Böyle Olmamalıydı
İnce çoraplar, süslü iç çamaşırları, ruj, rimel, allık, pudra, topuklu ayakkabılar, etekler, elbiseler...
Bunların kendimi bir erkeğe hazırlamak için.
Sikmek için doğan bir erkeğe. Sahip olmak, ezmek, kullanmak için doğan bir üstün erkeğe.
Böyle bir erkek içime girdiğinde hep aynı duygu olur; benden bir şeyleri koparıyor, söküyor, beni nasıl görmek istiyorsa öyle yapıyor.
Bacaklarıma, kalçalarıma dokunmak ona çok normal geliyor. Zaten böyle olmalıymış gibi.
Daha başlar başlamaz emir kipine geçiyor: Başını indir, kalçanı kaldır, bacaklarını ayır, ağzını aç, geri gel, yaklaş.
Hele biri vardı: Çocuktan ilkokuldan tanırdım. Sonradan denk geldik, gizli görüştük tabi. Adını söylemeyeyim, Osman diyeyim. Ben hep iyi öğrenciydim. Derslerim iyiydi, Osman ortaokulda terk etmiş. Orada burada çalışmış. Limanda işçiydi en son, zaten iri yapılı, güçlü kuvvetli.
Ama benim yanımda ne kadar özgüvenliydi. İnanamadım.
Nasıl olduysa buluştuk, önce dışarıda. İstemedim ama aklım kaldı. Birkaç kez aradı beni. Sonra denk gelince buluştum. Bekar evinde.
Kırmızı sütyen külot takım. Siyah ince çoraplar. Makyajım yine hafifti. Beni öyle görünce, "Hah şimdi olmuşsun bak..." dedi. Kalçama şaplaklar... Ne kadar rahattı. Elinde bir eşya gibiydim. Kaldırdı çevirdi altına aldı, okşadı mıncıkladı. "Gel bakalım, al ağzına..."Aletini çıkardı. Ağzıma aldım, ben konuşamıyorken ne kadar orospu olduğumu söyledi bana. İlk buluşmada vermememe kızmış, ben kim oluyormuşum, böyle şeyler..
Sonra sırtüstü yatağa vurdu beni. İki bacağımı iki yana bastırdı. Geniş, canavar gibi bir göğsü var. İçimde gidip geldikçe kedi gibi viyaklıyorum altında, tırmalıyorum göğsünü.
Yok yok böyle olmamalıydı.
Bunların kendimi bir erkeğe hazırlamak için.
Sikmek için doğan bir erkeğe. Sahip olmak, ezmek, kullanmak için doğan bir üstün erkeğe.
Böyle bir erkek içime girdiğinde hep aynı duygu olur; benden bir şeyleri koparıyor, söküyor, beni nasıl görmek istiyorsa öyle yapıyor.
Bacaklarıma, kalçalarıma dokunmak ona çok normal geliyor. Zaten böyle olmalıymış gibi.
Daha başlar başlamaz emir kipine geçiyor: Başını indir, kalçanı kaldır, bacaklarını ayır, ağzını aç, geri gel, yaklaş.
Hele biri vardı: Çocuktan ilkokuldan tanırdım. Sonradan denk geldik, gizli görüştük tabi. Adını söylemeyeyim, Osman diyeyim. Ben hep iyi öğrenciydim. Derslerim iyiydi, Osman ortaokulda terk etmiş. Orada burada çalışmış. Limanda işçiydi en son, zaten iri yapılı, güçlü kuvvetli.
Ama benim yanımda ne kadar özgüvenliydi. İnanamadım.
Nasıl olduysa buluştuk, önce dışarıda. İstemedim ama aklım kaldı. Birkaç kez aradı beni. Sonra denk gelince buluştum. Bekar evinde.
Kırmızı sütyen külot takım. Siyah ince çoraplar. Makyajım yine hafifti. Beni öyle görünce, "Hah şimdi olmuşsun bak..." dedi. Kalçama şaplaklar... Ne kadar rahattı. Elinde bir eşya gibiydim. Kaldırdı çevirdi altına aldı, okşadı mıncıkladı. "Gel bakalım, al ağzına..."Aletini çıkardı. Ağzıma aldım, ben konuşamıyorken ne kadar orospu olduğumu söyledi bana. İlk buluşmada vermememe kızmış, ben kim oluyormuşum, böyle şeyler..
Sonra sırtüstü yatağa vurdu beni. İki bacağımı iki yana bastırdı. Geniş, canavar gibi bir göğsü var. İçimde gidip geldikçe kedi gibi viyaklıyorum altında, tırmalıyorum göğsünü.
Yok yok böyle olmamalıydı.
8年前