. Dayanamadım ve boşaldım. Kahkaha attı.
- Tatlı bebeğim benim, aferin sana. Hem dayanıklısın içine iyi alıyorsun, hem de epey hoşuna gidiyor anlaşılan Rüya ablanınkini emip içine almak.
- Sizin her şeyinizi emebilirim ve içime alabilirim. Topuğunuzu, parmaklarınızı hepsini.
- Alacaksın bebeğim, sırayla alacaksın minnoşum. Ablasının minnoşu olacaksın ve vazgeçemeyeceksin almaya alışınca.
Salak salak baktığımı görünce gülmeye başladı. Ben tekrar geri döndüm ve ayağını öpmeye başladım. Dizinden yukarı çıkmıştım. Ben bacağının üstünü öpmek için öne eğildiğimden o da uzun bacağını uzatınca ayağıyla benim ön tarafımla oynayabiliyordu. Ufak ufak tekmeler atıyordu. Yavaşça tekmelerin sertliği artıyordu. Daha yukarıyı öpmek ve bacak arasına oral yapmak için zaten kısa olan eteğini ellerimle iki yandan çekmeye yeltendiğimde bacak arasında ucunda delik olan bir top görür gibi oldum. Anlam veremedim. Hoşuna gitmesi için sertlik yapar gibi davrandım ve eteğini bir hamlede kalçasına kadar sıyırdım.
İçinde çamaşır yoktu ama gördüğüm şeyle şoka uğradım. Benimkinin 1,5 katı büyüklüğünde bir organı vardı ve sertleşmiş, dimdik olmuştu. O anda ön tarafıma çok sert bir tekme atıp bacağını kaldırınca öne yuvarlandım. Suratım kucağına yani rüyamın şeyine yapıştı. Rüya değil kabustu. O koca şey suratıma yapışmıştı. Ensemden bastırdı ve bir süre onunla yapışık kaldık. Bırak diye bağırıyor, kurtulmaya çalışıyordum ama nafileydi. Güçlüydü ve beni o pozisyonda rahatlıkla tutuyordu. Dudağıma değiyordu, kokluyordum.
Birkaç dakika öyle durduktan sonra kokusu o kadar da kötü gelmemeye başladı ama uzaklaşmak istiyordum. Ellerimi enseme uzatarak engel olmaya çalıştım. İki bileğimi tek eliyle kavradı, sol avucunun içinde hem enseme uzatılmış bileklerimi tutuyor, hem de esnemeden bastırıyordu şu anda. Canımı yakmıyor, nazik davranıyordu ama beni kontrolü altına almıştı. Öne doğru eğildi. Eğilince göğüsleri sırtıma gelmişti, kafam da karnı ve bacakları arasında sıkışmıştı. Şu anda Rüyanın ön tarafındaki organıyla, penisiyle daha da yakınlaşmıştım. İyice pres olmuştu, dudaklarıma yapışmıştı. Dudaklarım kapalıydı ama temas halindeydi onunla mecburen. Öne eğildi ve sağ elinin önce işaret sonra orta parmağını arkama soktu. Parmakları içimde gidip geliyordu. Kafam artık karnı ile bacakları arasında sabitlendiği için sol eli de serbest kaldı ve o eliyle de kalçamı sıkıyor, löplerimi parmakları arasında eziyor, yumuşatıyordu.
Arkama giren parmaklara bir tane daha eklendi. Genişletiyordu yavaşça arkamı ve bunu nasıl ustalıkla yapacağını da iyi biliyordu. Ve alışmaya başlamıştım o parmakların içimde ileri geri gidişlerine. Ön tarafım sertleşmişti. Zevkten inlemeye başlamıştım arkamdakilerle. Birden hareketleri durdu. Ne olduğunu şaşırdım. Yarım dakika sonra kalçamı ileri geri götürüyor, parmakların içime girmesini sağlamaya çalışıyordum. Bunu görünce gülmeye başladı. Sesini duyuyordum. Artık bebeğim demeyi kesmişti, minnoşum diyordu sadece. Tekrar parmakları içimde ileri geri hızla sokup çıkarmaya başladı. İleri ittikçe kafam karnı ile bacakları arasında daha çok sıkışıyordu.
Dayanamayarak boşaldım tekrar ama o boşalmanın heyecanıyla Rüyanın uzun organını yandan dudaklarım arasında kavradım ağzıma aldım o coşkuyla ve dilimle yaladım bir an. On saniye kadar sürdü. Boşaldıktan sonra ne yaptığımı fark ettim ve hemen çıkarmaya çalıştım ama kafam presli olduğu için geri çekilemedim. Ağzımda kaldı. Artık arkamın almaya alıştığını onu da içime alınca Rüya kızı olmaya terfi edeceğimi, dişiliği yaşayacağımı söylüyordu. bir şeyler söylemeye çalışsam da ağzım dolu olduğu için konuşamadım. Koltukta kalçasını ileri geri hareket ettirince ben de sanki ağzımda ona oral yapıyormuş gibi oluyordum. Beni alıştırmaya çalışıyordu. Beş dakika sonra oturma durumuna geçince kendimi geri attım o hızla sırt üstü yere yapıştım. Dudaklarımı ve dilimi koluma siliyor, tadını uzaklaştırmaya çalışıyordum. Ama kokusu burnumdan ve tadı dilimden gitmiyordu. Yutkundum ve sanki tadı içime damarlarıma doğru gitti.
İçim bir tuhaf olmaya başlamıştı. Ayağa kalktı ve yanıma gelirken ben de yerde sırtüstü yatar pozisyonda geri geri kaçmaya çalışıyordum. Ben yavaş olduğum için o da çok yavaş adım atıyor ve hızlı üzerime gelmiyordu.
- Hayır yok onu istemiyorum.
- Gözlerin öyle demiyor minnoşum, ondan bakışlarını alamıyorsun.
- Ama o.. oo.
- Çok mu büyük.
- Evet.
- Strapon yememiş miydin hiç.
- Bir kere ama o farklı.
- Nesi farklı minnoşum.
- Bu canlı bir şey.. gerçek.. sahici..
- Eeee
- Oynuyor, hareket ediyor,.. ve de büyük, benimkinin 1,5 katı..
- Alışırsın minnoşum. (Bu esnada üzerime oturmuştu, artık geri kaçamıyordum.)
- Lütfen hayır.
- Diline de değdirdin, vazgeçemezsin artık.
- Ben.. ben…
Dizleriyle kollarımı bloke etti, iyice sertleşmiş organını tutarak ağzıma yaklaştırdı. Ucu dudaklarıma değiyordu. Derisiz kısmın dudaklarıma değmesi daha farklı bir şeydi. Kafamı yana kaçırmak isteyince organını cop gibi kullandı ve onunla yanağıma bir darbe patlattı. Sonra da diğer yanağıma indirdi. Canımı yakmıştı bu darbeler. Bir eliyle alnımdan bastırarak sabitledi kafamı ve yime dudaklarımda gezdirmeye başladı. Burnuma da getiriyor ve kokusunu özümsetmeye benimsetmeye çalışıyordu. Ben halen direniyordum ama bir yanadn a dilimi hafifçe ucuna değdirdim.
Güldü, oluyorsun yavaş yavaş dedi. Dilimi geri çekip dudağımı kapadım tekrar. Burnuma iyice dayadı ve ucundan ikişer minik damla akıttı her iki burun deliğimin ucuna da Dışarı nefes vererek uzaklaştıracaktım ki, ağzımı kapattı. Burnumdan nefes almaya başladım tüm gücümle ve o damlalar burnumun derinliklerine kadar her yere nüfuz etti. Ardından burnumu iki parmağı arasında sıkınca nefes alabilmek için ağzımı açtım mecburen iki damlacık da dilimin üzerine bıraktı. Ağzımı kapatıp yutmamı, gırtlağıma kadar her yere tadının sinmesini sağladı.
Üzerimden ayağa kalktı. Ayakkabısının kopçasını çıkarttı ve ayağını ağzıma soktuğunda parmaklarını emmeye başladım. Hep fazlasını isteyeceksin dedi ve kafamı itip tekrar giydi ayakkabısını. Kapıya giderken ben de dört ayak üstünde peşinden yetiştim. Lütfen o olmasın ama her şey olur, O olursa bir daha bir arada olamayız diyordum. Gülerek, göreceğiz zaman ne gösterecek derken çıktı, bir taksiye atladı ve gitti.
Hemen banyoya gittim, bir duş aldım ve yattım. Burnumdan ve dilimden kokusu ve tadı gitmiyordu. Bir daha ona gitmeyeceğim, hala gözümün önüne gelen o koca şeyi istemem diyerek, ama ince uzun bacaklarını, içimde dolaşan parmaklarını, ilk kez hem üst üste iki defa yaşadığım inanılmaz boşalmaları, onun gibi birisinden hiç beklenmeyecek billur gibi ince ve yumuşak sesini, yumuşacık ayaklarını da unutamadan ama sonra o koca şeyini hatırlayınca yine de istemem diyerek rüya aleminin derinliklerinde uykuya daldım.
Sabah işe gittikten sonra yoğunluktan akşamın nasıl geldiğini anlamadım. İş çıkışı eve gitmiştim ama bir süre sonra aklım karışmaya başladı. Dün akşam olanlar aklıma geliyordu. Evet çok güzeldi, çok seksiydi ama o şey vardı. Acaba sonradan mı ekletmişti. Böyle bir canlı düşünemiyordum. Uyku tutmadı ve gece 01:00 gibi evden çıktım. Dün onu gördüğüm yere gittim. Açık olan bir büfede masada oturuyordu. Oturan tek kişi oydu. Beni gördü ama içeceğini içmeye devam ediyor, beni görmezden geliyordu. Bir süre bekledim ama gelmeyince arabadan indim ve yanına gittim.
- Merhaba Rüya hanım.
- Evet minnoş hayvanı, seni dinliyorum.
- Özür dilerim Rüya hanım.
- Ne için salak. (beni eziyordu.)
- Terbiyesizlik yaptığım için.
- Niye geldin.
- Bir şans daha verebilir misiniz bana.
Ayağa kalktı. Ben ise o anda diz çökmüş durumdaydım. Saçımdan, tepemden çekerek beni ayağa kaldırdı. Yetinmedi, parmak uçlarıma kadar yükselmek zorunda kaldım. Sol eliyle çenemden tutarak ağzımı açtı ve içine bir tükürük bıraktı. Yutarsam onu hakkedecektim. Tabii ki yaptım ve arabanın yanına kadar geldik. Anahtarı elimden aldı, kapıyı açtı ve şoför koltuğuna geçti. Ben de yan koltuğa geçtim. Eve geldiğimizde arabadan indim ve kapısını açtım. Çantasından bir falçata çıkardığında ilk anda içimi acayip bir korku kapladı. Falçata ile pantolonumun tam arkasını kestikten sonra beni yine dünkü gibi kucağına aldı ve kapıya yürümeye başladı. Ancak bu kez bacaklarımın altından tutan ellerinden biri kalçamın altındaydı. Kalçam avucu içindeyken beni kapıya getirdi.
İçeri girdiğimizde beni yere bıraktı. Popomun güçlü bir el tarafından sıkılması hoşuma gitmişti. Beni yere bıraktıktan sonra ensemden tuttu ve suratımı koltuk altına yasladı. Burnumdan içeri onun kokusunu çekiyordum. Kokuyu içime çektikçe gevşiyordum. Koltuk altını yalamaya başladım. Beni bıraktı ve salona gidip koltuğa oturdu. Bacak bacak üstüne attı. Dayanamayarak gittim ve ayağını öpmeye başladım Rüyamın. Saçımdan çekerek yukarıya hızlı çıkarıyordu ve aşağıda kalmaya çalışmam faydasızdı. Bir süre sonra beni bacak arasına getirmişti. Bacaklarını açtı ve organını tutarak havaya kaldırdı. Burnumu toplarına dayamıştı. Biraz koklattıktan sonra ağzımı dayadı. Ben göğüs toplarını emmek istiyordum ama alt topları dudağıma dayamıştı. Kafamı o denli bastırdı ki, nefes almak için ağzımı açtığımda toplar ağzıma girmişti.
Şu anda ***** Rüya hanımın topları emiyorum. Aradan bir süre geçince beni tekrar kucakladı ve yatak odama götürdü. Yatağıma attıktan sonra sırt üstü çevirdi, bacaklarımı hiç zorlanmadan dizlerimin altından tutarak yukarıya çevirip bacak omza pozisyonuna çevirdi.
Kendimi kasarak direnmeye çalıştım ama fiziksel gücüm onun karşısında bir hiçti. Yaklaşık yirmi santimlik organı biraz zorlama sonrasında ağlata bağırta içimde dolaşmaya başlamıştı. Yapma, lütfen, istemiyorum şeklindeki yalvarmalarım bir anlam ifade etmedi. Gülerek, bir süre sonra içinde olması için yalvaracaksın minnoşum, tatlı kızım diyordu. Ben kız değilim dediğimde ,se göğüslerini ağzıma dayadı içimde inanılmaz hızla gidip gelmeye başladı, bugüne kadar değildin, artık Rüya kızısın dedi.
İçime hızla girip çıkıyor, tatlı kızım, bebeğim diyip duruyordu. Ne kadar dirensem de bir süre sonra zevk almaya başlamıştım. O bana girerken ben boşaldım. Artık inliyordum. Zor kullanmayı bıraktı. Şu anda havaya kalkmıştı, elleri yatakta iki yanımda duruyordu. Ben bacaklarımı onun beline, kollarımı boynuna sarmış, ayrılmamaya çalışıyordum.
Birden bana tokat atmaya başladı. Suratıma acımasızca indiriyor ve becermeye devam ediyordu. Beni her şeye alıştırıyordu. Tokatları yerken elini öpmeye parmaklarını emmeye çalışıyordum. O ise bana gülerek bakıyordu. Orospu dedi bana. Nasıl yani dediğimde, Minnoş orospum, ruhun bekliyormuş artık sahibinim dedi ve göğüslerini ağzıma dayayıp nefessiz bırakan Rüya, beni hızla becermeye devam etti. Artık zevk veren bu işle kendimden geçmiş ve bayılmışım. Sabah uyandığımda yan yana yatıyorduk. Beni koluyla sarmış, yan yana kaşık pozisyonunda tutuyordu. Rüyanın, hayal ötesi organı içimdeydi. Sabaha kadar mutluluktan onunda uyumuşum sanırım, Ön tarafım boşalmaktan su içindeydi. Arkam da sırılsıklamdı. Sanırım Rüyam defalarca içime boşalmıştı. Sabah gerginliği olsa gerek uyuduğu halde organı sertti. O uyurken ben kalçamı ileri geri iterek onu içime almaya devam ettim. Birkaç dakika sonra gülerek orospumsun işte, içine almak için her fırsatı değerlendiriyorsun dedikten sonra şiddetle ve ağlatarak, sonuna dek sokup beni yaptı. Dün gece almama rağmen sanırım hepsini almamıştım. Beş dakika bu sert becermeden sonra içimden çıktı. Yatakta beni sırt üstü çevirdi üstüme çıktı, bacaklarını iki yanıma koydu ve sert bir tokat attı. Hiçbir şey söylemeden kalktı, kapıdan çıktı ve gitti. Neyse ki bugün Cumartesiydi. Kendimden geçerek uykuya ve Rüyanın emsalsiz hayallerine bıraktım kendimi.
Ardan dört gün geçmişti. Hiçbir yerde yoktu. Ne arıyordu ne de benim aramalarıma cevap veriyordu. Her zamanki yerinde de bulamıyordum onu. Dört gün sonra öğlene doğru kapı çaldı. Açtığımda karşımdaki oydu. Elinde bir torba vardı. Kapıdan içeri girdiğinde yine enfesti. Göğüslerini çatalına kadar açık bırakan askılı bir bluz giymişti. Altında mini bir etek. Onüç santim topuklu ince bantlı parmaklarını açıkta bırakan bir ayakkabı. Seksi bir gülümseme.
Kapıdan içeri girdi. Ban ona bakakaldığım için kapıyı kendisi kapattı. Torbayı yere yan tarafa koydu. Gözleriyle yeri işaret ettiğinde hemen diz çöktüm ve ayaklarını öpüp parmaklarını emmeye başladım. “Bir kez daha gitmeme sebep olursan, bu beni son görüşün olur minnoş orospum” dediğinde “Asla” diye cevapladım. Erkek olmama rağmen orospu demesini, orospusu olmayı benimsediğimi görünce güldü. Ben ayak parmaklarını emiyordum bu esnada. Eğilerek saçımdan çekti ve yukarıya çıkardı kafamı. Bacak arasına geldiğinde durdu. “Hadi bakalım o zaman fahişelik becerini sergile kızım” dedi. Kızım lafına da itiraz etmedim ve ne istediğini anlamıştım. Yavaş yavaş onun onsekiz-yirmi santimlik şişmiş dikilmiş organının üzerine öpücük koymaya başladım. O da organını eliyle dibinden tutuyor ve copla vurur gibi suratıma patlatıyordu. Sağdan ve soldan ikişer tane patlattıktan sonra yanağımda ve dudağımın kenarlarında ucunu gezdirmeye başladı.
Dudaklarımın ucuna getirdi. Ardından yine her iki yanağıma onunla ikişer darbe indirdi. Beni iyice tahrik etmişti. Dudaklarımın yanında gezdirirken artık dayanamadım, pırıl pırıl ve tertemiz sopaya dilimi sürmeye çalıştım kaçırdı. Diğer eliyle kafamı sabitlemişti ve oynatamıyordum. Oyuncağı kaçtıkça çıldıran çocuk gibiydim. Yine dudak kenarımda gezdirdi. Biraz dilimi sürebildim ve kaçtı. Birer darbe daha indi yanaklarıma o sopayla. Sonrasında yine dudaklarımda gezdi. Bu kez kafamı serbest bıraktı. İnsanı tahrik ederek etkisine almayı çok iyi biliyordu. Aç kurt gibi saldırdım. Tepeye kaldırınca topları bir anda ağzıma geldi. Kremlenmiş ve parlıyorlardı. Onları dudaklarımın arasına aldım ve emmeye başladım. Halime gülüyor, “zavallım benim, fahişelik ruhunda varmış senin, benimsedin orospuluğu” diyor dalga geçiyordu. Gerçekti sanırım dedikleri.
Diz çökmüş vaziyette ve o tepemde ayaktayken vücudumu onun bacakları altına iyice soktum. Kafam tepedeydi. Bacaklarını omzuma getirmiştim. Öylesine coştum ki. Kollarımı bacaklarının alt baldırından sarıp elimle bacağının üstünü kavradım ve benden yaklaşık yirmi kilo ağır olmasına rağmen onu havaya kaldırmaya çalıştım. Önce başarılı olamadım. Tekrar denedim. Bir eliyle saçımı okşadı o anda. Kapı girişinde tepedeki demiri diğer eliyle tutarak o da kendini yukarı çekti ve bana yardımcı oldu. Ayağa kaldım. Onun sırtı duvara dayalı ve güçlü bacakları omuzumdaydı. Ben kendimi kaybetmiştim. Ağzıma almış emiyordum. Biraz dişlerimin arasında dişlerimi gezdirerek gacırdatıyordum. Sonra yine emiyordum. Kafamı iki eli arasında kavradı. İleri geri götürmeye başladı. Şu anda girip çıkıyordu da ağzıma. İnlemeye ve omzumda zıplamaya başladı. Onu tartamadım daha uzun süre ve dizlerimin üzerine yere düştüm.
O da inleyerek halıya boşaldı. Gülümseyerek baktı bana. “Tamamen teslim olduğun ve her şeyi kabul ettiğin belli” dedi. Bacaklarımı iki eliyle bileğinde tutarak açtı. Topuklu ayakkabısıyla benim organımın üzerine bastı ve sert bir tekme attı. Acıdan geberircesine inlemeye başladım. Sonra tekrar bastı ve ayağını bastırarak yana çevirince bağırmam bu kez böğürmeye dönüşmüştü. Pantolonumu ve iç çamaşırımı çıkarttı. Çantasında çıkarttığı bir iğneyi önce sol sonra sağ kasığıma batırdı. Acı azalmıştı. Ama sertleşen organım da bir anda sönmüştü. “Ne iğnesi o” dediğimde “Artık o kalkmayacak, benim kızımsın bundan sonra” diye cevapladı. Bu, beklemediğim bir şeydi ve ilk ana ağlamaya başladım. Ancak “sus kız orospu” gibi sert sesle söylediği sözler ve attığı sert tokatlarla ağlamamı bitirdi. Bundan hayatımın bu şekilde olacağını söyledi ve kenara koyduğu torbayı verdi. İlk yeni giysilerimin onlar olduğunu ve derhal giymemi söyledi.
Ardan iki hafta geçti. Artık onun dediği gibi giyiniyordum. Topuklu ayakkabı, etek ve v yaka bluz giymeye başlamıştım. Tüm vücuduma ağda yaptı ağlata ağlata. Her gece bir çok şekilde içime girerek beni artık sürekli onu isteyen bir dişiye dönüştürdü. İki haftanın sonunda yurt dışına gittik. O damatlık giydi, bana ise gelinlik giydirdi. Evlendik. Artık kocam olmuştu. Ülkeye döndüğümüzde sahibi olduğum iş yerine giderken eskisi gibi takım elbise ve kravat giyindim. O ise en şuh kıyafetini giymişti. Şirkette onu herkese tanıştırdım ve artık Rüya hanımın eşim olduğunu, şirkette patronun o olduğunu, her şeyi onun yürüteceğini ve bir süre şirkete gelmeyip dinleneceğimi söyledim. Ardından eve giderek yeni hayatımın kıyafetlerini tekrar giyerek kocamı beklemeye başladım. Rüya hanım yani kocam gece bana yine sahip olacaktı. Her gece yeni ufuklar, yeni hazlar.. Darısı başınıza…
O gece biraz fazla içmiştim ve Taksim'deki hastanede almıştım soluğu. Biraz serumla kendime geldikten sonra hafif mayhoş olmama karşın arabama bindim ve eve dönüyordum. Gece saat 02:00 olmuştu. Osmanbey'den geçerken yol kenarında kadınlar vardır. İçkili olduğum için yavaş gidiyordum. Bir tanesi uzun boylu, uzun bacaklı ve çok seksi görünüyordu. Arabayı yanına yaklaştırdım. Pencereden bir süre konuştuk. İç gıcıklayıcı seksi bir sesi vardı. Arabama davet ettim. Yan koltuğa oturup bacak bacak üstüne attığında bacaklarının son derece seksi olduğunu fark ettim. Çorap giymemişti. Ayağında önü açık kırmızı ince bantlı, topuğunun arkasından bir bant geçen ve topuğunu da açıkta bırakan bir ayakkabı vardı. 10-12 santim topuğu vardı en azından. Yan koltuğa oturduğunda bir kolunu omzuma attı. Parmakları yumuşacıktı. Tırnaklarıyla kulağımın kenarlarıyla oynuyor, kulağımın içine sokuyor ve beni tahrik ediyordu.
- Hoşuna gitti mi tatlım. derken gülüyordu.
Kolunu boynuma dolamış, işaret parmağını da dudaklarımın üzerinde gezdiriyordu. Bu nedenle cevap veremedim ve başımı salladım evet anlamında. İşaret parmağını emmeye başladım. Geri çekti.
- Önce eve gidelim.. dedi.
Konuşamıyordum heyecandan, başımı salladım. Uzun süredir böyle bir kadınla birlikte olmamıştım. Biraz sonra yeniden parmağını yanağım ve kulağımda dolaştırıp tahrik ettikten sonra dudağıma getirdi. Dayanamayarak o harika ojeli parmağı emmeye başladım. Bu kez iki parmak vardı. Yarım dakika geçti ki hemen çekti yine.
Mini eteği oturunca iyice sıyrılmıştı ve dizinin bir karıştan fazla yukarısındaydı. Güçlü görünümlü, pürüzsüz, parlak, mükemmel bacakları gözlerimin önündeydi. Eğilip bir öpücük kondurdum bacağına, saçımdan çekip kaldırdı. Dudağımın üzerine hafif bir fiske attı, sertçe baktı.
- Önce eve.. dedi yine.
Gaza bastım, bir an önce gitmek için.
- Çok istiyorsun galiba emmeyi kuzum.
- Çok güzelsin.
- Şapşal ben ne diyorum, sen ne diyorsun. Aşık mı oldun ne.
- Ben.. evet çok istiyorum, parmaklarınız, bacaklarınız çok güzel.
Eve gemiştik. Müstakil evdi ve iki katlıydı. Arabadan indik. İlk kez yanyana geldiğimiz anda fark
ettim. Dudaklarım neredeyse onun göğsü hizasındaydı. Sanırım kadının boyu 1.85 vardı. Ayağındaki topuklu ise daha ilk sandığımdan uzundu. 15 pont vardı. Ayanları ise sanırım 42 numaraydı. Kolunu omzuma attı kadın ve beni kendine çekip yapıştırdı. Güçlüydü de. Ben de onun beline sarıldım. Kapıyı açmıştım ki birden beni kucakladı. Bir kolu boynumun arkasındaydı zaten. Diğer koluyla da dizlerimin arkasından tutup kaldırdı ve kucağında benimle kapıdan içeri girdi. Erkekler kadınları kucaklardı normalde ama bu kadın benden epey yapılıydı ve ben onu kucaklayamazdım zaten. O beni kucaklamış içeri sokmuştu. Duruma gülmeye başladım kucağındayken. Sonra kendimi tutamadım kıkır kıkır gülüyordum. O da güldü ve beni kucağında bir iki kez hoplattı.
- Çok hoşuna gitti galiba kuzum.
- Evet Rüya hanım. (isminin Rüya olduğunu söylemişti.) İlk defa böyle bir şey geldi başıma. Çok hoşuma gitti. Rüya gibisiniz hakikaten.
- Daha çok rüyalar görebilirsin, ilk defa yaşayacağın ve hoşuna gidecek.
- Ne gibi.
- Anlatılmaz, yaşandıkça zevk alınır kuzum.
- Gerçek bir Rüyasınız.
Salona geçtik. Ben halen Rüyamın güçlü kollarında ve kucağındaydım. Üçlü kanepeye yaklaştı. İki adım kadar uzaktan beni kanepeye fırlattı. Kendi de geçti ve tekli koltuğa oturup bacak bacak üzerine attı. Ben kanepeden ayağa kalktım ve ona bakıyordum. Yüzüne ilk kez dikkat etmiştim. Çok simetrik ve seksi bir yüzü vardı. Çok güzel gülüyordu. Şu anda bana gülerek bakıyordu. Dudakları ince, gözleri bal rengindeydi. Saçları açık kumral ve düzdü. Yanakları dolgundu.
1.85’in üzerinde tahmin ettiğim boyuna karşılık sanırım 85 kilo civarındaydı. Bu boya bu kilo normaldi ve kesinlikle şişman değildi. Güçlü ve yapılı bir görünüşü vardı ama. Bacak bacak üstüne attığı için mini eteği kalçasına kadar sıyrılmıştı. Sütun gibi uzun ve diri bacaklarına yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya bakıyordum. Adeta bitmek bilmiyordu bacakları. Bacakların ucundaki ayakları ise dediğim gibi harikaydı, parmakları uzun, bakımlı ve ojeliydi.
Çok uzun zamandır bu denli muhteşem bir kadın olmamıştı bu evde. Karşısında ayakta duruyor ve büyülenmiş gibi seyrediyordum.
- İçecek bir şeyler vardır di mi bebeğim.
- Nasıl?.. (şapşallaşmıştım, anlayamamıştım ne dediğini)
- Ah şapşal bebeğim benim. Rüya alemine mi daldın yoksa?
- Şey. E-e-evet Rüya hanım.
- Çok tatlısın, seninle çok güzel zaman geçireceğiz bebeğim. Gel bakayım ablanın kucağına.
Avucunun içiyle üstteki bacağının baldırına birkaç kez yumuşakça vurarak nereye oturacağımı işaret etti. Benim durakladığımı görünce.
- Gelsene bebeğim, Rüya ablanın kucağına oturmaktan bile utanıyorsan bundan sonra kalpten gidersin herhalde.
Şuh bir kahkaha attı. Sürekli bebeğim demesiyle beynimi etki altına alıyordu. Sanki onun karşısında küçücük, istediği gibi oynayacağı bir oyuncak gibi hissettiriyordu. Sanırım bunu bilerek yapıyordu. Karşısındakini nasıl etki altına alacağını, çekip çevireceğini biliyordu. Ayaklarım beni onun dibine kadar götürdü. Sağ elini kalçama koydu ve popomu sıkmaya başladı. Önce sağ löpümü, sonra sol tarafı avucu içinde sıkıyordu. Bir onu bir diğerini. O kadar sert sıktı ki sonuncusunda canım yanıp biraz inlemişim.
- Çok sertmiş popon. Hoşuma gitti. Böyle sertlikleri ezmeyi, yumuşatmayı severim kendi sertliğim altında. Sana biraz sert davranmamın, sertlik yapmamın sakıncası yok sanırım.
- Yok, nasıl isterseniz.
- Anlaştık tatlı bebeğim. Seni yumuşacık yapacağım, Rüya ablandan vazgeçmeyeceksin.
- Muhteşemsiniz. Sizden nasıl vazgeçerim bilemiyorum zaten.
Beni çekti ve kucağına oturttu. Yüzlerimiz birbirine dönüktü. 66 kiloma rağmen birkaç dakika dizi üzerinde hoplattı. Hoşuma gitmiş ve dirilmiştim. Sonra bacağı üzerinde aşağıya kaydırdı. Ayağının üzerindeydim. Ön tarafım bileği ile bacağı arasına sıkışmıştı. Ayak parmak uçları popoma değiyordu. Beni birkaç dakika da ayağı üzerinde hoplatırken elinin işaret parmağını da dudaklarımda gezdiriyor, parmağını dudaklarımdan içeri almak istediğimde geri çekiyordu, ememiyordum. Benim çabamı gülerek seyrediyordu. Dolmuştum. Ayağının üzerinden yere bıraktı aniden.
- Hadi bebeğim, serin ve hafif bir şeyler ver bakalım. Kendine de al, gel yanıma.
- Derhal efendim.
Ses tonu hem rica eder ve bekler hem de emreder gibiydi. Nazikti. Kulağımda şakıyordu ve beynime işliyordu kelimeler. İçecekleri aldım ve yanına gittim. Bacak bacak üstüne attığı ayaklarından üsttekini yukarı aşağı yavaş ama sert hareketlerle sallıyordu. İnce bantlı ayakkabısındaki parmaklarıyla göz alıcı biçimde sanki ipnotize ediyordu beni. Gözlerimi ayaklarından alamadığımı görünce bir kahkaha attı. Gözleriyle ayaklarını işaret etti. Karşısına gelip önünde diz çöktüm. Öne eğildi, sağ elinin başparmağı ve işaret parmağı arasında dudaklarımı sıktı, gülerek hafif bir tokat attı. Can yakıcı değil, hükmetme tokadıydı. İşaret parmağıyla ayağını gösterdi. Hem kendi içkisini hem de benim içkimi elimden aldı. Arkasına yaslandı. Bacak bacak üstüne atmış durumdaydı. Ayağını öpmemi emretmişti sanki parmağıyla göstererek. Biraz daha öne eğildim yere yapışacak gibi ve ayaklarını öpmeye başlayacaktım. Sonra da bacaklarının yukarısına kadar öpecektim izin verirse.
Parmaklarının üzerinden geçen battan ulaşabildiğim kadarıyla parmaklarını öpmeye ve emmeye başlamıştım. Sonra ayağının üzerini öpmeye devam ettim. Ayaklarından gelen koku cezbediciydi. Koltukta sırtına yaslanmış bana bakıyordu. İçeceğinden küçük yudumlar alıyor, alaycı bakışlarla bana gülümsüyordu. Beni ele geçirdiğinin farkındaydı, ben de farkındaydım ama halimden memnundum, karşı çıkmayı düşünmüyordum. Bakışlarıyla ayağına dönmemi emretti sanki. Bir dakika sonra aniden öpmekte olduğum ayağını geri çekti, ayakkabısının incecik ve 12-13 santimlik topuğunu ağzıma soktu.
Ağzımın içinde uzun ince topuk ileri geri gidiyordu. Her yaklaştığında ayakkabısının tabanı sertçe suratıma yapışıyordu. Bilinçli yapıyordu. Hem ağzımın içinde topuğun hareketinden zevk alıyordum, hem de suratıma tabanıyla vurarak dayanıklılığımı ölçüyor, eğitiyordu. Pantolonumu ve çamaşırımı çıkarttırdıktan sonra arkamı ona dönerek dört ayak pozisyonu almamı sağladı. Arkasına yaslanarak oturduğu koltukta bu kez ayakkabısının tabanını popoma koyduktan sonra uzun ince topuğunu arkama sokmaya başladı. İnce kurşun kalem gibiydi.
Topuğu sadece sokmuyor, sonrasında içeride hareket de ettiriyordu. Topuğu arkamda hızlı hızlı ileri geri sokup çıkarıyor, bu arada tabanıyla da iterken kendimi sabit tutmamı istiyordu. Sonra birden topuğu ile içimi karıştırmaya başlıyordu. Öyle yerlere baskı yapıyordu ki topuğun sivri ucu, bir yandan kaşır gibi acıtıyordu. Dayanamadım ve boşaldım. Kahkaha attı.
- Tatlı bebeğim benim, aferin sana. Hem dayanıklısın içine iyi alıyorsun, hem de epey hoşuna gidiyor anlaşılan Rüya ablanınkini emip içine almak.
- Sizin her şeyinizi emebilirim ve içime alabilirim. Topuğunuzu, parmaklarınızı hepsini.
- Alacaksın bebeğim, sırayla alacaksın minnoşum. Ablasının minnoşu olacaksın ve vazgeçemeyeceksin almaya alışınca.
Salak salak baktığımı görünce gülmeye başladı. Ben tekrar geri döndüm ve ayağını öpmeye başladım. Dizinden yukarı çıkmıştım. Ben bacağının üstünü öpmek için öne eğildiğimden o da uzun bacağını uzatınca ayağıyla benim ön tarafımla oynayabiliyordu. Ufak ufak tekmeler atıyordu. Yavaşça tekmelerin sertliği artıyordu. Daha yukarıyı öpmek ve bacak arasına oral yapmak için zaten kısa olan eteğini ellerimle iki yandan çekmeye yeltendiğimde bacak arasında ucunda delik olan bir top görür gibi oldum. Anlam veremedim. Hoşuna gitmesi için sertlik yapar gibi davrandım ve eteğini bir hamlede kalçasına kadar sıyırdım.
İçinde çamaşır yoktu ama gördüğüm şeyle şoka uğradım. Benimkinin 1,5 katı büyüklüğünde bir organı vardı ve sertleşmiş, dimdik olmuştu. O anda ön tarafıma çok sert bir tekme atıp bacağını kaldırınca öne yuvarlandım. Suratım kucağına yani rüyamın şeyine yapıştı. Rüya değil kabustu. O koca şey suratıma yapışmıştı. Ensemden bastırdı ve bir süre onunla yapışık kaldık. Bırak diye bağırıyor, kurtulmaya çalışıyordum ama nafileydi. Güçlüydü ve beni o pozisyonda rahatlıkla tutuyordu. Dudağıma değiyordu, kokluyordum.
Birkaç dakika öyle durduktan sonra kokusu o kadar da kötü gelmemeye başladı ama uzaklaşmak istiyordum. Ellerimi enseme uzatarak engel olmaya çalıştım. İki bileğimi tek eliyle kavradı, sol avucunun içinde hem enseme uzatılmış bileklerimi tutuyor, hem de esnemeden bastırıyordu şu anda. Canımı yakmıyor, nazik davranıyordu ama beni kontrolü altına almıştı. Öne doğru eğildi. Eğilince göğüsleri sırtıma gelmişti, kafam da karnı ve bacakları arasında sıkışmıştı. Şu anda Rüyanın ön tarafındaki organıyla, penisiyle daha da yakınlaşmıştım. İyice pres olmuştu, dudaklarıma yapışmıştı. Dudaklarım kapalıydı ama temas halindeydi onunla mecburen. Öne eğildi ve sağ elinin önce işaret sonra orta parmağını arkama soktu. Parmakları içimde gidip geliyordu. Kafam artık karnı ile bacakları arasında sabitlendiği için sol eli de serbest kaldı ve o eliyle de kalçamı sıkıyor, löplerimi parmakları arasında eziyor, yumuşatıyordu.
Arkama giren parmaklara bir tane daha eklendi. Genişletiyordu yavaşça arkamı ve bunu nasıl ustalıkla yapacağını da iyi biliyordu. Ve alışmaya başlamıştım o parmakların içimde ileri geri gidişlerine. Ön tarafım sertleşmişti. Zevkten inlemeye başlamıştım arkamdakilerle. Birden hareketleri durdu. Ne olduğunu şaşırdım. Yarım dakika sonra kalçamı ileri geri götürüyor, parmakların içime girmesini sağlamaya çalışıyordum. Bunu görünce gülmeye başladı. Sesini duyuyordum. Artık bebeğim demeyi kesmişti, minnoşum diyordu sadece. Tekrar parmakları içimde ileri geri hızla sokup çıkarmaya başladı. İleri ittikçe kafam karnı ile bacakları arasında daha çok sıkışıyordu.
Dayanamayarak boşaldım tekrar ama o boşalmanın heyecanıyla Rüyanın uzun organını yandan dudaklarım arasında kavradım ağzıma aldım o coşkuyla ve dilimle yaladım bir an. On saniye kadar sürdü. Boşaldıktan sonra ne yaptığımı fark ettim ve hemen çıkarmaya çalıştım ama kafam presli olduğu için geri çekilemedim. Ağzımda kaldı. Artık arkamın almaya alıştığını onu da içime alınca Rüya kızı olmaya terfi edeceğimi, dişiliği yaşayacağımı söylüyordu. bir şeyler söylemeye çalışsam da ağzım dolu olduğu için konuşamadım. Koltukta kalçasını ileri geri hareket ettirince ben de sanki ağzımda ona oral yapıyormuş gibi oluyordum. Beni alıştırmaya çalışıyordu. Beş dakika sonra oturma durumuna geçince kendimi geri attım o hızla sırt üstü yere yapıştım. Dudaklarımı ve dilimi koluma siliyor, tadını uzaklaştırmaya çalışıyordum. Ama kokusu burnumdan ve tadı dilimden gitmiyordu. Yutkundum ve sanki tadı içime damarlarıma doğru gitti.
İçim bir tuhaf olmaya başlamıştı. Ayağa kalktı ve yanıma gelirken ben de yerde sırtüstü yatar pozisyonda geri geri kaçmaya çalışıyordum. Ben yavaş olduğum için o da çok yavaş adım atıyor ve hızlı üzerime gelmiyordu.
- Hayır yok onu istemiyorum.
- Gözlerin öyle demiyor minnoşum, ondan bakışlarını alamıyorsun.
- Ama o.. oo.
- Çok mu büyük.
- Evet.
- Strapon yememiş miydin hiç.
- Bir kere ama o farklı.
- Nesi farklı minnoşum.
- Bu canlı bir şey.. gerçek.. sahici..
- Eeee
- Oynuyor, hareket ediyor,.. ve de büyük, benimkinin 1,5 katı..
- Alışırsın minnoşum. (Bu esnada üzerime oturmuştu, artık geri kaçamıyordum.)
- Lütfen hayır.
- Diline de değdirdin, vazgeçemezsin artık.
- Ben.. ben…
Dizleriyle kollarımı bloke etti, iyice sertleşmiş organını tutarak ağzıma yaklaştırdı. Ucu dudaklarıma değiyordu. Derisiz kısmın dudaklarıma değmesi daha farklı bir şeydi. Kafamı yana kaçırmak isteyince organını cop gibi kullandı ve onunla yanağıma bir darbe patlattı. Sonra da diğer yanağıma indirdi. Canımı yakmıştı bu darbeler. Bir eliyle alnımdan bastırarak sabitledi kafamı ve yime dudaklarımda gezdirmeye başladı. Burnuma da getiriyor ve kokusunu özümsetmeye benimsetmeye çalışıyordu. Ben halen direniyordum ama bir yanadn a dilimi hafifçe ucuna değdirdim.
Güldü, oluyorsun yavaş yavaş dedi. Dilimi geri çekip dudağımı kapadım tekrar. Burnuma iyice dayadı ve ucundan ikişer minik damla akıttı her iki burun deliğimin ucuna da Dışarı nefes vererek uzaklaştıracaktım ki, ağzımı kapattı. Burnumdan nefes almaya başladım tüm gücümle ve o damlalar burnumun derinliklerine kadar her yere nüfuz etti. Ardından burnumu iki parmağı arasında sıkınca nefes alabilmek için ağzımı açtım mecburen iki damlacık da dilimin üzerine bıraktı. Ağzımı kapatıp yutmamı, gırtlağıma kadar her yere tadının sinmesini sağladı.
Üzerimden ayağa kalktı. Ayakkabısının kopçasını çıkarttı ve ayağını ağzıma soktuğunda parmaklarını emmeye başladım. Hep fazlasını isteyeceksin dedi ve kafamı itip tekrar giydi ayakkabısını. Kapıya giderken ben de dört ayak üstünde peşinden yetiştim. Lütfen o olmasın ama her şey olur, O olursa bir daha bir arada olamayız diyordum. Gülerek, göreceğiz zaman ne gösterecek derken çıktı, bir taksiye atladı ve gitti.
Hemen banyoya gittim, bir duş aldım ve yattım. Burnumdan ve dilimden kokusu ve tadı gitmiyordu. Bir daha ona gitmeyeceğim, hala gözümün önüne gelen o koca şeyi istemem diyerek, ama ince uzun bacaklarını, içimde dolaşan parmaklarını, ilk kez hem üst üste iki defa yaşadığım inanılmaz boşalmaları, onun gibi birisinden hiç beklenmeyecek billur gibi ince ve yumuşak sesini, yumuşacık ayaklarını da unutamadan ama sonra o koca şeyini hatırlayınca yine de istemem diyerek rüya aleminin derinliklerinde uykuya daldım.
Sabah işe gittikten sonra yoğunluktan akşamın nasıl geldiğini anlamadım. İş çıkışı eve gitmiştim ama bir süre sonra aklım karışmaya başladı. Dün akşam olanlar aklıma geliyordu. Evet çok güzeldi, çok seksiydi ama o şey vardı. Acaba sonradan mı ekletmişti. Böyle bir canlı düşünemiyordum. Uyku tutmadı ve gece 01:00 gibi evden çıktım. Dün onu gördüğüm yere gittim. Açık olan bir büfede masada oturuyordu. Oturan tek kişi oydu. Beni gördü ama içeceğini içmeye devam ediyor, beni görmezden geliyordu. Bir süre bekledim ama gelmeyince arabadan indim ve yanına gittim.
- Merhaba Rüya hanım.
- Evet minnoş hayvanı, seni dinliyorum.
- Özür dilerim Rüya hanım.
- Ne için salak. (beni eziyordu.)
- Terbiyesizlik yaptığım için.
- Niye geldin.
- Bir şans daha verebilir misiniz bana.
Ayağa kalktı. Ben ise o anda diz çökmüş durumdaydım. Saçımdan, tepemden çekerek beni ayağa kaldırdı. Yetinmedi, parmak uçlarıma kadar yükselmek zorunda kaldım. Sol eliyle çenemden tutarak ağzımı açtı ve içine bir tükürük bıraktı. Yutarsam onu hakkedecektim. Tabii ki yaptım ve arabanın yanına kadar geldik. Anahtarı elimden aldı, kapıyı açtı ve şoför koltuğuna geçti. Ben de yan koltuğa geçtim. Eve geldiğimizde arabadan indim ve kapısını açtım. Çantasından bir falçata çıkardığında ilk anda içimi acayip bir korku kapladı. Falçata ile pantolonumun tam arkasını kestikten sonra beni yine dünkü gibi kucağına aldı ve kapıya yürümeye başladı. Ancak bu kez bacaklarımın altından tutan ellerinden biri kalçamın altındaydı. Kalçam avucu içindeyken beni kapıya getirdi.
İçeri girdiğimizde beni yere bıraktı. Popomun güçlü bir el tarafından sıkılması hoşuma gitmişti. Beni yere bıraktıktan sonra ensemden tuttu ve suratımı koltuk altına yasladı. Burnumdan içeri onun kokusunu çekiyordum. Kokuyu içime çektikçe gevşiyordum. Koltuk altını yalamaya başladım. Beni bıraktı ve salona gidip koltuğa oturdu. Bacak bacak üstüne attı. Dayanamayarak gittim ve ayağını öpmeye başladım Rüyamın. Saçımdan çekerek yukarıya hızlı çıkarıyordu ve aşağıda kalmaya çalışmam faydasızdı. Bir süre sonra beni bacak arasına getirmişti. Bacaklarını açtı ve organını tutarak havaya kaldırdı. Burnumu toplarına dayamıştı. Biraz koklattıktan sonra ağzımı dayadı. Ben göğüs toplarını emmek istiyordum ama alt topları dudağıma dayamıştı. Kafamı o denli bastırdı ki, nefes almak için ağzımı açtığımda toplar ağzıma girmişti.
Şu anda ***** Rüya hanımın topları emiyorum. Aradan bir süre geçince beni tekrar kucakladı ve yatak odama götürdü. Yatağıma attıktan sonra sırt üstü çevirdi, bacaklarımı hiç zorlanmadan dizlerimin altından tutarak yukarıya çevirip bacak omza pozisyonuna çevirdi.
Kendimi kasarak direnmeye çalıştım ama fiziksel gücüm onun karşısında bir hiçti. Yaklaşık yirmi santimlik organı biraz zorlama sonrasında ağlata bağırta içimde dolaşmaya başlamıştı. Yapma, lütfen, istemiyorum şeklindeki yalvarmalarım bir anlam ifade etmedi. Gülerek, bir süre sonra içinde olması için yalvaracaksın minnoşum, tatlı kızım diyordu. Ben kız değilim dediğimde ,se göğüslerini ağzıma dayadı içimde inanılmaz hızla gidip gelmeye başladı, bugüne kadar değildin, artık Rüya kızısın dedi.
İçime hızla girip çıkıyor, tatlı kızım, bebeğim diyip duruyordu. Ne kadar dirensem de bir süre sonra zevk almaya başlamıştım. O bana girerken ben boşaldım. Artık inliyordum. Zor kullanmayı bıraktı. Şu anda havaya kalkmıştı, elleri yatakta iki yanımda duruyordu. Ben bacaklarımı onun beline, kollarımı boynuna sarmış, ayrılmamaya çalışıyordum.
Birden bana tokat atmaya başladı. Suratıma acımasızca indiriyor ve becermeye devam ediyordu. Beni her şeye alıştırıyordu. Tokatları yerken elini öpmeye parmaklarını emmeye çalışıyordum. O ise bana gülerek bakıyordu. Orospu dedi bana. Nasıl yani dediğimde, Minnoş orospum, ruhun bekliyormuş artık sahibinim dedi ve göğüslerini ağzıma dayayıp nefessiz bırakan Rüya, beni hızla becermeye devam etti. Artık zevk veren bu işle kendimden geçmiş ve bayılmışım. Sabah uyandığımda yan yana yatıyorduk. Beni koluyla sarmış, yan yana kaşık pozisyonunda tutuyordu. Rüyanın, hayal ötesi organı içimdeydi. Sabaha kadar mutluluktan onunda uyumuşum sanırım, Ön tarafım boşalmaktan su içindeydi. Arkam da sırılsıklamdı. Sanırım Rüyam defalarca içime boşalmıştı. Sabah gerginliği olsa gerek uyuduğu halde organı sertti. O uyurken ben kalçamı ileri geri iterek onu içime almaya devam ettim. Birkaç dakika sonra gülerek orospumsun işte, içine almak için her fırsatı değerlendiriyorsun dedikten sonra şiddetle ve ağlatarak, sonuna dek sokup beni yaptı. Dün gece almama rağmen sanırım hepsini almamıştım. Beş dakika bu sert becermeden sonra içimden çıktı. Yatakta beni sırt üstü çevirdi üstüme çıktı, bacaklarını iki yanıma koydu ve sert bir tokat attı. Hiçbir şey söylemeden kalktı, kapıdan çıktı ve gitti. Neyse ki bugün Cumartesiydi. Kendimden geçerek uykuya ve Rüyanın emsalsiz hayallerine bıraktım kendimi.
Ardan dört gün geçmişti. Hiçbir yerde yoktu. Ne arıyordu ne de benim aramalarıma cevap veriyordu. Her zamanki yerinde de bulamıyordum onu. Dört gün sonra öğlene doğru kapı çaldı. Açtığımda karşımdaki oydu. Elinde bir torba vardı. Kapıdan içeri girdiğinde yine enfesti. Göğüslerini çatalına kadar açık bırakan askılı bir bluz giymişti. Altında mini bir etek. Onüç santim topuklu ince bantlı parmaklarını açıkta bırakan bir ayakkabı. Seksi bir gülümseme.
Kapıdan içeri girdi. Ban ona bakakaldığım için kapıyı kendisi kapattı. Torbayı yere yan tarafa koydu. Gözleriyle yeri işaret ettiğinde hemen diz çöktüm ve ayaklarını öpüp parmaklarını emmeye başladım. “Bir kez daha gitmeme sebep olursan, bu beni son görüşün olur minnoş orospum” dediğinde “Asla” diye cevapladım. Erkek olmama rağmen orospu demesini, orospusu olmayı benimsediğimi görünce güldü. Ben ayak parmaklarını emiyordum bu esnada. Eğilerek saçımdan çekti ve yukarıya çıkardı kafamı. Bacak arasına geldiğinde durdu. “Hadi bakalım o zaman fahişelik becerini sergile kızım” dedi. Kızım lafına da itiraz etmedim ve ne istediğini anlamıştım. Yavaş yavaş onun onsekiz-yirmi santimlik şişmiş dikilmiş organının üzerine öpücük koymaya başladım. O da organını eliyle dibinden tutuyor ve copla vurur gibi suratıma patlatıyordu. Sağdan ve soldan ikişer tane patlattıktan sonra yanağımda ve dudağımın kenarlarında ucunu gezdirmeye başladı.
Dudaklarımın ucuna getirdi. Ardından yine her iki yanağıma onunla ikişer darbe indirdi. Beni iyice tahrik etmişti. Dudaklarımın yanında gezdirirken artık dayanamadım, pırıl pırıl ve tertemiz sopaya dilimi sürmeye çalıştım kaçırdı. Diğer eliyle kafamı sabitlemişti ve oynatamıyordum. Oyuncağı kaçtıkça çıldıran çocuk gibiydim. Yine dudak kenarımda gezdirdi. Biraz dilimi sürebildim ve kaçtı. Birer darbe daha indi yanaklarıma o sopayla. Sonrasında yine dudaklarımda gezdi. Bu kez kafamı serbest bıraktı. İnsanı tahrik ederek etkisine almayı çok iyi biliyordu. Aç kurt gibi saldırdım. Tepeye kaldırınca topları bir anda ağzıma geldi. Kremlenmiş ve parlıyorlardı. Onları dudaklarımın arasına aldım ve emmeye başladım. Halime gülüyor, “zavallım benim, fahişelik ruhunda varmış senin, benimsedin orospuluğu” diyor dalga geçiyordu. Gerçekti sanırım dedikleri.
Diz çökmüş vaziyette ve o tepemde ayaktayken vücudumu onun bacakları altına iyice soktum. Kafam tepedeydi. Bacaklarını omzuma getirmiştim. Öylesine coştum ki. Kollarımı bacaklarının alt baldırından sarıp elimle bacağının üstünü kavradım ve benden yaklaşık yirmi kilo ağır olmasına rağmen onu havaya kaldırmaya çalıştım. Önce başarılı olamadım. Tekrar denedim. Bir eliyle saçımı okşadı o anda. Kapı girişinde tepedeki demiri diğer eliyle tutarak o da kendini yukarı çekti ve bana yardımcı oldu. Ayağa kaldım. Onun sırtı duvara dayalı ve güçlü bacakları omuzumdaydı. Ben kendimi kaybetmiştim. Ağzıma almış emiyordum. Biraz dişlerimin arasında dişlerimi gezdirerek gacırdatıyordum. Sonra yine emiyordum. Kafamı iki eli arasında kavradı. İleri geri götürmeye başladı. Şu anda girip çıkıyordu da ağzıma. İnlemeye ve omzumda zıplamaya başladı. Onu tartamadım daha uzun süre ve dizlerimin üzerine yere düştüm.
O da inleyerek halıya boşaldı. Gülümseyerek baktı bana. “Tamamen teslim olduğun ve her şeyi kabul ettiğin belli” dedi. Bacaklarımı iki eliyle bileğinde tutarak açtı. Topuklu ayakkabısıyla benim organımın üzerine bastı ve sert bir tekme attı. Acıdan geberircesine inlemeye başladım. Sonra tekrar bastı ve ayağını bastırarak yana çevirince bağırmam bu kez böğürmeye dönüşmüştü. Pantolonumu ve iç çamaşırımı çıkarttı. Çantasında çıkarttığı bir iğneyi önce sol sonra sağ kasığıma batırdı. Acı azalmıştı. Ama sertleşen organım da bir anda sönmüştü. “Ne iğnesi o” dediğimde “Artık o kalkmayacak, benim kızımsın bundan sonra” diye cevapladı. Bu, beklemediğim bir şeydi ve ilk ana ağlamaya başladım. Ancak “sus kız orospu” gibi sert sesle söylediği sözler ve attığı sert tokatlarla ağlamamı bitirdi. Bundan hayatımın bu şekilde olacağını söyledi ve kenara koyduğu torbayı verdi. İlk yeni giysilerimin onlar olduğunu ve derhal giymemi söyledi.
Ardan iki hafta geçti. Artık onun dediği gibi giyiniyordum. Topuklu ayakkabı, etek ve v yaka bluz giymeye başlamıştım. Tüm vücuduma ağda yaptı ağlata ağlata. Her gece bir çok şekilde içime girerek beni artık sürekli onu isteyen bir dişiye dönüştürdü. İki haftanın sonunda yurt dışına gittik. O damatlık giydi, bana ise gelinlik giydirdi. Evlendik. Artık kocam olmuştu. Ülkeye döndüğümüzde sahibi olduğum iş yerine giderken eskisi gibi takım elbise ve kravat giyindim. O ise en şuh kıyafetini giymişti. Şirkette onu herkese tanıştırdım ve artık Rüya hanımın eşim olduğunu, şirkette patronun o olduğunu, her şeyi onun yürüteceğini ve bir süre şirkete gelmeyip dinleneceğimi söyledim. Ardından eve giderek yeni hayatımın kıyafetlerini tekrar giyerek kocamı beklemeye başladım. Rüya hanım yani kocam gece bana yine sahip olacaktı. Her gece yeni ufuklar, yeni hazlar.. Darısı başınıza…
8年前