Can, yanında ikimizin de tanımadığı orta yaşlı bir herifle karşımıza çıktığında; İstanbul'un o popüler gece klüplerinden birinde, kafalarımız oldukça iyi, oturuyorduk. Neredeyse beş yılllık bir aradan sonra Türkiye'ye gelince, gazetelerden adını bildiğimiz bu yere gelmiş ve biraz eğlenmek istemiştik. Barın dip tarafında, iki taburelik küçük bir yer vardı. Oranın boş olduğunu görünce hemen kapmış ve çevremizi seyretmeye başlamıştık. Karım bayağı mutluydu. Gülüyor, eğleniyor, biraz da çevredekilerle dalga geçiyordu. Çeşitli Avrupa ülkelerinde geçirdiğimiz o beş yıllık süre içinde, bir çok yen 続きを読む
Ameleler
İşten döndüğümde, karım evde yoktu. önce üstümü değiştirdim, sonra da kendime bir bardak buzlu viski yapıp, televizyonun önüne oturdum. Kim bilir neredeydi karım. Fazla düşünmeden, haberlere daldım. Kapının açıldığını duyduğumda, ikinci viskim de bitmek üzereydi. Gözlerimi televizyondan koparıp, salonun kapısından girmekte olan karıma şaşırarak baktım. Beyaz bir giysi vardı üstünde. Eğer buna giysi denilebilirsez tabii. O baştan çıkartıcı vücudunu örtmekten çok, daha göze batar hale getiriyordu çünkü. incecik, pamuklu bir kumaştan yapılmıştı. Biraz uzunca ve kolsuz bir T-shirt'e benziyordu. S 続きを読む
Fingirdek
Sırtımı, girişdeki yüksek bölümün duvarına dayamış, salonun öbür ucundaki karım Suna'yı seyrediyordum. Kalabalık bir partiydi. En az elli kişi olmalıydı içerde. Yaklaşık iki saattir buradaydık ve bir saat önce kopmuştuk karımla. Ama gözlerimi onun üstünden bir dakika bile ayırmamıştım. Hiç yalnız kalmamıştı bu süre içinde. Hep birileri vardı yanında. Daha doğrusu, hep erkekler vardı çevresinde. Çoğu ya hiç tanımadığımız kimselerdi bunların. Ya da yalnızca göz aşinası olduklarımız. Doğruyu söylemek gerekirse, alabildiğine ilginçti olup bitenler. Karıma sokulanların tamamının kafasında tek b 続きを読む
Misafirler
Hiç hesapta olmayan bir halde yakalanmasına, kocası neden olmuştu. Kapı açıldığında, salondaki divanın üstüne uzanmış, kitap okuyordu. Eteği beline kadar sıyrılmıştı. Kocası içeri yanında üç kişiyle girince gerçi yerinden fırlamıştı hemen ama, bunu yapana kadar her yerini görmüş olduklarından da emindi. Aslında üzerindeki giysi de, ayakta dururken bile, vücudunun gereğinden çok daha fazla bölümünü adamların gözleri önüne seriyordu. Bu da hazırlıksız yakalanmasının sonucuydu tabii. Kimseyi beklemediği için, her zaman yaptığı gibi, kocasının t-shirtlerinden birini geçirmişti çıplak vücuduna. İn 続きを読む
Erol Bey
"Patron ne biçim bakıyor kız sana öyle..?" dedi Mehtap, "Gözlerini ayırmıyor valla üstünden..." "Öyle mi?" dedi Şule, "Hiç farkında değilim doğrusu..." Tabii ki doğru değildi bu. Bal gibi farkındaydı durumun. Yaklaşık 2 saattir, yani şirketin yeni aldığı bu çiftliğin açılışı nedeniyle verilen partiye geldiği andan beri, gözleri hep üstündeydi Erol Bey'in. Farkındaydı ve bu çok da hoşuna gidiyordu. "Aman Mehtap..." dedi kadına, "Nelerle uğraşıyorsun sen de..." Kocasının iş arkadaşlarından birinin karısıydı Mehtap. Esmer ve sıradan bir kadındı işte. Öylesine tanışıyorlardı aslında. O açıda 続きを読む
Ayakkabıcıda
Oteldeki dükkanlar, daha yeni yeni açılmaya başlamıştı. Ayla, ne yapacağını tam bilemeden, dolaşıp duruyordu. Murat, yani kocası, yedinci kattaki odalarında hala uyuyordu. Çok uğraşmış, ama onu kalkmaya razı edememişti. Bir bakıma anlıyordu kocasını, Gece binbir türlü macera yaşamış ve oldukça geç yatmışlardı. Murat'ı uyandıramayınca, kendisi giyinip aşağıya inmişti. Hoş pek giyinmiş de sayılmazdı ya. Üstüne geçirdikleri, beyaz renkli bir giysiyle, yine beyaz bir çift yüksek topuklu sandaletten ibaretti. Giysisi, aslında biraz uzunca bir atlet fanilasına benziyordu. Kolları, omuzları, g 続きを読む
Hediye
Özge'nin canı çok sıkkındı. O gün 21 yaşına basıyordu ve İstanbul'da, yalnızca 6 aydan beri yaşadığı bu kentte yalnızdı. Bülent, yani 6 ay önce evlendiği kocası, görevli olarak gittiği Anadolu'nun bilmemneresindeydi ve ilk başta defalarca doğum gününde mutlaka yanında olacağı sözü verdiği halde, yoktu işte. Aslında ona pek kızmaması gerektiğini de biliyordu ama, yine de kızıyordu işte. İkisi de İzmirli'ydiler. Evlenecekleri sırada Bülent, İstanbul'daki büyük bir uluslararası şirkette iş bulmuştu ve hemen üstüne atlamıştı tabii. 26 yaşındaydı ve şirketin satış teşkilatının müfettişliğini öner 続きを読む